Anasayfa/ Karar Bülteni/ AYM | 2021/955 BN.

Karar Bülteni

AYM 2021/955 BN.

Anayasa Mahkemesi | Ali Yıldız | 2021/955 BN.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2021/955
Karar Tarihi 26.03.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Mahpusların şikâyetleri esasa girilerek incelenmelidir.
  • Etkili başvuru hakkı pratik başarı şansı sunmalıdır.
  • Şikâyetlerin reddi yeterli gerekçelere dayandırılmalıdır.
  • Mahpusların dış dünyayla ilişkileri keyfî kısıtlanamaz.

Bu karar, ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutukluların, idarenin kısıtlayıcı uygulamalarına karşı yargı mercilerine yaptıkları şikâyetlerin, aşırı şekilci gerekçelerle ve işin esasına girilmeden reddedilmesinin anayasal hakların ihlali anlamına geldiğini açıkça ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, mahpusların temel haklarına yönelik kısıtlamalarda, doğrudan infaz hâkimliklerine yapılan başvuruların idari bir ön işlem veya somut karar yokluğu gibi dar yorumlarla incelenmemesini, Anayasa'nın güvence altına aldığı etkili başvuru hakkının ihlali olarak nitelendirmiştir. Karar, yargı mercilerinin temel hak ve özgürlükleri merkeze alan bir yaklaşım benimsemesi gerektiğini hukuki bir zorunluluk olarak belirlemiştir.

Emsal etkisi bakımından bu karar, infaz hâkimlikleri ve itiraz mercii konumundaki ağır ceza mahkemelerinin, mahpus haklarına yönelik şikâyetlerde daha kapsayıcı ve esasa nüfuz eden bir inceleme yapmalarını mecburi kılmaktadır. Mahkemelerin, şikâyet konularının infaz hâkimliğinin geniş görev alanı dışında kaldığını iddia etmeleri hâlinde, bu durumu son derece ikna edici ve yasal dayanakları belirgin gerekçelerle açıklamaları gerektiği vurgulanmıştır. Kararın uygulamadaki en büyük önemi ise, özellikle salgın hastalık gibi olağanüstü dönemlerde alınan kısıtlayıcı tedbirlere karşı mahpusların yargısal yollara erişiminin kâğıt üzerinde kalmamasını ve fiilen işleyen, sonuç alıcı bir itiraz mekanizmasının idame ettirilmesini garanti altına almasıdır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Keskin T Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda silahlı terör örgütüne üye olma suçundan hükümlü olarak bulunan başvurucu, koronavirüs (COVID-19) salgını gerekçe gösterilerek kendisine uygulanan çeşitli kısıtlamaların kaldırılması talebiyle Kırıkkale İnfaz Hâkimliğine başvurmuştur. Başvurucu dilekçesinde; cezaevindeki ziyaretçi görüşlerinin sınırlandırılması, kapalı görüşlerin ve avukat görüşmelerinin kayıt altına alınması ile kitap, çıktı ve spor faaliyetlerine yönelik kısıtlamaların sonlandırılmasını talep etmiştir.

İnfaz Hâkimliği, idarenin uygulamalarının kanun ve yönetmelik hükümlerine aykırı olmadığı gerekçesiyle şikâyetleri reddetmiştir. Bu karara yapılan itirazı inceleyen Kırıkkale 1. Ağır Ceza Mahkemesi ise, başvurucunun doğrudan infaz hâkimliğine başvurduğunu, ortada infaz kurumu tarafından alınmış somut bir karar bulunmadığını ve şikâyete konu hususların tarihlerinin net olmadığını belirterek esasa girmeksizin "karar verilmesine yer olmadığına" hükmetmiştir. Başvurucu, şikâyet hakkının ortadan kaldırıldığı ve kısıtlamalarla mağdur edildiği iddiasıyla bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun iddialarını öncelikle Anayasa'nın 20. maddesinde düzenlenen özel hayata ve aile hayatına saygı hakkıyla bağlantılı olarak, Anayasa'nın 40. maddesinde güvence altına alınan etkili başvuru hakkı çerçevesinde değerlendirmiştir.

Etkili başvuru hakkı, anayasal bir hakkının ihlal edildiğini ileri süren herkese, hakkın niteliğine uygun olarak iddialarını inceletebileceği makul, erişilebilir, ihlalin gerçekleşmesini veya sürmesini engellemeye ya da sonuçlarını ortadan kaldırmaya elverişli idari ve yargısal yollara başvuruda bulunabilme imkânı sağlanmasıdır. Kişilerin mağduriyetlerinin giderilmesi amacıyla öngörülen yargı yollarının sadece mevzuatta soyut olarak yer alması yeterli olmayıp, bu yolların aynı zamanda pratikte de başarı şansı sunması gerekmektedir. Ceza infaz kurumlarındaki birtakım uygulamaların temel hak ve hürriyetlere müdahale teşkil ettiği iddialarında, esasa girilerek inceleme yapılması etkili başvuru hakkının mutlak bir gereğidir.

Hükümlü ve tutukluların şikâyet mekanizmasına ilişkin yasal zemin 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu m.4 hükmü ile çizilmiştir. Bu maddeye göre infaz hâkimlikleri; hükümlü ve tutukluların ceza infaz kurumlarına kabul edilmeleri, barındırılmaları, sağlıklarının korunması, dışarıyla ilişkileri ve çalıştırılmaları gibi işlem veya faaliyetlere ilişkin şikâyetleri incelemek ve karara bağlamakla görevlendirilmiştir.

Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarına göre, yasal mevzuatın yargı merciine başvurma imkânını ortadan kaldıracak şekilde dar yorumlanmaması şarttır. Hükümlü ve tutukluların anılan konularda infaz hâkimliğine yaptığı şikâyetlerin, yargı makamlarınca temel hak ve özgürlükleri önceleyen bir yaklaşım benimsenmeden ve esasa girilmeden reddedilmesi, anayasal güvenceleri ihlal edecektir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucunun COVID-19 salgını bağlamında uygulanan görüş sınırlandırmaları, kapalı görüşlerin ve avukat görüşmelerinin kayıt altına alınması, kitap, çıktı ve spor kısıtlaması uygulamalarının ortadan kaldırılması talebiyle infaz hâkimliğine başvurduğunu tespit etmiştir. İnfaz hâkimliği şikâyeti esastan inceleyerek reddetmişken, itiraz makamı olan Kırıkkale 1. Ağır Ceza Mahkemesi, şikâyetlerin esasına hiç girmeyerek karar verilmesine yer olmadığına kesin olarak karar vermiştir.

Ağır Ceza Mahkemesi bu kararına gerekçe olarak; başvurucunun iddialarını infaz kurumu önünde dile getirmeden doğrudan hâkimliğe taşımasını, ortada incelenebilecek somut bir ceza infaz kurumu kararı bulunmamasını ve kısıtlamaların hangi tarihlerde ne şekilde yapıldığının anlaşılamamasını göstermiştir. Ancak Anayasa Mahkemesi, 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu m.4 hükmünün infaz hâkimliklerine mahpusların hak ve hürriyetlerinin korunması adına son derece geniş bir görev alanı tanıdığını vurgulamıştır.

Yüksek Mahkemenin incelemesinde, Ağır Ceza Mahkemesi kararında; başvurucunun şikâyet konusunun bu geniş görev alanı kapsamına hangi nedenlerle girmediği ve mevzuat bağlamında neden doğrudan yapılan şikâyetlerin incelenemeyeceği hususunda hiçbir ikna edici açıklamada bulunulmadığı görülmüştür. Derece mahkemesinin kanunu aşırı dar yorumlayan bu yaklaşımı, başvurucunun ileri sürdüğü iddialar ve infaz kurumu uygulamaları bakımından ilgili ve yeterli gerekçelerden yoksun bulunmuştur.

Bu durum, başvurucuya iddia ettiği temel hak ihlalleri bakımından uygun bir telafi şansı sunmaya elverişli bir inceleme yapılmadığını açıkça ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, başvurucuya özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı kapsamında olduğunu ileri sürdüğü müdahalenin ortadan kaldırılması talebiyle başvurabileceği, asgari güvenceleri içeren ve pratikte fiilen işleyen etkili bir hukuk yolunun sunulmadığı tespitinde bulunmuştur.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: