Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Nadir Kutlu Kararı 2022/82969 B.

Anayasa Mahkemesi Nadir Kutlu Kararı 2022/82969 B.

Bu karar, ceza yargılamalarında mahkûmiyete tek veya belirleyici ölçüde esas alınan tanıkların, sanık veya müdafisi tarafından duruşmada sorgulanma imkânının sağlanmasının adil yargılanma hakkının vazgeçilmez bir unsuru olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, soruşturma aşamasında dinlenen ancak duruşmada hazır edilmeyen bir tanığın beyanlarına dayanılarak verilen mahkûmiyet kararını, tanık sorgulama hakkının açık bir ihlali olarak nitelendirmiştir. Kararda, mahkemenin tanığı neden duruşmada veya uzaktan bağlantı yoluyla dinlemediğine dair dosyada geçerli bir mazeret sunamaması ve sanığa doğrudan soru sorma hakkı tanımaması, yargılamanın hakkaniyetini temelden zedeleyen eksiklikler olarak vurgulanmıştır.
search
6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 1. Bölüm
Başvuru No 2022/82969
Karar Tarihi 14.01.2026
Taraf Nadir Kutlu
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Tek veya belirleyici delil olan tanık sorgulanmalıdır.
  • gavel Tanık dinlenmemesi için geçerli neden sunulmalıdır.
  • gavel Sorgulanamayan tanık beyanında dengeleyici güvenceler aranır.
  • gavel Uzaktan bağlantı yoluyla tanığın dinlenmesi sağlanmalıdır.

Bu karar, ceza yargılamalarında mahkûmiyete tek veya belirleyici ölçüde esas alınan tanıkların, sanık veya müdafisi tarafından duruşmada sorgulanma imkânının sağlanmasının adil yargılanma hakkının vazgeçilmez bir unsuru olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, soruşturma aşamasında dinlenen ancak duruşmada hazır edilmeyen bir tanığın beyanlarına dayanılarak verilen mahkûmiyet kararını, tanık sorgulama hakkının açık bir ihlali olarak nitelendirmiştir. Kararda, mahkemenin tanığı neden duruşmada veya uzaktan bağlantı yoluyla dinlemediğine dair dosyada geçerli bir mazeret sunamaması ve sanığa doğrudan soru sorma hakkı tanımaması, yargılamanın hakkaniyetini temelden zedeleyen eksiklikler olarak vurgulanmıştır.

Uygulamadaki önemi bakımından bu karar, özellikle gizli tanık veya etkin pişmanlıktan yararlanan sanık beyanlarına dayalı yürütülen yargılamalar için kritik bir emsal teşkil etmektedir. Mahkemelerin yalnızca evrak üzerinden okunan ifadelere dayanarak hüküm kurmasının önüne geçilmekte, yargılamanın yüz yüzelik ve doğrudan doğruyalık ilkelerinin altı kalın çizgilerle çizilmektedir. Benzer davalarda emsal etkisi, mahkemelerin artık tanıkları duruşmada hazır etmek veya en azından teknolojik imkânlarla sanığın soru sormasına olanak tanımak zorunda kalacak olmasıdır. Aksi takdirde, savunma tarafının karşılaştığı dezavantajları giderecek yeterli dengeleyici güvenceler sağlanmadan kurulan mahkûmiyet hükümleri, kesin olarak adil yargılanma hakkının ihlali sayılacaktır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, başvurucu hakkında kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık ile resmî belgede sahtecilik ve terör örgütü üyeliği suçlarını işlediği iddiasıyla dava açmıştır. İddianamede, başka bir dosyada etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanan M.B. isimli kişinin beyanlarına dayanılarak, başvurucunun 2011 yılındaki komiserlik sınavı sorularını diğer kişilere verdiği öne sürülmüştür.

Yargılama aşamasında başvurucu ve avukatı, mahkûmiyet kararına en çok etki eden aleyhte tanık M.B.'nin duruşmada bizzat dinlenmesini talep etmiştir. Ancak bu talep, mahkeme tarafından herhangi bir gerekçe gösterilmeden reddedilmiş ve başvurucu hapis cezasına çarptırılmıştır. Uyuşmazlık, başvurucunun aleyhine ifade veren en önemli tanığı mahkemede sorgulama imkânından mahrum bırakılması ve buna rağmen ceza almasının adil yargılanma hakkını ihlal edip etmediği noktasında toplanmaktadır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, tanık sorgulama hakkının adil yargılanma hakkının ayrılmaz bir parçası olduğunu belirtirken, sanığa yöneltilen fiil hakkında bilgi veren herkesi özerk bir şekilde "tanık" olarak kabul etmektedir. Ceza yargılamasında sanığın aleyhine ifade veren kişileri sorgulama veya sorgulatma hakkı, iddiaların doğruluğunu sınamak için zorunludur.

Yüksek Mahkeme, duruşma haricinde veya yargılama öncesinde elde edilen tanık beyanlarının mahkûmiyete esas alınmasının adil yargılanma hakkını zedeleyip zedelemediğini tespit etmek için üç aşamalı bir test uygulamaktadır. İlk olarak, tanığın mahkemede bizzat hazır edilememesi için geçerli ve haklı bir nedenin bulunup bulunmadığına bakılır. İkinci olarak, sanığın sorgulama imkânı bulamadığı tanığın ifadesinin mahkûmiyet kararında tek veya belirleyici delil olup olmadığı değerlendirilir.

Üçüncü aşamada ise, eğer tanığın beyanı tek veya belirleyici delil niteliğindeyse, savunma tarafının maruz kaldığı bu dezavantajlı durumu telafi edecek düzeyde karşı dengeleyici güvencelerin sağlanıp sağlanmadığı incelenir. Bu telafi edici güvenceler arasında, tanığın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 180 uyarınca Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) vasıtasıyla dinlenmesi, sanığa olayı kendi açısından anlatma imkânı verilmesi ve sorgulanmayan tanığın beyanını destekleyen başka bağımsız delillerin bulunması yer almaktadır. Yargılamada bu adımların eksiksiz uygulanması hukuki güvenlik ve usuli hakların korunması için şarttır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Somut olayda ilk derece mahkemesi, başvurucu aleyhinde ifade veren tanık M.B.'nin soruşturma evresinde alınan yazılı beyanlarını dosya arasına almış, ancak bu tanığın duruşmada bizzat dinlenilmesi için hiçbir çaba göstermemiştir. Gerekçeli kararda veya duruşma tutanaklarında, tanığın mahkeme salonunda hazır edilememesine veya 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 180 gereğince SEGBİS aracılığıyla dinlenilememesine dair hiçbir geçerli mazeret sunulmamıştır.

Mahkûmiyet gerekçesi incelendiğinde, başvurucunun kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık suçunu işlediğine dair ulaşılan kanaatin, neredeyse tamamen etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanan M.B.'nin beyanlarına dayandığı görülmüştür. Bu durum, sorgulanma imkânı tanınmayan tanığın ifadelerinin karara götüren belirleyici nitelikte delil olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

Yargılama boyunca başvurucuya olayları kendi bakış açısına göre aktarma fırsatı tanınmış olsa da, asıl belirleyici delil olan tanık beyanının tespiti esnasında hazır bulunamaması savunma hakkını zedelemiştir. Başvurucu, tanığa doğrudan soru soramamış, tanığın tepkilerini gözlemleyememiş ve beyanlarının güvenilirliğini mahkeme heyeti önünde test etme imkânı bulamamıştır. Sadece soruşturma aşamasındaki yazılı beyanların okunması, savunma tarafının maruz kaldığı kısıtlamaları telafi etmeye yetmemiştir.

Sonuç olarak, güvenilirliği denetlenmemiş tanık beyanları belirleyici ölçüde hükme esas alınmış ve savunmanın karşılaştığı zorlukları giderecek hiçbir karşı dengeleyici güvence sağlanmamıştır. Bu eksiklikler bütün olarak yargılamanın hakkaniyetini sarsmıştır. Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, tanık sorgulama hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir ve başvuruyu kabul etmiştir.

Aleyhime ifade veren tanığı mahkemede dinlemediler, ceza aldım. Bu yasal mı? expand_more
Soruşturma aşamasında dinlenen ancak duruşmada hazır edilmeyen bir tanığın beyanlarına dayanılarak mahkûmiyet kararı verilmesi, adil yargılanma hakkının açık bir ihlalidir. Anayasa Mahkemesi kararlarına göre, ceza yargılamalarında mahkûmiyete tek veya belirleyici ölçüde esas alınan tanıkların, sanık veya avukatı tarafından duruşmada sorgulanmasına imkân tanınması vazgeçilmez bir haktır. Mahkemenin tanığı bizzat dinlememesi veya uzaktan bağlantı yoluyla sorgulatmaması için dosyada geçerli ve haklı bir mazeret sunması zorunludur.
İtirafçı mahkemeye gelmeden sadece yazılı ifadesiyle ceza verilir mi? expand_more
Yalnızca evrak üzerinden okunan itirafçı (etkin pişmanlıktan yararlanan sanık) veya gizli tanık ifadelerine dayanılarak hüküm kurulması hukuka aykırıdır. Mahkemeler, bu kişileri duruşmada hazır etmek veya en azından teknolojik imkânlar vasıtasıyla sanığın soru sormasına olanak tanımak zorundadır. Savunma tarafına, aleyhte ifade veren kişinin beyanlarının güvenilirliğini mahkeme heyeti önünde test etme ve tepkilerini gözlemleme imkânı verilmeden sadece yazılı beyanlarla ceza verilmesi ihlal sebebidir.
Hakime tanığa soru sormak istediğimi söyledim ama reddetti. Ne yapabilirim? expand_more
Mahkemenin, aleyhinize ifade veren ve karara en çok etki edecek tanığı duruşmada dinleme talebinizi gerekçesiz olarak reddetmesi savunma hakkınızı temelden zedeler. Yüksek Mahkemenin belirlediği kurallara göre; mahkemenin tanığı dinlememek için haklı bir nedeni olmalı ve bu beyan kararda belirleyici ise, savunmanın uğradığı dezavantajı telafi edecek bağımsız deliller gibi dengeleyici güvenceler sağlanmalıdır. Bu güvenceler sağlanmadan mahkûmiyet kararı verilmişse, ihlal iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapabilir ve yeniden yargılama yolunun açılmasını talep edebilirsiniz.
Tanık mahkemeye gelemiyorsa ifadesi nasıl alınmalı, haklarım neler? expand_more
Tanık geçerli bir mazeretle mahkeme salonunda hazır edilemiyorsa, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu madde 180 uyarınca Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) kullanılarak uzaktan dinlenmesi sağlanmalıdır. Bu teknolojik yöntem uygulanırken dahi, savunma tarafına tanığı özerk bir şekilde sorgulama ve doğrudan soru sorma hakkı kesinlikle verilmelidir. Sanığa bu hak tanınamıyorsa, söz konusu ifade tek veya belirleyici delil olarak kullanılamaz ve mutlaka başka destekleyici delillerle birlikte değerlendirilmelidir.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir