Karar Bülteni
DANIŞTAY 8. Daire 2022/5236 E. 2023/7318 K.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Daire | Danıştay 8. Daire |
| Esas No | 2022/5236 |
| Karar No | 2023/7318 |
| Karar Tarihi | 15.12.2023 |
| Dava Türü | İptal |
| Karar Sonucu | Onama |
| Karar Linki | Danıştay Karar Arama |
- Görev süresi uzatımında idarenin takdir yetkisi vardır.
- İptal edilen disiplin fiilleri değerlendirmeye alınabilir.
- Kadro ihtiyacının kalmaması geçerli bir idari sebeptir.
- Takdir yetkisi mutlak olmayıp yargı denetimine tabidir.
Bu karar, üniversitelerde süreli sözleşmelerle istihdam edilen akademik personelin görev sürelerinin sona ermesinin ardından yapılacak yeniden atama işlemlerinde idarelerin sahip olduğu takdir yetkisinin kapsamını ve sınırlarını hukuki bir çerçeveye oturtması bakımından büyük önem taşımaktadır. İdare hukukunun temel ilkeleri uyarınca, belirli süreli atanan kamu görevlilerinin sözleşmelerinin kendiliğinden uzaması gibi mutlak bir hakları bulunmamaktadır. İdare, personelin hizmetine ihtiyaç duyulup duyulmadığını ve personelin görev süresindeki hal, hareket ve disiplin durumunu göz önünde bulundurarak sözleşmeyi yenilememe tasarrufunda bulunabilir.
Emsal teşkil eden bu kararda vurgulanan en kritik nokta, bir personele verilen disiplin cezalarının sonradan idari yargı mercilerince iptal edilmiş olmasının, idarenin o personeli yetersiz veya uyumsuz bulma hakkını doğrudan elinden almadığıdır. Zira mahkemelerin iptal kararları fiilin hiç yaşanmadığı gerekçesiyle değil de; "lehe kanun uygulaması" veya "eylemin tek başına o cezayı gerektirecek ağırlıkta olmaması" gibi teknik nedenlere dayanıyorsa, eylemin fiili varlığı idare tarafından takdir yetkisi sınırları içinde geçerli bir olumsuz kanaat sebebi olarak kullanılabilmektedir. Karar, idarenin kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda insan kaynaklarını yönetme hakkını güçlü bir şekilde korumaktadır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Bir üniversitenin meslek yüksekokulu elektrik ve enerji bölümünde öğretim görevlisi statüsünde görev yapan davacı, mevcut görev süresinin sona ermesinin ardından bu sürenin idarece uzatılmaması ve üniversiteyle ilişiğinin tamamen kesilmesine karar verilmesi üzerine çalıştığı kuruma karşı iptal davası açmıştır. Davalı idare, sözleşmenin yenilenmemesine objektif gerekçe olarak davacının geçmişte hakkında yürütülen disiplin soruşturmalarını ve ilgili bölümde halihazırda yeterli sayıda öğretim elemanı bulunması sebebiyle davacının hizmetine artık kurumsal bir ihtiyaç kalmadığını göstermiştir. Davacı taraf ise kendi kadrosuna kendisinden akademik lisansı daha yetersiz kişilerin yerleştirildiğini, idareciler tarafından şahsına karşı uzun süredir mobbing (psikolojik taciz) ve yıpratma politikası uygulandığını, ayrıca meşru sağlık sorunları yüzünden aldığı raporların bile kötü niyetle aleyhine kullanıldığını iddia ederek tesis edilen ilişiği kesme işleminin haksız olduğunu savunmuştur. Taraflar arasındaki temel uyuşmazlık, idarenin süresi dolan personelin görev süresini uzatmama yönündeki idari işleminin hukuka, nesnel kriterlere ve kamu hizmetinin gereklerine uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Uyuşmazlığın çözümünde temel alınan hukuki dayanak ve yasal düzenleme, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu hükümleridir. Bu kanun ve ilgili akademik personel atama mevzuatı uyarınca, öğretim görevlileri gibi belirli süreli sözleşmelerle atanan öğretim elemanlarının görev sürelerinin bitiminde aynı usulle yeniden atanmaları kural olarak mümkündür. Ancak kanun koyucu, bu yeniden atama hususunda üniversite idarelerine otomatik bir yenileme yükümlülüğü getirmemiş, idarelere personelin mevcut durumunu, verimliliğini ve kurumun planlamalarını değerlendirmeleri için geniş bir takdir yetkisi tanımıştır.
İdare hukukunun evrensel prensiplerine ve Danıştay'ın yerleşik içtihat kurallarına göre, idarelere tanınan takdir yetkisi hiçbir zaman mutlak, sınırsız ve keyfi değildir. Bu yetki, daima kamu yararı ve hizmet gerekleri sınırları içerisinde kullanılmak zorundadır ve idari yargı denetimine tam olarak tabidir. Öğretim elemanlarının görev sürelerinin uzatılması işleminde idarenin keyfilikten uzak durması şarttır; bu çerçevede kişinin geçmiş görev dönemindeki akademik başarısı, bilimsel üretkenliği, disiplin durumu, kurum içi uyumu ve kurumun ilgili kadroya duyduğu objektif ihtiyaç gibi somut kriterler göz önünde bulundurulmalıdır.
Disiplin hukuku kuralları ile idari işlemler arasındaki hukuki ilişki incelendiğinde, memuriyet ve akademik personel statüsünde yürütülen kamu hizmetlerinin verimliliği ve sürekliliği esastır. Bir öğretim elemanının görevde bulunduğu süre zarfında disiplinsiz davranışlar sergilemesi, görevini mazeretsiz olarak aksatması veya kurumsal işleyişe ve çalışma barışına zarar vermesi durumunda, idare bu somut hususları yeniden atama sürecinde oldukça makul ve olumsuz bir kriter olarak değerlendirebilir. Nitekim idare hukukunda, verilen disiplin cezaları yargı kararlarıyla sonradan iptal edilmiş olsa dahi, iptal gerekçesi eylemin hiç işlenmediği (sübut bulmadığı) yönünde değil de, daha hafif bir disiplin cezası verilmesi gerektiği, lehe kanun uygulaması veya salt usul eksikliği gibi nedenlere dayanıyorsa, idare bu personelin fiillerini takdir yetkisi çerçevesinde değerlendirerek hizmetin gereği gibi yürütülmediğine dair güçlü bir hukuki veri olarak ele alabilmektedir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Danıştay 8. Dairesi ve alt derece mahkemeleri tarafından yapılan detaylı hukuki incelemeler neticesinde, davacının görev süresinin uzatılmaması işlemine dayanak teşkil eden idari argümanlar tüm yönleriyle irdelenmiştir. Dosya kapsamında, davacının görev yaptığı süre boyunca çeşitli eylemleri nedeniyle disiplin soruşturmaları geçirdiği ve muhtelif disiplin cezaları aldığı tespit edilmiştir. Örneğin, davacının ödev teslim etmeyen bir öğrencinin önceki akademik yıldaki ödevini değerlendirerek geçerli bir puan verdiği hususu, öğrenci itirazı üzerine yapılan soruşturma ve alınan yeminli ifadelerle idarece sabit bulunmuştur. Her ne kadar bu usulsüz eylem nedeniyle idarece verilen "kınama" cezası idare mahkemesince "eylemin tek başına disiplin cezasını gerektirecek yoğunluk ve ağırlıkta olmadığı" gerekçesiyle şeklen iptal edilmiş olsa da, eğitim-öğretim ciddiyetiyle bağdaşmayan fiilin maddi olarak gerçekleştiği ortadadır.
Buna ek olarak, davacının 2 Ekim ile 9 Ekim 2019 tarihleri arasındaki kesintisiz sekiz günlük zaman diliminde hiçbir idari izin almaksızın ve geçerli bir mazeret bildirmeksizin fiilen görev yerinde bulunmadığı tutanaklarla saptanmıştır. Bu izinsiz devamsızlık eylemi neticesinde davacıya verilen "1 yıl kademe ilerlemesinin durdurulması" cezası da idari yargı merciine taşınmış ve mahkemece eylemin hiç yaşanmadığı gerekçesiyle değil, yalnızca "lehe kanun hükmünün tatbiki gerektiği" hukuki ilkesinden hareketle iptal edilmiştir. İptal kararlarının temelindeki gerekçeler incelendiğinde, davacının asli memuriyet bilincine ve akademik sorumluluğuna aykırı davrandığı fiillerin sübuta erdiği, dolayısıyla idarenin personeline yönelik güveninin sarsıldığı görülmektedir.
Ayrıca, davalı üniversite idaresi, davacının görev yaptığı bölümde halihazırda üç öğretim üyesi ve dört öğretim görevlisinin faal olarak çalıştığını, bu mevcut akademik kadronun bölümün eğitim-öğretim ihtiyaçlarını karşılamak için fazlasıyla yeterli olduğunu yargı merciine sunmuştur. Dolayısıyla, davacının hizmetine idarece artık ihtiyaç kalmadığı da objektif bir hizmet gereği olarak ortaya konulmuştur. Davacının idareye yönelttiği mobbing (psikolojik taciz) iddiaları ile yerine kasıtlı olarak liyakatsiz kişilerin alındığı yönündeki soyut iddiaları, bu durumu destekleyecek somut ve yasal delillerle mahkeme huzurunda kanıtlanamamıştır. Görev süresi biten akademik personelin yeniden atanması konusunda takdir yetkisi bulunan üniversitenin, bu yetkiyi kamu yararı ve hizmet gereklerine bütünüyle uygun şekilde, personel disiplini ve personel fazlalığı gibi tamamen geçerli sebeplere dayanarak kullandığı anlaşıldığından, tesis edilen dava konusu işlem hukuka tam uyarlı bulunmuştur.
Sonuç olarak Danıştay 8. Dairesi, idarenin takdir yetkisini hukuka uygun kullandığı ve kararda mevzuata aykırılık bulunmadığı yönünde karar vererek bölge idare mahkemesinin kararını onamıştır.