Karar Bülteni
AYM H.C.A. BN. 2021/15836
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm |
| Başvuru No | 2021/15836 |
| Karar Tarihi | 17.07.2025 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Silahların eşitliği adil yargılanmanın temel unsurudur.
- Delillerin sanığın huzurunda tartışılması zorunludur.
- Tanık dinletme talebinin reddi gerekçelendirilmelidir.
- Çelişmeli yargılama ilkesi savunma hakkını güvenceye alır.
- İnfaz hâkimliği incelemelerinde usul güvenceleri gözetilmelidir.
Bu karar, ceza infaz kurumlarında verilen disiplin cezalarına karşı yapılan itiraz ve şikâyet başvurularında, hükümlü ve tutukluların adil yargılanma hakkı güvencelerinden tam ve eksiksiz olarak yararlandırılması gerektiğini hukuken tescil etmektedir. Anayasa Mahkemesi, disiplin soruşturması neticesinde elde edilen kamera kayıtları gibi belirleyici nitelikteki delillerin mahpusun yokluğunda incelenmesini ve savunma tanıklarının mahkeme huzurunda dinlenmemesini, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine açık bir aykırılık olarak nitelendirmiştir.
Yargılamanın sonucunu doğrudan etkileyebilecek nitelikteki kanıtların mahkeme huzurunda tarafların tartışmasına açılmadan ve sanığa itiraz imkânı dahi tanınmadan karara esas alınması, iddia makamı ile savunma makamı arasındaki hassas dengeyi bozmaktadır. Verilen karar, infaz hâkimliklerinin şikâyet incelemelerinde sadece idarenin düzenlediği tutanaklara sıkı sıkıya bağlı kalmayarak, maddi gerçeği araştırırken taraflara eşit usul imkânları sunması ve delil toplama taleplerini gerekçesiz reddetmemesi gerektiğini güçlü bir biçimde vurgulamaktadır.
Kararın benzer davalardaki emsal etkisi uygulamada oldukça yüksektir. Zira bu karar, ceza infaz kurumlarındaki disiplin yargılamalarının basit ve şeklî bir incelemeden ibaret olamayacağını, mahkemelerin savunma tanıklarını dinlemeyi reddederken haklı ve somut gerekçeler sunmak zorunda olduğunu göstermektedir. Uygulamada infaz hâkimliklerinin dosya üzerinden veya eksik incelemeyle verdikleri gerekçesiz ret kararlarının önüne geçilmesi hedeflenmekte, cezaevi idaresi karşısında her zaman dezavantajlı konumda olan mahpusların usul haklarının titizlikle korunması gerektiği prensibi Türk hukuk sisteminde daha sağlam ve yerleşik hâle getirilmektedir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Başvurucu H.C.A., Tekirdağ 2 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak kalmaktayken, koğuş kapısına vurarak huzursuzluk çıkardığı ve koğuşa gelen görevli memurlara saldırarak onları darbettiği iddiasıyla cezaevi yönetimi tarafından on beş gün hücreye koyma disiplin cezası ile cezalandırılmıştır. Başvurucu, verilen bu disiplin cezasına itiraz ederek infaz hâkimliğine şikâyet başvurusunda bulunmuştur. Şikâyet dilekçesinde olay sırasında kendisine işkence yapıldığını iddia etmiş, olay anına ait güvenlik kamera kayıtlarının getirtilerek izlenmesini ve koğuşta bulunan bir başka mahpusun tanık olarak dinlenmesini talep etmiştir. İnfaz hâkimliği ise başvurucunun tanık dinletme talebini herhangi bir gerekçe göstermeden reddetmiş ve kamera kayıtlarını başvurucunun yokluğunda sadece kendisi izleyerek bir tutanağa bağlamak suretiyle şikâyeti kesin olarak reddetmiştir. Başvurucu, savunma hakkının haksız yere kısıtlandığını, delillerin mahkeme huzurunda tartışılmadığını ve gösterdiği tanığın dinlenmediğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine başvurmuştur.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı, maddi adaleti değil şeklî adaleti temin etmeye yönelik güvenceler içermektedir. Bu bağlamda, yargılama sürecinin ve usulünün her aşamada hakkaniyete uygun olarak yürütülmesini teminat altına almaktadır. Hakkaniyete uygun yargılanma hakkının en önemli unsurlarından biri olan silahların eşitliği ilkesi, davanın taraflarının usule ilişkin haklar bakımından aynı koşullara tabi tutulmasını ve taraflardan birinin diğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını mahkeme önünde makul bir şekilde dile getirme fırsatına sahip olmasını ifade eder.
Adil yargılanma hakkının bir diğer unsuru olan çelişmeli yargılama ilkesi ise taraflara dava dosyası hakkında bilgi sahibi olma ve dosyaya sunulan kanıtlar üzerine yorum yapma hakkının tanınmasını zorunlu kılar. Mahkemelerin tarafları dinlememesi ve onlara sunulan delillere karşı çıkma imkânı vermemesi, yargılama faaliyetinin hakkaniyete aykırı hâle gelmesine doğrudan neden olmaktadır. Ceza davalarının yanı sıra medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin davalarda ve idari nitelikteki yargılamalarda da bu ilkelere sıkı sıkıya uyulması anayasal bir zorunluluktur.
4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu uyarınca, hükümlü ve tutukluların ceza infaz kurumlarındaki eylem ve faaliyetlerine ilişkin şikâyetleri inceleyerek karara bağlamak infaz hâkimliklerinin temel görevidir. İnfaz hâkimlikleri bu denetim görevini ifa ederken, idarenin verdiği disiplin cezasına esas alınan tutanaklara karşı hükümlülerin sunduğu delilleri eksiksiz toplamalı ve bu delillerin mahkeme huzurunda tartışılmasını mutlak surette sağlamalıdır. Yargılamada hükme esas alınan belirleyici delillerin aksinin ispat edilmesi imkânının ilgili tarafa etkin biçimde verilmesi, varsa tanıkların dinlenmesi veya başkaca kanıtların değerlendirilerek olayın oluş şeklinin maddi gerçeğe uygun biçimde tespit edilmesi, silahların eşitliği ilkesinin kaçınılmaz bir gereğidir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi tarafından yapılan incelemede, başvurucunun aldığı on beş gün hücreye koyma disiplin cezasının, ceza infaz kurumu tarafından düzenlenen tutanağa, kurum personeli beyanlarına ve olay anına ait güvenlik kamerası görüntülerine dayandığı tespit edilmiştir. İnfaz hâkimliğinin, uyuşmazlığı çözerken yalnızca idare tarafından sunulan bu bilgi ve belgeleri göz önünde bulundurarak, eksik bir araştırma neticesinde karara vardığı saptanmıştır.
Somut olayda, başvurucunun disiplin soruşturmasına konu edilen tutanağın gerçeği yansıtmadığına dair savunmasını ispatlayabilmesi için bildirdiği tanığın dinlenmediği açıkça görülmüştür. İnfaz hâkimliği, karara etki edebilecek nitelikteki söz konusu tanığın neden dinlenmediğine dair kararında herhangi bir makul gerekçe oluşturmamıştır. Bununla birlikte, olay anına ait kamera kayıtlarının yalnızca hâkim tarafından başvurucunun yokluğunda izlenerek tutanağa geçirildiği, bu tutanağın içeriği hakkında başvurucuya hiçbir bilgi verilmediği ve söz konusu görüntülere itiraz etme hakkının tanınmadığı tespit edilmiştir. Hâkimliğin gerekçeli kararında da söz konusu kamera görüntülerinin içeriğine ilişkin detaylı bir hukuki değerlendirmeye yer verilmemiştir.
İnfaz hâkimliğinin, sadece idarenin tutanağına üstünlük tanıyarak başvurucunun savunmasını kanıtlayacak delilleri değerlendirmekten kaçınması ve kamera görüntülerini başvurucunun huzurunda çelişmeli bir biçimde tartışmaya açmaması, iddia ve savunma makamları arasındaki usule ilişkin güç dengesini başvurucu aleyhine ağır bir şekilde bozmuştur. Başvurucunun itiraz merciine sunduğu benzer mahiyetteki şikâyetler de sonuçsuz kalmış, yargılamanın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki iddialar makamlarca karşılanmadan onama kararı verilmiştir. Disiplin soruşturması ve yargılama süreci bir bütün olarak ele alındığında, başvurucu hakkında belirleyici nitelikteki delillerin tartışılmaması ve tanığın dinlenmemesi başvurucuyu idare karşısında önemli ölçüde dezavantajlı bir duruma düşürmüş, böylelikle yargılamanın bir bütün hâlinde adil olma niteliği temelinden zedelenmiştir.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiği yönünde karar vererek başvuruyu kabul etmiştir.