Anasayfa Karar Bülteni AYM | Ali İhsan Dost | BN. 2020/18929

Karar Bülteni

AYM Ali İhsan Dost BN. 2020/18929

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2020/18929
Karar Tarihi 11.12.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Mektupların denetiminde kanunilik ve ölçülülük ilkeleri gözetilmelidir.
  • Mektubun sakıncalı bulunması içerikle somut olarak ilişkilendirilmelidir.
  • Mektubun kısmen çizilerek gönderilme ihtimali daima tartışılmalıdır.
  • Gerekçesiz kısıtlamalar mahpusların haberleşme hürriyetini ihlal eder.

Bu karar, ceza infaz kurumlarında bulunan mahpusların dış dünya ile iletişim kurma yollarının başında gelen mektupların denetlenmesi ve alıkonulması süreçlerinde idarenin ve derece mahkemelerinin sahip olduğu takdir yetkisinin anayasal sınırlarını net bir biçimde çizmesi bakımından büyük bir hukuki öneme sahiptir. Anayasa Mahkemesi, mahpusların haberleşme hürriyetine yapılacak müdahalelerin yalnızca şeklî bir kanuni dayanağının olmasını yeterli görmemekte; bu müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun ve ölçülü olması gerektiğini kesin hatlarla vurgulamaktadır. İdarenin genel ve soyut gerekçelerle kişilerin iletişim özgürlüğünü kısıtlayamayacağı açıkça ortaya konulmuştur.

Uygulamadaki emsal etkisine bakıldığında, ceza infaz kurumu disiplin kurulları ve infaz hâkimliklerinin mektup okuma ve denetleme süreçlerinde çok daha titiz ve bireyselleştirilmiş bir inceleme yapmaları gerekeceği aşikârdır. Özellikle bir mektubun sakıncalı bulunarak alıkonulması kararlarında, mektubun tam olarak hangi ifadelerinin neden tehlike arz ettiğinin somut bir şekilde gerekçelendirilmesi zorunluluğu getirilmektedir. Ayrıca, tamamen el koyma gibi en ağır müdahaleler yerine, mektubun sakıncalı kısımlarının çizilerek sansürlenmesi ve geri kalan kısmının alıcısına ulaştırılması gibi daha hafif alternatiflerin değerlendirilmemesi, doğrudan bir hak ihlali sebebi sayılmıştır. Bu karar, idari kurullar ve derece mahkemeleri için haberleşme hürriyetine yapılacak müdahalelerde uyulması gereken bağlayıcı bir şablon sunmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Burhaniye T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan başvurucu, cezaevinden dışarıya bir mektup göndermek istemiştir. Mektubun içeriğinde Orta Doğu'daki güncel olaylar, Nevruz kutlamaları ve dinî konulara dair çeşitli kişisel değerlendirmeler yer almaktadır. Ancak cezaevi idaresi, söz konusu mektubun örgütsel nitelikte haberleşme ve fikir alışverişi içerdiği gerekçesiyle gönderilmesini engelleyerek mektuba el koymuştur.

Başvurucu, yazdığı mektupta sakıncalı hiçbir durum bulunmadığını, yalnızca düşüncelerini dile getirdiğini ve hâl hatır sorduğunu belirterek bu alıkoyma kararına karşı infaz hâkimliğine itirazda bulunmuştur. İnfaz hâkimliği ve ardından itirazı inceleyen ağır ceza mahkemesi, cezaevi idaresinin verdiği el koyma kararını usule ve kanuna uygun bularak başvurucunun taleplerini reddetmiştir. Bunun üzerine başvurucu, yazmış olduğu mektuba haksız ve gerekçesiz yere el konulduğunu, bu durumun haberleşme hürriyetini kısıtladığını iddia ederek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, bu başvuruyu Anayasa'nın 22. maddesinde güvence altına alınan haberleşme hürriyeti çerçevesinde incelemiştir. Anayasa'nın 22. maddesinde herkesin haberleşme hürriyetine sahip olduğu ve haberleşmenin gizliliğinin esas olduğu güvence altına alınmıştır. Bu hak, mahpuslar da dâhil olmak üzere herkes için geçerli temel bir insan hakkıdır. Mahpusların ceza infaz kurumunda bulunmalarının doğal bir sonucu olarak bazı kısıtlamalara tabi tutulmaları olağan karşılansa da, temel hak ve özgürlüklere yapılacak müdahalelerin Anayasa'nın 13. maddesinde belirtildiği üzere mutlaka kanunla yapılması, meşru bir amaca dayanması, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine uygun olması zorunludur.

Mahpusların mektuplarının denetlenmesi ve alıkonulmasına ilişkin temel yasal kurallar 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun m.68 hükmünde düzenlenmiştir. Bu kanun maddesi, ceza infaz kurumunun asayiş ve güvenliğini tehlikeye düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü mensuplarının haberleşmelerine neden olan mektupların idare tarafından alıkonulabileceğini belirtmektedir.

Yerleşik anayasal içtihat prensiplerine göre, hükümlü ve tutukluların haberleşme hürriyetine yapılan idari müdahalenin hukuka uygun kabul edilebilmesi için derece mahkemelerinin ve disiplin kurullarının, müdahalenin dayanağı olan yasal şartların somut olayda nasıl gerçekleştiğini açıkça ortaya koymaları gerekmektedir. İdare, bir mektubu tamamen sakıncalı bularak alıkoymadan önce, mektubun içerdiği hangi ifadelerin 5275 sayılı Kanun kapsamındaki tehlikeleri yarattığını net ve objektif biçimde göstermekle yükümlüdür.

Ayrıca, ölçülülük ilkesinin bir alt unsuru olan "gereklilik" veya "en hafif müdahale" kuralı uyarınca, mektubun tamamına el koymak yerine, yalnızca sakıncalı görülen kısımların çizilerek (sansürlenerek) geri kalan bölümünün alıcısına ulaştırılması ihtimali her zaman göz önünde bulundurulmalı ve bu durum kararlarda tartışılmalıdır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun göndermek istediği mektubun alıkonulması suretiyle haberleşme hürriyetine yapılan müdahalenin kanuni dayanağının ve kamu düzenini korumaya yönelik meşru bir amacının bulunduğu konusunda herhangi bir tereddüt görmemiştir. Ancak müdahalenin demokratik toplum düzeninde gerekli ve ölçülü olup olmadığı yönünden yapılan incelemede oldukça ciddi hukuki eksiklikler tespit edilmiştir.

Somut olayda, başvurucunun yazdığı mektup ceza infaz kurumu tarafından bütünüyle sakıncalı görülerek alıkonulmuştur. Anayasa Mahkemesi, cezaevi disiplin kurulunun ve bu kurula yapılan itirazları inceleyen yargı mercilerinin verdikleri kararları detaylıca irdelemiş; bu kararlarda mektubun tam olarak neden sakıncalı bulunduğunun, mektubun somut içeriğiyle ilişkilendirilerek gerekçelendirilmediğini saptamıştır. İlgili kararlarda, mektubun 5275 sayılı Kanun m.68 hükmünde belirtilen tehlikeli veya yasaklı sebeplerden en az birini içerdiği hususu somut olgularla ortaya konulamamıştır. İdare ve mahkemeler, genel geçer ve soyut ifadelerle mektubun örgütsel nitelikte haberleşme içerdiğini ileri sürmüş, ancak mektuptaki olaylara dair hangi spesifik cümlenin güvenlik riski yarattığını açıklamamıştır. İnfaz hâkimliği ve ağır ceza mahkemesi süreçlerinde de bu eksikliğin giderilmediği görülmüştür. Derece mahkemeleri, idarenin verdiği kararı sadece şekli bir denetime tabi tutmuş, müdahalenin ağırlığını bağımsız bir yargısal süzgeçten geçirmemiştir.

Bununla birlikte, Anayasa Mahkemesinin tespit ettiği bir diğer kritik eksiklik ölçülülük ilkesi bağlamında ortaya çıkmıştır. İdare ve yargı mercileri, mektubun tamamını alıkoymadan önce, mektubun kısmen çizilerek veya karalanarak gönderilmesinin mümkün olup olmadığını karar metinlerinde hiç tartışmamıştır. Daha hafif bir müdahale aracı olan kısmi sansürleme yönteminin neden yetersiz kalacağı hukuken değerlendirilmeden doğrudan mektubun tamamına el konulması, müdahalenin demokratik bir toplumda gerekli olma şartını taşımadığını göstermektedir. Bu bağlamda başvurucunun temel anayasal hakkına yapılan müdahalenin orantısız ve ölçüsüz olduğuna hükmedilmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: