Karar Bülteni
AYM Aydan Kaytancılar vd. BN. 2023/4200
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi 1. Bölüm |
| Başvuru No | 2023/4200 |
| Karar Tarihi | 02.10.2025 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal / Kabul Edilemez |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Kamulaştırma bedelinin enflasyon karşısında erimesi hak ihlalidir.
- Tazminatın değer kaybı mülkiyet hakkına orantısız müdahaledir.
- Geç icra şikayetlerinde öncelikle Tazminat Komisyonuna başvurulmalıdır.
- Komisyon yolu tüketilmeden yapılan başvurular kabul edilemez.
Bu karar hukuken, idare tarafından gerçekleştirilen kamulaştırmasız el atma işlemleri neticesinde hak sahiplerine ödenmesine hükmedilen tazminatların enflasyon karşısında değer kaybına uğratılmasının mülkiyet hakkını ihlal ettiğini bir kez daha ve kesin bir dille ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, kamulaştırma bedellerinin geç ödenmesi veya yargılama sürecindeki yüksek enflasyonist etkiler nedeniyle erimesi durumunda, mülk sahibine şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklendiğini teyit etmektedir. Mülkiyet hakkının gerçek anlamda korunabilmesi için, hükmedilen bedellerin güncel alım gücünü yansıtması gerektiği hukuki bir zorunluluk olarak ifade edilmektedir. Aynı zamanda karar, mahkeme ilamlarının icra edilmemesi ve yargılamaların makul sürede sonuçlanmaması şikâyetleri yönünden getirilen yeni kanuni düzenlemelere de dikkat çekerek usul hukukundaki önemli bir değişikliğin altını çizmektedir.
Benzer davalardaki emsal etkisi ve uygulamadaki önemi bakımından bu karar, mülkiyet hakkı ihlallerinde eski hâle getirme kuralının işletilmesi için mahalli mahkemeler nezdinde yeniden yargılamanın şart olduğunu göstermektedir. Ayrıca, yargı kararlarının icra edilmemesi veya idare tarafından geç icra edilmesine dair iddialarda doğrudan Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulmadan önce, kanunla kurulan Tazminat Komisyonuna başvurulmasının zorunlu olduğu kuralını güçlü bir biçimde pekiştirmektedir. Bu yönüyle karar, hem idarenin kamulaştırmasız el atma dosyalarındaki ödeme yükümlülüklerinin sınırlarını çizmekte hem de avukatlar ve hak sahipleri için yargı kararlarının geç icrasından doğan şikâyetlerde izlenmesi gereken usul yolunu net bir biçimde belirleyerek uygulamaya yön vermektedir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Bu uyuşmazlık, Aydan Kaytancılar ve diğer çok sayıda başvurucunun, kendilerine ait taşınmaza idare tarafından kamulaştırma usullerine uyulmaksızın fiilen el atılması üzerine başlayan uzun hukuki süreçten kaynaklanmaktadır. Başvurucular, mülkiyetlerinde bulunan taşınmazlarına haksız olarak el atılması nedeniyle idareye karşı hukuki yollara başvurarak tazminat almaya hak kazanmışlardır. Ancak, ilk derece mahkemesi tarafından hükmedilen kamulaştırmasız el atma tazminatları idarece zamanında ve değerini tam olarak koruyacak şekilde ödenmemiştir. Başvurucular, alacaklarının enflasyon karşısında ciddi şekilde değer kaybına uğratıldığını ve lehlerine verilen mahkeme kararının icra edilmediğini ileri sürmüşlerdir. Bu mağduriyetlerinin giderilmesi ve zararlarının reel olarak tazmin edilmesi amacıyla, mülkiyet hakkı ile adil yargılanma haklarının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi, bu uyuşmazlığı çözerken öncelikle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.13, m.35 ve m.46 hükümlerini temel alarak inceleme yapmıştır. Anayasa'nın 35. maddesi herkesin mülkiyet hakkına sahip olduğunu ve bu hakkın ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceğini güvence altına alırken, 46. maddesi kamulaştırma işlemlerinin kanuni usullere ve gerçek karşılıkların peşin ödenmesi kuralına uygun olarak yapılması gerektiğini düzenlemektedir. Bu bağlamda, idarenin 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nda öngörülen usullere uymaksızın bireylerin taşınmazlarına fiilen veya hukuken el atması, mülkiyet hakkına yönelik açık ve ağır bir ihlal olarak kabul edilmektedir.
Yerleşik içtihat prensipleri gereğince, kamulaştırma ve kamulaştırmasız el atma tazminatlarının enflasyon karşısında değer kaybına uğratılması, mülk sahibine olağan dışı ve aşırı bir külfet yüklemektedir. Mahkemenin önceki emsal kararlarında kararlılıkla vurgulandığı üzere, idare tarafından ödenmesi gereken tazminatların enflasyonist ortamda reel değerini yitirmesi mülkiyet hakkının özünü doğrudan zedelemektedir.
Diğer yandan, mahkeme kararlarının icra edilmemesi ve makul sürede yargılanma hakkına ilişkin ihlal iddialarında ise 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun hükümleri doğrudan uygulama alanı bulmaktadır. Anılan Kanun'a 7445 sayılı Kanun m.40 ile eklenen geçici maddeler gereğince, yargı kararlarının geç icra edilmesi veya hiç icra edilmemesi şikâyetlerinde Anayasa Mahkemesine gitmeden önce Tazminat Komisyonuna başvuru yapılması zorunlu tutulmuştur. Bireysel başvurunun ikincil niteliği gereği, bu olağan başvuru yolu tüketilmeden Anayasa Mahkemesine yapılan başvurular usulden reddedilmektedir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucuların mülkiyet haklarına ve mahkeme kararlarının icrasına yönelik şikâyetlerini iki ayrı boyutta oldukça detaylı olarak incelemiştir. İlk olarak, başvuruculara ait taşınmaza kamulaştırma işlemi yapılmaksızın idare tarafından fiilen el atılması ve sonrasındaki süreç meselesi değerlendirilmiştir. Mahkeme, idarenin kanuni usullere uymadan gerçekleştirdiği bu el atmanın Anayasa'nın güvence altına aldığı kanunilik ilkesine temelden aykırı olduğunu tespit etmiştir. Daha da önemlisi, kamulaştırmasız el atma karşılığında mahkemelerce hükmedilen tazminatın, uzun süren yargılama ve idarenin geç ödeme süreçleri neticesinde enflasyon karşısında ciddi oranda eridiği saptanmıştır. Bu durumun, idarenin eylemlerinden dolayı başvurucular üzerinde şahsi ve son derece ağır bir külfet oluşturduğu, kamu yararı ile bireysel hak arasındaki adil dengeyi bozduğu ve mülkiyet hakkını derinden ihlal ettiği açıkça vurgulanmıştır.
İkinci olarak, başvurucuların mahkeme kararının idarece icra edilmemesi ve yargılamanın makul sürede sonuçlanmaması hususundaki haklı iddiaları ele alınmıştır. Anayasa Mahkemesi, bu noktada kanun koyucu tarafından sistemdeki tıkanıklıkları gidermek amacıyla yeni ihdas edilen hukuki yollara işaret etmiştir. Yargı kararlarının geç icra edilmesi veya hiç icra edilmemesi ile makul sürede yargılanma hakkının ihlaline yönelik süregelen iddialar için kurulan Tazminat Komisyonunun, uyuşmazlıkların çözümünde ilk elden etkili bir başvuru yolu olduğu belirtilmiştir. Başvurucuların, bu uyuşmazlık kapsamında anılan Komisyona başvuru yolunu hiçbir şekilde tüketmeden doğrudan Anayasa Mahkemesi önüne gelmeleri nedeniyle, usul kuralları gereği bu şikâyetlerin esasına girilmesi mümkün görülmemiştir. Bireysel başvurunun tamamlayıcı ve ikincil niteliği göz önünde bulundurularak, bu kısımdaki talepler başvuru yollarının tüketilmemesi sebebiyle kabul edilemez bulunmuştur.
Mülkiyet hakkı ihlalinin giderimi konusunda ise, tazminatların değer kaybetmesi nedeniyle oluşan hak ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla eski hâle getirme kuralı tereddütsüz biçimde işletilmiştir. Bu kapsamda, yalnızca manevi veya maddi tazminata hükmetmek yerine, enflasyon kaynaklı değer kaybının mahkemelerce somut verilere dayalı olarak yeniden hesaplanarak giderilmesi amacıyla yargılamanın yenilenmesinde büyük bir hukuki yarar olduğu tespiti yapılmıştır.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, başvurucuların tazminatlarının değer kaybına uğratılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için kararın yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeye gönderilmesi yönünde karar vermiştir.