Anasayfa Karar Bülteni AYM | 2022/51793 BN.

Karar Bülteni

AYM 2022/51793 BN.

Anayasa Mahkemesi | Zekeriya Çolak | 2022/51793 BN.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm
Başvuru No 2022/51793
Karar Tarihi 02.10.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Silahların eşitliği ilkesi adil yargılanmanın temelidir.
  • Sanığın delil sunma hakkı kısıtlanamaz.
  • Belirleyici delillerin uzmanlarca incelenmesi zorunludur.
  • Taleplerin soyut gerekçelerle reddi hakkaniyeti zedeler.

Bu emsal niteliğindeki karar, demokratik bir hukuk devletinde adil yargılanma hakkının sarsılmaz güvencelerinden biri olan silahların eşitliği ile çelişmeli yargılama ilkelerinin ceza yargılamalarındaki hayati rolünü bir kez daha çok güçlü bir biçimde vurgulamaktadır. Mahkûmiyete doğrudan esas alınan, şüphelinin kaderini belirleyecek kadar önemli olan en kritik delillerden birine yönelik savunma makamı tarafından getirilen haklı itirazların, ilk derece mahkemelerince somut gerçeklikten uzak ve tamamen soyut gerekçelerle reddedilmesi, savunma hakkını ölçüsüz bir biçimde sınırlandırmaktadır. Karar, sanığa iddia makamı karşısında dezavantajlı bir konum yaratılmasının, hukuki sürecin tamamını onarılamaz bir biçimde sakatlayacağını tescil etmektedir.

Özellikle görüntü, video kayıtları veya dijital materyallerin suçun sübutuna doğrudan etki ettiği dosyalarda, sanığın bu kayıtlar üzerinde uzman bir bilirkişi incelemesi yapılması yönündeki taleplerinin, mahkemeler tarafından "yargılamaya yenilik katmayacağı" gibi basmakalıp ifadelerle geçiştirilemeyeceği netleşmiştir. Benzer ceza davalarında bu Anayasa Mahkemesi kararı, sanıkların maddi gerçeğin ortaya çıkarılması amacıyla sundukları delillerin ve teknik inceleme taleplerinin daha titiz, dikkatli ve tamamen somut gerekçelere dayandırılarak değerlendirilmesi gerektiği yönünde bağlayıcı bir emsal teşkil edecektir. Uygulamada, ceza yargılamasını yürüten mahkemelerin çelişmeli yargılama ilkesini tam anlamıyla işletmeleri bakımından bu tespitler eşsiz bir yol göstericidir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu, 2014 yılının Ağustos ayında İstanbul'da Fatih Sultan Mahallesi Evren Paşa Caddesi üzerinde faaliyet gösteren çeşitli marketlere ve aynı bölgedeki bir banka ATM'sine yönelik gerçekleştirilen molotofkokteylli saldırı eylemlerinin içinde yer aldığı iddiasıyla yargılanmıştır. Soruşturma aşamasında "Deniz Tan" kod isimli bir gizli tanık, olayın gerçekleştiği bölgeyi gören güvenlik kamerası görüntülerinden yola çıkarak gruptaki kişilerden birinin başvurucu olduğunu iddia etmiş ve teşhiste bulunmuştur. Başvurucu ise, verdiği ifadelerde kamera görüntülerindeki kişinin kesinlikle kendisi olmadığını, olayın yaşandığı saatlerde ortamın çok karanlık olduğunu ve yüzü maskeyle kapalı bir grubun içindeki şahsın kimliğinin anlaşılamayacağını belirterek aleyhindeki suçlamaları kesin bir dille reddetmiştir.

Yargılama sürecinde başvurucu ve avukatı, hakkındaki en önemli delil olan söz konusu kamera kayıtları üzerinde uzman bir bilirkişi heyeti tarafından detaylı bir inceleme yapılmasını ısrarla talep etmiştir. Ancak mahkeme, başvurucunun bu kritik talebini dosyadaki mevcut tutanaklar ışığında "yargılamaya yenilik katmayacağı" gerekçesiyle reddetmiş, neticede başvurucu hakkında hapis cezalarına hükmetmiştir. Uyuşmazlığın temel konusu, davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki temel delillerin mahkemece uzman incelemesine gönderilmemesi ve araştırılmaması sebebiyle adil yargılanma hakkının açıkça ihlal edildiği iddiasıdır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı incelerken temel referans noktası olarak, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 36 kapsamında güvence altına alınan adil yargılanma hakkına dayanmıştır. Mahkeme, adil yargılanma hakkının en önemli alt unsurları konumunda bulunan silahların eşitliği ile çelişmeli yargılama ilkelerinin yargılamanın her aşamasında titizlikle gözetilmesi gerektiğini vurgulamıştır.

Ceza yargılaması hukukunda silahların eşitliği ilkesi, davanın tarafları olan iddia makamı ile savunma makamı arasında usuli haklar bakımından adil bir dengenin kurulmasını gerektirir. Çelişmeli yargılama ilkesi ise tarafların, dosyaya sunulan her türlü delilden zamanında bilgi sahibi olabilmelerini, bu delilleri inceleyebilmelerini ve kendi lehlerine veya aleyhlerine olan bu hususlarla ilgili savunmalarını mahkeme önünde serbestçe bildirebilme imkânına sahip olmalarını ifade eder.

Yerleşik içtihat prensipleri uyarınca, taraflara suçsuzluklarını kanıtlayacak delillerini sunma ve aleyhlerine olan teknik delilleri uzmanlarına inceletme noktasında mahkemelerce uygun ve etkili imkânların tanınması hukuki bir zorunluluktur. Mahkemelerin sanığa aleyhindeki delillere karşı çıkma imkânı vermemesi veya doğrudan beraatini sağlayabilecek nitelikteki delillerin toplanması yönündeki taleplerini soyut gerekçelerle reddetmesi, yargılama faaliyetini hakkaniyete aykırı hâle getirir. Bir ceza yargılamasında, mahkûmiyete temel teşkil eden kritik bir delilin doğruluğu konusunda ciddi şüpheler ileri sürülmüşse, bu şüphelerin giderilmesi için teknik bilirkişi raporu dâhil gerekli tüm adli araştırmaların yapılması maddi gerçeğe ulaşmanın ve adil yargılanma hakkının vazgeçilmez gereğidir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olay kapsamında gerçekleştirdiği incelemede, ilk derece mahkemesinin mahkûmiyet kararını belirleyici olarak gizli tanık beyanlarına, bu tanığın güvenlik kamerası görüntülerinden yaptığı teşhise ve aramalarda ele geçirilen dergilere dayandırdığını tespit etmiştir. Ancak yargılama sürecinde başvurucunun, görüntülerdeki şahsın kesinlikle kendisi olmadığı yönündeki ısrarlı itirazları ve bu itirazı kanıtlamak için görüntüler üzerinde bilirkişi incelemesi yapılması talebi mahkeme tarafından göz ardı edilmiştir.

Mahkemenin, başvurucunun davanın sonucuna doğrudan etki edebilecek mahiyetteki bilirkişi incelemesi talebini, dosyadaki tutanakların varlığını öne sürerek ve "yargılamaya yenilik katmayacağı" gibi son derece soyut ve yetersiz bir gerekçeyle reddetmesi, adil yargılanma hakkı bağlamında büyük bir eksiklik olarak değerlendirilmiştir. Olayın sübutu açısından kritik öneme sahip olan ve gizli tanığın da teşhisine dayanak oluşturan kamera görüntülerinin, uzman bir heyet tarafından teknik olarak incelenmemesi, savunma makamını iddia makamı karşısında son derece dezavantajlı bir duruma sürüklemiştir.

Nitekim bu hak kaybının ciddiyeti Yargıtay aşamasında da ortaya çıkmıştır. Yargıtay 3. Ceza Dairesinin bozma kararı üzerine nihayet yaptırılan Adli Tıp Kurumu incelemesinde, söz konusu kamera görüntülerinden elde edilen verilerin şahsın kimliğinin kesin olarak teşhis edilmesi için bilimsel açıdan yetersiz olduğu tespit edilmiş ve başvurucu terör örgütü üyeliği suçundan beraat etmiştir. Ancak, mala zarar verme suçu yönünden verilen hapis cezası daha önce kesinleştiğinden, başvurucu elde edilen bu yeni teknik durumdan faydalanamamış ve mağduriyet yaşamıştır. Mahkemenin izlediği bu eksik, tek taraflı ve savunma hakkını kısıtlayıcı yöntem, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin gereklerine aykırı bulunmuştur.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: