Karar Bülteni
YARGITAY 9. HD 2016/29153 E. 2017/3783 K.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Daire | Yargıtay 9. Hukuk Dairesi |
| Esas No | 2016/29153 |
| Karar No | 2017/3783 |
| Karar Tarihi | 13.03.2017 |
| Dava Türü | İşe İade ve Sendikal Tazminat |
| Karar Sonucu | Bozma ve Davanın Reddi |
| Karar Linki | Yargıtay Karar Arama |
- Ölçüsüz toplu eylemler haklı fesih nedenidir.
- Kanuni şartları taşımayan iş bırakma eylemi yasadışıdır.
- İşyeri işgali barışçıl toplu eylem kapsamında korunmaz.
- Tüzel kişiliği olmayan temsilcilerin tanınması beklenemez.
Bu karar, işçi sendikaları ve toplu iş sözleşmesi süreçlerinde ortaya çıkan uyuşmazlıklarda, işçilerin başvurabileceği toplu eylem haklarının sınırlarını hukuken net bir şekilde çizmektedir. Karara konu olayda, işçilerin yasal grev şartları oluşmadan üretimi durdurmaları ve işyerini terk etmemeleri değerlendirilmiştir. Yargıtay, barışçıl hak arama özgürlüğünün anayasal ve uluslararası bir hak olduğunu kabul etmekle birlikte, eylemin ölçülü olmaması ve yasadışı işgal eylemine dönüşmesi durumunda bu korumadan yararlanılamayacağını vurgulamıştır. İşyerinin işgal edilmesi ve yasal olmayan temsilcilerin işverence muhatap alınmasının dayatılması hukuka aykırı bulunmuştur.
Benzer davalardaki emsal etkisi oldukça büyüktür. Zira metal sektöründe ülke çapına yayılan fiili grev ve iş bırakma eylemlerinde işverenlerin fesih hakkının sınırları bu kararla şekillenmiştir. Yargıtay, eyleme katılan işçilerin iş akitlerinin haklı nedenle feshedilmesini hukuka uygun bulurken, toplu hak arama özgürlüğünün sınırsız olmadığı mesajını vermiştir. Uygulamada, sendikal nedenlerle veya ücret artışı talebiyle başlatılan fiili iş bırakma eylemlerinin yasal grev prosedürlerine uymaması ve ölçüsüz bir hal alması durumunda, işverenlerin haklı nedenle derhal fesih yetkisini kullanabilecekleri tescillenmiş olmaktadır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Davacı işçi, davalı şirkete ait fabrikada çalışırken sendikadan istifa etmesi ve arkadaşlarıyla birlikte yürüttükleri hak arama süreci nedeniyle iş sözleşmesinin haksız yere ve sendikal nedenlerle feshedildiğini ileri sürerek işe iade ve sendikal tazminat talebiyle dava açmıştır. Davalı işveren ise işçilerin yetkili sendikaya tepki olarak kanun dışı iş bırakma eylemi başlattıklarını, üretimi durdurup fabrikayı işgal ettiklerini, mesai bitiminde dahi alanı terk etmeyerek eylemlerini sürdürdüklerini belirtmiştir. Davacı taraf, işverenin işçiler üzerinde baskı ve mobbing uyguladığını iddia ederken; işveren, eylemin yasadışı olduğunu, iyi niyetli görüşme çabalarının reddedildiğini ve şirket ile çalışanların can güvenliği ile üretim zararlarını önlemek amacıyla iş akitlerinin haklı nedenle tazminatsız feshedildiğini savunmuştur. Yerel mahkeme, eylemi barışçıl hak arama özgürlüğü kapsamında değerlendirip işe iadeye karar vermiş, uyuşmazlık bunun üzerine Yargıtay önüne taşınmıştır.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi uyuşmazlığı çözerken öncelikle kanuni ve kanun dışı grev kavramlarını ele almıştır. 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu m. 58 uyarınca, işçilerin topluca çalışmamak suretiyle işyerinde faaliyeti durdurmak veya işin niteliğine göre önemli ölçüde aksatmak amacıyla, aralarında anlaşarak işi bırakmaları grev olarak tanımlanmıştır. Aynı yasaya göre, toplu iş sözleşmesi yapılması sırasındaki uyuşmazlıklarda yasanın aradığı şartlar gerçekleşmeden yapılan grev kanun dışıdır. Olayda toplu iş sözleşmesi halihazırda yürürlükte olduğu için kanuni grev hakkı kullanılamaz.
Mahkeme ayrıca, uyuşmazlığı temel insan hakları ve uluslararası sözleşmeler ekseninde incelemiştir. Kararda atıf yapılan 87 ve 98 sayılı İLO Sözleşmeleri, Avrupa Sosyal Şartı ve Anayasa m. 51, 54 ve 90 hükümlerine göre, işçilerin bireysel veya toplu iş hukukuna dair haklarını savunmak için demokratik ve barışçıl toplu eylem hakları bulunmaktadır. Ancak bu hakkın kullanımı mutlak ve sınırsız değildir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, bu tür fiili eylemlerin yasal koruma görebilmesi için işverene özel olarak zarar verme kastı içermemesi ve eylemin mutlaka ölçülü olması zorunludur.
İşyerinde yürürlükte olan bir toplu iş sözleşmesi varken ve yetkili sendika görevini sürdürürken, işçilerin gayri resmi sözcüler belirleyerek işverenden bunları bir protokol ile tanımasını talep etmeleri mevzuata uygun görülmemiştir. İşverenin, kanuni olmayan bu talepleri reddederek yasadışı eyleme ve işyeri işgaline devam eden işçilerin iş akitlerini feshetmesi 4857 sayılı İş Kanunu uyarınca yasal bir hak olarak değerlendirilmiştir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Yargıtay incelemesinde, somut olayda metal sektöründe başka işyerlerindeki zam oranlarını duyan işçilerin ülke çapında eylemler başlattığı ve bu gerginliğin Kocaeli'ndeki davalı işyerine de sirayet ettiği tespit edilmiştir. Davalı işyerinde yüzlerce işçinin katılımıyla gerçekleşen ve fabrikanın üretimini durduran eylem sırasında, işverenin olayların büyümesini önlemek ve üretimi korumak için fabrikayı bakıma aldığı ve işçileri ücretli izne yolladığı anlaşılmıştır. Ancak işçilerin işbaşı yapmaları gereken tarihte üretime başlamayarak “ölmek var dönmek yok” sloganlarıyla fabrikayı işgal ettikleri ve işverenin uyarılarına rağmen alanı terk etmedikleri belirlenmiştir.
Dairenin tespitlerine göre, olay tarihinde işyerinde halihazırda imzalanmış ve 2017 yılına kadar yürürlükte olan bir toplu iş sözleşmesi bulunmaktadır. Dolayısıyla ortada yasal bir grev hakkının kullanımı söz konusu değildir. Emniyet güçlerinin müdahalesiyle sona erdirilebilen, fabrika binasından çıkmama ve üretimi tamamen durdurma şeklindeki eylemin katılımcı sayısı, süresi ve zamanlaması dikkate alındığında barışçıl ve ölçülü olmaktan çok uzak olduğu saptanmıştır. Ayrıca dinlenen tanık beyanlarına göre, söz konusu eylemin işverenden ziyade doğrudan o dönem yetkili olan sendikaya yönelik bir tepki olduğu doğrulanmıştır.
Yargıtay, işverenin tüzel kişiliği bulunmayan ve yasadan kaynaklanmayan bir topluluğun sözcülerini resmi muhatap olarak tanımasının beklenemeyeceğini vurgulamıştır. Davalı işverenin fesih prosedürünü eyleme katıldığını saptadığı tüm işçiler için uyguladığı, işverenin sendikalı veya sendikasız işçiler arasında sendika lehine taraf tuttuğuna dair dosyada hiçbir somut delil bulunmadığı görülmüştür. Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, eylemin ölçüsüz ve yasa dışı olması sebebiyle işverenin fesih işleminin haklı nedene dayandığı yönünde karar vererek yerel mahkeme kararını bozmuştur.