Karar Bülteni
DANIŞTAY 12. Daire 2021/3573 E. 2023/5033 K.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Daire | Danıştay 12. Dairesi |
| Esas No | 2021/3573 |
| Karar No | 2023/5033 |
| Karar Tarihi | 17.10.2023 |
| Dava Türü | İptal ve Tam Yargı |
| Karar Sonucu | Bozma |
| Karar Linki | Danıştay Karar Arama |
- Sözleşme fesihlerinde sebep unsuru somutlaştırılmalıdır.
- Çalışanların mobbing iddiaları mahkemelerce araştırılmalıdır.
- Eksik incelemeye dayalı yargı kararları hukuka aykırıdır.
- Salt disiplin cezaları mutlak fesih sebebi yapılamaz.
Bu karar, sözleşmeli statüde istihdam edilen kamu personelinin hizmet sözleşmelerinin idare tarafından tek taraflı olarak feshedilmesi süreçlerinde, idareye tanınan takdir yetkisinin sınırlarını ve yargısal denetimin derinliğini göstermesi bakımından hukuken kritik bir öneme sahiptir. İdarelerin, kamu hizmetinin kesintisiz ve düzenli yürümesi adına çalışanların disipline aykırı davranışlarını gerekçe göstererek sözleşmeyi feshetme hakları bulunsa da, bu fesih işlemlerinin somut, objektif ve şüpheye yer bırakmayacak delillere dayanması şarttır. Çalışanın husumet veya psikolojik taciz (mobbing) iddialarında bulunduğu durumlarda, mahkemelerin bu iddiaları yüzeysel olarak geçiştirmemesi ve detaylı bir yargısal inceleme yapması gerektiği vurgulanmaktadır.
Benzer davalardaki emsal etkisi değerlendirildiğinde, bu karar, sözleşmeli personel çalıştıran tüm idareler ile uyuşmazlıklara bakan derece mahkemeleri için önemli bir rehber niteliğindedir. İş güvencesi memurlara kıyasla farklı esaslara bağlanan sözleşmeli personelin, tam olarak aydınlatılmamış soruşturmalar veya salt alınan disiplin cezaları üzerinden işinden edilmesi, hukuki güvenlik ilkesiyle bağdaşmamaktadır. Uygulamadaki önemi, alt derece mahkemelerinin idarenin sunduğu fesih gerekçeleriyle yetinmeyip, davacının lehe olan iddialarını ve işlemin arka planını derinlemesine araştırmasını zorunlu kılmasıdır. Aksi halde verilecek kararlar, bu uyuşmazlıkta olduğu gibi eksik inceleme gerekçesiyle yüksek yargıdan dönecektir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Bir Ticaret Ataşeliğinde sözleşmeli personel olarak görev yapan davacı ile idare arasında imzalanan Tip Hizmet Sözleşmesi, idare makamının işlemiyle tek taraflı olarak feshedilmiştir. İdare, bu fesih işlemine gerekçe olarak davacının kendisine verilen işleri yürürlükteki mevzuata uygun yapmamasını, amirlerine ve iş sahiplerine karşı görev adabı ile disipliniyle bağdaşmayan davranışlarda bulunmasını ve bu ihlaller neticesinde iki kez kınama cezası almasını göstermiştir.
Davacı taraf ise, sözleşmesinin feshine yol açan temel sebeplerin ve maddi olguların işlemde somut olarak gösterilmediğini, kendisine yönelik kasıtlı bir mobbing (psikolojik taciz) uygulandığını ve feshe dayanak teşkil eden disiplin cezalarının hukuka aykırı olduğunu iddia etmiştir. Bu şikayetlerle birlikte davacı, haksız yere tesis edildiği ileri sürülen fesih işleminin iptalini, işlem sebebiyle yoksun kaldığı parasal hakların yasal faiziyle ödenmesini ve özlük haklarının iadesini talep etmiştir.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
İdari işlemlerin sebep unsuru, bir işlemin tesis edilmesini zorunlu kılan hukuki ve fiili durumların bütününü ifade etmektedir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m.4/B uyarınca istihdam edilen sözleşmeli personelin görevlerine son verilmesi, dayanak teşkil eden hizmet sözleşmesinde yer alan fesih hallerinin somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespitine bağlıdır.
Uyuşmazlıkta uygulanan Tip Hizmet Sözleşmesinin 13. maddesi, personelin kendisine verilen işleri yürürlükteki kanun, tüzük, yönetmelik, genelge ve emirlere uygun olarak yapmaması ya da kurum mensupları ile iş sahiplerine karşı görev adabı ve disipliniyle bağdaşmayan eylemlerde bulunması durumlarında, idareye sözleşmeyi tek taraflı olarak feshetme yetkisi vermektedir. Ancak idare hukuku prensipleri ve yerleşik yargı içtihatları uyarınca, idarelere tanınan bu takdir yetkisi keyfi ve sınırsız değildir. İdareler, fesih yetkisini kamu yararı ve hizmet gerekleri temelinde kullanmak zorundadır.
Fesih işlemine dayanak olarak gösterilen disiplin cezalarının ve eylemlerin, idari yargı denetimi aşamasında şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlanması elzemdir. Doktrin tanımlarında ve idari yargılama usulünde sıkça vurgulandığı üzere, "eksik inceleme" neticesinde tesis edilen işlemlerin veya bu doğrultuda verilen mahkeme kararlarının hukuki sıhhati bulunmamaktadır. Özellikle davacı tarafından ileri sürülen psikolojik taciz iddialarının ve işlemin altyapısını oluşturan cezaların hukuka aykırılığı yönündeki savunmaların, yargı makamlarınca bütüncül bir yaklaşımla, olayların arka planı tartışılarak ele alınması adil yargılanma hakkının en temel gereğidir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Danıştay Onikinci Dairesi tarafından dosya üzerinden yapılan incelemede, ilk derece ve istinaf mahkemelerinin uyuşmazlığı ele alış biçimleri ile yargılama safahatı detaylı bir şekilde değerlendirilmiştir. İlk derece mahkemesi olan idare mahkemesi, davacının görev süresi içerisinde iki ayrı disiplin soruşturması geçirdiğini, bu soruşturmalar neticesinde iki kez kınama cezası aldığını ve bu cezaların kesinleştiğini tespit etmiştir. Mahkeme, bu olguları baz alarak Tip Hizmet Sözleşmesinin 13. maddesinde öngörülen fesih koşullarının oluştuğuna kanaat getirmiş ve davanın reddine karar vermiştir. Bölge İdare Mahkemesi de aynı gerekçeleri yerinde bularak davacının istinaf başvurusunu reddetmiştir.
Buna karşın, dosyadaki bilgi ve belgeler ile temyiz iddiaları bir bütün olarak Danıştay tarafından ele alındığında farklı bir hukuki sonuca ulaşılmıştır. Davacı taraf temyiz dilekçesinde; sözleşmenin feshine ilişkin asıl sebeplerin işlemde açıkça gösterilmediğini, idarenin fesih nedenlerini somut olarak ispat edemediğini, görev yaptığı yerde kendisine sistemli bir şekilde mobbing uygulandığını ve bu yöndeki savunmalarının idare mahkemesi kararında hiçbir şekilde karşılanmadığını haklı olarak vurgulamıştır. Ayrıca, feshe temel oluşturan disiplin cezalarının hukuka aykırılığı yönündeki iddiaların da ilk derece yargılaması aşamasında eksik inceleme sonucu değerlendirmeye alınmadığı belirtilmiştir.
Danıştay, uyuşmazlığı karara bağlayan mahkemelerin tarafların iddia ve savunmalarını, özellikle çalışma hayatını doğrudan etkileyen psikolojik taciz gibi ağır iddiaları ve feshin yasal dayanağı olan cezai işlemlerin hukuki durumunu yeterince araştırmadığını tespit etmiştir. İdare mahkemesince bu hususlarda eksik inceleme yapıldığı ve bölge idare mahkemesinin de herhangi bir ek gerekçe sunmaksızın istinaf istemini reddetmesinin hukuki isabet barındırmadığı yargısal denetim sonucunda ortaya konulmuştur.
Sonuç olarak Danıştay 12. Dairesi, mahkemece eksik inceleme sonucu karar verildiği gerekçesiyle Bölge İdare Mahkemesi kararını bozmuştur.