Karar Bülteni
AYM Selim Sarı ve Diğerleri BN. 2022/63523
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi / 1. Bölüm |
| Başvuru No | 2022/63523 |
| Karar Tarihi | 16.07.2025 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Kanun değişikliğiyle tahsil imkânının kaldırılması hak ihlalidir.
- Mülkiyet hakkı etkili başvuru hakkıyla güvence altındadır.
- Yargılama sürerken getirilen aleyhe yasal düzenlemeler ölçüsüzdür.
Bu karar, bir şirkete para yatırıp daha sonra parasını geri alamadığı için iade davası açan vatandaşların, devam eden yargılama süreci içerisinde çıkarılan yeni bir yasal düzenleme ile alacaklarını tahsil etme imkânlarının ellerinden alınmasının hukuka aykırı olduğunu ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, bireylerin yasal yollara başvurmasına rağmen sonradan yürürlüğe giren kanunlar aracılığıyla hukuki mekanizmaları işletme hakkından mahrum bırakılmasını, mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkına yönelik ölçüsüz bir müdahale olarak nitelendirmiştir. Bu durum, hukuk devletinin en temel ilkelerinden olan hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerinin bir tezahürü olarak, vatandaşların hak arama hürriyetlerinin yasal düzenlemelerle dahi olsa ortadan kaldırılamayacağını hukuken kesinleştirmiştir.
Bu karar, Turgay Kılıç içtihadında belirlenen anayasal ilkelerin istikrarlı bir şekilde uygulandığını göstermesi açısından büyük bir emsal değerine sahiptir. Çok sayıda benzer mağduriyeti olan ve kamuoyunda bilinen şirketlere yatırım yapan vatandaşların açtığı alacak davalarında, yasama organı tarafından yargılamayı sonuçsuz bırakacak nitelikte çıkarılan yasal düzenlemelerin anayasal hakları ihlal ettiği bir kez daha teyit edilmektedir. Uygulamada, derece mahkemelerinin önlerine gelen benzer nitelikteki dosyalarda, sadece sonradan çıkarılan kanuni düzenlemelere dayanarak davanın reddine veya tahsil imkânının ortadan kaldırılmasına karar vermelerinin önüne geçilmektedir. Mahkemeler, bu emsal karar ışığında, yeniden yargılama süreçlerinde mülkiyet hakkını ve etkili başvuru hakkını doğrudan gözeterek, sonradan çıkan kanunların vatandaşın meşru hak arama yollarını fiilen işlevsiz hâle getirmemesini sağlamakla yükümlü olacaklardır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Başvurucular, geçmiş yıllarda faaliyet gösteren bir şirkete yatırım amacıyla para yatırmış, ancak daha sonra paralarının iade edilmemesi üzerine şirket aleyhine alacak ve iade davası açmışlardır. Yargılama süreci mahkemeler önünde devam ederken, yasama organı tarafından şirketlerin statüsüne ve ortaklık yapılarına ilişkin yeni bir yasal düzenleme yürürlüğe konulmuştur. Çıkarılan bu yeni kanun, söz konusu şirketlere karşı açılan davalarda alacağın tahsil edilmesini hukuken ve fiilen imkânsız hâle getirmiştir. Başvurucular, haklarını aramak için mahkemeye gitmelerine rağmen, yargılama sürerken kuralın değiştirilmesi sebebiyle alacaklarına kavuşamamışlardır. Bunun üzerine, açtıkları davaların yasal bir düzenleme yüzünden sonuçsuz kalmasının ve hak arama yollarının pratikte kapatılmasının, mülkiyet haklarını ve etkili başvuru haklarını ihlal ettiği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi bu uyuşmazlığı değerlendirirken öncelikle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 35'te güvence altına alınan mülkiyet hakkı ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 40'ta yer alan etkili başvuru hakkı çerçevesinde bir inceleme gerçekleştirmiştir. Mülkiyet hakkı, kişilerin haklı bir beklentiye dayalı alacaklarını ve ekonomik değer ifade eden menfaatlerini anayasal güvence altına alan temel bir haktır. Etkili başvuru hakkı ise, kişilerin anayasal haklarının ihlal edildiği durumlarda iddialarını inceletebilecekleri, yetkili makamlar önünde haklarını arayabilecekleri ve uyuşmazlığın esasına girilerek uygun bir telafi imkânı sunulmasını sağlayan mekanizmaların varlığını zorunlu kılar.
Yerleşik anayasal içtihat prensiplerine göre, bireylerin mülkiyet hakkına ilişkin bir alacağın tahsili amacıyla başlatılan yargısal süreçlerde, sonradan yürürlüğe konulan yasal düzenlemelerle yargı yolunun etkisiz kılınması veya alacağın tahsil imkânının doğrudan ortadan kaldırılması hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmamaktadır. Devlet, kişilerin mülkiyet haklarına haksız müdahalelerden kaçınmanın ötesinde, uyuşmazlıkların çözümünde etkili bir yargısal koruma sağlamakla yükümlüdür.
Özellikle daha önce verilen emsal Turgay Kılıç kararında da vurgulandığı üzere, kişilerin açtıkları bir dava derdest iken, alacağın tahsilini imkânsız hâle getirecek şekilde kanuni bir müdahalede bulunulması, mahkemeye erişim ve etkili başvuru hakkını zedelemektedir. Mahkemelerin, uyuşmazlıkları sadece sonradan çıkarılan şeklî kanun hükümlerine dayanarak, uyuşmazlığın esasına girmeden ve mülkiyet hakkını koruyacak alternatif mekanizmalar sunmadan reddetmesi, bireylere şahsi ve aşırı bir külfet yüklemektedir. Bu durum, mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının açık bir ihlali olarak kabul edilmektedir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, somut olayı incelerken başvurucuların mülkiyet haklarına ve hak arama hürriyetlerine yönelik ağır bir müdahalenin gerçekleştiğini tespit etmiştir. Olay ve olgular bakımından, yatırılan paraların iadesi amacıyla açılan davalar devam ederken yasama organı eliyle yürürlüğe konulan yeni bir kanuni düzenlemenin, başvurucuların alacaklarını tahsil etme ve mevcut hukuki mekanizmaları işletme imkânını tamamen ortadan kaldırdığı anlaşılmıştır. Mahkeme, daha önce aynı hukuki sorunu incelediği emsal Turgay Kılıç kararına atıfta bulunarak, uygulanacak anayasal ilkeleri somut başvuruya da aynen yansıtmıştır.
Yapılan değerlendirmede, başvurucuların alacaklarının tahsili için uygun ve geçerli hukuki yollara başvurarak devletin sunduğu adalet mekanizmasına güvendikleri, ancak dava sürecinde kendi kusurları veya eylemleri olmaksızın yapılan bir kanuni düzenleme nedeniyle davanın pratikteki başarı şansını ve kapasitesini yitirdiği tespit edilmiştir. Mahkeme, bireylerin hak arama özgürlüklerinin, davanın görülmesi aşamasında sonradan çıkarılan kanunlarla işlevsiz hâle getirilmesinin kabul edilemeyeceğini vurgulamıştır. İlgili kanuni düzenlemenin, başvurucuların mülkiyet hakkı kapsamında elde etmeyi umdukları alacağa ulaşmalarını fiilen imkânsız kılması, yargılamanın temel amacını yok etmiş ve etkili başvuru hakkının sağladığı güvenceleri zedelemiştir.
Bu bağlamda Anayasa Mahkemesi, teorik düzeyde etkili gibi görünen bir başvuru yolunun, pratikte başvurucuların iddialarının esasına girilmesine dahi imkân tanımayan yasal değişikliklerle işlemez hâle getirildiğini saptamıştır. Giderim bağlamında ise, anayasal hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması ve başvurucuların iddialarının esastan incelenebilmesi için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunduğu açıkça ifade edilmiştir.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.