Anasayfa Karar Bülteni AİHM | NEJJAR | BN. 9087/18

Karar Bülteni

AİHM NEJJAR BN. 9087/18

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm AİHM 5. Bölüm
Başvuru No 9087/18
Karar Tarihi 11.12.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki HUDOC
  • Mahkemeye erişim hakkı aşırı şekilcilikle engellenemez.
  • Duruşmaya kısa süreli gecikme feragat sayılamaz.
  • İtirazın geri çekilmiş sayılması ölçülü olmalıdır.
  • Varsayımlar savunma hakkının özünü zedelememelidir.

Bu karar, ceza yargılamasında karara itiraz eden bir sanığın duruşmaya kısa bir süre geç kalması nedeniyle itirazından vazgeçmiş sayılmasının, hukuken mahkemeye erişim hakkı ve adil yargılanma güvenceleri bağlamında nasıl değerlendirilmesi gerektiğine dair önemli tespitler içermektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), usul kurallarının katı ve esneklikten uzak bir şekilde uygulanarak kişinin mahkeme önüne çıkma hakkının elinden alınmasını hukuka aykırı bulmuştur. İsviçre hukukunda yer alan ve mazeretsiz olarak duruşmaya katılmamayı itirazdan zımni feragat olarak kabul eden yasal karinenin, somut olayın koşulları göz ardı edilerek otomatik biçimde uygulanması Sözleşme'ye aykırı bulunmuştur.

Emsal etkisi bakımından bu karar, usul kurallarının katı yorumlanmasının (aşırı şekilciliğin) adil yargılanma hakkını nasıl ihlal edebileceğini açıkça ortaya koymaktadır. Özellikle ceza kararnamesi veya benzeri itiraza tabi usullerde, kişinin itiraz iradesini sürdürdüğünü somut olarak gösterdiği durumlarda, küçük gecikmeler veya usuli eksiklikler bahane edilerek hak arama yollarının ölçüsüzce kapatılamayacağı vurgulanmıştır.

Uygulamadaki önemi yönünden karar, ulusal mahkemelerin usul kurallarını uygularken hakkın özüne dokunmamaları ve orantılılık ilkesini gözetmeleri gerektiğini hatırlatmaktadır. Sırf mahkemelerin iş yükünü azaltmak amacıyla savunma hakkının kısıtlanması, hak arama özgürlüğü ile bağdaşmamaktadır. Ulusal yargı mercilerinin, yasal feragat karinelerini işletirken kişinin yargılamaya katılma ve hakkını arama iradesini somut olayın özelliklerine göre titizlikle değerlendirmeleri gerektiği netleştirilmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu Fatiha Nejjar, İsviçre'de ikamet eden Fas uyruklu bir vatandaştır. Hakkında, yasa dışı göçmenleri barındırma ve çalıntı eşyaları kabul etme suçlamalarıyla savcılık tarafından bir ceza kararnamesi düzenlenmiş ve kendisine adli para cezası verilmiştir. Başvurucu, süresi içinde bu karara itiraz etmiş ve davasının bir mahkeme önünde görülmesini talep etmiştir.

İlk derece mahkemesi tarafından belirlenen duruşma saatine, otoyolda meydana gelen ve öngörülemeyen bir trafik kazası nedeniyle yalnızca on beş dakika geç kalan başvurucu, mahkeme salonunun kapalı olduğunu görmüştür. Hakim, İsviçre ceza usul yasasındaki bir kurala dayanarak, mazeretsiz devamsızlık nedeniyle başvurucunun itirazını geri çekmiş saymış ve cezayı kesinleştirmiştir. Başvurucu, iradesinin davasını sonuna kadar takip etmek olduğunu ve on beş dakikalık bir gecikmenin davasından feragat ettiği anlamına gelemeyeceğini belirterek üst mahkemelere itiraz etmiş, ancak talepleri reddedilmiştir. Uyuşmazlık, duruşmaya kısa süreli bir gecikmenin yasal bir karine ile mutlak bir feragat sayılarak mahkemeye erişim hakkının ihlal edilip edilmediği noktasında toplanmaktadır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, uyuşmazlığı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m.6/1 kapsamında güvence altına alınan adil yargılanma hakkı ve bu hakkın ayrılmaz bir parçası olan mahkemeye erişim hakkı çerçevesinde değerlendirmiştir.

Mahkemenin yerleşik içtihatlarına göre, mahkemeye erişim hakkı mutlak olmayıp, iyi bir adalet yönetimini sağlamak amacıyla belirli sınırlamalara tabi tutulabilir. Ancak bu sınırlamaların, hakkın özünü zedelemeyecek şekilde uygulanması, meşru bir amaç gütmesi ve hedeflenen amaç ile başvurulan araç arasında makul bir orantılılık ilişkisi bulunması zorunludur. Usul kurallarının uygulanmasında sergilenen "aşırı şekilcilik", bireylerin mahkeme önüne çıkma ve iddialarını savunma hakkını ölçüsüzce kısıtladığında adil yargılanma hakkı doğrudan ihlal edilmiş olur.

Somut olayda uygulanan İsviçre Ceza Muhakemesi Kanunu m.356 f.4, itiraz edenin mazeretsiz ve vekilsiz olarak duruşmaya katılmamasını itirazın geri çekildiği şeklinde yasal bir karine (kurgu) olarak düzenlemektedir. Bu tür kurallar, yargılamanın uzamasını engellemek ve mahkemelerin iş yükünü hafifletmek gibi meşru amaçlar taşıyabilir. Ancak AİHM, bu yasal kurgunun kişinin davasını takip etme iradesinden vazgeçtiği anlamına gelecek şekilde, olayın özelliklerine bakılmaksızın katı ve mutlak biçimde uygulanmasının, ceza yargılamalarında sanığın savunma hakkını fiilen ortadan kaldırma riski taşıdığını belirtmektedir.

Bir kişinin duruşmaya katılmaktan ve yargılanma hakkından feragat etmiş sayılabilmesi için, bu feragatin şüpheye yer bırakmayacak şekilde açık olması veya kişinin yargılamanın sonuçlarına katlanmayı bilerek ve isteyerek kabul ettiğinin davranışlarından net olarak anlaşılması gerekir. Kişinin elde olmayan sebeplerle yaşadığı kısa bir gecikme, tek başına adalet mekanizmasını terk ettiği veya savunma hakkından vazgeçtiği şeklinde yorumlanamaz.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

AİHM, somut olayda başvurucunun savcılık makamınca verilen ceza kararnamesine süresi içinde itiraz ettiğini ve davasının bir yargıç önünde görülmesi yönündeki iradesini tereddüde yer bırakmayacak şekilde açıkça ortaya koyduğunu tespit etmiştir. Başvurucu, duruşmaya katılmak üzere yola çıkmış, ancak otoyolda meydana gelen ve polis raporlarıyla da sabit olan öngörülemeyen bir trafik kazası nedeniyle mahkemeye on beş dakika geç ulaşmıştır.

Yerel mahkemenin, duruşma saatinden yalnızca on dakika sonra başvurucunun yokluğunu tutanağa geçirerek itirazın geri çekilmiş sayılmasına karar vermesi ve dosyayı derhal kapatması, AİHM tarafından aşırı şekilci ve orantısız bir yaklaşım olarak değerlendirilmiştir. Mahkeme, başvurucunun aynı gün idareyi arayarak gecikme sebebini açıkladığını ve derhal bir üst itiraz yoluna başvurduğunu, dolayısıyla davasını takip etme niyetinin son derece açık olduğunu vurgulamıştır. İsviçre makamlarının, başvurucunun bu açık niyetine ve çabasına rağmen yasadaki feragat karinesini katı bir biçimde uygulamaları, başvurucunun iddialarını bir mahkeme önünde savunmasını imkansız hale getirmiştir.

AİHM, başvurucunun karşı karşıya kaldığı yaptırımın niteliğini ve ağırlığını da dikkate almıştır. Hakkında verilen karar, ödenmemesi halinde doğrudan hapis cezasına çevrilebilecek bir adli para cezasıdır (100 gün karşılığı ceza). Böylesine ciddi sonuçlar doğuran ve hürriyeti bağlayıcı etki potansiyeli taşıyan bir ceza yaptırımının, on beş dakikalık bir gecikme mazeret gösterilerek adli bir makam önünde tartışılmadan doğrudan kesinleştirilmesi, hedeflenen usul ekonomisi ve yargılamanın hızlandırılması amaçlarıyla açıkça orantısız bulunmuştur. Yasal karinenin, sanığın iradesi hilafına ve ölçüsüz bir katılıkla uygulanması, başvurucunun mahkemeye erişim hakkının özünü ortadan kaldırmıştır.

Sonuç olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: