Anasayfa Karar Bülteni AYM | 2020/10194 BN.

Karar Bülteni

AYM 2020/10194 BN.

Anayasa Mahkemesi | Zübeyde Tatar | 2020/10194 BN.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2020/10194
Karar Tarihi 22.05.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Kamulaştırma bedelinin enflasyon karşısında erimesi ihlaldir.
  • Geciken tazminat ödemeleri mülkiyet hakkını zedeler.
  • Taşınmazın gerçek bedelinin ödenmesi anayasal güvencedir.
  • Enflasyon farkı ödenmemesi vatandaşa aşırı külfettir.

Bu karar, idareler tarafından gerçekleştirilen kamulaştırma işlemlerinde ve bu işlemlere karşı açılan davalarda tespit edilen kamulaştırma bedellerinin geç ödenmesi durumunda vatandaşların uğradığı mağduriyetin hukuki boyutunu net bir biçimde ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkının etkin bir biçimde korunabilmesi için yalnızca gerçek bir bedelin tespit edilmesini yeterli görmemiş, aynı zamanda bu bedelin hak sahibinin eline geçtiği andaki alım gücünün de korunması gerektiğinin altını çizmiştir. Bedelin zamanında ödenmemesi ve yasal faizin enflasyon oranının altında kalarak değer kaybına neden olması durumunda, devletin Anayasa ile sınırları çizilen pozitif yükümlülüklerini ihlal ettiği açıkça kabul edilmiştir. Yargı mekanizmasının yavaş işlemesinden doğan mali kayıpların vatandaşa yüklenemeyeceği bir kez daha tescillenmiştir.

Benzer davalardaki emsal etkisi oldukça yüksektir. Yargılama süreçlerinin uzaması nedeniyle tespit edilen tazminat veya kamulaştırma bedellerinin enflasyon karşısında erimesi, Türkiye'de sıklıkla karşılaşılan ve mağduriyet yaratan temel bir sorundur. Anayasa Mahkemesi, bu yöndeki mağduriyetleri önlemek adına TÜİK enflasyon verilerini dikkate alarak hesaplama yapmış ve aradaki farkın mülk sahibine orantısız ve haksız bir külfet yüklediğini güçlü bir şekilde vurgulamıştır. Uygulamadaki önemi, mahkemelerin tazminat bedellerini belirlerken ve faiz oranlarını uygularken salt kanuni faizi yeterli görmeyerek enflasyon etkisini göz ardı etmemesi gerektiğine yönelik kesin bir standart getirmesinden kaynaklanmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu Zübeyde Tatar, mülkiyeti kendisine ait olan taşınmazın bir kısmının Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi (TEİAŞ) tarafından fiilen kamulaştırılması üzerine kuruma karşı kamulaştırmasız el atmaya dayalı tazminat davası açmıştır. Aynı süreçte TEİAŞ da başvurucuya karşı kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili amacıyla dava açmış olup her iki dava yerel mahkemece birleştirilerek görülmüştür.

Yerel mahkemede yapılan yargılamalar, istinaf ve temyiz bozma kararları ile yeniden alınan bilirkişi raporları sonucunda dava süreci uzun yıllar sürmüştür. Uzun süren bu yargılama neticesinde tespit edilen kamulaştırma bedeli, başvurucuya ancak davanın açılmasından yıllar sonra ödenebilmiştir. Başvurucu, kamulaştırma sırasında taşınmazının tamamının kamulaştırılmadığını, belirlenen kamulaştırma bedelinin taşınmazın gerçek değerini yansıtmadığını, aleyhine vekâlet ücretine hükmedildiğini ve yargılamanın uzun sürmesi sebebiyle kendisine geç ödenen bedelin enflasyon karşısında değer kaybına uğradığını belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı çözümlerken öncelikle Anayasa'nın güvence altına aldığı temel hakları ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümlerini dikkate almıştır. Mülkiyet hakkı, Anayasa'nın 35. maddesinde teminat altına alınmış olup, hiç kimsenin kamu yararı gerektirmedikçe ve karşılığı peşin ödenmedikçe mülkiyetinden yoksun bırakılamayacağı ilkesine dayanmaktadır. Bu ilkenin doğal ve mutlak bir sonucu olarak, taşınmazı kamulaştırılan bireylere ödenecek tutarın, mülkün elden çıktığı andaki gerçek bedelini tam olarak yansıtması zorunludur. Aksi hâlde mülkiyet hakkının özüne dokunulmuş olur.

Anayasa Mahkemesinin bu konuda oluşan yerleşik içtihatlarına göre, kamulaştırma bedellerinin ve kamulaştırmasız el atma karşılığında hükmedilen tazminatların enflasyon karşısında değer kaybına uğratılması veya uzun süren yargılamalar sonrasında değer kaybına uğratılarak ödenmesi, bireylere şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklemektedir. Gerçek değerin ödenmesi anayasal bir güvence olup, yargılama sürecinin uzaması nedeniyle tespit edilen bedelin fiilî ödeme tarihindeki alım gücünün düşmesi, devletin mülkiyet hakkına ölçüsüz ve haksız bir müdahalesi olarak kabul edilmektedir.

Hukuki değerlendirmelerde, ortaya çıkan değer kaybının hesaplanmasında Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileri temel referans alınmaktadır. Mahkemelerce tespit edilen gerçek değer ile başvuru sahibine yapılan nihai ödemelerin enflasyon etkisinden arındırılmış sonuçları mutlak suretle karşılaştırılmaktadır. Elde edilmek istenen kamu yararı ile bireyin mülkünden mahrum kalması arasındaki adil dengenin bozulup bozulmadığı, aradaki değer kaybının toplam bedele oranı üzerinden hesaplanmaktadır. Dava konusu süreçte kanuni faiz uygulanmış olsa dahi, uygulanan yasal faiz oranının ülkedeki gerçek enflasyon oranının oldukça altında kalması hâlinde, mülkiyet hakkı kapsamında yer alan kamulaştırma bedelinin haksız bir şekilde değer kaybına uğratıldığı kabul edilmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucunun taşınmazının kamulaştırma bedeline ve yargılama sürecine yönelik şikâyetlerini titizlikle incelemiştir. Başvurucunun kamulaştırma bedelinin düşük belirlendiği yönündeki iddiaları incelendiğinde, yerel mahkemenin keşif sırasındaki somut gözlemleri ve bilirkişi raporlarında objektif değer artış oranının tespitine ilişkin gerekçelerin yeterli olduğu görülmüştür. Bu sebeple kamulaştırma bedelinin eksik hesaplandığı iddiası açıkça dayanaktan yoksun bulunmuştur. Ayrıca aleyhe vekâlet ücretine hükmedilmesi ile makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine yönelik şikâyetler de olağan başvuru yollarının usulünce tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulunmuştur.

Ancak, kamulaştırma bedelinin değer kaybına uğratılarak ödendiği yönündeki şikâyet mülkiyet hakkı kapsamında esas yönünden haklı bulunarak detaylıca incelenmiştir. Dosyadaki verilere göre, yerel mahkemece tespit edilen 5.590,17 TL tutarındaki kamulaştırma bedeli, yargılama sürecinin uzunluğu nedeniyle başvurucuya ancak 2017 ve 2019 yıllarında parçalar hâlinde ödenebilmiştir.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) enflasyon verileri dikkate alınarak yapılan incelemede, davanın açıldığı tarih ile asıl ödemenin yapıldığı tarihler arasındaki değer kaybını telafi edecek şekilde başvurucuya ödenmesi gereken tutarın 8.617,42 TL olduğu saptanmıştır. Başvurucuya ödenen bedele yasal faiz işletilmiş olmasına rağmen, yargılama tarihindeki enflasyon oranının uygulanan yasal faizin çok üzerinde olduğu ve alacağın hak kazanıldığı tarihten ödeme tarihine kadar yaklaşık %10 oranında önemli bir enflasyonist değer kaybına uğradığı tespit edilmiştir.

Gerçekleşen bu ciddi değer kaybı, kendi kusuru olmaksızın mülkünden mahrum kalan başvurucuya şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklemiştir. Söz konusu müdahale, kamulaştırmadan beklenen kamu yararı ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasında kurulması gereken adil dengeyi başvurucu aleyhine açıkça bozmuştur. Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, kamulaştırma bedelinin değer kaybına uğratılarak ödenmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiş ve yeniden yargılama yapılması için başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: