Anasayfa/ Karar Bülteni/ AYM | Yunus Emre Akkaya ve Diğerleri | BN....

Karar Bülteni

AYM Yunus Emre Akkaya ve Diğerleri BN. 2019/22718

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm
Başvuru No 2019/22718
Karar Tarihi 11.07.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • KHK işlemleri yargı denetimine kapatılamaz.
  • Davanın incelenmeksizin reddi mahkemeye erişimi engeller.
  • KHK uyuşmazlıkları yetkili OHAL komisyonuna yönlendirilmelidir.
  • Keyfiliğe karşı anayasal usul güvenceleri sağlanmalıdır.

Bu karar, olağanüstü hâl (OHAL) döneminde çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile doğrudan tesis edilen ve kişilerin hukuki statülerini derinden etkileyen idari işlemlere karşı yargı yolunun fiilen tamamen kapatılamayacağını açıkça ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, idari yargı mercilerinin KHK ile yapılan işlemleri doğrudan iptal edemeyecekleri gerekçesiyle davaları esastan reddetmek yerine, uyuşmazlığı yargı denetimine açacak şekilde yetkili olan Olağanüstü Hâl İşlemleri İnceleme Komisyonuna (OHAL Komisyonu) sevk etmeleri gerektiğini vurgulamıştır. Mahkemelerin gerekli usul kurallarını işletmeden davaları incelenmeksizin reddetmesi, bireylerin hak arama hürriyetini ve mahkemeye erişim hakkını zedeleyen, demokratik toplum düzeniyle bağdaşmayan ölçüsüz bir müdahale olarak nitelendirilmiştir.

Bu karar, askeri öğrencilerin mezuniyet ve atama haklarının verilmemesi gibi doğrudan KHK ile tesis edilen işlemler nedeniyle açılan davalarda idare mahkemelerine yol gösterici önemli bir emsal teşkil etmektedir. Derece mahkemelerinin, idarenin takdir yetkisi olmadığı gerekçesiyle usulden ret kararı vermelerinin hukuka aykırı olduğu tescillenmiştir. Uygulamada, benzer durumda olan ve doğrudan KHK işlemiyle mağduriyet yaşayan kişilerin dosyalarının, OHAL Komisyonunun görev süresi dolsa dahi ilgili kanunlar kapsamında yetkilendirilen kurumlara yönlendirilerek incelenmesi gerektiği güvence altına alınmıştır. Bu sayede olağanüstü dönemlerde dahi keyfiliğin önüne geçilmiş ve adil yargılanma hakkının temel çekirdeği korunmuştur.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucular, askeri okullarda (astsubay hazırlama okulları ve harp akademileri) eğitim gören ve 30 Ağustos 2016 tarihinde mezun olarak subay veya astsubay rütbesiyle göreve başlamayı (nasıp edilmeyi) bekleyen askeri öğrencilerdir. Ancak 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında çıkarılan olağanüstü hâl kanun hükmünde kararnamesiyle askeri okullar kapatılmış ve bu öğrencilerin atamalarının yapılmayacağı kurala bağlanmıştır. Bu düzenleme üzerine başvurucuların askeri okullarla ilişiği kesilmiş ve başka üniversitelere yerleştirilerek kendilerine farklı bölümlerden diplomalar verilmiştir.

Başvurucular, hak ettikleri atamaların yapılmaması ve okulla ilişiklerinin kesilmesi işlemlerinin iptali talebiyle idare mahkemelerinde dava açmışlardır. Ancak mahkemeler, bu işlemlerin idarenin kendi takdiriyle değil, doğrudan kanun hükmünde kararname kuralı ile yapıldığını belirterek davaları esasa girmeden, doğrudan incelenmeksizin reddetmiştir. Başvurucular da davalarının hiçbir merci tarafından esastan incelenmemesi nedeniyle hak arama hürriyetlerinin ve mahkemeye erişim haklarının ellerinden alındığını belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı çözerken, öncelikle adil yargılanma hakkının en önemli güvencelerinden olan mahkemeye erişim hakkını ve olağanüstü hâl dönemlerinde temel hakların sınırlandırılması rejimini dikkate almıştır.

Uyuşmazlığın temel dayanağı olan 669 sayılı KHK m. 104 hükmü uyarınca harp akademileri, askerî liseler ve astsubay hazırlama okulları kapatılmıştır. Aynı kararnamenin 669 sayılı KHK m. 105 hükmüyle de 30 Ağustos itibarıyla mezun olacak askerî öğrencilerin nasbının (atamalarının) yapılmayacağı, bunun yerine durumlarına uygun fakülte ve yüksekokullarca kendilerine diploma verileceği düzenlenmiştir.

Olağanüstü hâl kapsamında tesis edilen bu tür doğrudan işlemlere karşı hukuki denetim yolunun açılması amacıyla sonradan kanunlaşan mevzuat devreye girmiştir. 7075 sayılı Kanun m. 2 uyarınca, olağanüstü hâl kanun hükmünde kararnameleri ile doğrudan tesis edilen işlemler hakkında karar verme görevi Olağanüstü Hâl İşlemleri İnceleme Komisyonuna (OHAL Komisyonu) bırakılmıştır.

Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarına göre, kişilerin hukuki statülerini doğrudan etkileyen idari işlemlere karşı yargı yolunun tamamen kapatılması, Anayasa m. 36 kapsamında güvence altına alınan adil yargılanma hakkını ve bu hakkın çekirdeğini oluşturan mahkemeye erişim hakkını ihlal eder. Olağanüstü hâl dönemlerinde temel hak ve hürriyetlerin durdurulmasını düzenleyen Anayasa m. 15 kapsamında dahi, kişileri keyfiliğe karşı koruyacak usule ilişkin temel güvencelerin asgari düzeyde sağlanması zorunludur. Mahkemelerin, KHK ile tesis edilen işlemleri inceleme yetkisi olmadığını tespit ettiklerinde davayı usulden reddetmek yerine, uyuşmazlığı yetkili komisyona sevk etmesi anayasal bir gerekliliktir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucuların eğitim gördükleri askerî okulların kapatılmasının ve atamalarının yapılmamasının olağanüstü hâl döneminde çıkarılan KHK kurallarına dayandığını tespit etmiştir. İdare mahkemeleri, bu işlemlerin doğrudan yasal bir düzenlemeyle yapıldığını belirterek, idareye başka bir işlem tesis etme imkânı tanınmadığı gerekçesiyle davaları esasa girmeden, incelenmeksizin reddetmiştir.

Bununla birlikte, Anayasa Mahkemesi daha önceki emsal kararlarına atıf yaparak, kişilerin hukuki statüsünü doğrudan etkileyen bu tür KHK işlemlerine karşı yargısal denetimin kapalı tutulamayacağını vurgulamıştır. 7075 sayılı Kanun, doğrudan KHK ile tesis edilen işlemlerin incelenmesi için OHAL Komisyonunu yetkilendirmiştir. Derece mahkemelerinin, başvurucuların nasıplarının yapılmaması şeklindeki işlemin doğrudan KHK ile tesis edildiğini tespit ettikten sonra, davayı usulden reddetmek yerine, yargısal denetime imkân sağlayacak ve kişiyi keyfiliğe karşı koruyacak şekilde dosyayı yetkili OHAL Komisyonuna göndermesi gerektiği ifade edilmiştir.

Mahkemelerin, yasada yer alan bu usulü işletmeden davaları doğrudan incelenmeksizin reddetmeleri, başvurucuları idarenin muhtemel keyfi uygulamalarına karşı korumasız bırakmış ve anayasal usul güvencelerini ortadan kaldırmıştır. OHAL Komisyonuna gönderilme işlemi, bireylerin iddialarını bir mercie taşıyabilmesi ve sonrasında bağımsız yargısal denetim yolunun açılabilmesi için zorunlu bir adımdır. Bu adımın atlanması, demokratik toplum düzeninde olağanüstü hâl şartlarında bile ölçülü bir müdahale olarak kabul edilemez.

Ayrıca, OHAL Komisyonunun görev süresinin sona ermiş olmasının bu durumu değiştirmeyeceği, 7075 sayılı Kanun'a eklenen geçici maddeler uyarınca, bu tür uyuşmazlıklarda mahkemelerce verilecek kararlar üzerine gerekli işlemleri yürütecek alternatif kurum ve kuruluşların hâlihazırda belirlendiği hatırlatılmıştır. Bu durum, dosyaların mahkemelerce doğru mercilere yönlendirilmesinin hukuken ve fiilen mümkün olduğunu göstermektedir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, derece mahkemelerinin davaları yetkili komisyona veya mercilere göndermek yerine incelenmeksizin reddetmesi nedeniyle adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiş ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla yeniden yargılama yapılması için başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: