Anasayfa Karar Bülteni AYM | Çınar Ersoy ve Serpil Ersoy | BN. 2021/22933

Karar Bülteni

AYM Çınar Ersoy ve Serpil Ersoy BN. 2021/22933

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm
Başvuru No 2021/22933
Karar Tarihi 09.12.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Kamulaştırmasız el atma mülkiyet hakkını ihlal eder.
  • Tazminatın enflasyon karşısında erimesi ölçüsüz külfet yaratır.
  • Geciken ödemeler mülkiyet hakkının özüne zarar verir.

Bu karar, idarenin vatandaşın mal varlığı değerlerine bedelini ödemeden ve hukuki bir usule dayanmadan fiilen el koymasının mülkiyet hakkını açıkça zedelediğini vurgulaması bakımından büyük bir önem taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkına yapılan tüm müdahalelerin mutlak surette kanunilik şartını taşıması gerektiğini bir kez daha teyit etmiş, idarenin keyfî el atmalarını hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz bulmuştur. Öte yandan, bu kararla birlikte yalnızca tazminata hükmedilmesinin yeterli bir hukuki koruma sağlamadığı, bu tazminatın enflasyon karşısında değer kaybına uğratılmadan, zamanında ödenmesi gerektiği net bir biçimde ortaya konmuştur.

Benzer davalar ve uygulamadaki emsal etkisi düşünüldüğünde, bu karar kamulaştırmasız el atma dosyalarında idareye ağır bir sorumluluk yüklemektedir. Mahkemelerce hükmedilecek kamulaştırma bedellerinin, uzun süren yargılama ve ödeme süreçlerindeki bekleyişler sebebiyle enflasyon karşısında ciddi şekilde erimesi, artık tek başına bağımsız bir mülkiyet hakkı ihlali sebebi olarak kabul edilmektedir. İdarelerin ve derece mahkemelerinin, kamulaştırmasız el atma tazminatlarını belirlerken ve faiz işletirken enflasyon oranının gerisinde kalmamasına özen göstermeleri gerekeceği oldukça açıktır. Karar, yıllarca süren davalar neticesinde hak ettiği bedeli enflasyon karşısında erimiş olarak tahsil eden binlerce benzer mağduriyet yaşayan vatandaş için önemli bir hukuki güvence oluşturmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Çınar Ersoy ve Serpil Ersoy isimli vatandaşlar, kendilerine ait olan taşınmaza devlet tarafından herhangi bir resmî kamulaştırma kararı alınmaksızın ve hiçbir bedel ödenmeksizin fiilen el konulması üzerine ilgili idareye karşı hukuki yollara başvurmuşlardır. Süreç içerisinde mülk sahipleri tarafından açılan davalar neticesinde mahkemece vatandaşlar lehine kamulaştırmasız el atma tazminatına hükmedilmiştir. Ancak, oldukça uzun süren yargılama ve ödeme süreçleri nedeniyle hükmedilen tazminat bedeli, ülkemizdeki enflasyon oranları karşısında ciddi anlamda değer kaybetmiş ve alım gücü erimiştir. Başvurucular, hem mülkiyetlerindeki taşınmazlarına hukuka aykırı şekilde fiilen el konulması hem de sonradan hükmedilen tazminat miktarının aradan geçen zaman ve yüksek enflasyon nedeniyle gerçek değerini yitirmesi sebepleriyle mağdur olduklarını belirterek anayasal haklarının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır. Temel talepleri, mülkiyet haklarının ihlal edildiğinin tespiti ve yeniden yargılama yoluyla bu zararlarının giderilmesidir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı değerlendirirken, öncelikle Anayasa'nın 13., 35. ve 46. maddelerinde düzenlenen temel güvenceleri dikkate almıştır. Mülkiyet hakkı, Anayasa'nın 35. maddesi ile temel bir insan hakkı olarak güvence altına alınmış olup, bu hakka yapılacak herhangi bir müdahalenin mutlaka kanuna dayanması zorunludur.

Kamulaştırma işlemleri ise Anayasa'nın 46. maddesinde ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında son derece sıkı usul kurallarına bağlanmıştır. İdarenin, bu yasal usullere ve süreçlere riayet etmeden, özel mülkiyete konu bir taşınmaza fiilen el atması, kanunilik ilkesinin açık bir ihlali olarak değerlendirilmektedir. Yerleşik içtihatlara göre, idarenin hiçbir hukuki temele dayanmadan ve usulüne uygun bir kamulaştırma yapmadan vatandaşın malına el koyması, demokratik bir hukuk devletinde asla kabul edilemez bir müdahaledir.

Ayrıca, mahkeme içtihatları ile şekillenen bir diğer temel kural, mülkiyet hakkına yapılan haksız müdahale neticesinde ödenmesi gereken tazminatların ekonomik niteliği ile ilgilidir. Kamulaştırmasız el atma bedellerinin idarelerce geç ödenmesi veya yargılama sürecinin olağanüstü uzaması durumunda, hükmedilen bedelin enflasyon karşısında değer kaybetmesi, bireye şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklemektedir. Tazminatın temel amacı, mülkü elinden alınan kişinin uğradığı gerçek zararı eksiksiz olarak gidermek ve kişiyi ihlalden önceki eski hâline getirmektir. Bu nedenle, hükmedilen bedelin enflasyon karşısında erimesine seyirci kalmak, Anayasa'nın 35. maddesi ile korunan mülkiyet hakkının özünü zedeleyen, mülkiyet hakkı ile kamu yararı arasındaki adil dengeyi malik aleyhine açıkça bozan bir durum olarak doktrinde ve Anayasa Mahkemesi kararlarında kesin bir dille kabul edilmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvuru dosyasında yer alan somut verileri incelediğinde iki temel ihlal tespitinde bulunmuştur. Birinci tespit, doğrudan doğruya taşınmaza yapılan müdahalenin hukuki niteliğine ilişkindir. Başvuruculara ait taşınmaza idare tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nda öngörülen usullere hiçbir şekilde uyulmadan fiilen el atıldığı dosya kapsamından sabittir. Yüksek Mahkeme, daha önceki yerleşik emsal kararlarındaki ilkeleri yeniden hatırlatarak, usulüne uygun bir kamulaştırma kararı olmaksızın gerçekleştirilen fiilî el atma işleminin mülkiyet hakkına yönelik açıkça kanunsuz bir müdahale olduğunu saptamıştır.

İkinci tespit ise, bu haksız el atma neticesinde derece mahkemelerince hükmedilen tazminatın maliklere ödenme sürecindeki aşırı değer kaybına yöneliktir. Mahkeme, daha önce belirlenen anayasal ilkeler doğrultusunda, kamulaştırma ve kamulaştırmasız el atma bedellerinin enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılarak ödenmesinin, başvuruculara şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklediğini saptamıştır. Ülkemizin ekonomik koşulları ve enflasyon oranları dikkate alındığında, geç tahsil edilen tazminatın alım gücünde meydana gelen ciddi aşınma, mülkiyet hakkının devlete yüklediği pozitif yükümlülüklerin yerine getirilmediğini ve kişilerin mülkiyet haklarının korunamadığını açıkça göstermektedir.

Anayasa Mahkemesi, kamulaştırmasız el atma şikâyeti bakımından ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki bir yarar bulunmadığına ve bu hususta manevi tazminatın uygun bir giderim yolu olduğuna kanaat getirmiştir. Enflasyon karşısında yaşanan değer kaybı şikâyeti yönünden ise ihlalin ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki zorunluluk bulunduğu vurgulanmıştır. Eski hâle getirme kuralı çerçevesinde zararların tam olarak karşılanması adaletin bir gereğidir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, kamulaştırmasız el atma ve tazminatın değer kaybına uğratılması nedenleriyle Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönünde başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: