Anasayfa/ Karar Bülteni/ AYM | Süheyla Gür ve Diğerleri | BN. 2023/2226

Karar Bülteni

AYM Süheyla Gür ve Diğerleri BN. 2023/2226

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2023/2226
Karar Tarihi 28.05.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Rutin bankacılık işlemleri tek başına suç oluşturmaz.
  • Mahkûmiyet kararlarında esaslı iddialar mutlaka gerekçelendirilmelidir.
  • Örgüte yardım kastı somut delillerle ortaya konmalıdır.
  • Banka hesap hareketleri uzman bilirkişilerce incelenmelidir.

Bu karar hukuken, terör örgütüne üye olma veya bilerek ve isteyerek yardım etme suçlamasıyla yürütülen ceza yargılamalarında, sanıkların davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki temel savunmalarının mahkemeler tarafından detaylı ve makul bir gerekçeyle karşılanması zorunluluğunu vurgulamaktadır. Yalnızca Bank Asya hesap hareketlerine dayanılarak, işlemlerin rutin bankacılık faaliyeti olup olmadığı veya örgütsel bir talimatla yapılıp yapılmadığı yönünde bilirkişi incelemesi yaptırılmadan verilen mahkûmiyet kararlarının, Anayasa ile güvence altına alınan adil yargılanma hakkını ve özellikle gerekçeli karar hakkını zedelediği açıkça ortaya konulmuştur.

Benzer davalarda emsal etkisi son derece yüksek olan bu karar, uygulamada sıklıkla karşılaşılan ve tek belirleyici delilin banka kayıtları olduğu FETÖ/PDY yargılamaları için önemli bir kriter belirlemektedir. Karar, mahkemelerin sanıkların kredi kullanımı, fatura ödemesi, ticari işlemler gibi mutat ve olağan bankacılık hareketlerini kategorik olarak suç delili sayamayacağını ve örgüte yardım kastının şüpheden uzak kesin delillerle ispat edilmesi gerektiğini hatırlatmaktadır. Yargıtay'ın güncel içtihatlarıyla da uyumlu olan bu yaklaşım, yargılama makamlarının karar verirken sanık lehindeki iddiaları görmezden gelemeyeceğini tescil etmektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucular, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanmasına (FETÖ/PDY) üye olma ve örgüte bilerek, isteyerek yardım etme suçlamalarıyla yargılanmış ve hapis cezasına çarptırılmışlardır. Haklarında verilen mahkûmiyet kararları, temel olarak Bank Asya nezdindeki hesap hareketlerine dayandırılmıştır. İddia makamı, başvurucuların örgüt liderinin talimatı sonrasında bu bankada hesap açtırdıklarını, para yatırdıklarını ve çeşitli finansal işlemler gerçekleştirdiklerini ileri sürmüştür.

Buna karşılık başvurucular; söz konusu işlemlerin tamamen rutin bankacılık faaliyetleri olduğunu, konut kredisi kullanımı, okul taksitleri, bireysel emeklilik ödemeleri, ticari faaliyetler ve düğün takılarının bankada muhafaza edilmesi gibi günlük yaşamın olağan akışına uygun yasal gerekçelere dayandığını belirterek suçlamalara karşı çıkmıştır. Uyuşmazlık, başvurucuların bu esaslı savunmalarının yargılama aşamasında mahkemelerce dikkate alınmaması ve mahkûmiyet kararlarında bu iddialara yönelik yeterli bir gerekçe sunulmaması neticesinde Anayasa Mahkemesine taşınmıştır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı, yargılamanın hakkaniyete uygun bir şekilde yürütülmesini ve mahkeme kararlarının gerekçeli olmasını zorunlu kılar. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan "Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır." hükmü, yargı mercilerine kararlarını gerekçelendirme yükümlülüğü yüklemektedir. Bu yükümlülük, mahkemelerin davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki açık ve somut iddia ile savunmalara makul bir yanıt vermesini gerektirir.

Yargıtay içtihatlarına göre, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu kapsamında terör örgütüne üye olma veya yardım etme suçunun sübuta erebilmesi için şüphelinin bilerek ve isteyerek, örgütsel bir saikle hareket ettiğinin kesin delillerle ortaya konulması şarttır. Faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal olarak hizmet veren Bank Asya'da gerçekleştirilen mutat bankacılık işlemleri, tek başına örgütsel faaliyet kapsamında değerlendirilemez. Yargıtay'ın istikrar kazanmış kararlarında belirtildiği üzere, kredi kullanımı, ticari ödemeler veya fatura yatırma gibi rutin hesap hareketleri suçun delili olarak kabul edilemez.

Öte yandan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 223 çerçevesinde, sanığın örgüt liderinin talimatı üzerine, örgüte yardım kastıyla hareket ettiğini gösterir yeterli delil bulunmadan mahkûmiyet kararı verilmesi hukuka aykırıdır. Anayasa Mahkemesi de bireysel başvuru incelemelerinde mahkemelerin davanın sonucuna etkili savunmaları tamamen cevapsız bırakmasını usule ilişkin anayasal güvencelerin ihlali olarak kabul etmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucular hakkında verilen mahkûmiyet kararlarının gerekçelerini incelemiştir. İlgili yargı mercilerinin kararlarında, başvurucuların terör örgütüne üye olma veya bilerek yardım etme suçlarından cezalandırılmalarında Bank Asya hesap hareketlerinin tek veya en azından belirleyici delil olarak kullanıldığı tespit edilmiştir. Mahkemeler, söz konusu hesap hareketlerinin örgüt liderinin talimatı doğrultusunda ve örgütsel saikle gerçekleştirildiğini kabul ederek mahkûmiyet hükmü kurmuştur.

Ancak, başvurucular yargılama aşamasında son derece somut ve davanın seyrini değiştirebilecek nitelikte savunmalar öne sürmüştür. Hesaplarındaki hareketliliğin konut kredisi kullanımı, ticari faaliyetlerden kaynaklanan para transferleri, ihracat bedellerinin tahsili, düğün takılarının güvenli muhafazası ve okul taksitlerinin ödenmesi gibi günlük ve yasal işlemlerden ibaret olduğunu detaylıca açıklamışlardır. Ayrıca işlemlerini, bankanın faizsiz bankacılık yapması veya uygun kredi oranları sunması gibi ekonomik tercihlere dayandırdıklarını da beyan etmişlerdir.

Buna karşın, derece mahkemelerinin verdikleri kararlarda bu iddiaların ve savunmaların hukuki niteliği üzerinde durulmadığı, hesap hareketleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak mutat bankacılık işlemleri olup olmadığının ayrıştırılmadığı görülmüştür. Yargıtay'ın güncel içtihatlarında mutat işlemlerin suç delili sayılamayacağı ve örgüte yardım kastının bilerek ve isteyerek yapıldığının ispatlanması gerektiği yönündeki temel ilkelerinin mahkeme kararlarında tartışılmadığı anlaşılmaktadır. Yargılama mercileri, başvurucuların örgüte yardım kastıyla hareket ettiklerini gösteren inandırıcı ve yeterli bir gerekçe ortaya koyamamıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, yargılama makamlarının başvurucuların davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddia ve savunmalarını yeterli ve makul bir gerekçeyle karşılamadığı kanaatine vararak Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: