Anasayfa Karar Bülteni AYM | Nurdan Özgür | BN. 2020/39514

Karar Bülteni

AYM Nurdan Özgür BN. 2020/39514

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm
Başvuru No 2020/39514
Karar Tarihi 26.02.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Mesleki itibarın zedelenmesi özel hayatı ihlal eder.
  • Sözleşme feshinde idarenin takdir yetkisi sınırsız değildir.
  • İdare, fesih kararlarında somut ve yeterli gerekçe sunmalıdır.
  • Yargı mercileri idarenin takdir yetkisini denetlemekle yükümlüdür.

Bu karar, hukuken idarenin taraf olduğu sözleşmelerde tek taraflı fesih yetkisini sınırsız, denetimsiz ve keyfî olarak kullanamayacağını net bir şekilde ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, Sosyal Güvenlik Kurumunun eczanelerle yaptığı tip sözleşmelerin feshinin ve ortak ilaç tedarik sistemlerine erişimin engellenmesinin, eczacının mesleki hayatını, sosyal ve ticari itibarını doğrudan etkilediğini vurgulamıştır. Bu sebeple idari makamlarca yapılan ticari nitelikteki bir feshin doğrudan özel hayata saygı hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği teyit edilmiştir. İdarenin herhangi bir somut gerekçe sunmadan, sadece sözleşmedeki genel bir fesih maddesine dayanarak işlem tesis etmesi anayasal güvencelere aykırı bulunmuştur.

Benzer davalardaki emsal etkisi ve uygulamadaki önemi oldukça yüksektir. Özellikle kamu kurumlarıyla sözleşmeli olarak çalışan serbest meslek mensuplarının idare karşısındaki konumu bu kararla güçlendirilmiştir. Uygulamada idare mahkemeleri ve adliye mahkemeleri, idarenin salt "takdir yetkisi" savunmasını artık mutlak doğru olarak kabul edemeyecektir. Mahkemeler, fesih işleminin altında yatan asıl nedenleri, ölçülülüğü ve kişinin mesleki hayatına olan etkilerini detaylıca incelemek zorundadır. Karar, idari işlemlerin yargısal denetiminde şekilcilikten uzaklaşıp esasa girilmesini zorunlu kılan, mahkemelerin idarenin takdir yetkisini katı bir şekilde denetlemesini emreden çok güçlü bir içtihat niteliğindedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Ankara'da eczane işleten ve mesul müdür olan başvurucu Nurdan Özgür, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ile hastaların ilaç temini için bir protokol imzalamıştır. Ancak SGK, 25 Kasım 2016 tarihinde eczanenin reçete girdiği MEDULA sistemini aniden kapatmış ve ardından sözleşmenin bir ay sonra feshedileceğini başvurucuya bildirmiştir. Fesih gerekçesi olarak başvurucuya yönelik hiçbir somut olay, soruşturma veya disiplin cezası gösterilmemiş, sadece sözleşmedeki idareye tek taraflı fesih imkânı veren genel bir maddeye dayanılmıştır.

Bunun üzerine başvurucu, hiçbir gerekçe gösterilmeden haksız yere sözleşmesinin iptal edildiğini, savunma hakkının elinden alındığını ve ticari hayatının bitme noktasına geldiğini belirterek SGK'ya karşı dava açmıştır. Açılan davada haksız fesih işleminin iptal edilmesi ve kapatılan sistemin tedbiren yeniden açılması talep edilmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Uyuşmazlığın çözümünde temel alınan en önemli hukuki kural, Anayasa'nın 20. maddesi ile güvence altına alınan özel hayata saygı hakkıdır. Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarına göre, kişilerin mesleki hayatlarına yönelik tedbirler ve müdahaleler, bireyin başkalarıyla ilişki kurabilme ve mesleğini devam ettirebilme imkânını önemli ölçüde zayıflatıyorsa bu durum doğrudan özel hayata saygı hakkı kapsamında değerlendirilir.

Eczacılık özünde bir serbest meslek olsa da, halk sağlığının korunması ve sağlık hizmetlerinin yerine getirilmesine aracılık etmesi sebebiyle güçlü bir kamusal yöne de sahiptir. Bu kamu hizmeti niteliği, mesleğin diğer alanlardan farklı denetim kurallarına tabi olmasını olağan kılmaktadır. Ancak bu durum, Sosyal Güvenlik Kurumu ile yapılan eczane protokollerinin feshedilmesinin salt bir borçlar hukuku ilişkisinin sona ermesi olarak görülmesini haklı çıkarmaz. Sözleşmenin feshi ve MEDULA gibi ortak sistemlerin kapatılması, eczacının mesleğini icra etmesini fiilen imkânsız hâle getirmekte, ticari ve mesleki itibarına ağır ve telafisi zor bir zarar vermektedir.

Hukuk devletinin bir gereği olarak, idareye tanınan fesih veya takdir yetkisi hiçbir zaman sınırsız ve keyfî değildir. İdare, sözleşmeyi feshederken mutlaka haklı nedenlere dayanmalı, işlemi bireyselleştirmeli ve kişiye kural olarak savunma hakkı tanımalıdır. Aynı şekilde, bu tür idari işlemleri denetleyen derece mahkemelerinin de idarenin takdir yetkisini hukuka uygun kullanıp kullanmadığını titizlikle araştırması şarttır. Mahkemelerin, idarenin sunduğu soyut ve şeklî gerekçelerle yetinmeyip, feshin asıl sebeplerini ve kişinin mesleğine olan ağır etkilerini detaylıca inceleyerek makul bir gerekçeyle kararını ortaya koyması anayasal bir zorunluluktur.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucu ile SGK arasında imzalanan protokolün feshedilme sürecini ve mahkemelerin bu sürece yaklaşımını titizlikle incelemiştir. SGK, başvurucuya gönderdiği yazıda sadece sözleşmenin 5.1. maddesine (tarafların bir ay önceden haber vererek sözleşmeyi feshedebileceği kuralına) dayanmış, ancak feshin altında yatan hiçbir somut veya haklı neden göstermemiştir.

Oysa protokolün bütünü incelendiğinde, idarenin sözleşmeyi feshedebilmesi ve cezai işlem uygulayabilmesi için belirli ihlallerin gerçekleşmesi ve kural olarak eczacının savunmasının alınması gerektiği açıkça düzenlenmiştir. Buna rağmen SGK, başvurucunun savunmasını almadan ve hiçbir somut ihlal isnadında bulunmadan tek taraflı fesih işlemini gerçekleştirmiştir.

Uyuşmazlığı inceleyen yerel mahkemeler ise idarenin söz konusu fesih işleminin usulünü, altında yatan nedenleri ve işlemin doğruluğunu araştırmak yerine, sadece sözleşmede yer alan genel bir fesih maddesinin varlığını yeterli görmüştür. İdarenin takdir yetkisini kullanırken keyfî davranıp davranmadığını denetleyecek etkili bir yargısal denetim yapılmamış, soyut ifadelerle dava reddedilmiştir. Bu durum, idarenin takdir yetkisini sınırsız bir şekilde kullanmasına yargı eliyle onay verilmesi anlamına gelmektedir.

Anayasa Mahkemesi, hem idarenin fesih işleminde hem de derece mahkemelerinin kararlarında, müdahalenin nedenlerine ve başvurucunun mesleki hayatı üzerindeki yıkıcı etkilerine dair bireyselleştirilmiş, güçlü ve yeterli bir gerekçe sunulmadığını tespit etmiştir. Gerekçesiz ve keyfîliğe açık bu uygulamanın hukuk devleti güvenceleriyle bağdaşmadığı vurgulanmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, idarenin keyfî feshini denetlemeyen yargısal süreç nedeniyle Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir ve başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: