Anasayfa Karar Bülteni AYM | Cihat Ünal | BN. 2021/36290

Karar Bülteni

AYM Cihat Ünal BN. 2021/36290

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm
Başvuru No 2021/36290
Karar Tarihi 10.12.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Mülkiyet hakkına müdahalenin meşru amacı olmalıdır.
  • Özel hukuk alacaklarının ödenmemesi makul tedbir değildir.
  • İltisak gerekçesiyle meşru alacak hakkı engellenemez.
  • Makul süre şikayetleri Tazminat Komisyonuna yapılmalıdır.

Bu karar, olağanüstü hâl döneminde kapatılan kurumlardan alacağı olan kişilerin, salt terör örgütüyle irtibatlı veya iltisaklı oldukları gerekçesiyle özel hukuktan doğan alacak haklarından mutlak surette mahrum bırakılamayacağını hukuken güçlü bir biçimde ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkına yapılan bu tür kategorik bir müdahalenin demokratik bir hukuk devletinde meşru, gerekli ve ölçülü bir tedbir olarak nitelendirilemeyeceğini bir kez daha vurgulamıştır. Kişilerin terör örgütüyle bağları sebebiyle haklarında güvenlik odaklı çeşitli idari veya cezai tedbirler alınabilmesi elbette mümkün olsa da, bunun şahısların üçüncü kişilerle aralarındaki özel hukuk ilişkilerinden doğan meşru ve kanıtlanmış alacaklarını tahsil etmelerine engel teşkil etmemesi gerektiği hukuken güvence altına alınmıştır.

Uygulamada bu kararın emsal etkisi son derece büyüktür. Zira olağanüstü hâl KHK'ları ile kapatılan şirketlere, okullara veya kurumlara daha önceden hizmet, mal alımı veya kayıt ücreti gibi haklı nedenlerle ödeme yapmış olan binlerce vatandaşın alacaklarının iadesi önündeki katı yasal engelin Anayasa'ya aykırılığı tescillenmiştir. İdare mahkemeleri ve adliye mahkemeleri nezdinde devam eden benzer nitelikteki iade ve alacak davalarında, idarelerin salt "iltisak" veya "irtibat" savunmasına dayanarak ödemeden kaçınmaları artık hukuken geçerli bir savunma aracı olarak görülmeyecektir. Ayrıca karar, makul sürede yargılanma hakkı ihlallerinde yeni kurulan Tazminat Komisyonuna başvuru yolunun tüketilmesi zorunluluğunu kesin bir dille teyit etmesi bakımından da usul hukuku açısından yol gösterici bir içtihat niteliği taşımaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu Cihat Ünal, olağanüstü hâl (OHAL) döneminde çıkarılan Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan bir şirkete daha önceden belirli bir miktar para yatırmıştır. Şirketin kapatılmasının ardından, yatırdığı bu paranın kendisine iade edilmesi amacıyla hukuki yollara başvurarak alacağının tahsili davası açmıştır. Ancak yargılama süreci devam ederken çıkarılan yeni bir yasal düzenleme ile, terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu tespit edilen kişilere bu tür iadelerin yapılmayacağı kuralı getirilmiştir. Derece mahkemeleri de bu yasal kurala dayanarak başvurucunun alacağını tahsil etme imkânını elinden almış ve davasını reddetmiştir. Başvurucu, özel hukuk ilişkisinden doğan meşru alacağının kendisine ödenmemesi ve yargılamanın çok uzun sürmesi nedenleriyle mülkiyet hakkının, etkili başvuru hakkının ve makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı değerlendirirken öncelikle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.35 kapsamında güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.40 kapsamında düzenlenen etkili başvuru hakkı çerçevesinde inceleme yapmıştır. Mülkiyet hakkına yapılacak her türlü müdahalenin kanuni bir dayanağının bulunması, kamu yararı meşru amacını taşıması ve ölçülülük ilkesine uygun olması demokratik hukuk devletinin temel gerekliliklerindendir.

Somut olaydaki uyuşmazlığın çözümünde, Anayasa Mahkemesinin daha önce norm denetimi yoluyla verdiği emsal iptal kararı kritik bir hukuki kural olarak uygulanmıştır. İlgili iptal kararında, 7091 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun m.5 hükmünde yer alan ve alacağın iadesi için kişinin terör örgütüyle "aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olmayan" biri olması gerektiğine dair şart, Anayasa'ya aykırı bulunmuştur. Yüksek Mahkeme, bir kimsenin terör örgütüyle irtibatlı veya iltisaklı olmasının, onun özel hukuk sözleşmelerinden doğan ve hukuka uygunluğu konusunda şüphe bulunmayan alacaklarının devlet tarafından ödenmemesine meşru bir mazeret olamayacağı prensibini yerleşik bir içtihat hâline getirmiştir.

Ayrıca, yargılamaların uzun sürmesine yönelik şikayetler bakımından 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun hükümleri dikkate alınmıştır. 7499 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler uyarınca, makul sürede yargılanma hakkının ihlali iddialarında, bireysel başvurudan önce ilk bakışta ulaşılabilir ve başarı şansı sunan Tazminat Komisyonuna başvuru yolunun tüketilmesi gerektiği temel bir usul kuralı olarak benimsenmiştir. Bu kural, bireysel başvurunun ikincil niteliğinin zorunlu bir gereği olarak tatbik edilmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayı değerlendirirken öncelikle başvurucunun makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine yönelik şikâyetini ele almıştır. İlgili mevzuatta yapılan son yasal değişiklikler çerçevesinde, makul sürede sonuçlanmayan yargılamalar için Tazminat Komisyonuna başvuru yolunun ihdas edildiği tespit edilmiştir. Başvurucunun bu yeni ve etkili idari başvuru yolunu tüketmeden doğrudan Anayasa Mahkemesine başvurmuş olması nedeniyle, bu iddia başvuru yollarının tüketilmemesi gerekçesiyle incelenememiştir.

Başvurucunun mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlali iddiası yönünden yapılan incelemede ise, benzer nitelikteki emsal kararlardaki ilkeler somut olaya uyarlanmıştır. Başvurucunun kapatılan bir şirkete yatırdığı paranın iadesi için hukuki yollara başvurduğu, ancak yargılama devam ederken yürürlüğe giren yasal düzenleme sebebiyle alacağını tahsil etme hukuki mekanizmalarını işletme imkânından yoksun bırakıldığı anlaşılmıştır. İdarenin, alacağın gerçekliğine veya hukuka uygunluğuna yönelik bir itirazı bulunmaksızın salt "iltisak" gerekçesiyle ödeme yapmaktan kaçınmasına imkân tanıyan yasal düzenleme Anayasa Mahkemesince daha önceden iptal edilmiştir. Bu bağlamda, başvurucunun özel hukuk ilişkisi çerçevesinde doğan meşru alacağının, terör örgütüyle irtibatlı olduğu değerlendirmesine dayanılarak ödenmemesi, mülkiyet hakkına yapılmış orantısız ve haksız bir müdahale olarak nitelendirilmiştir. Derece mahkemelerinin bu iptal edilen kuralı uygulayarak davanın reddine karar vermesi, başvurucunun mülkiyet hakkı şikayetleri bakımından etkili bir başvuru yolu bulamaması sonucunu doğurmuştur. Mahkeme, hak ihlalinin tespit edilmesinin tek başına yeterli olmayacağını, ihlalin sonuçlarının tamamen ortadan kaldırılması için davanın yeniden görülmesi gerektiğini açıkça ifade etmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği yönünde karar vererek başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: