Anasayfa Karar Bülteni AYM | Mutlu Ererez | BN. 2022/49900

Karar Bülteni

AYM Mutlu Ererez BN. 2022/49900

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2022/49900
Karar Tarihi 17.09.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Kolluk tutanaklarına aksi ispat edilemez üstünlük tanınamaz.
  • Vatandaşlara lehe delil toplama imkânı sunulmalıdır.
  • İspat yükünün ters çevrilmesi silahların eşitliğini bozar.
  • İdari karineler mahkemeye erişimi anlamsız kılmamalıdır.

Bu karar, trafik denetimlerinde düzenlenen kolluk tutanaklarının mutlak ve aksi ispat edilemez bir gerçeklik karinesi olarak kabul edilemeyeceğini hukuken tescil etmektedir. İdare tarafından tanzim edilen belgelerin ve tutanakların içeriğinin doğruluğu kural olmakla birlikte, vatandaşın bu tutanakların aksini ispatlama hakkı ve imkânı elinden alındığında adil yargılanma hakkının zedelendiği açıkça ortaya konulmuştur. Somut olayda, bireyin kendi imkânlarıyla hastaneden kan testi alma talebinin idari bir genelgeye dayanılarak reddedilmesi, yargılama sürecindeki savunma hakkının fiilen ve hukuken engellenmesi anlamına gelmektedir.

Benzer davalar ve uygulamadaki önemi açısından bu karar, özellikle trafik idari para cezalarına yapılan itirazlarda emsal teşkil edecek çok güçlü bir niteliğe sahiptir. Sulh ceza hâkimliklerinin, sadece kolluk tutanağına dayanarak ve vatandaşın delil elde etme çabalarının idarece nasıl engellendiğini göz ardı ederek hüküm kurmasının hukuka aykırı olduğu vurgulanmıştır. Karar, idarenin vatandaşın lehe delil toplama hakkını idari genelgelerle kısıtlayamayacağını, yargı mercilerinin ise ispat yükünü tamamen vatandaşa yükleyerek onu devlete karşı dezavantajlı duruma düşüremeyeceğini net bir biçimde göstermektedir. Bu yönüyle, çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerinin idari yargı pratiğindeki yerini sağlamlaştırmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu Mutlu Ererez, jandarma trafik ekipleri tarafından yapılan bir rutin kontrolde alkolmetreye üflemiş ve 0,77 promil alkollü çıkarak idari para cezasına çarptırılmış, ayrıca ehliyetine el konulmuştur. Başvurucu, cihazın hatalı ölçüm yaptığını belirterek sonuca itiraz etmiş ve olay yerinde yeniden ölçüm yapılmasını talep etmiştir. Görevlilerin mevzuat gereği yeniden ölçüm yapmaması üzerine başvurucu, itirazını ispatlayacak kan testini vermek amacıyla hızla kendi imkânlarıyla devlet hastanesine gitmiştir. Ancak hastane, İzmir Valiliğinin bir genelgesini gerekçe göstererek kan testini yapmayı reddetmiştir. Başvurucu, alkollü olmadığını ispatlama hakkının fiilen elinden alındığını belirterek cezaya itiraz etmiştir. İlk derece hâkimliği cezayı iptal etmişse de, itiraz merciinin kolluk tutanağını esas alarak cezayı tekrar geçerli kılması üzerine başvurucu, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı değerlendirirken, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın adil yargılanma hakkını güvence altına alan hükümleri ile usul hukukunun temel prensiplerini esas almıştır. Kararın temel dayanağını, yargılamada tarafların sahip olduğu hakları dengeleyen "silahların eşitliği" ve "çelişmeli yargılama" ilkeleri oluşturmaktadır.

İdare hukuku prensipleri gereği, kamu görevlileri tarafından tanzim edilen tutanakların içeriğinin hukuka ve gerçeğe uygun olduğu yönünde genel bir karine mevcuttur. Ancak, idari işlemin hukukiliğinin veya tutanağın içeriğinin gerçekliğinin dava konusu edildiği bir süreçte, hâkimin bu karineyi mutlak ve sarsılmaz bir gerçek olarak kabul etmesi, hak arama hürriyetini anlamsız hâle getirir. Anayasa Mahkemesi, bu durumun bireyi devlete karşı dezavantajlı bir konuma sokarak silahların eşitliği ilkesini derinden zedeleyeceğini vurgulamaktadır. Suç isnadı niteliğindeki yargılamalarda ve idari yaptırımlarda masumiyet karinesinin korunması anayasal bir zorunluluktur.

Olayın meydana geldiği tarihte geçerli olan ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu uyarınca yürürlüğe konulan yönetmelik kapsamında, itiraz üzerine yeniden ölçüm zorunluluğu kaldırılmıştır. Bununla birlikte yayımlanan idari genelgeler, kişilerin kendi imkânlarıyla sağlık kuruluşuna giderek kan testi yaptırmasını da engellemiştir. Mahkeme, idarenin tek taraflı tutanak düzenleme yetkisine karşılık, vatandaşın bu tutanağın aksini ispatlamak için delil toplama hakkının kısıtlanamayacağını belirtmektedir. İspat yükünün fiilen ters çevrilmesi, adil yargılanma standartlarına aykırılık teşkil eder. Bu çerçevede, karineler kişiyi otomatik olarak suçlu ilan etmemeli, aksinin ispat edilebilir nitelikte olması sağlanarak yargılama makamlarınca maddi gerçeği araştırma yükümlülüğü harfiyen yerine getirilmelidir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut uyuşmazlığı incelerken öncelikle başvurucunun alkolmetrenin hatalı ölçüm yaptığına yönelik itirazının idare tarafından nasıl karşılandığını ele almıştır. Başvurucunun itirazı üzerine kolluk kuvvetleri ilgili yönetmelik gereği yeniden ölçüm yapmamıştır. Bunun üzerine başvurucu, kendisine kesilen idari para cezası ve ehliyete el koyma işleminin haksızlığını ispatlayabilmek için en makul, bilimsel ve geçerli yol olan kan testi yaptırmak üzere hızla devlet hastanesine müracaat etmiştir.

Hastanenin, valilik genelgesini gerekçe göstererek başvurucunun kan testi talebini kesin olarak reddetmesi, uyuşmazlığın kırılma noktasını oluşturmuştur. Anayasa Mahkemesi, kişinin kendi çabasıyla elde etmeye çalıştığı bilimsel ve kesin delilin toplanmasının bizzat kamu kurumları tarafından engellendiğini net bir şekilde tespit etmiştir. İtirazı nihai olarak karara bağlayan Bergama Sulh Ceza Hâkimliğinin, başvurucunun bu haklı ve aktif çabasını göz ardı ederek sadece "kolluk tutanağının aksini ispatlayacak yeterli ve geçerli bir belge sunulamadığı" gerekçesiyle cezayı onaması hukuka aykırı bulunmuştur.

Başvurucuya, kendisinin bizzat elde etme olanağı bulunmayan ancak sadece resmî kurumlar aracılığıyla ulaşılabilecek bir delili yani kan testi sonucunu elde etme konusunda hiçbir makul imkân sunulmamıştır. İtiraz merciinin, delil toplanmasının idarece fiilen engellendiği bir durumda ispat yükünü tamamen başvurucuya yüklemesi ve kolluk tutanağını sarsılmaz, mutlak bir delil sayması, bireyi devlet otoritesi karşısında savunmasız ve çaresiz bırakmıştır. Bu yaklaşım, ispat yükünü tamamen ters çeviren ve adil yargılanma hakkının temel taşlarından olan silahların eşitliğini zedeleyen bir uygulama olarak nitelendirilmiştir. Yargılamanın bu şekilde yürütülmesi, kişinin savunma haklarını orantısız şekilde kısıtlamış ve adaletin tecellisini engellemiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, başvurucunun lehe delil toplama imkânından mahrum bırakılarak usule ilişkin imkânlar noktasında dezavantajlı konuma düşürüldüğü gerekçesiyle adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiği yönünde karar vermiş ve yeniden yargılama yapılması için başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: