Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Nimet Aygün ve Diğerleri Kararı 2022/37547 B.

Anayasa Mahkemesi Nimet Aygün ve Diğerleri Kararı 2022/37547 B.

Bu karar, bireylerin özel hukuk tüzel kişilerine veya yatırım şirketlerine güvenerek yatırdıkları paraların iadesi amacıyla başlattıkları yargısal süreçlerin, sonradan yürürlüğe giren kanuni düzenlemelerle sonuçsuz bırakılmasının açık bir anayasal hak ihlali niteliğinde olduğunu hukuken ve kesin olarak tescil etmektedir. Anayasa Mahkemesi, alacağın tahsili için usulüne uygun ve geçerli hukuki yollara başvuran vatandaşların, devam eden yargılama sırasında yasa koyucunun müdahalesiyle alacaklarını tahsil etme imkânından yoksun bırakılmasını mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlali olarak nitelendirmiştir. Bu durum, hukuk devleti ilkesinin temel yapı taşlarından olan hukuk güvenliği ve kanunların geriye yürümezliği ilkelerinin mülkiyet hakkı bağlamında ne derece hayati bir öneme sahip olduğunu bir kez daha güçlü bir şekilde gözler önüne sermektedir. Devletin vatandaşlarına sunduğu yargısal koruma yollarının, bizzat devletin yasama erki kullanılarak fiilen kapatılması, adalete erişim hakkının özünü derinden zedelemektedir.
search

Anayasa Mahkemesi
Nimet Aygün ve Diğerleri Kararı 2022/37547 B.

7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 1. Bölüm
Başvuru No 2022/37547
Karar Tarihi 19.11.2024
Taraf Nimet Aygün ve Diğerleri
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
Öne Çıkan Hükümler
Kanuni düzenleme ile alacağın tahsili imkânsız kılınamaz.
Mülkiyet hakkı ve etkili başvuru hakkı bütündür.
Hukuki mekanizmaların işletilmesi yasa ile engellenemez.
Alacağın tahsilinin engellenmesi mülkiyet hakkını ihlal eder.

Bu karar, bireylerin özel hukuk tüzel kişilerine veya yatırım şirketlerine güvenerek yatırdıkları paraların iadesi amacıyla başlattıkları yargısal süreçlerin, sonradan yürürlüğe giren kanuni düzenlemelerle sonuçsuz bırakılmasının açık bir anayasal hak ihlali niteliğinde olduğunu hukuken ve kesin olarak tescil etmektedir. Anayasa Mahkemesi, alacağın tahsili için usulüne uygun ve geçerli hukuki yollara başvuran vatandaşların, devam eden yargılama sırasında yasa koyucunun müdahalesiyle alacaklarını tahsil etme imkânından yoksun bırakılmasını mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlali olarak nitelendirmiştir. Bu durum, hukuk devleti ilkesinin temel yapı taşlarından olan hukuk güvenliği ve kanunların geriye yürümezliği ilkelerinin mülkiyet hakkı bağlamında ne derece hayati bir öneme sahip olduğunu bir kez daha güçlü bir şekilde gözler önüne sermektedir. Devletin vatandaşlarına sunduğu yargısal koruma yollarının, bizzat devletin yasama erki kullanılarak fiilen kapatılması, adalete erişim hakkının özünü derinden zedelemektedir.

Benzer davalarda bu kararın emsal etkisi son derece güçlü ve yönlendirici olacaktır. Özellikle geçmiş dönemlerde belirli şirketlere, holdinglere veya kooperatiflere yatırım yapan ve sonrasında paralarının iadesi talebiyle hak arama mücadelesine girişen binlerce mağdurun, sonradan çıkarılan mevzuat değişiklikleriyle dava haklarının ellerinden alınması idari ve yargısal pratikte sıklıkla karşılaşılan yapısal bir sorundur. Anayasa Mahkemesi bu kararıyla, daha önce verilmiş olan emsal kararlarda ortaya koyduğu temel içtihadı daha da pekiştirerek, yasa koyucunun devam eden uyuşmazlıklara taraf menfaatlerini orantısız şekilde zedeleyecek müdahalelerinin etkili başvuru yolunu işlevsiz kıldığını bir kez daha teyit etmiştir. Uygulamada yerel mahkemeler, benzer kanuni düzenlemeler nedeniyle doğrudan reddetme eğiliminde oldukları iade ve tahsil davalarında artık anayasal mülkiyet güvencesini ve etkili başvuru hakkını merkeze alarak değerlendirme yapmak ve yargılamayı usulüne uygun şekilde hakkaniyetle sonuçlandırmak zorunda kalacaklardır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucular Nimet Aygün ve diğerleri, geçmiş yıllarda faaliyet gösteren bir ticari şirkete çeşitli vaatler neticesinde belirli miktarlarda para yatırmışlardır. İlerleyen süreçte şirketin taahhütlerini yerine getirmemesi ve yatırılan bedelleri geri ödememesi üzerine başvurucular, yatırdıkları paranın iadesini talep etmişlerdir. Şirketin herhangi bir ödeme yapmaya yanaşmaması sonucunda başvurucular, alacaklarını yasal yollarla tahsil edebilmek amacıyla adli makamlara başvurarak şirkete karşı iade ve tahsil davası açmışlardır.

Ancak, söz konusu mahkeme süreci başvurucuların hak arama mücadelesi doğrultusunda devam ederken, yasa koyucu tarafından uyuşmazlığın esasını doğrudan ilgilendiren yeni bir kanuni düzenleme yapılmıştır. Yürürlüğe giren bu yeni kanun hükmü, doğrudan doğruya başvurucuların açtığı türden davaları etkilemiş ve hukuki olarak alacakların şirketlerden tahsil edilme imkânını tamamen ortadan kaldırmıştır. Başvurucular, devam eden davalara rağmen kanun yoluyla hak arama yollarının kapatılmasının, mahkemeye erişimlerinin engellenmesinin ve yatırdıkları parayı geri alamamalarının büyük bir haksızlık olduğunu belirterek mağduriyetlerinin giderilmesi talebiyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır. Uyuşmazlığın temel konusu, yasal olarak devam eden bir dava varken sonradan çıkarılan bir kanunla alacağın tahsilinin engellenmesinin etkili başvuru hakkına ve mülkiyet hakkına aykırılığıdır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuruya konu edilen bu uyuşmazlığı değerlendirirken öncelikle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 35'te güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 40'ta temel bir hak olarak düzenlenen etkili başvuru hakkını merkeze almıştır. Mülkiyet hakkı, kişilerin yasal yollarla elde ettikleri mal varlığı değerleri, birikimleri, alacak hakları ve hukuken tanınmış meşru beklentileri üzerinde serbestçe tasarrufta bulunabilmelerini anayasal düzeyde güvence altına alır. Bu hakkın pratik bir karşılık bulabilmesi, aynı zamanda ihlal iddialarının bağımsız ve tarafsız yargı mercileri önünde etkin bir şekilde incelenebilmesini sağlayan usuli güvencelerin korunmasını da zorunlu kılmaktadır.

Etkili başvuru hakkı ise, anayasal hakları ihlal edilen bireylerin makul, erişilebilir ve uyuşmazlığa gerçek manada çözüm sunan hukuki mekanizmalara ulaşabilmesini temin eder. Bir alacağın tahsili amacıyla adli makamlar nezdinde başlatılan yargısal süreçler, mülkiyet hakkının korunmasının ve tesis edilmesinin en temel vasıtası konumundadır. Devam eden bir yargılama sırasında, yasama organı tarafından yürürlüğe konulan ve var olan hukuki zemini tamamen değiştiren bir kanuni düzenleme ile bireylerin hukuki mekanizmaları işletme imkânından yoksun bırakılması, hak arama özgürlüğünün özüne yönelik ağır ve ölçüsüz bir müdahale teşkil eder.

Anayasa Mahkemesinin yerleşik hâle gelen içtihatlarına göre, kişilerin alacaklarını tahsil etmek için usulüne uygun olarak adalet arayışına girdiği durumlarda, sonradan çıkarılan kanunlarla bu taleplerin karşılanmasının fiilen imkânsız hâle getirilmesi hukuk devletinin temeli olan hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerini derinden zedeler. Hukuk devleti ilkesi, bireylerin yargı yollarına başvurarak elde etmeyi umdukları meşru beklentilerin yasa koyucunun geriye yürüyen ve hakkı fiili olarak ortadan kaldıran müdahalelerinden korunmasını gerektirir. Dolayısıyla, alacak hakkının kanuni düzenleme ile işlevsiz kılınması, mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkını doğrudan ortadan kaldırmaktadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, başvurucuların durumunu değerlendirirken öncelikle usul ekonomisi ilkesi gereğince konu yönünden hukuki irtibat ve ayniyet bulunan birden çok dosyanın birleştirilerek tek bir dosya üzerinden incelenmesine karar vermiştir. Somut olayda Mahkeme, başvurucuların şirkete yatırdıkları paranın iadesi amacıyla usulüne ve yasaya uygun şekilde yargı yoluna başvurduklarını, alacaklarının tahsili için gerekli tüm hukuki mekanizmaları eksiksiz biçimde işlettiklerini tespit etmiştir. Ancak başvurucuların bu meşru hak arama süreci devam ederken yasama organı tarafından geriye dönük sonuç doğuracak nitelikte yeni bir kanuni düzenleme yürürlüğe konulmuştur.

Mahkeme, yapılan bu kanuni düzenlemenin başvurucuların alacaklarını tahsil etme imkânını ve yasal yollardan sonuç alma ihtimalini doğrudan doğruya ortadan kaldırdığını, böylece devam eden yargılama sürecini anlamsız ve işlevsiz bir hâle getirdiğini açıkça tespit etmiştir. Daha önce birebir aynı hukuki uyuşmazlıkları ve yasal müdahaleleri kendi içtihatlarında kapsamlı bir biçimde inceleyen Anayasa Mahkemesi, bu olayda da uygulanacak anayasal ilkeleri söz konusu emsal karara atıf yaparak belirleme yoluna gitmiştir. Buna göre, kişilerin maddi ve manevi çaba harcayarak alacaklarının tahsili için uygun hukuki yollara başvurmasına rağmen, bizzat yargılama aşamasında devletin yasama organı eliyle yapılan kanuni bir müdahale ile hukuki mekanizmaları işletme imkânından tamamen mahrum bırakılması kabul edilemez bulunmuştur.

Söz konusu yasal müdahale, başvurucuların mülkiyet haklarına kavuşmalarını sağlayan yegâne anayasal yol olan dava yolunu etkisiz kılmış ve hakkın özüne doğrudan dokunmuştur. Başvurucular, anayasanın teminatı altında devletin sunduğu bağımsız yargısal korumadan yararlanmayı beklerken, yine devletin kanuni tasarrufuyla bu korumadan bir anda yoksun bırakılmışlardır. Yüksek Mahkeme, somut başvuruda incelenen olaylar bütününün ve hukuki zeminin, emsal kararlardan ayrılmayı gerektiren herhangi bir farklı hukuki durum veya olgusal neden barındırmadığını açıkça ifade etmiştir. İhlalin sonuçlarının bütünüyle ortadan kaldırılması amacıyla, mülkiyet ve etkili başvuru hakkını zedeleyen bu durumun telafi edilmesi ve uyuşmazlığın yeniden görülerek anayasal ilkelere uygun yeni bir yargılama yapılması gerektiği kanaatine varılmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, yargılama sırasında yapılan kanuni düzenleme sonucu alacağın tahsil imkânının ortadan kaldırılması nedeniyle başvurucuların mülkiyet hakkıyla bağlantılı etkili başvuru hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Şirkete kaptırdığım parayı almak için dava açtım, sonradan çıkan kanunla davam düşer mi? expand_more
Anayasa Mahkemesi kararlarına göre, alacağınızı tahsil etmek için usulüne uygun olarak açtığınız bir dava devam ederken, yasa koyucunun sonradan çıkardığı bir kanunla davanızın sonuçsuz bırakılması ve alacağınızın tahsilinin engellenmesi hukuka aykırıdır. Mahkeme, bu durumu Anayasa'da güvence altına alınan mülkiyet hakkının ve etkili başvuru hakkının açık bir ihlali olarak kabul etmektedir.
Devlet çıkardığı yasayla alacağımı istemek için mahkemeye başvurmamı engelleyebilir mi? expand_more
Hayır, engelleyemez. Anayasa Mahkemesi'nin emsal kararlarına göre, devletin sunduğu yargısal koruma yollarının sonradan çıkarılan yasalarla fiilen kapatılması, hukuk devletinin temelini oluşturan hukuki güvenlik ve kanunların geriye yürümezliği ilkelerine aykırıdır. Vatandaşların uyuşmazlıklara çözüm sunan hukuki mekanizmaları işletme hakkı yasayla tamamen ortadan kaldırılamaz.
Dava sürecindeyken yasa değişti ve paramı alamadım. Bu kararla yeniden dava açabilir miyim? expand_more
Anayasa Mahkemesi, devam eden yargılamalar sırasında çıkan kanunlar nedeniyle mahkemeye erişimi engellenen bireylerin mülkiyet ve etkili başvuru haklarının ihlal edildiğine karar vermiştir. İhlalin sonuçlarının bütünüyle ortadan kaldırılması ve zararın telafi edilmesi amacıyla uyuşmazlığın yeniden görülerek anayasal ilkelere uygun yeni bir yargılama (yeniden yargılama) yapılması gerektiğine hükmedilmektedir.
Vaktiyle holdinglere veya kooperatiflere para kaptıran mağdurları bu karar nasıl etkiler? expand_more
Bu emsal karar, geçmişte şirketlere, holdinglere veya kooperatiflere para yatırıp mağdur olan ve parasını geri almak için adli yollara başvuran kişiler için çok güçlü bir hukuki dayanaktır. Uygulamada yerel mahkemeler, sonradan çıkarılan yasal düzenlemeler gerekçesiyle doğrudan reddettikleri tahsil ve iade davalarında artık anayasal mülkiyet güvencesini merkeze alarak değerlendirme yapmak zorunda kalacaklardır.
star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir