Anasayfa Karar Bülteni AYM | Muhammed Polat | BN. 2021/29116

Karar Bülteni

AYM Muhammed Polat BN. 2021/29116

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm
Başvuru No 2021/29116
Karar Tarihi 17.07.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Milletvekilliği adaylığı için istifa kadroyu iptal etmez.
  • Şahsa bağlı kadro istifa süresince askıya alınır.
  • Gerekçesiz eski kadroya atamamak seçilme hakkını ihlal eder.
  • Adaylıktan dönen memurun eski statüsünün korunması esastır.

Bu karar, milletvekili adayı olmak amacıyla görevinden istifa eden şahsa bağlı kadrodaki kamu görevlilerinin, seçilememeleri hâlinde eski görevlerine dönme hakları bakımından son derece kritik bir hukuki güvence sağlamaktadır. Karar, istifa ile birlikte şahsa bağlı kadronun doğrudan ve mutlak surette iptal edildiği yönündeki idari ve yargısal yorumların anayasal haklar çerçevesinde ciddi şekilde sorunlu olduğunu ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, bu tür istifaların normal bir memuriyetten çekilme biçimi olmadığını, kadronun tamamen iptal edilmesi yerine yasal süreç tamamlanana kadar geçici bir süreyle askıya alındığının kabul edilmesi gerektiğini açıkça vurgulamıştır.

Emsal etkisi bakımından bu karar, idarenin kamu hizmetlerinde sürekliliği sağlama meşru amacı ile bireylerin siyasal hayata katılım hakları arasında adil ve dengeli bir hukuki zemin kurmaktadır. Benzer davalarda, milletvekili adayı olan kamu görevlilerinin geçerli bir gerekçe sunulmaksızın eski kadrolarına atanmamalarının anayasal bir hak olan seçilme hakkı üzerinde ağır bir caydırıcı etki yaratacağı kesin olarak kabul edilecektir. Özellikle şahsa bağlı kadrolarda görev yapan memurların, anayasal siyasi haklarını kullandıkları için sırf statüsel olarak beklemedikleri bir kötüleşme ile karşılaşmamaları gerektiği yönündeki bu çağdaş yaklaşım, Danıştay ve idare mahkemelerinin yerleşik katı içtihatlarını değiştirecek niteliktedir. Bundan sonraki hukuki uyuşmazlıklarda idarenin, geri dönüş taleplerini reddederken çok daha ölçülü ve haklı gerekçeler sunması zaruri hâle gelmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Bakanlık bünyesinde şahsa bağlı müşavir kadrosunda görev yapan başvurucu, 2015 yılında gerçekleştirilen milletvekili genel seçimlerinde aday olabilmek amacıyla kanuni zorunluluk gereği görevinden istifa etmiştir. Seçimlerde aday gösterilmeyen başvurucu, yeniden eski görevine iade edilmek için kurumu olan Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına başvuruda bulunmuştur. Ancak idare, başvurucuyu eski görev yeri olan şahsa bağlı müşavirlik kadrosu yerine mühendis kadrosuna atamıştır.

İdare bu işlemini, ilgili Kanun Hükmünde Kararname uyarınca şahsa bağlı müşavirlik kadrolarının istifa ile birlikte kendiliğinden ve mutlak olarak iptal olduğu gerekçesine dayandırmıştır. Başvurucu ise atandığı yeni mühendis kadrosunun önceki kadrosuna eş değer olmadığını, seçim kanunlarındaki göreve dönüş güvencelerinin göz ardı edildiğini belirterek işlemin iptali ve yoksun kaldığı özlük haklarının iadesi talebiyle idare mahkemesinde dava açmıştır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, bu uyuşmazlığı değerlendirirken öncelikle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.67 kapsamında güvence altına alınan "seçme, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkı" ilkelerine dayanmıştır. Seçilme hakkı, demokratik toplum düzeninin temel taşlarından biri olup kamu görevlilerinin siyasi hayata katılımının önündeki engellerin orantılılık ilkesi çerçevesinde daima dar yorumlanmasını gerektirir. Siyasi hakların kullanımı, bireylerin devlet yönetimine katılmalarını sağlayan en etkili araçlardan biridir.

Uyuşmazlığın kanuni temelinde 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ek m.7 yer almaktadır. Bu özel düzenleme, milletvekili seçilmek için istifa eden kamu görevlilerinin süreç sonunda göreve geri dönme talebinde bulunmaları hâlinde eski görevlerine veya kazanılmış hak aylık derecelerindeki başka bir göreve dönebileceklerini istisnai bir hak olarak düzenlemektedir. İdarenin işleme dayanak kıldığı 635 sayılı Kanun Hükmünde Kararname geçici m.3 hükmü ise, şahsa bağlı müşavirlik kadrolarının herhangi bir sebeple boşalması hâlinde hiçbir işleme gerek kalmaksızın doğrudan iptal edileceğini öngörmektedir.

Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihat prensiplerine göre, Anayasa m.13 uyarınca temel hak ve hürriyetlere yapılan idari veya yasal müdahalelerin kanunilik, meşru amaç ve ölçülülük ilkelerine bütünüyle uygun olması zorunludur. Seçimlere katılmak amacıyla gerçekleşen istifalar normal bir memuriyetten çekilme iradesi olarak değerlendirilemez. Bu tür ayrılmalarda kadronun doğrudan iptal edildiği şeklindeki idari yorum, adil yargılanma ve hak arama hürriyeti boyutunda sorunlara yol açar. Doktrinde de ağırlıklı olarak kabul edildiği üzere, kamu yararı ile bireysel haklar arasında adil bir denge kurmak adına bu süreçte memurun eski kadrosunun geçici olarak askıya alındığının kabulü, demokratik katılımın teşvik edilmesi için mecburidir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayı incelerken başvurucunun milletvekili adayı olabilmek için görevinden ayrılmasının anayasal bir hakkın yasal bir zorunlulukla kullanımı olduğunu belirlemiştir. Derece mahkemeleri, başvurucunun istifasıyla şahsa bağlı kadrosunun doğrudan iptal olduğunu ve eski görevine dönmesinin önünde kanuni bir engel bulunduğunu değerlendirerek davayı reddetmiştir. Ancak Anayasa Mahkemesi, bu katı yorumun kanunilik ölçütü yönünden ciddi anayasal sorunlar barındırdığını tespit etmiştir.

İdare mahkemesi ve Danıştay kararlarında, milletvekili seçimlerine katılmak için istifa eden şahsa bağlı kadrodaki bir kamu görevlisinin kadrosunun istifayla birlikte askıya alınıp alınamayacağı hiç tartışılmamış, kadronun doğrudan doğruya iptal edildiği sonucuna varılmıştır. Oysa söz konusu kadronun, normal bir istifa biçimi olmayan milletvekilliği adaylığı sürecinde temelli iptal edildiğinin değil, geçici süreyle askıya alındığının kabulü gerekmektedir. Nitekim başvurucu, kanuni süresi içinde usulüne uygun şekilde yeniden göreve başlama talebinde bulunmuştur.

Mahkeme, idarenin milletvekili olabilmek için istifa eden kamu görevlilerini mutlak şekilde eski kadrolarına atama zorunluluğu bulunmamasının kamu hizmetlerinde sürekliliğin sağlanması meşru amacına hizmet ettiğini kabul etmekle birlikte, yapılan idari işlemin ölçülülüğünü ayrıca sorgulamıştır. Başvurucunun memuriyet hayatı, milletvekili olabilmek için istifa ettiği anda statüsel anlamda kesintiye uğramıştır. Sırf anayasal seçilme hakkını kullanması nedeniyle durumunda beklemediği bir kötüleşme yaşanmış ve eski görevine iade edilmemesi, istifa öncesi ve sonrası özlük haklarında aleyhe farklılıklara yol açmıştır.

Yeterli ve makul gerekçeler sunulmadan başvurucunun eski görevinin sağladığı idari ve mali imkânlardan faydalandırılmaması, siyasi katılım ve seçilme hakkının kullanılması üzerinde açıkça caydırıcı bir etki oluşturmuştur. Derece mahkemelerince idarenin bu tek taraflı müdahalesinin zorunlu bir toplumsal ihtiyaca karşılık geldiği ilgili ve yeterli bir gerekçeyle ortaya konulamamıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, seçilme hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: