Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Mehmet Emin Kaya ve Diğerleri Kararı 2020/24133 B.

Anayasa Mahkemesi Mehmet Emin Kaya ve Diğerleri Kararı 2020/24133 B.

Bu karar, makul sürede yargılanma hakkının ihlali iddialarını incelemekle görevli olan İnsan Hakları Tazminat Komisyonunun belirlediği tazminat miktarlarının yargısal denetimi açısından kritik bir anlama sahiptir. Anayasa Mahkemesi, makul sürede yargılanma hakkı ihlali sebebiyle ödenmesine hükmedilen tazminatın, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi içtihatlarında belirlenen emsal tazminat miktarlarıyla uyumlu ve tatmin edici olması gerektiğini açıkça vurgulamıştır. Komisyon tarafından takdir edilen düşük tazminat miktarlarının ve bu kararlara yapılan itirazların idare mahkemelerince reddedilmesinin, bireylerin mağduriyetini gidermede yetersiz kaldığı tescillenmiştir.
search
6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 1. Bölüm
Başvuru No 2020/24133
Karar Tarihi 18.12.2024
Taraf Mehmet Emin Kaya ve Diğerleri
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Makul süre tazminatları emsal kararlara uygun olmalıdır.
  • gavel Etkili başvuru yolu pratikte başarı şansı sunmalıdır.
  • gavel Yetersiz tazminat kararları, etkili başvuru hakkını zedeler.

Bu karar, makul sürede yargılanma hakkının ihlali iddialarını incelemekle görevli olan İnsan Hakları Tazminat Komisyonunun belirlediği tazminat miktarlarının yargısal denetimi açısından kritik bir anlama sahiptir. Anayasa Mahkemesi, makul sürede yargılanma hakkı ihlali sebebiyle ödenmesine hükmedilen tazminatın, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi içtihatlarında belirlenen emsal tazminat miktarlarıyla uyumlu ve tatmin edici olması gerektiğini açıkça vurgulamıştır. Komisyon tarafından takdir edilen düşük tazminat miktarlarının ve bu kararlara yapılan itirazların idare mahkemelerince reddedilmesinin, bireylerin mağduriyetini gidermede yetersiz kaldığı tescillenmiştir.

Benzer davalardaki emsal etkisi oldukça güçlüdür. Karar, Tazminat Komisyonu kararlarına karşı yapılan itirazları inceleyen bölge idare mahkemelerine, takdir edilen tazminat miktarlarının yeterliliğini sıkı bir biçimde denetleme yükümlülüğü getirmektedir. Etkili başvuru hakkının yalnızca kâğıt üzerinde bir mekanizma olmaması gerektiği, pratikte de mağduriyeti giderecek bir başarı şansı sunmasının şart olduğu içtihat altına alınmıştır. Bu durum, uzun süren yargılamalar nedeniyle tazminat talep eden vatandaşlar için, daha hakkaniyetli tazminat miktarlarına ulaşılabilmesinin önünü açan önemli bir uygulama rehberi niteliğindedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucular, taraf oldukları davaların çok uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonuna başvurmuştur. Komisyon, yargılamaların makul sürede sonuçlanmadığını tespit ederek başvurucular lehine ihlal kararı vermiş ancak farklı miktarlarda düşük tazminat ödemelerine hükmetmiştir.

Başvurucular, Komisyon tarafından belirlenen bu tazminat miktarlarının Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi emsal kararlarında hükmedilen tutarlara kıyasla çok yetersiz olduğunu belirterek itiraz yoluna gitmiştir. İtirazları inceleyen Ankara Bölge İdare Mahkemesi 11. İdari Dava Dairesi ise tazminat miktarının makul sürenin aşımıyla orantılı ve hakkaniyete uygun olduğunu belirterek itirazları reddetmiştir. Başvurucular, kendilerine sunulan bu tazminat mekanizmasının etkisiz kaldığını ve mağduriyetlerinin gerçek manada giderilmediğini iddia ederek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, makul sürede yargılanma hakkı ile bağlantılı olan etkili başvuru hakkını değerlendirirken öncelikle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 36 (Adil Yargılanma Hakkı) ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 40 (Temel Hak ve Hürriyetlerin Korunması) hükümlerine dayanmaktadır. Anayasa'nın 40. maddesinde güvence altına alınan etkili başvuru hakkı, anayasal bir hakkı ihlal edilen herkesin, ihlali inceletebileceği makul, erişilebilir ve yeterli giderim sağlamaya elverişli yargısal veya idari yollara başvurma imkânına sahip olmasını teminat altına almaktadır.

Yerleşik içtihatlara göre, hak ihlallerinin giderilmesi amacıyla oluşturulan başvuru yollarının sadece mevzuatta şeklen düzenlenmiş olması yeterli kabul edilmemekte; bu yolların fiiliyatta da (pratikte) başarı şansı sunması şart koşulmaktadır. Makul sürede yargılanma hakkı kapsamında ihdas edilen 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun çerçevesinde oluşturulan İnsan Hakları Tazminat Komisyonu da bu nitelikte bir etkili hukuk yoludur.

Ceza veya hukuk uyuşmazlıklarında yargılama süresinin makul olup olmadığı incelenirken; davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve yargı makamlarının sürece ilişkin tutumu ile başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği dikkate alınır. Eğer makul süre aşılmışsa, sağlanacak giderimin orantısız şekilde düşük olmaması gerekir. Komisyon tarafından belirlenen tazminatların, sürenin aşımıyla orantılı, adil ve emsal kararlara uygun olması gerekmektedir. Aksi takdirde yetersiz tazminat takdiri, bizzat kurulan bu giderim mekanizmasının etkililiğini yitirmesine ve dolayısıyla etkili başvuru hakkının ihlaline neden olmaktadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut başvuruyu incelerken temel meselenin başvurucuların taraf oldukları davaların makul sürede tamamlanmaması sonrasında işletilen başvuru yolunun etkililiği olduğunu tespit etmiştir. İnsan Hakları Tazminat Komisyonu tarafından verilen kararlarda, başvurucuların yargılamalarının makul sürede bitirilmediği ve mağdur edildikleri açıkça tespit edilmiş olmasına rağmen, hükmedilen tazminat miktarlarının Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına uygun bir orantıda belirlenmediği görülmüştür.

Yüksek Mahkeme, başvurucuların mağduriyetlerinin giderilmesi için kanunla öngörülen Tazminat Komisyonunun, makul yargılama süresinin aşımıyla orantılı ve tatminkâr bir giderim sunması gerektiğini vurgulamıştır. Olayda uyuşmazlığın niteliği, taraf sayısı ve yargılamanın süresi gibi somut faktörler göz önünde bulundurulduğunda, Komisyon tarafından öngörülen ve itiraz mercii olan Ankara Bölge İdare Mahkemesince de hakkaniyete uygun bulunarak onanan tazminat miktarlarının, ihlali telafi etmekten oldukça uzak olduğu ve yeterli bir giderim sağlamadığı anlaşılmıştır.

Bireylerin hak arama özgürlüğü çerçevesinde oluşturulan bu tür idari ve yargısal mekanizmaların, sadece teorik ve sembolik bir başvuru yolu olmaktan çıkarak fiiliyatta da yeterli tazmin kapasitesine sahip olması gerekmektedir. Sembolik veya aşırı yetersiz tazminatlara hükmedilmesi, devletin pozitif yükümlülükleri kapsamında kurduğu hukuki telafi yolunun başarısızlığa uğraması anlamına gelmektedir. Tespit edilen bu ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılabilmesi için tazminat kararlarının nihai denetimini yapan derece mahkemesinde (Bölge İdare Mahkemesi) yeniden yargılama yapılması ve ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun, adil bir tazminat miktarına hükmedilmesi hukuki bir zorunluluk olarak değerlendirilmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki makul sürede yargılanma hakkı ile bağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Davam çok uzun sürdü diye tazminat kazandım ama komisyon çok az para verdi, ne yapabilirim? expand_more
Anayasa Mahkemesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, uzun süren yargılamalar nedeniyle İnsan Hakları Tazminat Komisyonu'na yaptığınız başvurularda size tatmin edici bir ödeme yapılması yasal bir zorunluluktur. Komisyonun belirlediği tazminat miktarı, makul sürenin aşımıyla orantılı, adil ve emsal kararlara uygun değilse, Anayasa'nın 40. maddesinde güvence altına alınan "etkili başvuru hakkınız" ihlal edilmiş sayılır. Komisyon kararlarına karşı bölge idare mahkemesine itiraz edebilir ve bu aşamadan da yetersiz sonuç almanız halinde Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuruda bulunabilirsiniz.
Uzun süren dava için verilen az tazminata itiraz etsem sonuç değişir mi? expand_more
Evet, itiraz süreçleri sonucunda durumun değişme ihtimali bulunmaktadır ve emsal mahkeme kararları lehinizedir. İnsan Hakları Tazminat Komisyonu kararlarına yapılan itirazları inceleyen bölge idare mahkemelerinin, takdir edilen tazminat miktarlarının yeterliliğini sıkı bir biçimde denetleme yükümlülüğü bulunmaktadır. Anayasa Mahkemesi kararlarında, ödenmesine hükmedilen tazminatın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi emsal kararlarıyla uyumlu ve tatmin edici olması gerektiği açıkça vurgulanmaktadır. Bu nedenle, sembolik veya aşırı yetersiz tazminatlara hükmedilmesi hak arama özgürlüğüne aykırıdır ve hakkınızı aramanızın önü açıktır.
Anayasa Mahkemesi çok düşük verilen makul süre tazminatları için ne diyor? expand_more
Anayasa Mahkemesi, hak ihlallerinin giderilmesi amacıyla kurulan başvuru yollarının sadece mevzuatta şeklen bulunmasını yeterli görmemekte, pratikte de mağduriyeti giderecek bir başarı şansı sunmasını şart koşmaktadır. Yüksek Mahkeme, makamlarca verilen düşük tazminat miktarlarının bireylerin mağduriyetini gidermede yetersiz kaldığını ve bu durumun devletin kurduğu hukuki telafi yolunu başarısızlığa uğrattığını tescillemiştir. Mahkeme, bu tür yetersiz giderimlerin Anayasa'nın 36. maddesindeki adil yargılanma hakkı ile bağlantılı olarak 40. maddesindeki etkili başvuru hakkının doğrudan ihlali olduğuna karar vermiştir.
Komisyonun verdiği komik tazminat rakamı nasıl düzeltilecek, dava baştan mı görülecek? expand_more
Anayasa Mahkemesi ihlal kararı verdiğinde, tespit edilen hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılabilmesi için ilgili dosya yeniden yargılama yapılmak üzere derece mahkemesine gönderilmektedir. Emsal kararda Yüksek Mahkeme, tazminat kararlarının nihai denetimini yapan bölge idare mahkemesinde yeniden yargılama yapılmasına karar vermiştir. Bu yeniden yargılama aşamasında derece mahkemesi, Anayasa Mahkemesi'nin ihlal kararında belirttiği ilkelere uygun ve adil bir tazminat miktarına hükmetmek zorundadır.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir