Anasayfa Karar Bülteni DANIŞTAY | 8. Daire | 2022/3157 E. | 2023/7991 K.

Karar Bülteni

DANIŞTAY 8. Daire 2022/3157 E. 2023/7991 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Danıştay 8. Dairesi
Esas No 2022/3157
Karar No 2023/7991
Karar Tarihi 27.12.2023
Dava Türü İptal
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Danıştay Karar Arama
  • Öğretim elemanlarına 657 sayılı Kanun m.94 uygulanamaz.
  • Akademik personelin devamsızlığı disiplin hukuku kapsamında değerlendirilir.
  • İdari bir tasarrufla akademisyen müstafi sayılamaz.
  • Öğretim elemanları için 2547 sayılı Kanun hükümleri geçerlidir.

Bu karar, idare hukuku ve yükseköğretim personel rejimi bağlamında, üniversitelerde görev yapan öğretim elemanlarının devamsızlık hallerinde uygulanacak hukuki prosedürü netleştirmesi açısından büyük bir önem taşımaktadır. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na tabi memurlar için öngörülen ve on gün kesintisiz göreve gelmeme halinde kişinin memuriyetten çekilmiş (müstafi) sayılmasını düzenleyen kuralın, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'na tabi araştırma görevlileri ve akademisyenler için doğrudan uygulanamayacağı Danıştay tarafından kesin bir dille hüküm altına alınmıştır.

Benzer davalarda çok güçlü bir emsal teşkil edecek olan bu karar, idarelerin öğretim elemanlarına yönelik tesis edeceği disiplin ve ilişik kesme işlemlerinde kanuniliğin katı sınırlarını çizmektedir. Öğretim elemanlarının mazeretsiz devamsızlık fiillerinin salt idari bir tasarrufla göreve son verme veya müstafi sayılma işlemi olarak değil, doğrudan disiplin hukuku çerçevesinde soruşturularak kanunda belirtilen disiplin cezaları ile cezalandırılması gerektiği vurgulanmıştır. Böylece, uygulamada üniversite yönetimlerinin, akademisyenlerin devamsızlık hallerinde 657 sayılı Kanun'un idareye kolaylık sağlayan fesih usullerine keyfi olarak başvurmasının önüne geçilmiş, yükseköğretim personelinin iş güvenceleri ve disiplin soruşturması hakları güçlü bir koruma kalkanına kavuşturulmuştur.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde araştırma görevlisi olarak çalışan davacı, İsviçre'deki Cenevre Üniversitesi'nden aldığı davet üzerine bir yıl süreyle yurt dışında görevlendirilmiştir. Görev süresinin bitimine yakın, bilimsel çalışmalarının uzadığını belirterek bir yıl daha aylıksız izin talep etmiş ancak bu talebi üniversite tarafından reddedilmiştir. Bunun üzerine davacı, Cenevre'den aldığı üç aylık sağlık raporunu idareye sunarak hastalık iznine çevrilmesini istemiştir. Üniversite yönetimi bu talebi de kabul etmemiş ve davacının on gün boyunca kesintisiz ve mazeretsiz olarak göreve gelmediğini tutanak altına almıştır. Davalı idare, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na dayanarak davacının memuriyetten çekilmiş (istifa etmiş) sayılmasına karar vermiştir. Davacı ise idarenin mobbing kastıyla hareket ettiğini, sağlık raporunun kabul edilmeyerek haksız yere görevine son verildiğini belirterek söz konusu işlemin iptali istemiyle dava açmıştır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Uyuşmazlığın çözümünde temel dayanak noktası, akademik personel ile genel idare hizmetlerindeki devlet memurlarının tabi olduğu farklı kanuni düzenlemelerdir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m.94, devlet memurunun mezuniyetsiz veya kurumlarınca kabul edilen mazereti olmaksızın görevi kesintisiz olarak on gün terk etmesi halinde, yazılı müracaat şartı aranmaksızın memurluktan çekilmiş sayılacağını (müstafi) hüküm altına almaktadır.

Bununla birlikte yükseköğretim kurumlarında görevli araştırma görevlileri ve diğer öğretim elemanları, kendi özel yasaları olan 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu hükümlerine tabidir. Kanun koyucu, akademik personelin yürüttüğü kamu hizmetinin niteliğini dikkate alarak, göreve devamsızlık hallerini doğrudan bir idari tasarruf olan "müstafi sayılma" şeklinde değil, bir disiplin suçu olarak düzenlemeyi tercih etmiştir. 2547 sayılı Kanun m.53/b kapsamında, öğretim elemanlarına uygulanabilecek disiplin cezaları açıkça sayılarak sınırlandırılmış olup, öğretim elemanlarının devamsızlık fiilleri kesinlikle disiplin hukuku prosedürlerine ve güvencelerine tabi tutulmuştur.

Danıştay'ın yerleşik içtihatlarına göre, idari tasarruf ile disiplin cezası arasındaki bu ayrım son derece kritiktir. Disiplin cezası şeklinde tesis edilecek bir işlemin soruşturma usulü, savunma hakkı ve hukuki sonuçları ile doğrudan idari bir tasarruf niteliği taşıyan müstafi sayılma işleminin sonuçları birbirinden tamamen farklıdır. Nitekim sonradan yürürlüğe giren 7243 sayılı Kanun ile yapılan yasal değişikliklerde de, özürsüz ve kesintisiz 3 ila 9 gün göreve gelmemek eylemi aylıktan kesme; bir yılda toplam 20 gün göreve gelmemek eylemi ise üniversite öğretim mesleğinden çıkarma cezası olarak disiplin suçları arasında tanımlanmıştır. Bu kanuni gerçeklikler ışığında, öğretim elemanlarına doğrudan memuriyetten çekilme hükümlerinin uygulanması hukukun temel ilkelerine aykırılık teşkil etmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Danıştay 8. Dairesi tarafından yapılan incelemede, davacının Pamukkale Üniversitesi bünyesinde araştırma görevlisi sıfatıyla 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu kapsamında akademik personel olarak görev yaptığı tespiti üzerine detaylı bir hukuki değerlendirme yapılmıştır. Mahkeme, idare tarafından 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 94. maddesi uyarınca tesis edilen "görevden çekilmiş sayılma" (müstafi) işleminin, niteliği gereği farklı bir yasaya tabi olan akademik personel üzerinde doğrudan uygulanıp uygulanamayacağını titizlikle irdelemiştir.

Dairenin hukuki tespitlerine göre, genel devlet memurlarının on güne kadar olan devamsızlıkları disiplin suçu olarak sayılırken, on günü aşan devamsızlıklarında memuriyetin kişi iradesiyle sonlandırıldığı kabul edilerek idari bir işlem tesis edilmektedir. Ancak akademik personelin yürüttüğü kamu hizmetinin bilimsel doğası ve farklılığı gereği, yasa koyucu öğretim elemanları için devamsızlık hallerini doğrudan idari bir tasarrufla ilişik kesme (istifa etmiş sayılma) nedeni olarak öngörmemiş, bu tür eylemleri tamamen disiplin hukukunun alanına bırakmıştır. Bir kamu görevlisine disiplin hukuku kapsamında tarafsız bir soruşturma açılması, savunmasının alınması ve eylemine uygun yaptırımın uygulanması gerekirken, çok daha farklı ve ağır sonuçları olan doğrudan idari bir tasarrufun kullanılması açıkça hukuka aykırı bulunmuştur.

Nitekim güncel yasal düzenlemelerde de öğretim elemanlarının devamsızlık eylemleri net bir şekilde disiplin cezası (aylıktan kesme veya üniversite mesleğinden çıkarma) gerektiren fiiller olarak sınıflandırılarak güvence altına alınmıştır. Bu hukuki çerçevede, araştırma görevlisi olan davacı hakkında idarece usulüne uygun bir disiplin soruşturması yürütülerek fiilin ağırlığına göre bir işlem tesis edilmesi gerekirken, idarenin kolaya kaçarak doğrudan 657 sayılı Kanun hükümlerini işletmesi ve davacının görevden çekilmiş sayılması yönünde işlem tesis etmesi hukuka uyarlı görülmemiştir.

Sonuç olarak Danıştay 8. Dairesi, tesis edilen işlemin hukuka aykırı olduğuna hükmederek davanın reddi yönündeki Mahkeme kararını hukuka uygun bulan istinaf başvurusunun reddine dair Bölge İdare Mahkemesi kararını bozmuştur.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: