Anasayfa Karar Bülteni AYM | Hayriye Şen | BN. 2021/16954

Karar Bülteni

AYM Hayriye Şen BN. 2021/16954

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm
Başvuru No 2021/16954
Karar Tarihi 18.12.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • İtiraz mercileri esaslı iddiaları karşılamakla yükümlüdür.
  • Gerekçesiz ret kararları adil yargılanmayı ihlal eder.
  • Koruma tedbiri uzatma talepleri özenle incelenmelidir.
  • Derece mahkemeleri sunulan delilleri etkili değerlendirmelidir.

Bu karar, aile içi şiddetin önlenmesi amacıyla talep edilen koruma tedbirlerinin uzatılmasına yönelik yargısal süreçlerde mahkemelerin gerekçelendirme yükümlülüğünün ne denli hayati olduğunu hukuken ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, şiddet mağduru olma riski taşıyan kişilerin 6284 sayılı Kanun kapsamındaki koruma taleplerinin reddedilmesi veya uzatılmaması durumunda itiraz mercilerinin sunulan delil ve iddiaları yüzeysel bir yaklaşımla değil, derinlemesine incelemesi gerektiğini açıkça ifade etmektedir. Karar, yargı mercilerinin matbu ve kalıplaşmış ret gerekçeleri yerine, başvurucunun somut iddialarına özgü, anlaşılabilir ve tatmin edici yanıtlar vermesi gerektiği anlamına gelmektedir.

Uygulamadaki önemi bakımından bu iptal kararı, özellikle kadına yönelik şiddet ve aile içi uyuşmazlıklarda tedbir kararı uzatma taleplerini değerlendiren aile mahkemeleri için bağlayıcı bir kılavuz niteliği taşımaktadır. Mahkemeler artık koruma süresinin uzatılması veya eşya teslimi gibi ferî talepleri reddederken, talebin neden haksız bulunduğunu tarafların iddialarıyla mantıksal bir bağ kurarak açıklamak zorundadır. Benzer davalardaki emsal etkisi, hak arama hürriyetinin kâğıt üzerinde kalmaması ve şiddet mağdurlarının hukuki mekanizmalara olan güveninin zedelenmemesi yönündedir. Yargı organlarının, özellikle itiraz mercilerinin, yalnızca ilk derece kararını onamakla yetinmeyip iddiaların özüne girerek etkili bir denetim yapması gerektiği bu içtihatla kesin olarak yerleşmiş bulunmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Uyuşmazlık, şiddet mağduru olma ihtimali bulunan başvurucu Hayriye Şen'in, tarafına sağlanan koruma tedbirlerinin uzatılması istemiyle mahkemeye başvurması ve bu talebinin yeterli gerekçe gösterilmeden reddedilmesinden kaynaklanmaktadır. Başvurucu, daha önce 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında kendi lehine verilen koruma kararının süresinin dolması üzerine, mevcut risklerin devam ettiğini belirterek sürenin uzatılmasını talep etmiştir. Aynı zamanda kişisel eşyalarının kendisine teslim edilmesine yönelik de bir talepte bulunmuştur.

Sürecin devamında, koruma kararının uzatılmasına yönelik istemleri ve eşya teslimi talepleri ilk derece mahkemesince ve ardından itiraz merciince reddedilmiştir. Başvurucu, temel ve hayati önem taşıyan iddialarının itiraz makamı tarafından hiçbir şekilde değerlendirilmediğini, taleplerinin neden reddedildiğine dair kendisine açıklayıcı bir mahkeme kararı sunulmadığını belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Temel şikâyet, mahkemenin bu hayati talepleri yanıtsız bırakarak gerekçesiz bir karar vermesidir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı çözerken temel hak ve hürriyetlerin korunmasına yönelik usul güvencelerini merkeze almıştır. Bu kapsamda, kişilerin yargı mercileri önünde iddia ve savunmalarını etkin bir şekilde dile getirebilmesini sağlayan en önemli araçlardan biri olan gerekçeli karar hakkı değerlendirilmiştir.

Temel hukuki dayanak olan Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 36 uyarınca herkes meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Adil yargılanma hakkının en kritik unsurlarından biri, mahkemelerin verdikleri kararların dayanaklarını açıkça gösterme zorunluluğudur. Bu zorunluluk, tarafların hangi hukuki veya maddi gerekçelerle haklı ya da haksız bulunduklarını anlamalarını ve kararın üst mercilerce etkin bir şekilde denetlenebilmesini sağlar.

Somut uyuşmazlığın temelinde yer alan 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun, şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınların, çocukların ve aile bireylerinin korunmasını amaçlamaktadır. Bu kanun kapsamında talep edilen önleyici ve koruyucu tedbirlerin mahiyeti gereği hızlı, ancak aynı zamanda iddia ve delillerin özenle değerlendirildiği bir yargısal inceleme gerektirdiği açıktır.

Yerleşik içtihat prensipleri gereği, itiraz mercilerinin, başvurucuların beyan ve delillerini etkili bir şekilde inceleyerek karşılaması anayasal bir yükümlülüktür. Mahkemeler, yargılamanın sonucuna doğrudan etki edebilecek mahiyetteki temel iddiaları yanıtsız bıraktığında, yargılama sürecinin adil ve hakkaniyete uygun yürütüldüğünden söz edilemez. Gerekçesiz bırakılan kararlar, bireylerin hukuki mekanizmalara olan güvenini sarstığı gibi, keyfîliği önleme işlevini de yerine getiremez.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucu Hayriye Şen'in dosyasını incelerken öncelikle hukuki nitelendirme yapmış ve başvurucunun etkili başvuru hakkı ihlali iddiası da dâhil olmak üzere tüm iddialarını adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkı çerçevesinde ele almıştır. Zira başvurucunun temel mağduriyeti, iddialarının esasına girilmemesi ve taleplerinin bütünüyle yanıtsız bırakılmasıdır.

Somut olayda başvurucu, lehine verilen koruma kararının uzatılması ve kişisel eşyalarının teslim edilmesi amacıyla mahkemeye müracaat etmiş, ancak bu yöndeki talepleri derece mahkemesi tarafından kabul görmemiştir. Başvurucunun bu ret kararlarına karşı yaptığı itiraz, itiraz mercii olan Ankara 15. Aile Mahkemesi tarafından incelenmiştir. Ancak itiraz mercii, başvurucunun koruma kararının neden uzatılması gerektiğine ve eşya teslimine dair ileri sürdüğü esaslı, davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki somut iddiaları kararda hiçbir şekilde tartışmamış ve karşılamamıştır.

Anayasa Mahkemesi, daha önceki emsal niteliğindeki Salih Söylemezoğlu ve Erdal Türkmen başvurularında ortaya koyduğu ilkeleri hatırlatarak, itiraz merciinin başvurucunun beyan ve delillerini etkili bir şekilde inceleyip gerekçelendirmesi gerektiğini vurgulamıştır. Yargılama makamlarının, sadece şeklî bir inceleme ile yetinerek, başvurucunun hayati önem taşıyan iddialarını suskunlukla geçiştirmesi anayasal güvencelerin açık bir ihlali niteliğindedir. Mahkeme kararlarında, kararın dayandığı maddi ve hukuki temellerin gösterilmemesi, yargılamanın hakkaniyetine ciddi anlamda gölge düşürmüştür.

Bu eksiklikler zinciri sonucunda, adil yargılanma hakkının temel bir unsuru olan gerekçeli karar hakkının içi boşaltılmıştır. Şiddet mağduru olma tehlikesi altındaki bir kişinin taleplerinin böylesine gerekçesiz reddedilmesi, yargısal korumanın etkinliğine ve inandırıcılığına büyük zarar vermiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, itiraz merciinin esaslı iddiaları karşılamaması nedeniyle başvurucunun adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiş ve yeniden yargılama yapılması amacıyla dosyayı ilgili mahkemeye göndererek başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: