Karar Bülteni
AYM Hayri Bora BN. 2021/443
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi 1. Bölüm |
| Başvuru No | 2021/443 |
| Karar Tarihi | 10.12.2024 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Kötü muamele iddiaları ivedilikle soruşturulmalıdır.
- Soruşturmada tüm deliller eksiksiz toplanmalıdır.
- Yakın akraba tanıklığı peşinen reddedilemez.
- Silahlı şiddet iddiaları derinlemesine araştırılmalıdır.
Bu karar, üçüncü kişiler tarafından gerçekleştirilen silahlı tehdit ve fiziksel şiddet eylemlerine karşı devletin etkili bir ceza soruşturması yürütme konusundaki usul yükümlülüğünün sınırlarını net bir biçimde çizmektedir. Bireylerin maddi ve manevi varlığına yönelen, asgari ağırlık eşiğini aşan eylemlere yönelik soruşturmaların yüzeysel veya eksik delil toplama işlemiyle kapatılması, anayasal hakların devlete yüklediği pozitif yükümlülüklerin ihlali anlamına gelmektedir. Savcılık makamlarının, maddi gerçekliği ortaya çıkarmak için gerekli tüm adımları ivedilikle ve makul bir özenle atması gerektiği bir kez daha güçlü bir şekilde teyit edilmiştir.
Emsal niteliği taşıyan bu karar, özellikle adli makamların şikâyetçilerin yakın akrabalarının tanıklıklarına yönelik kategorik ret yaklaşımını eleştirmesi bakımından uygulamada büyük bir öneme sahiptir. Karar, akraba dahi olsa tanık beyanlarının olay yerindeki maddi delillerle uyumunun değerlendirilmesinin zorunlu olduğunu vurgulayarak, soruşturmaların kalitesini artırıcı bir standart belirlemiştir. Bundan sonraki ceza soruşturmalarında savcılıkların, olay yeri incelemelerini zamanında yapması, şüphelilerden atış artığı gibi kritik svap örneklerini derhâl alması, güvenlik kamerası kayıtlarını titizlikle araştırması ve eksik incelemeyle kovuşturmaya yer olmadığı kararı vermekten kaçınması zorunluluğu, bu içtihatla çok daha sağlam ve yol gösterici bir zemine oturtulmuştur.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Olay, Ankara'nın Kızılcahamam ilçesinde başvurucu Hayri Bora ile yeğeni M.B. arasında yaşanan silahlı tehdit ve şiddet eylemine dayanmaktadır. M.B., aralarında önceden husumet bulunan amcası olan başvurucunun evinin bahçesine gelerek hakaretler etmiş, ardından tabancayla havaya ateş açmıştır. Daha sonra elindeki silahla başvurucunun üzerine yürüyerek göğsüne sert bir yumruk atmıştır. Bu darbe sonucu yere düşen başvurucu dizinden yaralanmış, olay sırasında diğer aile üyeleri de darp edilmiştir. Olayın ardından başlatılan ceza soruşturmasında savcılık, olay yerinde boş kovanlar bulmasına rağmen yeterli delil elde edilemediği ve gösterilen tanıkların müşteki akrabası olduğu gerekçesiyle şüpheli M.B. hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Başvurucu, etkili bir ceza soruşturması yürütülmediği gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunmuştur.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı temel olarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 17 kapsamında güvence altına alınan kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı ile kötü muamele yasağı çerçevesinde incelemiştir. Söz konusu anayasal güvence, devletin bireylerin yaşamını ve vücut bütünlüğünü sadece kamu görevlilerinin değil, aynı zamanda üçüncü kişilerin de hukuka aykırı eylemlerine karşı koruma yönündeki pozitif yükümlülüklerini içermektedir.
Bu yükümlülüklerin usul boyutu, savunulabilir nitelikteki her kötü muamele olayının sorumlularının belirlenmesini ve gerektiğinde cezalandırılmasını sağlayacak nitelikte etkili bir resmî soruşturma yürütülmesini gerektirmektedir. Soruşturmanın temel amacı, insan onurunu koruyan hukukun etkili bir şekilde uygulanmasını güvence altına almak ve faillerin eylemleri nedeniyle hesap vermesini sağlamaktır. Kötü muamelenin kasten yapıldığının iddia edildiği durumlarda, adli makamların derhâl harekete geçerek ivedilikle bir ceza soruşturması başlatması yasal bir zorunluluktur.
Etkili bir ceza soruşturmasının temel şartları arasında; olayı aydınlatabilecek ve sorumluları şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirleyebilecek tüm delillerin eksiksiz toplanması, sürecin makul bir özen ve süratle yürütülmesi ile kamu denetimine açık tutulması bulunmaktadır. İlgili yargısal içtihat prensipleri gereğince, yetkili makamlar soruşturmayı sonlandırmak için aceleci davranmamalı ve maddi temeli olmayan, yüzeysel sonuçlara dayanarak karar vermekten kaçınmalıdır. Somut olayda iddia edilen eylemlerin belirli bir zaman dilimine yayılması, eylem sırasında ateşli silah kullanılması ve olayın fiziksel yaralanma ile sonuçlanması, eylemin Anayasa m. 17 kapsamında aranan asgari ağırlık eşiğine ulaştığını kesin olarak göstermektedir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, somut olayda yürütülen ceza soruşturmasının eksikliklerini ve adli makamların ihmallerini detaylı bir biçimde tespit etmiştir. Olayın yetkili makamlarca öğrenilmesinin ardından olay yeri incelemesi yapılarak kovan ve mermi çekirdeklerinin bulunduğu görülmüşse de, binada mermi izi olup olmadığına dair araştırmanın olay tarihinden yaklaşık üç ay sonra yapılması soruşturmanın ciddiyetiyle bağdaşmayan büyük bir eksiklik olarak değerlendirilmiştir.
Soruşturma sürecinde ateşli silah kullandığı iddia edilen şüphelinin evinde arama yapılmasına rağmen, atış artığının tespiti amacıyla şüpheliden svap örneği alındığına dair hiçbir bilgi veya belgenin bulunmaması, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması yönündeki çabaların yetersizliğini gözler önüne sermiştir. Bununla birlikte, Cumhuriyet Başsavcılığının kovuşturmaya yer olmadığına dair kararında, olay yerinde bulunan tanıkların başvurucunun yakın akrabası olması nedeniyle beyanlarına itibar edilemeyeceği yönündeki kategorik yaklaşımı ciddi bir hukuki hata olarak nitelendirilmiştir. Mahkeme, bu tanık beyanlarının birbiriyle veya toplanan maddi delillerle uyumlu olup olmadığı konusunda hiçbir somut inceleme ve değerlendirme yapılmadığını açıkça tespit etmiştir.
Ayrıca, olaya ilişkin olası başka tanıkların varlığının sorgulanmadığı, çevredeki güvenlik kamerası kayıtlarının araştırılmadığı ve olayın maddi gerçekleşme koşullarının tüm yönleriyle aydınlığa kavuşturulmadan belirsiz bırakıldığı saptanmıştır. Aynı olaya ilişkin olarak diğer mağdur tarafından yapılan itirazın sulh ceza hâkimliğince kabul edilerek sonradan kamu davası açılması da, başvurucu yönünden yürütülen soruşturmanın ne denli yetersiz ve etkisiz olduğunu doğrulayan somut bir olgu olarak kabul edilmiştir.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, kötü muamele yasağının usul boyutunun ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.