Anasayfa Karar Bülteni AYM | Y.T. | BN. 2022/23

Karar Bülteni

AYM Y.T. BN. 2022/23

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2022/23
Karar Tarihi 18.09.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Sanığın tanıkları sorgulayabilmesi adil yargılanmanın gereğidir.
  • Belirleyici delil olan gizli tanık beyanı denetlenmelidir.
  • Sorgulanamayan tanık beyanlarına dayanılarak mahkûmiyet kurulamaz.
  • Savunmaya karşı dengeleyici güvencelerin sağlanması hukuken zorunludur.

Bu karar, ceza yargılamalarında adil yargılanma hakkının en önemli güvencelerinden biri olan tanık sorgulama hakkının sınırlarını ve ilk derece mahkemelerinin bu konudaki anayasal yükümlülüklerini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, sanığın aleyhine ifade veren ve beyanları mahkûmiyete esas teşkil eden tanıkların duruşmada veya ses ve görüntü nakli yoluyla sanık tarafından sorgulanmasına imkân tanınmamasını açık bir hak ihlali olarak nitelendirmiştir. Özellikle terör yargılamalarındaki gizli tanık uygulamalarında ve istinabe yoluyla alınan ifadelerde, sanığın savunma haklarının ölçüsüzce kısıtlanamayacağı, kısıtlandığı durumlarda ise mutlaka güçlü dengeleyici güvencelerin sağlanması gerektiği hüküm altına alınmıştır.

Karar, salt soruşturma aşamasında verilen ancak mahkeme huzurunda bizzat reddedilen tanık beyanları ile güvenilirliği savunma makamınca denetlenemeyen gizli tanık ifadelerinin tek veya belirleyici delil olarak kullanılamayacağını göstermesi bakımından emsal teşkil etmektedir. Bu içtihat, benzer davalarda mahkemelerin tanık dinleme usullerini gözden geçirmelerini, sanığın sorgulama hakkını teminat altına alan teknolojik imkânları çok daha etkin kullanmalarını sağlayacaktır. Dengeleyici güvenceler sağlanmadan kurulan mahkûmiyet hükümlerinin Anayasa Mahkemesi denetiminden geçemeyeceği bu kararla bir kez daha pekiştirilmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu hakkında, PKK/KCK silahlı terör örgütüne üye olduğu iddiasıyla ceza davası açılmıştır. İddianamede, örgütten kaçarak teslim olan bir şahsın ifadeleri, bir gizli tanığın beyanları ve bir adet telefon görüşmesi kaydı temel delil olarak sunulmuştur. Yargılama aşamasında, teslim olan şahıs istinabe (talimat) yoluyla ifade vermiş ve başvurucuyu tanımadığını belirterek kolluk aşamasındaki aleyhe ifadelerini reddetmiştir. Gizli tanık ise başvurucunun katılmadığı bir celsede dinlenmiştir. Başvurucu, aleyhine ifade veren bu kişileri duruşmada bizzat veya teknolojik vasıtalar aracılığıyla sorgulama imkânı bulamamıştır. Buna rağmen mahkeme, ilk ifadeleri ve gizli tanık beyanlarını belirleyici delil kabul ederek başvurucuyu hapis cezasına çarptırmıştır. Başvurucu, tanıklara soru sorma hakkının elinden alındığını ve haksız yere cezalandırıldığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasıyla bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı karara bağlarken Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkını ve bu hakkın ayrılmaz bir temel parçası olan tanık sorgulama hakkını merkezine almıştır. Yerleşik içtihatlara göre, bir ceza yargılamasında sanığın aleyhine ifade veren tanıkları sorguya çekme veya çektirme hakkı adil yargılamanın temel şartıdır. Sanığın yargılama sürecinde tanıklara doğrudan soru yöneltebilmesi, onlarla yüzleşebilmesi ve verdikleri beyanların doğruluğunu, tutarlılığını bizzat sınama imkânına sahip olması ceza adaletinin sağlanabilmesi bakımından kesinlikle gereklidir.

Hukuki düzenlemelere bakıldığında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 58 uyarınca tanık olarak dinlenecek kişilerin kimliklerinin, ağır bir tehlike oluşturması durumunda gizli tutulabileceği öngörülmüştür. Aynı Kanun'un 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 180 hükmü ise tanıkların aynı anda görüntülü ve sesli iletişim tekniği olan Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) gibi teknik araçlarla dinlenebilmesine açıkça imkân tanımaktadır.

Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre, sanığın bizzat bulunmadığı bir aşamada veya duruşma haricinde elde edilen tanık beyanlarının mahkûmiyete esas alınabilmesi için üç aşamalı sıkı bir testin uygulanması zorunludur. İlk olarak, tanığın mahkemede fiziken hazır edilmemesinin geçerli, haklı ve zorlayıcı bir nedene dayanması şarttır. İkinci olarak, sanığın sorgulama imkânı bulamadığı söz konusu tanık beyanının, verilecek mahkûmiyet hükmünün dayandığı tek veya belirleyici ana delil olup olmadığı titizlikle değerlendirilmelidir. Üçüncü olarak ise, eğer bu beyan belirleyici delil niteliğindeyse, savunma tarafının maruz kaldığı usuli dezavantajı telafi edecek dengeleyici ek güvencelerin sağlanıp sağlanmadığına bakılmalıdır. Sanığa, aleyhindeki tanığı teknik vasıtalarla dahi olsa sorgulama fırsatı verilmemesi ve bu güvence eksikliğinin dosyada bulunan diğer yan delillerle desteklenmemesi durumunda açıkça adil yargılanma hakkı zedelenmiş kabul edilir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda ilk derece mahkemesinin tanıkların duruşmada neden hazır edilmediğine dair kanuna uygun ve geçerli bir neden sunmadığını tespit etmiştir. Mahkeme, sadece tanığın yargı çevresi dışında bulunmasını istinabe yoluyla dinlenmek için yeterli bir sebep saymış, ancak tanığın neden SEGBİS veya benzeri yöntemlerle sanığın da aktif katılım sağlayabileceği bir ortamda dinlenmediğini hiçbir şekilde gerekçelendirmemiştir.

İkinci aşamada, mahkûmiyet kararının belirleyici ölçüde bu tanıkların denetlenemeyen beyanlarına dayandığı saptanmıştır. Teslim olan tanık B.G., mahkeme aşamasında başvurucuyu tanımadığını söylemesine rağmen, mahkeme bu tanığın soruşturma aşamasındaki kolluk ifadesine ve gizli tanığın anlatımlarına dayanarak hüküm kurmuştur. Ayrıca dosyada yer alan bir adet telefon görüşmesi kaydının, örgüt üyeliğini kanıtlayacak nitelikte teknik bir raporla desteklenmediği görülmüştür. Bu durum, sanık tarafından sorgulanamayan tanık beyanlarının mahkûmiyette tek ve belirleyici delil olduğunu açıkça göstermektedir.

Üçüncü aşamada, savunma tarafına sunulan telafi edici güvencelerin yeterliliği incelenmiştir. Mahkemece başvurucuya gizli tanığa sorulması için yazılı sorularını sunma imkânı verilmiş ve gizli tanığın ifadeleri duruşmada okunmuş olsa da Anayasa Mahkemesi, bu durumun yeterli bir dengeleyici güvence olmadığını vurgulamıştır. Başvurucu, gizli tanığı ve istinabe yoluyla dinlenen diğer tanığı ses ve görüntü bağlantısı yoluyla dahi olsa doğrudan sorgulayamamış, tanıkların verdiği cevaplar karşısında anlık kişisel bir izlenim edinme ve mahkemenin dikkatini çekme fırsatından bütünüyle mahrum bırakılmıştır. Bu nedenlerle, yargılamanın hakkaniyetinin ciddi şekilde zedelendiği ve usuli güvencelerin ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: