Anasayfa Karar Bülteni AYM | Muhittin Altın | BN. 2023/30913

Karar Bülteni

AYM Muhittin Altın BN. 2023/30913

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm
Başvuru No 2023/30913
Karar Tarihi 14.01.2026
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Savcı itirazının tebliğ edilmemesi hakkı ihlal eder.
  • Çelişmeli yargılama ilkesi adil yargılanmanın temelidir.
  • Silahların eşitliği taraflar arası dengeyi zorunlu kılar.
  • İddia makamına karşı dezavantajlı duruma düşürülemez.

Bu karar hukuken, ceza infaz kurumlarında yürütülen disiplin soruşturmaları ve bunlara karşı yapılan itiraz süreçlerinde, mahpusların adil yargılanma hakkının nasıl korunması gerektiği konusunda son derece önemli bir çerçeve çizmektedir. Anayasa Mahkemesi, infaz hâkimlikleri tarafından mahpus lehine verilen kararlara iddia makamı tarafından yapılan itirazların, mutlaka ilgili kişiye tebliğ edilmesi gerektiğini açıkça ortaya koymuştur. Aksi hâlde, bireyin iddia makamının sunduğu argümanlara karşı cevap verme ve kendi menfaatlerini koruma imkânı elinden alınmakta, bu durum da yargılamayı bir bütün olarak adil olmaktan çıkarmaktadır. Silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri, iddia ve savunma makamları arasında adil bir denge kurulmasını emreder.

Benzer davalardaki emsal etkisi açısından bu karar, özellikle ceza infaz hukuku pratiğinde iddia makamının itiraz süreçlerinin şeffaf ve katılımcı bir usulle yürütülmesini zorunlu kılmaktadır. Mahpusların, kendi aleyhlerine sunulan her türlü itiraz ve delilden haberdar edilme ve bunlara karşı görüş bildirme hakkı güvence altına alınmıştır. İnfaz hâkimliği ve ağır ceza mahkemelerinin itiraz incelemelerinde, taraflara eşit söz hakkı tanınmadan verilecek kararların adil yargılanma hakkını doğrudan ihlal edeceği tescillenmiştir. Uygulamadaki önemi ise, savcılık makamının itirazlarının dosya üzerinden gizlice karara bağlanması alışkanlığının önüne geçerek, şikâyetçi tarafın savunma hakkının etkin bir şekilde kullanılmasına olanak tanımasıdır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu, Bandırma 2 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunduğu sırada, üzerinde terör örgütüne ait notlar bulunduğu gerekçesiyle on beş gün hücreye koyma disiplin cezası almıştır. Bu cezaya karşı infaz hâkimliğine yaptığı şikâyet ve ağır ceza mahkemesine yaptığı itiraz reddedilmiştir. Daha sonra aynı olayla ilgili Bandırma Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi üzerine başvurucu, infaz hâkimliğinden yargılamanın yenilenmesini talep etmiştir. İnfaz hâkimliği bu talebi kabul ederek disiplin cezasını kaldırmıştır. Ancak Cumhuriyet Başsavcılığı bu karara itiraz etmiş, Ağır Ceza Mahkemesi de itirazı kabul ederek lehe olan kararı iptal etmiştir. Başvurucu, savcılığın itiraz dilekçesinin kendisine tebliğ edilmediğini, itiraza karşı beyanda bulunma hakkının elinden alındığını ve savcılığın süresi geçtikten sonra itiraz ettiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerini temel bir güvence olarak barındırmaktadır. Silahların eşitliği ilkesi, davanın taraflarının usule ilişkin haklar bakımından aynı koşullara tabi tutulmasını ve taraflardan birinin diğerine göre dezavantajlı duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını mahkeme önünde adil bir denge içinde dile getirebilmesini kesin olarak zorunlu kılar.

Çelişmeli yargılama ilkesi ise, yargılama sürecinde taraflara gösterilen kanıtlar ve sunulan her türlü mütalaa veya görüş hakkında bilgi sahibi olma ve bunlarla ilgili karşı görüş bildirebilme imkânı tanınmasını gerektirir. Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarına göre, iddia makamı olan Cumhuriyet savcısının sunduğu itiraz dilekçelerinin karşı tarafa tebliğ edilmemesi, savunma tarafının bu görüşlere karşı hukuki argüman geliştirmesini fiilen engellediği için adil yargılanma hakkını ciddi şekilde zedelemektedir.

Özellikle infaz hukuku bağlamında, infaz hâkimliği tarafından hükümlü lehine verilen bir karara karşı Cumhuriyet savcısının yaptığı itirazın, hükümlüye veya avukatına bildirilmeden doğrudan karara bağlanması, iddia makamı ile savunma makamı arasındaki adil dengeyi onarılamaz biçimde bozmaktadır. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu kapsamında itiraz yasa yollarında tarafların görüşlerinin alınması ve sunulan evrakın tebliğ edilmesi, adaletin sağlıklı bir şekilde tecellisi için vazgeçilmez bir unsurdur. Bireyin aleyhine sonuç doğuracak hukuki argümanlardan haberdar edilmemesi ve bunlara cevap verme şansından mahrum bırakılması, yargılamayı bir bütün hâlinde adil olmaktan çıkarmakta ve usule ilişkin güvenceleri tamamen etkisizleştirmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucunun silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiği yönündeki iddialarını derinlemesine incelemiştir. Başvurucu lehine infaz hâkimliği tarafından verilen karara karşı, Bandırma Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından itiraz yoluna başvurulduğu tespit edilmiştir. Ancak, iddia makamı olan Cumhuriyet savcısının 8/3/2023 tarihli itiraz dilekçesi, itirazı incelemeye yetkili makam olan Ağır Ceza Mahkemesi tarafından karar verilmeden önce başvurucuya veya vekiline tebliğ edilmemiştir.

Başvurucunun, Cumhuriyet savcısının itirazını süresinde yapmadığına yönelik usuli bir itirazı bulunmasına rağmen, itiraz dilekçesinin kendisine tebliğ edilmemesi nedeniyle bu esaslı itirazını yargı mercileri önünde ileri sürme imkânından tamamen mahrum bırakıldığı görülmüştür. Anayasa Mahkemesi, başvurucu lehine verilen kararın iptal edilmesine yol açan iddia makamının argümanlarından başvurucunun haberdar edilmemesini, onu iddia makamı karşısında önemli ölçüde dezavantajlı bir konuma düşürdüğü şeklinde değerlendirmiştir.

Çelişmeli yargılama ilkesi gereği, taraflardan birinin mahkemeye sunduğu her türlü görüş ve belgenin diğer tarafa bildirilmesi ve bunlara karşı cevap verme hakkının tanınması zorunludur. Somut olayda bu bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi, başvurucunun kendi menfaatlerini koruyan temel usuli güvencelerden yararlanmasını engellemiştir. İtiraz makamı olan Ağır Ceza Mahkemesinin, başvurucunun beyanını ve savunmasını almadan sadece savcılık itirazı üzerinden karar tesis etmesi, yargılamanın hakkaniyetine onarılamaz bir zarar vermiştir. Bu durum, iddia ve savunma makamları arasında bulunması gereken adil dengeyi iddia makamı lehine bozmuştur.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: