Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Abdullah Ulaş ve Diğerleri Kararı 2022/29775 B.

Anayasa Mahkemesi Abdullah Ulaş ve Diğerleri Kararı 2022/29775 B.

Anayasa Mahkemesi bu uyuşmazlığı değerlendirirken temel olarak mülkiyet hakkının anayasal güvencelerini ve idarenin bu hakka müdahale sınırlarını çizen emsal kuralları esas almıştır. Mülkiyet hakkı, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 35. maddesi ile en üst düzeyde koruma altına alınmıştır. Bu anayasal kurala göre, herkes mülkiyet ve miras haklarına sahiptir ve bu haklar ancak kamu yararı amacıyla, yasalara uygun biçimde kanunla sınırlandırılabilir.
search
5 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 2. Bölüm
Başvuru No 2022/29775
Karar Tarihi 17.12.2024
Taraf Abdullah Ulaş ve Diğerleri
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Kamulaştırmasız el atma mülkiyet hakkını ihlal eder.
  • gavel Mülkiyet hakkına müdahale kanunilik ilkesine uymalıdır.
  • gavel Usule uyulmadan el atılması anayasal ihlaldir.
  • gavel İhlalin sonuçları manevi tazminat ödenerek giderilmelidir.

Anayasa Mahkemesi tarafından verilen bu karar, mülkiyet hakkına yönelik usulsüz müdahalelerin ve özellikle idarelerin herhangi bir kamulaştırma işlemi yapmaksızın vatandaşların taşınmazlarına el atmasının anayasal güvencelere açıkça aykırı olduğunu net bir biçimde ortaya koymaktadır. Karar, idarenin özel mülkiyete müdahale ederken temel yasal düzenlemelerde belirlenen katı usul kurallarına sıkı sıkıya uymak zorunda olduğunu, aksi takdirde bu eylemlerin kanunilik ilkesinden yoksun sayılacağını güçlü bir biçimde vurgulamaktadır.

Benzer davalardaki emsal etkisi açısından bakıldığında, idarenin keyfi bir şekilde ve yasal kamulaştırma prosedürlerini işletmeden özel mülke el koyması durumlarında vatandaşların hak arama yollarının genişlediği görülmektedir. Mahkemenin önceki yerleşik içtihatlarıyla da uyumlu olan bu yaklaşım, kamulaştırmasız el atma davalarında idareyi sorumlu tutarak tazminat yolunu işletmeleri için emsal teşkil etmektedir. İhlalin niteliğine göre yeniden yargılamada hukuki yarar bulunmadığı tespit edilen spesifik durumlar için, doğrudan tatmin edici bir manevi tazminata hükmedilmesi, idarenin haksız el atma eylemlerinden doğan mağduriyetlerin pratik olarak giderilmesinde etkili bir yol olarak uygulanmaya devam edecektir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Bu uyuşmazlık, idarenin usulüne uygun herhangi bir kamulaştırma işlemi yapmadan başvurucuların mülkiyetinde olan taşınmazlara fiilen el atması sonucunda ortaya çıkmıştır. Başvurucular Abdullah Ulaş ve diğerleri, sahip oldukları taşınmazlara idare tarafından hukuka aykırı bir şekilde müdahale edildiğini ve mülkiyet haklarının ellerinden alındığını öne sürerek anayasal haklarının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurmuşlardır. Olayın temelinde, kamunun yasal prosedürleri izlemeden bireylerin mülklerini işgal etmesi yatmaktadır. Başvurucular, taşınmazlarına yönelik bu haksız ve dayanaksız el atmanın mülkiyet haklarını ihlal ettiğinin tespit edilmesini ve oluşan ağır mağduriyetlerinin giderilmesi amacıyla taraflarına manevi tazminat ödenmesini talep etmişlerdir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi bu uyuşmazlığı değerlendirirken temel olarak mülkiyet hakkının anayasal güvencelerini ve idarenin bu hakka müdahale sınırlarını çizen emsal kuralları esas almıştır. Mülkiyet hakkı, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 35. maddesi ile en üst düzeyde koruma altına alınmıştır. Bu anayasal kurala göre, herkes mülkiyet ve miras haklarına sahiptir ve bu haklar ancak kamu yararı amacıyla, yasalara uygun biçimde kanunla sınırlandırılabilir.

Bununla birlikte, kamu yararı amacıyla özel mülkiyet hakkına yapılacak müdahalelerin usulü Anayasa'nın 46. maddesinde kamulaştırma başlığı altında açıkça düzenlenmiş ve çerçevesi çizilmiştir. Ayrıca, temel hak ve hürriyetlerin sınırlanmasına ilişkin genel anayasal ilkeleri belirleyen Anayasa'nın 13. maddesi, sınırlamaların mutlaka kanunla yapılması ve ölçülülük ilkesine aykırı olmaması gerektiğini kesin bir dille vurgular.

İdarenin özel mülkiyete müdahalesinde uyması gereken yasal usuller ise 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında detaylı bir biçimde düzenlenmiştir. Yerleşik içtihat prensipleri gereğince, idarenin bir taşınmaza hukuka uygun şekilde el atabilmesi için mutlaka 2942 sayılı Kanun uyarınca resmi bir kamulaştırma işlemi tesis etmesi şarttır. Bu katı usullere uyulmadan, fiili olarak taşınmaza el konulması uygulamada kamulaştırmasız el atma olarak bilinmekte olup mülkiyet hakkına yapılmış anayasal dayanaktan yoksun bir müdahale olarak kabul edilmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucuların taşınmazlarına yönelik idari müdahaleyi incelerken olayın oluş şeklini ve idarenin eylemlerini anayasal normlar çerçevesinde detaylıca değerlendirmiştir. Yapılan inceleme neticesinde, başvurucuların maliki olduğu taşınmazlara idare tarafından herhangi bir resmî kamulaştırma kararı alınmaksızın ve yasalarla belirlenen usullere uyulmaksızın fiilen el atıldığı açıkça tespit edilmiştir. Mahkeme, idarenin kamu gücünü kullanarak gerçekleştirdiği bu müdahalesinin Anayasa'nın 13., 35. ve 46. maddeleri ile 2942 sayılı Kanun hükümlerine tamamen aykırı bir fiili eylem olduğunu ortaya koymuştur.

Söz konusu fiili müdahalenin şekli, yasalara uygun bir kamulaştırma prosedürü barındırmadığından, mülkiyet hakkına yapılan bu ağır sınırlamanın Anayasa'nın temel direği olan kanunilik ilkesini ihlal ettiği sonucuna ulaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi, daha önceki yerleşik emsal kararlarında da istikrarlı bir şekilde vurguladığı üzere, yasal dayanaktan yoksun bu tarz fiili el atmaların doğrudan doğruya mülkiyet hakkının ihlali anlamına geldiğini somut başvuru özelinde bir kez daha tereddüde yer bırakmayacak şekilde tasdik etmiştir.

Ayrıca Mahkeme, bu ihlalin ve yarattığı sonuçların ortadan kaldırılması noktasında uygulanacak giderim yöntemini de tartışmıştır. Haksız el atmanın doğası gereği yeniden yargılama yapılmasında hukuki bir yarar bulunmadığına kanaat getiren Yüksek Mahkeme, ihlalin doğurduğu olumsuz durumların giderilmesi adına en etkin hukuki yolun tazminat mekanizması olduğunu belirlemiştir. Bu bağlamda, başvurucuların mülksüzleştirme süreci boyunca yaşadıkları derin mağduriyet dikkate alınarak, eski hale getirme kuralı çerçevesinde manevi bir tatminin sağlanmasının zorunluluğuna işaret edilmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, taşınmazlara kamulaştırmasız el atılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiş ve başvuruculara 30.000 TL manevi tazminat ödenmesini kabul etmiştir.

Devlet arsama kamulaştırma yapmadan el koyabilir mi? expand_more
Hayır, devletin veya idarenin özel mülkiyetinize herhangi bir resmî kamulaştırma kararı almadan ve yasal usullere uymadan fiilen el atması hukuka aykırıdır. Anayasa Mahkemesi, idarenin özel mülkiyete müdahale ederken 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında belirlenen katı usul kurallarına mutlaka uyması gerektiğini, aksi takdirde bu eylemin anayasal dayanaktan yoksun kalacağını açıkça ortaya koymaktadır.
Arazime haksız şekilde el atılırsa anayasal hakkım ihlal edilmiş olur mu? expand_more
Kesinlikle ihlal edilmiş olur. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 35. maddesi mülkiyet hakkını en üst düzeyde güvence altına alır ve bu hakka ancak kanunla, kamu yararı amacıyla sınırlandırma getirilebilir. Mahkemenin yerleşik içtihatlarına göre, idarenin yasal kamulaştırma prosedürlerini işletmeden gerçekleştirdiği fiili el atmalar, anayasanın temel direği olan kanunilik ilkesini doğrudan ihlal eden ağır bir müdahaledir.
İdare arsama el koydu, mağduriyetimi gidermek için ne talep edebilirim? expand_more
Haksız el atma durumlarında idareyi sorumlu tutarak tazminat yolunu işletebilirsiniz. Anayasa Mahkemesi, fiili el atma vakalarında yeniden yargılama yapılmasında hukuki bir yarar bulunmadığını, ihlalin doğurduğu olumsuz durumların ve mülksüzleştirme sürecindeki derin mağduriyetin en etkin şekilde tazminat mekanizmasıyla giderilebileceğini belirlemiştir. Bu doğrultuda, idarenin haksız eyleminden doğan zararınız için tatmin edici bir manevi tazminat ödenmesini talep etmeniz mümkündür.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir