Anasayfa Karar Bülteni AYM | Erhan Demir ve Diğerleri | BN. 2020/24344

Karar Bülteni

AYM Erhan Demir ve Diğerleri BN. 2020/24344

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi 1. Bölüm
Başvuru No 2020/24344
Karar Tarihi 14.01.2026
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Kamulaştırma bedeli gerçek değeri yansıtmalıdır.
  • Esasa etkili iddialar mahkemelerce mutlaka karşılanmalıdır.
  • Emsal taşınmazlar arasındaki değer farkı gerekçelendirilmelidir.
  • Mülkiyet hakkı usule ilişkin güvenceleri de kapsar.

Bu karar, kamulaştırma davalarında mülkiyet hakkının usule ilişkin güvencelerinin ne derece kritik olduğunu hukuken net bir biçimde ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, kamulaştırma bedelinin tespiti aşamasında derece mahkemelerinin ve Yargıtay'ın uyuşmazlığın çözümüne etki edebilecek köklü itirazları yanıtsız bırakmasını hak ihlali olarak nitelendirmiştir. Bilirkişi raporları arasındaki açık çelişkilerin, özellikle aynı proje kapsamında yer alan emsal taşınmazlara uygulanan üretim maliyeti hesaplamalarındaki farklılıkların giderilmemesi, adil bir yargılamanın ve mülkiyet hakkının zedelenmesi anlamına gelmektedir.

Benzer davalardaki emsal etkisi ve uygulamadaki önemi açısından bu hüküm oldukça yol göstericidir. Yargı makamları ve kamulaştırma bilirkişileri, aynı yöredeki benzer nitelikli arazilerin kamulaştırma bedellerini tespit ederken uygulanan hesaplama metotlarında (özellikle net gelir metodu ve üretim masraflarının düşülmesi hususlarında) tutarlılık sağlamak zorundadır. Vatandaşların aynı kamulaştırma alanı içinde farklı metrekare birim fiyatları uygulanmasına karşı getirdikleri itirazlar, mahkemelerce standart ve şablon gerekçelerle geçiştirilemez. Bu karar, mülk sahiplerinin kamulaştırma bedeline yönelik teknik itirazlarının mahkemelerce dikkate alınmasını ve ilgili kararların tatmin edici, şeffaf ve denetlenebilir bir gerekçeye dayandırılmasını zorunlu kılarak uygulamada keyfiliğin önüne geçmeyi hedeflemektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucuların murisine ait olan tarla niteliğindeki taşınmaza, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) tarafından hidroelektrik santrali projesi kapsamında acele kamulaştırma usulüyle el konulmuştur. İdare ile malikler arasında bedel konusunda uzlaşma sağlanamaması üzerine EPDK, kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın tescili amacıyla dava açmıştır. Mahkeme sürecinde alınan ek bilirkişi raporlarında, arazinin metrekare değeri net gelir metoduna göre hesaplanarak başvuruculara ödenecek bir bedel belirlenmiştir. Ancak başvurucular, aynı bölgede ve aynı proje kapsamında kamulaştırılan emsal nitelikteki bir başka taşınmazın metrekare değerinin Yargıtay içtihatları doğrultusunda daha yüksek (20,24 TL) hesaplandığını, kendi arazileri için ise üretim masraflarının hatalı ve eksik değerlendirilmesi nedeniyle çok daha düşük (14,41 TL) bir değer biçildiğini öne sürmüştür. Bu açık çelişkiye yönelik itirazlarının derece mahkemeleri ve Yargıtay aşamasında dikkate alınmaması ve uyuşmazlığın kararlarda aydınlatılmaması üzerine başvurucular, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkına yönelik kamulaştırma müdahalelerini incelerken Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 35 (mülkiyet hakkı) ve Anayasa m. 46 (kamulaştırma) hükümlerini temel almaktadır. Kamulaştırma işlemlerinde malike ödenecek bedelin, taşınmazın gerçek karşılığı olması anayasal düzeyde korunan güçlü bir güvencedir.

Kamulaştırma bedelinin tespit usulleri, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu çerçevesinde düzenlenmektedir. Anılan Kanun'un 11. maddesinin (f) bendi uyarınca, tarım arazilerinin kamulaştırma bedeli, taşınmazın kamulaştırma tarihindeki mevkii ve şartlarına göre, olduğu gibi kullanılması hâlinde getireceği net gelir esas alınarak belirlenmek zorundadır. Net gelir metodunun uygulanmasında Yargıtay içtihatları gereğince il ve ilçe tarım müdürlüklerinin resmî verilerinin kullanılması gerekmektedir.

Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarına göre, Yüksek Mahkeme bir temyiz mercii gibi hareket ederek taşınmazın değerini doğrudan yeniden hesaplamaz veya delilleri tek tek değerlendirmez. Taşınmaz bedelinin tespiti uzman mahkemelerin ve Yargıtay'ın ilgili dairelerinin görevidir. Ancak Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkının usule ilişkin güvencelerinin yerine getirilip getirilmediğini yakından denetler.

Mülkiyet hakkının usule ilişkin güvenceleri bağlamında, yargı makamlarının kararlarında tarafların iddialarını aydınlatan ilgili ve yeterli bir gerekçe bulunması zorunludur. Bu zorunluluk, davacının her sözüne cevap verilmesi anlamına gelmese de davanın sonucuna doğrudan etki edebilecek esasa ilişkin temel iddia ve itirazların mahkemelerce özenli bir şekilde incelenmesini ve karşılanmasını şart koşar. Özellikle emsal taşınmazlarla aradaki hesaplama farklılıklarına yönelik köklü itirazların kararlarda tartışılmaması, anayasal bir hak olan mülkiyet hakkının korunmasındaki usul güvencelerini ihlal eder ve devletin sağladığı kamu yararı ile birey hakkı arasındaki adil dengeyi sarsar.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, öncelikle başvurucuların mülkiyet hakkına yapılan kamulaştırma müdahalesinin kanuni bir dayanağının bulunduğunu ve projenin hidroelektrik enerji üretimine dönük kamu yararı amacı taşıdığını tespit etmiştir. Başvurucuların kapitalizasyon faiz oranının yanlış hesaplandığına yönelik iddiaları ise emsal gösterilen kararlardaki taşınmazların aynı yörede olmaması veya aynı özellikleri taşımaması nedenleriyle temelsiz bulunmuş ve bu konuda derece mahkemelerinin keyfi hareket etmediği anlaşılmıştır.

Ancak Anayasa Mahkemesi, başvurucuların aynı kamulaştırma kapsamında yer alan emsal bir taşınmaza uygulanan üretim masrafı hesaplama yöntemi ile kendi taşınmazlarına uygulanan yöntem arasındaki somut farklılığa ilişkin iddialarını esaslı bulmuştur. Yapılan incelemede, başvurucuların emsal olarak sunduğu bir başka dosyada Yargıtay bozma kararı uyarınca sermaye faizinin üretim masraflarına dâhil edilmediği ve bu suretle metrekare değerinin 20,24 TL olarak belirlendiği görülmüştür. Buna karşılık, başvuruculara ait taşınmazın hesaplamasında üretim giderleri kalemlerinin çok daha yüksek alındığı ve Yargıtay'ın emsal dosyada dışlanmasını emrettiği masrafların bu dosyada dikkate alınarak metrekare değerinin 14,41 TL’ye düşürüldüğü tespit edilmiştir.

Başvurucuların, münavebeye esas alınan ürünlerin (buğday, saman, şeker pancarı, turp, mısır vb.) üretim masraflarına yönelik hesaplamalardaki bu bariz çelişkiyi yargılama ve karar düzeltme aşamalarında açıkça ve ısrarla dile getirmiş olmalarına rağmen, derece mahkemelerinin ve Yargıtay'ın bu iddiaya yönelik hiçbir değerlendirme yapmadığı saptanmıştır. Mahkeme, mülkiyet hakkını ilgilendiren ve kamulaştırma bedelini doğrudan belirleyecek nitelikteki bu temel iddianın yargı makamlarınca incelenmemiş olmasını usule ilişkin güvencelerin açık bir ihlali olarak görmüştür. Esasa etkili bu itirazın kararda tartışılmaması, Anayasa'nın öngördüğü gerçek karşılık ödenmesi güvencesini zedelemiş ve kamulaştırmanın dayandığı kamu yararı ile bireyin mülkiyet hakkı arasındaki adil dengeyi başvurucular aleyhine bozmuştur.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi 1. Bölümü, kamulaştırma bedelinin hesaplanmasında münavebeye esas alınan ürünlerin üretim masraflarının belirlenmesi yönündeki çelişkilerin giderilmemesi sebebiyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiş ve başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: