Anasayfa/ Karar Bülteni/ Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Arb Shpk ve Diğerleri - Arnavutluk Kararı 39860/19 B.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Arb Shpk ve Diğerleri - Arnavutluk Kararı 39860/19 B.

Bu karar, yargılamaların makul sürede tamamlanmaması ve bu gecikmeleri telafi etmesi beklenen iç hukuk yollarının da işlevsiz kalması durumunda ortaya çıkan ihlalleri net bir biçimde ortaya koymaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, mahkemelerin aşırı iş yükü veya yapısal tıkanıklıklarının, bireylerin makul sürede adil yargılanma hakkını ihlal etmeye mazeret oluşturamayacağını bir kez daha vurgulamıştır. Özellikle Yüksek Mahkeme aşamasında yıllarca hareketsiz bekleyen dosyalar, hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerini derinden zedelemektedir.
search
6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi
Bölüm 3. Bölüm
Başvuru No 39860/19
Karar Tarihi 27.05.2025
Taraflar Arb Shpk ve Diğerleri - Arnavutluk
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki HUDOC

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Makul sürede yargılanma hakkı ihlal edilmemelidir.
  • gavel Uzun yargılamalar için etkili iç hukuk yolu sunulmalıdır.
  • gavel Tazminat davasındaki gecikmeler de hak ihlalidir.
  • gavel Yüksek mahkemelerdeki birikmeler devletin sorumluluğundadır.

Bu karar, yargılamaların makul sürede tamamlanmaması ve bu gecikmeleri telafi etmesi beklenen iç hukuk yollarının da işlevsiz kalması durumunda ortaya çıkan ihlalleri net bir biçimde ortaya koymaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, mahkemelerin aşırı iş yükü veya yapısal tıkanıklıklarının, bireylerin makul sürede adil yargılanma hakkını ihlal etmeye mazeret oluşturamayacağını bir kez daha vurgulamıştır. Özellikle Yüksek Mahkeme aşamasında yıllarca hareketsiz bekleyen dosyalar, hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerini derinden zedelemektedir.

Benzer davalardaki emsal etkisi bakımından bu karar, devletlerin yalnızca uzun yargılamalara karşı kâğıt üzerinde tazminat yolları öngörmesinin yeterli olmadığını göstermektedir. Kurulan telafi mekanizmalarının ve bu kapsamda açılan tazminat davalarının da hızlı, etkili ve ulaşılabilir olması şarttır. Eğer uzun yargılamadan doğan zararı tazmin etmek için açılan dava da yargı sistemindeki hantallık nedeniyle yıllarca sürüyorsa, mahkemeye erişim ve etkili başvuru hakkı pratik değerini yitirir. Bu nedenle karar, üye devletlerin yargı sistemlerindeki yapısal yavaşlıkları ve dosya birikimlerini gidermeleri yönünde çok güçlü bir uyarı niteliğindedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Uyuşmazlığın temelinde, Arnavutluk'taki yerel mahkemelerde yıllarca sonuçlandırılamayan davalar ve bu davaların yarattığı mağduriyetler yer almaktadır. ARB SHPK adlı özel icra şirketi, icra işlemlerini haksız yere engelledikleri gerekçesiyle iki farklı bankaya karşı tazminat davaları açmıştır. Bu davalar ilk derece ve istinaf mahkemelerinde reddedildikten sonra Yüksek Mahkeme aşamasına taşınmış, ancak burada yedi ve sekiz buçuk yıl gibi çok uzun süreler boyunca hiçbir esasa müessir işlem yapılmadan bekletilmiştir.

Diğer bir başvuran olan Selman Gazidedja ise madenci emekli aylığına ilişkin yaşadığı uyuşmazlık nedeniyle idari yargıya başvurmuştur. Bu davada da Yüksek Mahkeme aşamasında ciddi gecikmeler yaşanmış, üstelik başvuranın bu gecikmeler nedeniyle ulusal mahkemelerde açtığı tazminat davası da uzun süre karara bağlanamamış ve icra edilememiştir. Başvuranlar, hem asıl davalarının makul sürede bitirilmemesi hem de bu uzun sürelere karşı devletin sunduğu iç hukuk yollarının yavaş işlemesi nedeniyle adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, uyuşmazlığı çözerken öncelikle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m.6/1 kapsamında güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkını temel almıştır. Yerleşik içtihatlara göre, yargılamanın süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken davanın karmaşıklığı, başvuranın tutumu, yetkili makamların tutumu ve davanın başvuran için taşıdığı önem gibi dört temel kriter göz önünde bulundurulur. Devletler, kendi yargı sistemlerini, mahkemelerin bu gerekliliklere uygun olarak makul bir sürede karar vermesini sağlayacak şekilde organize etmekle yükümlüdür. İş yükü fazlalığı veya yapısal sorunlar, bu yükümlülüğün yerine getirilmemesine gerekçe yapılamaz.

Ayrıca uyuşmazlıkta Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m.13 kapsamında düzenlenen etkili başvuru hakkı da incelenmiştir. Bu kural uyarınca, Sözleşme'de tanınan hakları ihlal edilen kişilerin, ulusal makamlar önünde etkili bir başvuru yoluna sahip olması gerekir. Makul süre ihlallerine karşı devletlerin oluşturduğu hızlandırıcı veya tazmin edici iç hukuk yolları, sadece teoride değil, pratikte de işlevsel olmalıdır. AİHM doktrinine göre, uzun yargılamalardan kaynaklanan zararların tazmini için açılan davalarda devletin çok daha hızlı ve özenli hareket etmesi gerekir. Bu tür tazminat davalarının olağan dışı haller dışında iki buçuk yılı aşmaması gerektiği içtihatlarla sabittir. Telafi edici yolun kendisinin de uzun sürmesi, sunulan hukuki çareyi etkisiz hale getirir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, somut olayda başvuran şirketin davalarının Yüksek Mahkeme önünde sırasıyla sekiz buçuk ve yedi yıl boyunca hiçbir işlem yapılmadan bekletildiğini tespit etmiştir. Mahkeme, Arnavutluk Anayasa Mahkemesinin ticari nitelikteki bu davanın başvuran şirket için büyük bir hayati risk taşımadığı yönündeki yaklaşımını kabul etmemiş, uyuşmazlıklar öncelikli bir nitelik taşımasa dahi tarafların sivil haklarının makul sürede karara bağlanmasını bekleme hakkı olduğunu vurgulamıştır. Yüksek Mahkemenin iş yükü fazlalığı, bu olağanüstü gecikmeleri meşrulaştıran geçerli bir mazeret olarak görülmemiştir.

Selman Gazidedja'nın başvurusunda ise AİHM, emeklilik haklarına ilişkin asıl yargılamanın yıllarca sürüncemede bırakılmasını eleştirmiştir. Daha da vahim olanı, başvuranın bu uzun yargılamalardan doğan zararının tazmini için 2022 yılında açtığı davanın, kanuni sürelere uyulmaksızın ancak iki yıl sonra yerel mahkemece sözlü olarak karara bağlanması ve bu kararın aylar sonra yazılarak halen icra edilememesidir. Mahkeme, yargılamanın gecikmesi nedeniyle tazminat talep edilen bir davanın bu kadar yavaş ve etkisiz işlemesinin, devletin uzun yargılamalara karşı sunduğu telafi edici iç hukuk yolunu bütünüyle işlevsiz kıldığını tespit etmiştir.

Buna karşılık, Kujtim Llagami isimli başvuranın dosyası, Anayasa Mahkemesi önündeki bireysel başvuru yolunun tüketilmemesi nedeniyle incelenmemiştir. AİHM, mevcut ulusal sistemde Anayasa Mahkemesinin makul süre şikayetlerini inceleme ve alt mahkemelere bağlayıcı talimat verme yetkisi bulunduğunu, bu nedenle öncelikle bu etkili yolun tüketilmesi gerektiğini belirtmiştir.

Sonuç olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, başvurucuların makul sürede yargılanma hakkı ile etkili başvuru hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiş ve başvuruları kabul etmiştir.

Mahkemenin çok işi var diye davamın yıllarca sürmesi normal mi? expand_more
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarına göre mahkemelerin aşırı iş yükü veya yargı sistemindeki yapısal tıkanıklıklar, davaların makul sürede bitirilememesi için geçerli bir mazeret oluşturamaz. Devletler, yargı sistemlerini makul sürede karar verecek şekilde organize etmekle yükümlüdür. Yüksek Mahkeme aşamasında dahi dosyaların yıllarca hareketsiz beklemesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesi kapsamındaki adil yargılanma hakkının açık bir ihlalidir.
Uzun süren davam için tazminat istedim ama o da bitmiyor, haklı mıyım? expand_more
Kesinlikle haklısınız, zira AİHM uzun yargılamalara karşı sunulan tazminat yollarının sadece kâğıt üzerinde kalmamasını, pratikte de hızlı ve etkili olmasını şart koşmaktadır. Yargılamanın gecikmesi nedeniyle açtığınız tazminat davasının olağan dışı haller haricinde iki buçuk yılı aşmaması gerekir. Eğer zararı telafi etmek amacıyla açtığınız dava da sistemin hantallığı nedeniyle yıllarca sürüncemede bırakılıyor veya kararlar icra edilemiyorsa, mahkemeye erişim ve devlet etkili başvuru hakkınızı (Sözleşme m.13) ihlal etmiş sayılır.
Şirket davalarında gecikme olması insan haklarına aykırı sayılır mı? expand_more
Evet, sayılır. AİHM'e yansıyan somut bir olayda ulusal mahkeme, ticari davaların şirket için "büyük bir hayati risk taşımadığı" gerekçesiyle gecikmeyi meşrulaştırmaya çalışmıştır. Ancak AİHM bu yaklaşımı reddederek, uyuşmazlıklar öncelikli bir nitelik taşımasa dahi tarafların sivil haklarının makul sürede karara bağlanmasını bekleme hakkı olduğunu açıkça vurgulamıştır. Dolayısıyla şirketlere ait hukuki süreçlerdeki olağanüstü gecikmeler de adil yargılanma hakkı kapsamında net bir ihlal nedenidir.
Davam uzadı diye doğrudan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne gidebilir miyim? expand_more
Hayır, doğrudan başvuru yapamazsınız. AİHM'e başvurmadan önce ulusal hukuk sisteminizdeki mevcut ve etkili başvuru yollarını tüketmeniz gerekmektedir. Mahkeme, mevcut iç hukukta makul süre şikayetlerini inceleme ve alt mahkemelere bağlayıcı talimat verme yetkisine sahip bir mekanizma (örneğin Anayasa Mahkemesi) varsa öncelikle bu yolun kullanılmasını şart koşmaktadır. Aksi takdirde davanız, bireysel başvuru yolunun tüketilmemesi sebebiyle incelenmeden reddedilecektir.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir