Karar Bülteni
AYM İbrahim Halil Solmaz BN. 2022/74487
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm |
| Başvuru No | 2022/74487 |
| Karar Tarihi | 15.10.2025 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Mesleki hayata müdahale özel hayata saygıyı etkiler.
- Sözleşme feshi bireyselleştirilmiş güçlü gerekçelere dayanmalıdır.
- İdarenin takdir yetkisi keyfî olarak kullanılamaz.
- Mesleğin ifasını imkânsız kılan tedbirler ölçülü olmalıdır.
Bu karar, idari kurumların özel hukuk sözleşmelerine dayalı fesih yetkilerini kullanırken Anayasa ile güvence altına alınan temel hak ve özgürlükleri, özellikle de özel hayata saygı hakkını gözetmekle yükümlü olduklarını açıkça ortaya koyması bakımından büyük bir hukuki öneme sahiptir. Mahkeme, Sosyal Güvenlik Kurumu gibi kamu gücü ayrıcalıklarına sahip kurumların, taraf oldukları tip sözleşmeleri "her zaman feshedebilme" yetkisini sınırsız ve gerekçesiz bir şekilde kullanamayacaklarını hüküm altına almıştır. Bireyin mesleki hayatına doğrudan etki eden ve mesleğin icrasını imkânsız hâle getirebilen fesih işlemlerinde, müdahalenin nedenleri ve mesleki hayata etkileri konusunda bireyselleştirilmiş, güçlü ve yeterli gerekçeler sunulması gerektiği vurgulanmıştır.
Emsal niteliğindeki bu karar, benzer idari sözleşme iptalleri ve kurum fesihlerinde idarenin takdir yetkisinin sınırlarını çizmektedir. Uygulamada, idarelerin sözleşme hükümlerine dayanarak tek taraflı fesih işlemi tesis etmeleri sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. Ancak Anayasa Mahkemesi, eczacılık gibi kamu hizmeti yönü ağır basan serbest mesleklerin ifasının MEDULA gibi sistemlere erişime bağlı olduğu hâllerde, bu erişimin gerekçesiz kesilmesinin kişinin sosyal ve mesleki itibarını doğrudan zedeleyeceğini belirtmiştir. Karar, idarenin keyfî fesih işlemlerine karşı meslek mensuplarına güçlü bir anayasal koruma kalkanı sağlamakta, mahkemelerin de bu tür uyuşmazlıklarda idarenin takdir yetkisinin kanuni dayanaklarını ve ölçülülüğünü titizlikle denetlemesi gerektiğine işaret etmektedir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Şanlıurfa'da eczacılık yapan ve aynı zamanda eczanenin mesul müdürü olan başvurucu, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ile imzaladığı protokol kapsamında hastalara ilaç satışı yapmaktadır. SGK, aralarındaki protokolün "tarafların bir ay önceden yazılı bildirimle sözleşmeyi her zaman feshedebileceğine" dair genel maddesine dayanarak, hiçbir somut gerekçe göstermeden başvurucunun sözleşmesini tek taraflı olarak feshetmiş ve MEDULA sistemine erişimini engellemiştir.
Başvurucu, hakkında herhangi bir adli veya idari soruşturma bulunmamasına rağmen haksız yere sözleşmesinin feshedildiğini belirterek Şanlıurfa 4. Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açmış, MEDULA sisteminin tedbiren açılmasını ve fesih işleminin iptalini talep etmiştir. Mahkemenin davayı reddetmesi ve kararın kesinleşmesi üzerine başvurucu, somut bir neden sunulmadan sözleşmesinin feshedilmesinin mesleki itibarını ve özel hayatını zedelediğini belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı çözerken öncelikle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.20 kapsamında güvence altına alınan özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının sınırlarını ve mesleki hayatla olan bağlantısını temel almıştır. Yerleşik içtihatlara göre, kişinin mesleki faaliyetlerine yönelik idari tedbirlerin veya müdahalelerin belirli bir ağırlık düzeyine ulaşması, kişinin sosyal çevresiyle ilişki kurma ve geliştirme imkânını önemli ölçüde zayıflatması hâlinde bu durum özel hayata saygı hakkı bağlamında incelenmektedir.
Eczacılık mesleği, özünde bir serbest meslek olmakla birlikte, kamu sağlığı hizmetlerinin yerine getirilmesine aracılık etmesi sebebiyle güçlü bir kamusal niteliğe sahiptir. Bu nedenle meslek mensuplarının diğer mesleklere kıyasla farklı kurallara ve denetleme yöntemlerine tabi olması olağan karşılanmaktadır. Ancak temel kural olarak, mesleğin ifasına ilişkin uygulamaların ve tedbirlerin esaslarının mevzuatta açıkça düzenlenmesi gerekmektedir. Mesleğin icrasını imkânsız hâle getirecek düzeydeki müdahalelerde idarenin sınırsız bir takdir yetkisi bulunmamaktadır.
İdarenin taraf olduğu sözleşmelerin feshinde, işlemi gerçekleştiren makamların ve uyuşmazlığı inceleyen yargı mercilerinin, fesih yönünde kullanılan takdir yetkisinin kanuni dayanaklarını açıkça göstermeleri zorunludur. Anayasa Mahkemesi prensiplerine göre, temel haklara yapılan müdahalenin nedenlerine ve bu müdahalenin meslek sahibi üzerindeki yıkıcı etkilerine dair bireyselleştirilmiş, güçlü ve yeterli gerekçelerin sunulması demokratik toplum düzeninin vazgeçilmez bir şartıdır. Gerekçesiz işlemler, bireye ölçüsüz bir külfet yüklemekte ve idari işlemin keyfiliğini denetlemeyi imkânsız hâle getirmektedir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucunun SGK ile imzaladığı sözleşmenin idare tarafından feshedilmesini ve MEDULA sistemine erişiminin engellenmesini özel hayata saygı hakkına yapılmış ciddi bir müdahale olarak değerlendirmiştir. Başvurucunun mesleği olan eczacılığın günümüz koşullarında SGK protokolleri ve MEDULA sistemi üzerinden yürütüldüğü, bu sisteme erişimin kesilmesinin eczanenin ticari faaliyetlerini sürdürmesini fiilen imkânsız hâle getirdiği tespit edilmiştir. Bu durum, başvurucunun mesleki yaşamını sürdürebilme, sosyal çevresiyle ilişki kurabilme ve mesleki itibarını koruyabilme imkânını önemli ölçüde ortadan kaldırmıştır.
Mahkeme, SGK'nın fesih işlemini gerçekleştirirken yalnızca protokolün ilgili maddesindeki "her zaman feshedebilir" ibaresine dayandığını, ancak feshi haklı kılacak herhangi bir somut fiil, disiplin soruşturması veya güvenlik gerekçesi ortaya koymadığını belirlemiştir. Yargılama sürecinde ilk derece mahkemesi ve kanun yolu mercileri de idarenin bu takdir yetkisini denetlemeye elverişli bir inceleme yapmamış, müdahalenin başvurucunun mesleki hayatı üzerindeki ağır etkilerini göz ardı etmiştir. İdarenin fesih yetkisini kullanırken neden bu yola başvurduğuna dair bireyselleştirilmiş, ikna edici ve yeterli bir gerekçe sunma yükümlülüğü ihlal edilmiştir.
Temel hak ve özgürlüklere yapılan müdahalelerde aranan demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluk ve ölçülülük ilkeleri çerçevesinde, başvurucuya mesleğini icra edilemez hâle getirecek düzeyde ağır bir külfet yüklenmiştir. İdare ve yargı mercilerince, söz konusu fesih işleminin hangi meşru amaca dayandığı ve zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılayıp karşılamadığı hususunda yeterli bir değerlendirme yapılmamıştır. Bu eksiklikler ışığında, başvurucu hakkında uygulanan sözleşme feshinin anayasal güvencelere aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, başvurucunun özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.