Anasayfa Karar Bülteni AYM | Mehmet Konak | BN. 2021/752

Karar Bülteni

AYM Mehmet Konak BN. 2021/752

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2021/752
Karar Tarihi 19.11.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Mahkemeye erişimde ölçülülük ilkesi gözetilmelidir.
  • Takdir yetkisi tanımayan maktu cezalar ölçüsüzdür.
  • Hak arama özgürlüğüne aşırı külfet yüklenemez.
  • İhalenin feshinde para cezası orantılı olmalıdır.

Bu karar, ortaklığın giderilmesi davası neticesinde gerçekleştirilen ihalenin feshi talebiyle açılan davalarda verilen ağır para cezalarının mahkemeye erişim hakkı boyutuyla hukuken ne anlama geldiğini açıkça ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, esastan reddedilen ihalenin feshi davalarında kanun gereği otomatik olarak uygulanan ve ihale bedelinin belirli bir yüzdesine tekabül eden yüksek miktarlı para cezalarının, bireylerin hak arama özgürlüğünü doğrudan zedelediğini tespit etmiştir. İlgili kanun hükmünün mahkemeye somut olayın şartlarını değerlendirme ve ceza miktarında hakkaniyete uygun bir takdir hakkı kullanma imkânı tanımaması, adalete erişimin önünde ciddi bir engel olarak değerlendirilmiştir.

Benzer davalardaki emsal etkisi oldukça büyüktür. Zira uygulamada ihalenin feshi davalarının reddi halinde hükmedilen maktu nitelikteki yüksek para cezaları, vatandaşların en temel anayasal haklarından olan yargı yoluna başvurmaktan çekinmelerine neden olan bir baskı unsuruna dönüşebilmektedir. Anayasa Mahkemesinin bu ihlal kararı, katı ve esneklik içermeyen idari yaptırımların bireylere aşırı ve orantısız bir mali külfet yüklediğini vurgulayarak mahkemeye erişim hakkının özünün korunduğunu teyit etmektedir. Kararın uygulamadaki en önemli yansıması, mahkemelerin ceza takdir ederken başvurucunun ekonomik durumunu, uyuşmazlığın kendine has koşullarını ve davanın niteliğini dikkate alarak orantılı bir yaklaşım sergilemesinin zorunlu olduğunun altını çizmesidir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Mehmet Konak, hissedarı olduğu taşınmazın ortaklığın giderilmesi davası sonucunda mahkeme kararıyla ihale yoluyla satışa çıkarılması üzerine, ihalenin usulüne uygun yapılmadığını ve taşınmazın çok düşük bir bedelle satılarak zarara uğratıldığını ileri sürerek ihalenin iptal edilmesi talebiyle dava açmıştır. Taşınmazı satın alan kişi ve diğer ilgililere karşı açılan bu davada, yerel mahkeme çeşitli usul ve esas incelemeleri sonucunda ihalenin feshini gerektirecek bir hukuka aykırılık bulamayarak davayı esastan reddetmiştir. Mahkeme ayrıca, dava reddedildiği için kanun gereği şikayete konu olan ihale bedelinin yüzde onu oranında hesaplanan 68.050 TL tutarındaki para cezasının başvurucudan tahsil edilip Hazineye gelir olarak kaydedilmesine hükmetmiştir. Uyuşmazlık, hakkını aramak için yasal yollara başvuran vatandaşa, sadece davasını kaybettiği için kesilen bu yüksek miktarlı para cezasının, hak arama özgürlüğünü ve mahkemeye erişim hakkını ölçüsüz bir biçimde engelleyip engellemediği noktasında toplanmaktadır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı çözerken temel olarak Anayasa'nın güvence altına aldığı hak arama hürriyeti ve mahkemeye erişim hakkı prensiplerine dayanmıştır. Özel hukuk kişileri arasındaki mülkiyet uyuşmazlıklarında yargısal süreçlerin adil bir biçimde işletilmesi ve tarafların iddialarını yetkili makamlar önünde savunabilmesi, devletin anayasal pozitif yükümlülükleri arasındadır. Mahkemeye erişim hakkı, sadece bir uyuşmazlığı yargı önüne taşıyabilme özgürlüğünü değil, aynı zamanda bu sürecin aşırı maliyetler veya caydırıcı cezalarla engellenmemesini de ifade eder. Yargı yoluna başvuruyu fiilen imkânsız kılan veya davanın açılmasını anlamsız hale getirerek davacıya aşırı külfet yükleyen her türlü orantısız sınırlama, temel hakların açık bir ihlali sonucunu doğurur.

Somut olayda yerel mahkemenin kararını dayandırdığı temel hukuki kural, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.134 hükmüdür. İlgili kanun maddesinin ikinci fıkrası, ihalenin feshi talebiyle açılan davanın esastan reddedilmesi durumunda, şikayetçinin hiçbir istisna gözetilmeksizin ihale bedelinin %10'u oranında bir para cezasına mahkûm edilmesini emretmektedir. Ancak Anayasa Mahkemesinin anayasal içtihatlarına göre, söz konusu cezanın hâkime somut olayın şartlarını değerlendirme imkânı sunmaması ve esneklik taşımayan maktu bir orana bağlanması, dava hakkının kullanılmasını cezalandırıcı ve caydırıcı bir boyuta taşımaktadır.

Yerleşik Anayasa Mahkemesi içtihatları, hâkime herhangi bir takdir yetkisi tanımayan ve somut olayın kendine özgü koşullarını göz önünde bulundurmasına izin vermeyen yasal kısıtlamaların, bireye şahsi olarak katlanılamaz bir mali külfet yüklediğini açıkça vurgular. Bu durum, davasını ispatlayamayan kişinin otomatik olarak ağır bir mali yaptırımla karşılaşması anlamına geldiğinden, hak arama özgürlüğünün özüne ölçüsüz bir müdahale teşkil etmekte ve adil yargılanma hakkının ihlali olarak kabul edilmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda öncelikle başvurucunun mülkiyet hakkının ihlal edildiğine yönelik iddialarını incelemiştir. Mahkeme, ihalenin feshi davasının ilgili kanun hükümleri çerçevesinde uzman mahkemelerce görüldüğünü, başvurucunun tüm iddia ve itirazlarının yargılama makamlarınca özenli bir şekilde incelenerek yeterli gerekçelerle karşılandığını belirlemiştir. Yargı mercilerinin hukuki kuralları uygularken verdiği kararlarda bariz bir takdir hatası veya açık keyfilik bulunmadığı ve taraflar arasında çatışan menfaatlerin adil bir biçimde dengelendiği sonucuna varılarak, mülkiyet hakkının ihlali iddiası açıkça dayanaktan yoksun bulunmuştur.

Ancak mahkemeye erişim hakkı bağlamında yapılan incelemede farklı bir sonuca ulaşılmıştır. Başvurucu, ihalenin iptali davasını esastan kaybetmesi sebebiyle, yerel mahkeme tarafından kanun gereği ihale bedelinin %10'una karşılık gelen 68.050 TL tutarında ciddi bir para cezasına çarptırılmıştır. Anayasa Mahkemesi, bu cezanın yasal dayanağı olan mevzuatın, hâkime somut olayın özelliklerini değerlendirme veya hakkaniyete uygun bir ceza indirimi yapma konusunda hiçbir inisiyatif veya takdir yetkisi tanımadığını vurgulamıştır. Vatandaşın sadece hukuki yollara başvurarak hakkını aramak istemesi neticesinde bu denli ağır ve esneklikten uzak bir yaptırımla karşılaşması, başvurucu üzerinde şahsi olarak aşırı ve orantısız bir külfet doğurmuştur. İhalenin feshi talebi reddedilen vatandaşa otomatik olarak kesilen bu yüksek miktarlı ceza, mahkemeye erişim hakkına yapılan ölçüsüz bir müdahale olarak nitelendirilmiş ve hakkın özünün zedelendiği kanaatine varılmıştır. Mahkeme, bu ihlalin sonuçlarının bütünüyle ortadan kaldırılabilmesi için başvurucunun uğradığı haksız mali külfetin giderilmesi gerektiğine işaret ederek, para cezasının tahsili amacıyla düzenlenen harç tahsil müzekkeresinin iptal edilmesi gerektiğini belirtmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla harç tahsil müzekkeresinin iptal edilmesi yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: