Anasayfa Karar Bülteni AYM | Celalettin Çiroz ve Diğerleri | BN....

Karar Bülteni

AYM Celalettin Çiroz ve Diğerleri BN. 2024/51937

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm
Başvuru No 2024/51937
Karar Tarihi 17.02.2026
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Kamulaştırma bedelinin değer kaybetmesi mülkiyet hakkını zedeler.
  • Bedel tespiti derece mahkemelerinin yetki alanındadır.
  • Taşınmazın gerçek değerinin ödenmesi anayasal bir güvencedir.
  • Enflasyon farkının ödenmemesi malike aşırı külfet yükler.

Bu karar hukuken, kamu gücü kullanılarak vatandaşın elinden alınan taşınmazların bedelinin ödenmesi sürecinde idarenin ve yargı mekanizmalarının ne kadar hassas davranması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır. Kamulaştırma veya kamulaştırmasız el atma davalarında temel amaç, mülk sahibinin mal varlığında meydana gelen eksilmenin tam, adil ve zamanında telafi edilmesidir. Ancak bu kararda da görüldüğü üzere, mahkemelerce sadece bir bedel tespit edilmesi tek başına yeterli olmamakta, belirlenen bu bedelin ekonomik konjonktür ve enflasyonist baskılar karşısında reel alım gücünü koruması da temel bir anayasal zorunluluk olarak belirmektedir. Anayasa Mahkemesi, taşınmaz bedelinin tespiti hususunu teknik bir konu olarak görüp bu alanı uzman derece mahkemelerinin ve Yargıtay dairelerinin takdir yetkisine bıraksa da, nihai olarak hükmedilen bedelin zamanın aşındırıcı etkisiyle değer kaybetmesine göz yummamakta ve bu durumu mülkiyet hakkının özüne yönelik ölçüsüz bir müdahale olarak nitelendirmektedir.

Benzer davalarda bu kararın emsal etkisi ve uygulamadaki önemi son derece yüksektir. Kamulaştırma veya kamulaştırmasız el atma kaynaklı tazminat süreçlerinde, bedelin tespit tarihi ile fiili ödeme tarihi arasında geçen sürede yaşanan yüksek enflasyonun vatandaşın mal varlığında yarattığı tahribatın devlet tarafından giderilmesi gerektiği bir kez daha teyit edilmiştir. Bundan sonraki yargılamalarda mahkemelerin, sadece rayiç bedel tespiti yapmakla yetinmeyip, ödemenin gecikmesinden kaynaklanan makroekonomik değer kayıplarını da adil bir şekilde telafi edecek hukuki mekanizmaları daha aktif gözetmeleri zorunlu hale gelmektedir. İdarenin ödemeleri zamanında yapması, yapmadığı takdirde ise oluşan enflasyon farkının gecikmeksizin karşılanması gerektiği bu kararla güçlü bir şekilde güvence altına alınmıştır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu Celalettin Çiroz ve diğer başvurucular, sahip oldukları taşınmazlara idare tarafından kamulaştırmasız olarak el atıldığını ve mülkiyet haklarının sınırlandırıldığını belirterek yargı yoluna başvurmuşlardır. Açılan bu tazminat davaları neticesinde mahkemeler tarafından belirlenen kamulaştırma bedellerinin, taşınmazların gerçek değerini yansıtmaktan çok uzak olduğu ve son derece düşük kaldığı ileri sürülmüştür.

Ayrıca başvurucular, dava ve ödeme süreçlerinin uzun sürmesi sebebiyle, mahkemelerce hükmedilen bu bedellerin yüksek enflasyon karşısında ciddi şekilde eridiğini ve reel alım gücünü kaybettiğini dile getirmişlerdir. Ortaya çıkan bu durumun kendilerine şahsi ve olağan dışı bir külfet yüklediğini savunan başvurucular, uğradıkları zararların tam olarak tazmin edilmemesi sebebiyle mülkiyet haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır. Temel talep, gerçek karşılığın ödenmemesi ve bedel erimesi nedenleriyle hak ihlalinin tespiti ile yeniden yargılama yapılarak adaletsizliğin giderilmesidir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkına yönelik şikayetleri incelerken öncelikle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 35 ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 46 hükümlerini temel almaktadır. Anayasa m. 35 uyarınca, herkes mülkiyet ve miras hakkına sahiptir; bu haklar ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlandırılabilir ve mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz. Anayasa m. 46 ise kamulaştırma işlemlerinde malike "gerçek karşılığın" peşin olarak ödenmesini emreden anayasal bir güvence sunmaktadır.

Yerleşik Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre, kamulaştırma ve kamulaştırmasız el atma davalarında taşınmazın gerçek değerini teknik yöntemlerle tespit etmek uzman derece mahkemelerinin ve Yargıtayın ilgili uzman dairelerinin asli görevidir. Anayasa Mahkemesi, bir temyiz veya istinaf mercii gibi hareket ederek bedel tespitindeki hesaplama ayrıntılarını, bilirkişi raporlarının teknik kısımlarını doğrudan hukuka uygunluk denetimine tabi tutmaz. Mahkemenin buradaki denetim yetkisi, taşınmazın bedelinin tespiti yönteminin genel çerçevede malike gerçek bedelin ödenmesini temin edip etmediğini, yargılamanın adil bir usulle yürütülüp yürütülmediğini incelemekle sınırlıdır.

Bununla beraber, Anayasa'nın 13. ve 35. maddeleri bağlamında mülkiyet hakkına yapılan bir müdahalenin ölçülü kabul edilebilmesi için, gerçek değerin ödenmesini sağlamak amacıyla kurulan mekanizmaların etkili olması şarttır. Kamulaştırma bedelinin veya kamulaştırmasız el atma tazminatının makul bir süre içinde ödenmemesi ve yüksek enflasyonist dönemlerde bu bedelin zaman içinde aşırı derecede değer kaybetmesi, devlete düşen mülkiyet hakkını koruma ve eski hale getirme yükümlülüğünün ihlali anlamına gelir. Malikten alınan mülkün bedelinin enflasyon karşısında eritilerek ödenmesi, birey ile kamu yararı arasında kurulması gereken adil dengeyi sarsar ve mülk sahibine öngörülemez, aşırı bir şahsi külfet yükler.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucuların mülkiyet hakkına ilişkin şikayetlerini iki temel başlık altında ayırarak incelemiştir. Birinci başlıkta, kamulaştırma bedelinin derece mahkemelerince düşük belirlendiği iddiası ele alınmıştır. Mahkeme, yapılan yargılama sürecini değerlendirdiğinde, başvurucuların bedel tespit aşamasında sürece bizzat katılıp delillerini sunabildiklerini, savunma ve itirazlarını etkili bir şekilde ileri sürebilme imkanına sahip olduklarını tespit etmiştir. İdare tarafından el konulan taşınmazın gerçek değerinin tespiti hususunda derece mahkemelerince bilirkişi incelemeleri yapıldığı, başvurucuların bu raporlara itirazlarının ilgili ve yeterli gerekçelerle karşılandığı görülmüştür. Mülkiyet hakkının usuli güvencelerinin sağlandığını ve adil denge testinin bozulmadığını belirleyen Anayasa Mahkemesi, bedelin düşük olduğuna yönelik şikayeti açıkça dayanaktan yoksun bulmuş ve kabul edilemez olarak nitelendirmiştir.

İkinci başlıkta ise, mahkemelerce hükmedilen kamulaştırma bedelinin enflasyon karşısında değer kaybına uğradığı şikayeti irdelenmiştir. Anayasa Mahkemesi, Ali Şimşek, Mehmet Akdoğan ve Kadir Çakar gibi daha önce benzer nitelikteki olaylarda verdiği emsal kararlara atıfta bulunmuştur. Bu kararlarda istikrar kazanan içtihada göre, vatandaşın elinden alınan taşınmazın bedelinin ödenmesi sürecinde yaşanan gecikmeler ve ülkedeki yüksek enflasyon oranları dikkate alındığında, tazminatın değer kaybına uğratılarak ödenmesi malik üzerinde olağan dışı ve ağır bir şahsi külfet yaratmaktadır. Somut olayda da yargılama ve ödeme sürecinin uzunluğu nedeniyle, başvuruculara ödenmesi öngörülen kamulaştırmasız el atma tazminatının reel alım gücünü önemli ölçüde yitirdiği saptanmıştır. İdarenin enflasyon kaynaklı erimeyi telafi edecek etkili bir koruma mekanizması sunmaması, mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin ölçülülük ilkesine aykırı düşmesine ve kamu yararı ile birey menfaati arasındaki adil dengenin başvurucular aleyhine bozulmasına yol açmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, kamulaştırma bedelinin değer kaybına uğratılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın İpsala 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar vererek başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: