Anasayfa/ Karar Bülteni/ AYM | Arzu Özfidan ve Diğerleri | BN. 2022/8151

Karar Bülteni

AYM Arzu Özfidan ve Diğerleri BN. 2022/8151

KARARIN KÜNYESİ

Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi 1. Bölüm
Başvuru No 2022/8151
Karar Tarihi 16.09.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Sendikal fesih iddialarında eksik inceleme yapılamaz.
  • İşten çıkarmalarda sendikal nedenler derinlemesine araştırılmalıdır.
  • Sendikal fesih kriterleri somut olaya tam uygulanmalıdır.
  • Şekli unsurlara dayanılarak sendikal tazminat reddedilemez.

Bu karar, sendikal nedenlerle işten çıkarıldığını iddia eden işçilerin açtığı davalarda mahkemelerin yüzeysel gerekçelerle ret kararı veremeyeceğini açıkça ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, iş sözleşmesinin feshinde sendikal nedenin varlığının tespit edilebilmesi için Yargıtay ve uluslararası içtihatlarla belirlenen kriterlerin eksiksiz uygulanması gerektiğini vurgulamıştır. Hukuk sistemimizde işçi ve işveren arasındaki uyuşmazlıklarda adil bir dengenin kurulması, hak arama hürriyetinin etkin bir şekilde işletilmesine bağlıdır.

Benzer davalarda bu karar, derece mahkemelerinin işçi sayısındaki değişim, işverenin sendikal faaliyetlere karşı tutumu ve toplu iş sözleşmesi süreçleri gibi somut verileri derinlemesine irdelemesi gerektiği yönünde güçlü bir emsal oluşturacaktır. İşverenlerin sadece soyut inkârlarına veya eksik incelemeye dayanılarak verilen ret kararlarının Anayasa'nın güvence altına aldığı sendika hakkını ihlal edeceği kesinleşmiş olup, uygulamada iş mahkemelerinin daha kapsamlı araştırmalar yapmasını zorunlu kılacaktır. Sendikalı olmanın veya sendikal faaliyette bulunmanın anayasal bir hak olduğu gözetildiğinde, işçilerin sırf bu haklarını kullanmaları sebebiyle işten çıkarılmaları kabul edilemez. Yargı mercilerinin, işverenin ileri sürdüğü fesih sebeplerinin ardında yatan asıl amacı ortaya çıkarmak için gerekli tüm delilleri toplaması ve değerlendirmesi gerektiği bir kez daha teyit edilmiştir. Bu yönüyle karar, işçi haklarının korunması ve sendikal örgütlenmenin güvence altına alınması bakımından çalışma hayatında önemli bir referans noktası olacaktır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucular, çalıştıkları farklı işyerlerinde iş sözleşmelerinin sendikal nedenlerle feshedildiğini ileri sürerek eski işverenlerine karşı işe iade ve sendikal tazminat davaları açmıştır. İşçiler, sendikaya üye olmaları veya sendikal faaliyetlere katılmaları sebebiyle işten çıkarıldıklarını, işverenin ise bu durumu gizleyerek farklı gerekçeler sunduğunu iddia etmiştir. Davalı işverenler ise feshin sendikal nedene dayanmadığını savunmuştur. Mahkemeler, işçilerin sendikal fesih iddiasını yeterince ispatlayamadıkları gerekçesiyle tazminat taleplerini reddetmiştir. İstinaf ve Yargıtay aşamalarından da istedikleri sonucu alamayan işçiler, mahkemelerin eksik inceleme yaptığını ve delilleri yeterince değerlendirmediğini belirtmiştir. Sonuç olarak, uyuşmazlığın çözümsüz kalması üzerine işçiler, sendika haklarının ve makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Uyuşmazlığın çözümünde temel alınan yasal düzenleme, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu m.25 hükmüdür. Bu madde, işçilerin sendikaya üye olmaları veya sendikal faaliyette bulunmaları nedeniyle işten çıkarılamayacağını ve farklı işleme tabi tutulamayacağını güvence altına almaktadır. Feshin sendikal nedene dayandığı iddiasıyla açılacak davalarda ispat yükü ve sendikal tazminatın şartları da bu kanunla belirlenmiştir. Ayrıca, Anayasa'nın 51. maddesi ile koruma altına alınan sendika hakkı, çalışanların ekonomik ve sosyal haklarını korumak amacıyla örgütlenme özgürlüğünü anayasal bir teminat altına almaktadır.

Yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre, bir iş sözleşmesinin salt sendikal nedenlerle feshedilip feshedilmediğinin tespiti için mahkemelerce araştırılması gereken belirli kriterler geliştirilmiştir. Bu kriterler arasında fesih tarihine yakın tarihlerde işyerinde çalışan işçi sayısı, sendikalı ve sendikasız işçi oranları, işten çıkarılanların ne kadarının sendikalı olduğu, yeni işçi alınıp alınmadığı ve toplu iş sözleşmesi prosedürünün işletilip işletilmediği gibi maddi unsurlar titizlikle incelenmelidir.

Sendika üyesi olmayan ancak örgütlenme faaliyetlerine destek veren işçilerin eylemleri de bu koruma kapsamında değerlendirilir. Derece mahkemelerinin bu kriterleri somut olaya tam ve eksiksiz olarak uygulayarak, işçinin sendikal faaliyette öncü bir rol üstlenip üstlenmediğini, benzer gerekçelerle yakın tarihlerde başka sendikalı işçilerin işten çıkarılıp çıkarılmadığını ve işverenin sendikalı çalışanlara çalışma alanlarında herhangi bir baskı yapıp yapmadığını detaylı bir şekilde araştırması yasal bir zorunluluktur. Eksik incelemeyle verilen kararlar, adil yargılanma ve sendika hakkının özüne dokunan ihlaller doğurmaktadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucuların açtığı işe iade ve sendikal tazminat davalarında derece mahkemeleri tarafından yapılan incelemelerin yeterliliğini değerlendirmiştir. İlk derece mahkemeleri ve bölge adliye mahkemeleri, genel olarak işverenin soyut beyanlarına dayanarak veya sendikanın işyerinde yeterli çoğunluğu sağlayamaması gibi tekil durumlara atıf yaparak ret kararları vermiştir. Ancak Anayasa Mahkemesi, mahkemelerin Yargıtay tarafından belirlenen ve uluslararası içtihatlarla da desteklenen sendikal fesih kriterlerini somut olaylara gerektiği gibi uygulamadıklarını tespit etmiştir.

Karara göre, derece mahkemeleri işyerinde önceki dönemlerde kaç çalışanın sendikalı olduğunu, fesih döneminde veya sonrasında yeni işe alınanların sendikalılık durumunu ve sendikal faaliyette bulunan işçilerin yakın tarihlerde toplu olarak işten çıkarılıp çıkarılmadığını hiç araştırmamıştır. Ayrıca başvurucuların sendikal faaliyetlerde öncü bir rol üstlenip üstlenmedikleri, mensubu oldukları sendikanın yetki sürecinde olup olmadığı ve işyerinde sendika üyelerine yönelik baskı yapılıp yapılmadığı gibi uyuşmazlığın çözümünde kilit rol oynayacak hususlar mahkeme kararlarında cevapsız bırakılmıştır.

Özellikle bir başvurucu yönünden mahkemenin başlangıçta sendikal fesih kanaatine varıp daha sonra yalnızca sendikanın yeterli çoğunluk sağlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine dönmesi hukuka aykırı bulunmuştur. Diğer başvurucular yönünden ise sadece sendikaya üyelik tarihleri veya sendikada resmi bir görev alınmaması gibi şekli unsurlara dayanılarak feshin sendikal olmadığı sonucuna ulaşılması ağır bir eksik inceleme olarak nitelendirilmiştir. Derece mahkemelerinin, Anayasa Mahkemesince ve yerleşik içtihatlarla geliştirilen kriterleri dikkate almadan, ilgili ve yeterli gerekçe sunmaksızın sendikal tazminat taleplerini reddetmesi, devletin hakları koruma yönündeki pozitif yükümlülüklerini yerine getirmediğini açıkça göstermiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, mahkemelerin eksik inceleme ve yetersiz gerekçelerle karar vererek devletin pozitif yükümlülüklerini yerine getirmediğini belirtmiş, başvurucuların Anayasa'nın 51. maddesinde güvence altına alınan sendika hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: