Karar Bülteni
AYM Coşkun Özderya ve Diğerleri BN. 2021/57674
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm |
| Başvuru No | 2021/57674 |
| Karar Tarihi | 24.12.2025 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Kamulaştırma bedelleri enflasyon karşısında mutlaka korunmalıdır.
- Bedelin değer kaybı mülkiyet hakkını ihlal eder.
- Mülk sahibine orantısız ve aşırı külfet yüklenemez.
- Makul süre şikayetleri için kanun yolu tüketilmelidir.
Bu karar hukuken, devlet tarafından kamu yararı amacıyla yapılan kamulaştırma işlemleri neticesinde hak sahiplerine ödenmesine hükmedilen tazminat bedellerinin, yargı ve ödeme süreçlerinde yaşanan gecikmeler nedeniyle enflasyonist ortamda yaratacağı ekonomik mağduriyetlerin önüne geçmeyi amaçlamaktadır. Anayasa Mahkemesi, kamulaştırma bedellerinin zamanında ve tam değerinde ödenmemesi sonucunda paranın enflasyon karşısında değer kaybetmesi durumunu, Anayasa ile güvence altına alınan mülkiyet hakkına yönelik ağır ve orantısız bir müdahale olarak değerlendirmiştir. Verilen bu karar, devletin vatandaşa ödemesi gereken tutarın günün ekonomik gerçekliklerine uygun şekilde güncellenmesi zorunluluğunu hukuki bir teminata kavuşturmaktadır.
Öte yandan, uzun süren yargılamalar nedeniyle yapılan makul sürede yargılanma hakkının ihlali şikayetlerinde, başvuru yollarının tüketilmesi ilkesinin katı ve vazgeçilmez önemi vurgulanmıştır. Yeni ihdas edilen Tazminat Komisyonu başvuru yolunun usulüne uygun olarak tüketilmeden doğrudan Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulamayacağı kuralı bu kararla bir kez daha netleşmiş, ikincillik ilkesinin altı çizilmiştir.
Emsal niteliğindeki bu karar, süregelen ve gelecekte açılacak kamulaştırma ile bedel artırım davaları için kritik bir içtihat niteliği taşımaktadır. Uygulamada ilk derece mahkemelerinin ve kamulaştırma yapan idarelerin, bedelleri hesaplarken veya öderken değer kaybını önleyecek enflasyon güncellemelerini aktif olarak dikkate almaları gerektiği yönünde güçlü bir mesaj vermektedir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Uyuşmazlık, idare tarafından gerçekleştirilen kamulaştırma işlemi neticesinde hak sahiplerine ödenmesi gereken bedelin, yargılama ve ödeme sürecinde yaşanan gecikmeler sebebiyle enflasyon karşısında erimesinden kaynaklanmaktadır. Başvurucular olan Coşkun Özderya ve diğer hak sahipleri, kendilerine ait taşınmazlara yönelik kamulaştırma işlemi sonucunda yerel mahkemece belirlenen tazminat bedellerinin, ödemenin yapıldığı tarihteki yüksek enflasyon oranları karşısında ciddi bir değer kaybına uğradığını ileri sürmüşlerdir. Bu olağan dışı değer kaybının devlet tarafından telafi edilmemesinin, mülkiyet haklarını doğrudan zedelediğini belirtmişlerdir. Ayrıca, söz konusu bedel tespiti ve kamulaştırma davalarının gereğinden fazla uzun sürdüğünü ifade ederek adil yargılanma hakkı kapsamındaki makul sürede yargılanma hakkının da ihlal edildiğini iddia etmişler, ihlalin tespiti ile yeniden yargılama ve tazminat talepleriyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı incelerken temel olarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 35'te güvence altına alınan mülkiyet hakkı hükümlerini ve prensiplerini esas almıştır. Mülkiyet hakkı, kişilere sahip oldukları ekonomik varlıklar üzerinde diledikleri gibi tasarruf etme yetkisi verirken, kamu yararı amacıyla bu hakka hukuka uygun şekilde idare tarafından müdahale edilebilmektedir. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu çerçevesinde yürütülen kamulaştırma ve kamulaştırmasız el atma işlemleri bu müdahalelerin başında gelmektedir. Ancak Anayasa Mahkemesinin istikrar kazanmış yerleşik içtihatlarında vurgulandığı üzere, kamulaştırma karşılığında hükmedilen bedellerin veya tazminatların hak sahiplerine ödenmesi sürecinde yüksek enflasyon oranlarının dikkate alınmaması, devlet ile mülk sahibi birey arasındaki adil dengeyi birey aleyhine ve ölçüsüz biçimde bozmaktadır.
Yüksek Mahkemenin temel kuralı, kamulaştırma bedellerinin ve tazminatların enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılmasının veya değer kaybına uğratılarak ödenmesinin bireye şahsi olarak katlanılamaz, aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklediği yönündedir. Bu durum, mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin ölçülülük ve orantılılık alt ilkelerine açıkça aykırı düşmesine sebebiyet vermektedir.
Makul sürede yargılanma hakkının ihlaline yönelik şikayetler bakımından ise 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun hükümleri uygulama alanı bulmuştur. 6384 sayılı Kanun Geçici m. 2 ve ilgili değişiklikler uyarınca, yargılamaların uzun sürmesine yönelik şikayetlerde ilk bakışta ulaşılabilir ve başarı şansı sunan Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden Anayasa Mahkemesine yapılan başvuruların, bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı yönünde emredici bir usul kuralı tatbik edilmiştir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, önüne gelen somut uyuşmazlıkta öncelikle adil yargılanma hakkı kapsamındaki makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiayı usul yönünden incelemiştir. Yapılan değerlendirmede, yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddialarına karşı Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulan İnsan Hakları Tazminat Komisyonuna başvuru yolunun ihdas edildiği ve bu yolun hukuken etkili olduğu hatırlatılmıştır. Başvurucuların makul süre şikayetleri açısından doğrudan anayasal yargıya geldikleri ve bu idari komisyona müracaat etmedikleri tespit edildiğinden, başvuru yollarının tüketilmemesi kuralı gereğince bu iddia esasa girilmeden kabul edilemez bulunmuştur.
Mülkiyet hakkının ihlali iddiasına yönelik esas incelemesinde ise, Gaziosmanpaşa 4. Asliye Hukuk Mahkemesi ve kanun yolu mercii olan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi tarafından yürütülen hukuki süreç ele alınmıştır. Başvuruculara ait taşınmaza yönelik kamulaştırma işlemleri sonucunda hükmedilen kamulaştırma bedellerinin, davanın uzun sürmesi ve ödeme prosedürlerinin zaman alması nedeniyle enflasyon karşısında ciddi bir erozyona uğradığı görülmüştür. Anayasa Mahkemesi, mülkiyetin kamulaştırılması karşılığında mahkemece öngörülen bedelin, ödeme tarihindeki güncel ekonomik durum ve enflasyon oranları gözetilmeksizin, meydana gelen değer kaybı telafi edilmeksizin ödenmesinin, başvurucular üzerinde aşırı ve olağan dışı bir mali külfet oluşturduğunu tespit etmiştir.
Devletin, enflasyon ortamı nedeniyle mülk sahibinde oluşan bu ekonomik mağduriyeti giderecek faiz veya güncelleme mekanizmalarını etkili şekilde işletmemesi, mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin orantılılık ve ölçülülük ilkesini zedelemiştir. Bu nedenle mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmış, hak ihlalinin ve bu ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla yerel mahkemece yeniden yargılama yapılmasında üstün bir hukuki yarar görülmüştür. Yeniden yargılama kararının, ihlalin sonuçlarını doğrudan gidermek için yeterli bir hukuki araç olduğu değerlendirildiğinden, başvurucuların ayrıca talep ettiği maddi ve manevi tazminat istemlerine hükmedilmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, kamulaştırma bedelinin enflasyon karşısında değer kaybına uğraması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.