Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Abdullah Turgut ve Diğerleri Kararı 2021/20239 B.

Anayasa Mahkemesi Abdullah Turgut ve Diğerleri Kararı 2021/20239 B.

Bu karar, vatandaşların alacaklarını tahsil etmek amacıyla yargı yoluna başvurduğu durumlarda, sonradan yürürlüğe giren kanuni düzenlemelerin mevcut yargısal süreçleri nasıl etkilediği konusunda büyük bir öneme sahiptir. Anayasa Mahkemesi, şirketlere yatırılan paraların iadesi için açılan davalarda, yargılama devam ederken yapılan ve alacağın tahsilini imkânsız hâle getiren yasal değişikliklerin, mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkını ihlal ettiğini net bir şekilde ortaya koymuştur. Karar, devletin yasal düzenlemeler yapma yetkisinin, bireylerin hak arama özgürlüğünü ve mülkiyet haklarını boşa çıkaracak şekilde kullanılamayacağı yönünde güçlü bir anayasal güvence sunmaktadır.
search

Anayasa Mahkemesi
Abdullah Turgut ve Diğerleri Kararı 2021/20239 B.

6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 2. Bölüm
Başvuru No 2021/20239
Karar Tarihi 27.11.2024
Taraf Abdullah Turgut ve Diğerleri
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
Öne Çıkan Hükümler
Kanuni düzenlemeyle tahsil imkânı ortadan kaldırılamaz.
Mülkiyet hakkı, etkili başvuru hakkıyla korunmalıdır.
Yargılama sırasında kural değişikliği hak kaybı yaratmamalıdır.

Bu karar, vatandaşların alacaklarını tahsil etmek amacıyla yargı yoluna başvurduğu durumlarda, sonradan yürürlüğe giren kanuni düzenlemelerin mevcut yargısal süreçleri nasıl etkilediği konusunda büyük bir öneme sahiptir. Anayasa Mahkemesi, şirketlere yatırılan paraların iadesi için açılan davalarda, yargılama devam ederken yapılan ve alacağın tahsilini imkânsız hâle getiren yasal değişikliklerin, mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkını ihlal ettiğini net bir şekilde ortaya koymuştur. Karar, devletin yasal düzenlemeler yapma yetkisinin, bireylerin hak arama özgürlüğünü ve mülkiyet haklarını boşa çıkaracak şekilde kullanılamayacağı yönünde güçlü bir anayasal güvence sunmaktadır.

Emsal etkisi bakımından bu karar, özellikle benzer şekilde tasarruf sahiplerinin veya şirket ortaklarının alacaklarının tahsilini zorlaştıran kanuni müdahalelere karşı temel bir koruma kalkanı oluşturmaktadır. Daha önce verilen kararlara atıf yapılarak yerleşik bir içtihat hâline gelen bu yaklaşım, kanun koyucunun geçmişe dönük veya devam eden davalara müdahale niteliği taşıyan düzenlemeler yaparken çok daha dikkatli olması gerektiğini göstermektedir. Uygulamada mahkemelerin, vatandaşların hukuki yolları etkin bir şekilde kullanabilmesi için yasal değişiklikleri hak kayıplarına yol açmayacak şekilde değerlendirmesi gerektiği prensibi pekiştirilmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucular, geçmiş yıllarda tasarruflarını değerlendirmek amacıyla belirli bir şirkete para yatırmış ve daha sonra bu yatırımlarını tahsil etmek amacıyla ilgili şirkete karşı alacak ve iade davaları açmışlardır. Ancak söz konusu davalar derece mahkemelerinde görülmeye devam ederken, yasama organı tarafından şirketlere yatırılan paraların iadesiyle ilgili yeni bir kanuni düzenleme yapılmıştır. Çıkarılan bu yeni yasa, başvurucuların alacaklarını tahsil etme imkânını fiilen ve hukuken ortadan kaldırmış, yargı mekanizmasını işletilemez hâle getirmiştir. Başvurucular, haklarını aramak için idari ve yargısal mercilere başvurdukları hâlde, sonradan çıkan bir yasa ile bu hukuki yolların kapatılmasının mülkiyet haklarını zedelediğini savunmuşlardır. Bunun yanı sıra davalarının uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğini belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır. Temel talep, bu yasal değişikliğin yarattığı mağduriyetin tespiti ve hak ihlallerinin ortadan kaldırılmasıdır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı çözerken, öncelikle temel hak ve özgürlüklerin korunmasına ilişkin anayasal ilkelere dayanmıştır. Bu kapsamda, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 35 ile güvence altına alınan mülkiyet hakkı değerlendirmenin merkezinde yer almaktadır. Mülkiyet hakkı, kişilerin malvarlığı değerleri üzerinde tasarruf edebilmelerini ve bu değerlerin haksız müdahalelere karşı korunmasını temin eder. Aynı zamanda, bu hakka yönelik ihlallerin giderilmesi için bireylerin etkin bir hukuki mekanizmaya sahip olmaları şarttır. Bu noktada Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 40 hükmünde düzenlenen etkili başvuru hakkı devreye girmektedir. Etkili başvuru hakkı, anayasal hakları ihlal edilen kişilerin yetkili makamlara gecikmeden ve sonuç alıcı bir şekilde başvurabilmesini anayasal bir güvence altına almaktadır.

Mahkeme, uyuşmazlığın çözümünde yerleşik içtihat prensiplerinden olan Turgay Kılıç kararına atıfta bulunmuştur. Bu içtihat kuralına göre, bireylerin alacaklarını tahsil etmek için hukuka uygun bir şekilde mahkemelere başvurmalarına rağmen, yargılama sürecinde yürürlüğe konulan bir kanuni düzenleme ile bu hukuki mekanizmaların işletilemez hâle getirilmesi veya alacağın tahsilinin engellenmesi hukuken kabul edilemez. Bir hakkın sadece kâğıt üzerinde var olması yeterli değildir; aynı zamanda fiilen ve hukuken erişilebilir, tahsil edilebilir ve icra edilebilir olması gerekmektedir. Kanun koyucunun devam eden uyuşmazlıklara taraf olan kişilerin aleyhine, hakkın özünü zedeleyecek nitelikte geriye dönük sonuç doğuran müdahaleleri, mülkiyet hakkının devlete yüklediği pozitif yükümlülüklerle bağdaşmamaktadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucuların durumunu mülkiyet hakkı ve etkili başvuru hakkı çerçevesinde titizlikle incelemiştir. Başvurucular, şirketlere yatırdıkları paraların iadesini sağlamak amacıyla mevcut hukuk sisteminin kendilerine tanıdığı dava yollarını kullanmış ve yargı sürecini başlatmışlardır. Ancak, yargılamanın devam ettiği esnada yapılan yeni bir kanuni düzenleme, bu alacakların tahsil edilmesini sağlayacak hukuki mekanizmaları bütünüyle işlevsiz hâle getirmiştir.

Mahkeme, bu durumun daha önce karara bağlanan benzer dosyalardaki olay ve olgularla birebir aynı nitelikte olduğunu tespit etmiştir. İlgili içtihatta da vurgulandığı üzere, kişilerin mülkiyet haklarını korumak için uygun yollara başvurmalarına rağmen, sonradan çıkarılan yasalarla bu yolların fiilen kapatılması, devletin mülkiyet hakkını koruma yükümlülüğüne açıkça aykırıdır. Bireylerin yargı yoluna başvurarak hak arama çabalarının yasa koyucunun araya girmesiyle sonuçsuz bırakılması, Anayasa ile teminat altına alınan etkili başvuru hakkını ciddi şekilde zedelemektedir.

Anayasa Mahkemesi, başvurucuların alacaklarını tahsil etmek amacıyla başvurdukları hukuki süreçlerin kanuni düzenlemeyle boşa çıkarılmasını hak ihlali olarak değerlendirmiş ve benzer dosyalardaki yerleşik yaklaşımından ayrılmayı gerektiren herhangi bir durum bulunmadığını açıkça ifade etmiştir. İhlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yerel mahkemelerce yeniden yargılama yapılması gerektiğine karar verilmiş, yeniden yargılamanın mağduriyeti gidermek için yeterli olacağı kanaatiyle tazminat talepleri reddedilmiştir. Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği yönünde karar vererek başvuruyu kabul etmiştir.

Şirkete yatırdığım paramı geri almak için dava açtım, yasa değişti. Paramı alamaz mıyım? expand_more
Anayasa Mahkemesi kararlarına göre, alacağınızı tahsil etmek için açtığınız dava devam ederken çıkarılan yeni bir yasa ile bu hakkınızın elinizden alınması hukuka aykırıdır. Devlet, yargı sürecini işlevsiz hâle getirerek mülkiyet hakkınızı ihlal edecek yasal düzenlemeler yapamaz. Bu nedenle, mahkemeye başvurduktan sonra yürürlüğe giren yasalar sizin hak kaybınıza yol açmamalıdır.
Meclis'in çıkardığı yeni kanun devam eden davamı etkileyip hakkımı yok edebilir mi? expand_more
Hayır, kanun koyucunun devam eden uyuşmazlıklara müdahale ederek hakkın özünü zedeleyecek geriye dönük düzenlemeler yapması hukuken kabul edilemez. Anayasa Mahkemesi, bu tür müdahalelerin kişilerin Anayasa ile korunan etkili başvuru ve mülkiyet haklarını ciddi şekilde ihlal ettiğini belirtmektedir. Yargı yoluyla hak arama çabalarınız, sonradan yasamanın araya girmesiyle sonuçsuz bırakılamaz.
Yeni yasa yüzünden davam reddedilirse veya hakkım gasp edilirse ne yapabilirim? expand_more
Bu durumda, Anayasa ile güvence altına alınan mülkiyet ve etkili başvuru haklarınızın zedelendiği gerekçesiyle olağan hukuk yollarını tükettikten sonra Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapabilirsiniz. Anayasa Mahkemesi, devletin yasal düzenlemelerle hak arama hürriyetini boşa çıkaramayacağını vurgulayarak, ihlalleri ortadan kaldırmak için yerel mahkemelerde yeniden yargılama yapılmasına karar vermektedir.
Anayasa Mahkemesi bu ihlal durumunda bana tazminat da ödenmesine karar verir mi? expand_more
Anayasa Mahkemesi, bu nitelikteki uyuşmazlıklarda hakkın ihlal edildiğini tespit ettiğinde, sonuçların ortadan kaldırılması için yerel mahkemelerce yeniden yargılama yapılmasını asıl çözüm olarak uygulamaktadır. Mahkeme, lehinize verilecek yeniden yargılama kararının mağduriyeti gidermek için yeterli olacağı kanaatine vardığından, tazminat taleplerini kural olarak reddetmektedir.
star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir