Karar Bülteni
AYM Kevser Persak ve Diğerleri BN. 2021/50715
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm |
| Başvuru No | 2021/50715 |
| Karar Tarihi | 22.01.2025 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Kamulaştırmasız el atma bedeli değer kaybına uğratılamaz.
- Enflasyon karşısındaki değer kaybı mülkiyet hakkını ihlal eder.
- Makul süre şikayetlerinde Tazminat Komisyonuna başvurulması zorunludur.
- Bireysel başvuru ikincil nitelikte bir hak arama yoludur.
Bu karar hukuken, vatandaşların idare tarafından el konulan mülklerine karşılık olarak almaları gereken tazminatların, uzayan yargılama süreçleri ve ekonomik dalgalanmalar neticesinde enflasyon karşısında erimesinin önüne geçilmesi anlamını taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkının yalnızca kâğıt üzerinde bir bedele hükmedilmesiyle değil, hükmedilen bedelin fiili alım gücünün de korunmasıyla tam olarak sağlanabileceğini net bir biçimde vurgulamıştır. İdarenin hukuka aykırı eylemi sonucu mülkünden yoksun kalan bir bireyin, bir de yargı mekanizmasının yavaş işlemesi ve ülkedeki yüksek enflasyon koşulları sebebiyle çifte mağduriyet yaşamasının anayasal düzen tarafından kabul edilemeyeceği ifade edilmiştir. Aynı zamanda bu karar, makul sürede yargılanma hakkına ilişkin ihlal iddiaları bakımından yeni ihdas edilen idari başvuru yolunun zorunlu olarak tüketilmesi gereken bir aşama olduğunu hukuken pekiştirmektedir.
Benzer davalarda bu kararın emsal etkisi ve uygulamadaki önemi oldukça büyüktür. Özellikle Türkiye'de geçmişten bu yana süregelen ve yüksek enflasyonist dönemlerde vatandaşları ciddi şekilde mağdur eden kamulaştırma veya kamulaştırmasız el atma davalarında, ilk derece mahkemeleri ve icra daireleri için yön gösterici bir niteliğe sahiptir. Mahkemelerin, alacakların hesaplanması aşamasında enflasyon farkı gibi mekanizmaları devreye sokarak alacağın gerçek değerini koruması gerektiği yönünde güçlü bir içtihat oluşturmaktadır. Ayrıca, makul süre şikâyetleriyle ilgili olarak avukatların ve vatandaşların doğrudan Anayasa Mahkemesi yerine öncelikle Adalet Bakanlığı bünyesindeki Tazminat Komisyonuna başvurmaları gerektiği kuralı, uygulamada iş yükünün hafifletilmesi ve usul ekonomisi açısından büyük bir pratik önem arz etmektedir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Başvurucular, mülkiyetlerinde bulunan taşınmazlara idare tarafından hukuka aykırı şekilde fiili olarak el atıldığını ve herhangi bir yasal kamulaştırma işlemi yapılmaksızın taşınmazlarının kullanıldığını belirterek, kamulaştırmasız el atma bedelinin tespiti ile bu bedelin kendilerine ödenmesi amacıyla yerel mahkemelerde tam yargı davası açmışlardır. Yargılama süreçleri sonucunda mahkemeler başvurucuları haklı bularak belirli bir tazminat bedeline hükmetmiştir.
Ancak başvurucular, davaların son derece uzun sürmesi, yasal süreçlerin yıllara yayılması ve bu süreçte ülkede yaşanan yüksek enflasyon oranları nedeniyle, mahkemece hükmedilen ve nihayetinde kendilerine ödenen tazminat bedellerinin gerçek değerini kaybettiğini, alım gücünün ciddi şekilde eridiğini iddia etmişlerdir. Başvurucular, taşınmazlarının gerçek karşılığını alamadıkları için mülkiyet haklarının, ayrıca söz konusu yargılamaların çok uzun yıllar sürmesi sebebiyle de makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğini öne sürerek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi, bu tür mülkiyet hakkı uyuşmazlıklarını çözerken devletin temel insan haklarına saygı yükümlülüğünü düzenleyen anayasal ilkeleri ve özel kanunları dikkate almaktadır. En temel kural, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 35 ile güvence altına alınan mülkiyet hakkıdır. Bu maddeye göre, herkes mülkiyet ve miras haklarına sahiptir ve bu haklar ancak kamu yararı amacıyla, yasalara uygun olarak sınırlanabilir. İdarenin kamu yararı amacıyla özel mülkiyete konu bir taşınmazı edinmesi gerektiğinde ise Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 46 gereğince, taşınmazın gerçek karşılığının peşin olarak ödenmesi zorunluluğu bulunmaktadır.
Kamulaştırma usul ve esasları 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu ile belirlenmiştir. İdarenin bu kanunda öngörülen usullere uymadan özel mülkiyete fiilen el koyması, mülkiyet hakkına yapılmış ağır bir haksız müdahale olarak kabul edilmektedir. Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarına göre, kamulaştırma veya kamulaştırmasız el atma süreçlerinde tespit edilen bedellerin geç ödenmesi veya yargılamanın uzun sürmesi neticesinde enflasyon karşısında değer kaybına uğratılması, mülk sahibine aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklemekte olup mülkiyet hakkının özünü zedelemektedir.
Makul sürede yargılanma hakkına ilişkin uyuşmazlıklarda ise usul hukukuna yeni dâhil edilen yasal düzenlemeler büyük bir öneme sahiptir. Uzun süren yargılamalar nedeniyle doğan tazminat talepleri için 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun devreye girmektedir. Bu Kanun'a 7499 sayılı Kanun ile eklenen 5/A maddesi ve geçici 3. madde uyarınca, makul sürede yargılanma hakkı ihlali iddialarında doğrudan bireysel başvuru yapmak yerine öncelikle bu komisyona başvurulması yasal bir zorunluluk haline getirilmiştir. Bu kural, Anayasa Mahkemesinin ikincillik vasfının doğrudan bir yansımasıdır.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, somut olayda başvurucuların mülkiyet hakkına ve adil yargılanma hakkına yönelik ihlal iddialarını ayrı ayrı incelemiştir. Mahkeme öncelikle mülkiyet hakkı ihlali iddialarını ele almış ve başvurucuların kamulaştırmasız el atma bedeli tespiti davası sonucunda aldıkları tazminatların enflasyon karşısında nasıl bir erozyona uğradığını değerlendirmiştir.
Yapılan incelemede, daha önceki pek çok yerleşik kararda vurgulandığı üzere, mülkiyetten yoksun bırakılan kişilere ödenen bedelin, taşınmazın gerçek değerini yansıtması gerektiği belirtilmiştir. Ancak başvurucuların davalarında, yasal süreçlerin uzaması ve enflasyon oranlarındaki yükseliş nedeniyle, hükmedilen bedellerin ödendiği tarih itibarıyla alım gücünü büyük ölçüde yitirdiği saptanmıştır. Bu değer kaybının telafi edilmemesinin, başvuruculara kamu yararı uğruna şahsi, aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklediği açıktır. Dolayısıyla Mahkeme, mülkiyet hakkına yapılan bu ağır müdahalenin anayasal sınırlar içinde kalamayacağına hükmetmiştir.
Diğer taraftan, başvurucuların yargılamaların çok uzun sürdüğü ve bu nedenle makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğine yönelik iddiaları ise usul kuralları bağlamında incelenmiştir. Anayasa Mahkemesi, 12 Mart 2024 tarihinde yürürlüğe giren yasal değişiklikleri hatırlatarak, yargılamaların makul sürede bitirilmemesine dayalı tazminat taleplerinin öncelikle Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulan Tazminat Komisyonuna iletilmesi gerektiğini tespit etmiştir. Yeni kurulan bu idari başvuru yolunun, ihlal iddialarını çözüme kavuşturma ve yeterli giderim sağlama kapasitesine sahip, ilk bakışta ulaşılabilir etkili bir yol olduğu vurgulanmıştır. Bireysel başvurunun ikincilliği ilkesi gereği, mevcut hukuki yollar tüketilmeden yapılan başvuruların esastan incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu nedenle makul süre şikâyetleri yönünden başvurucuların doğrudan Anayasa Mahkemesine gelmeleri usule aykırı bulunmuştur.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, kamulaştırmasız el atma bedelinin enflasyon karşısında değer kaybına uğratılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğinin tespitine ve yeniden yargılama yapılmasına karar vererek başvuruyu kabul etmiştir.