Anasayfa Karar Bülteni AYM | Osman Çalışkan | BN. 2021/11242

Karar Bülteni

AYM Osman Çalışkan BN. 2021/11242

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2021/11242
Karar Tarihi 13.05.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • İsim değişikliği talepleri yeterli gerekçeyle karşılanmalıdır.
  • Özel hayata saygı pozitif yükümlülükler gerektirir.
  • Kişisel yarar ile kamu menfaati dengelenmelidir.
  • Yabancı kökenli soyadı talebi peşinen reddedilemez.

Anayasa Mahkemesinin vermiş olduğu bu karar, bireylerin kimliklerinin ayrılmaz bir parçası olan ad ve soyadı değişikliği taleplerinde devletin ve yargı makamlarının sahip olduğu pozitif yükümlülüklerin sınırlarını net bir biçimde çizmesi açısından büyük bir hukuki öneme sahiptir. Karar, idari ve yargısal makamların isim değişikliği başvurularını reddederken yalnızca şekli mevzuat hükümlerine dayanmalarının yeterli olmayacağını, her somut olayın kendi özel koşulları içerisinde derinlemesine değerlendirilmesi gerektiğini açıkça vurgulamaktadır. Kişinin kendisini aidiyet hissettiği, özel yaşamında ve çevresinde uzun yıllardır tanındığı bir soyadını resmen almak istemesi, özel hayata saygı hakkının temel ve korunması gereken bir bileşeni olarak kabul edilmiştir.

Benzer davalar ve nüfus uyuşmazlıkları açısından bu kararın en büyük emsal etkisi, yargı mercilerinin soyadı değişikliği taleplerini reddederken "kamu düzeni" veya "yabancı kökenli kelime" gibi genel geçer ve son derece soyut kavramların arkasına sığınamayacak olmalarından kaynaklanmaktadır. Mahkemelerin artık başvurucunun isim değişikliğinden doğan kişisel menfaati ile ret kararının dayandığı kamusal menfaat arasında nasıl bir çatışma olduğunu son derece somut, anlaşılır ve gerekçeli olarak göstermesi; bu iki unsur arasında mutlak surette adil bir dengeleme yapması zorunludur. Uygulamada, özellikle çift uyruklu vatandaşların veya farklı kültürel kökenlere sahip bireylerin soyadı değişiklik taleplerinde yerel mahkemelerin çok daha esnek, özgürlükçü ve temel hakları merkeze alan yeterli gerekçe barındıran kararlar vermesi gerekecektir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Aynı zamanda Gürcistan vatandaşı olan başvurucu, atalarının Osmanlı-Rus savaşı sonrasında Gürcistan'dan Türkiye'ye göç ettiğini, akrabalarının hâlen Batum'da yaşamaya devam ettiklerini ve o bölgede "Mzhavanadze" soyadını kullandıklarını belirterek yargı yoluna başvurmuştur. Türkiye'deki sülalesinin de bu isimle tanındığını vurgulayan başvurucu, mevcut "Çalışkan" soyadının "Mzhavanadze" olarak değiştirilmesi yahut bu ismin mevcut soyadına ikinci bir isim olarak eklenmesi talebiyle Asliye Hukuk Mahkemesinde ad ve soyadı düzeltilmesi davası açmıştır.

Başvurucu, dava dilekçesinde ayrıca Batum'da Uluslararası Yatırımcılar Derneği Başkanlığı görevini yürüttüğünü, bölgeye sık sık seyahat ettiğini ve tüm çevresinde bu soyadıyla tanınıp yazışmalarını bu isimle yaptığını ifade etmiştir. Ancak yerel mahkeme, kişinin Gürcü kültürüyle ilgilenmesinin veya Batum'da dernek başkanlığı yapmasının soyadı değişikliği için haklı bir hukuki neden oluşturmayacağını, ayrıca mevcut "Çalışkan" soyadının iş hayatında saygın ve güzel bir intiba uyandıran tercih edilebilir bir kelime olduğunu belirterek davayı reddetmiştir. İstinaf kanun yoluna yapılan başvuru da, yabancı ırk ve ulus adlarının soyadı olarak alınamayacağı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi tarafından reddedilince uyuşmazlık, temel hak ihlali iddiasıyla Anayasa Mahkemesi önüne taşınmıştır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı değerlendirirken öncelikle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.20 kapsamında güvence altına alınan özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı çerçevesinde kapsamlı bir inceleme yapmıştır. Bireyin kimliğinin belirlenmesindeki en önemli ve temel unsurlardan biri olan ismin; vazgeçilemezlik, devredilemezlik ve kişiye sıkı surette bağlı olma nitelikleri taşıdığı ortadadır. Bu özellikler gereği kişinin mevcut statüsünü doğrudan etkileyen ismin korunması ve kamu düzenini bozmadığı müddetçe kişinin talebi doğrultusunda değiştirilmesine imkân tanınması yönünde devletin anayasal pozitif yükümlülükleri bulunmaktadır.

Yerel mahkeme ve bölge adliye mahkemesi kararlarında ret hükmüne dayanak alınan temel mevzuat ise 2891 sayılı Soyadı Nizamnamesi m.5 ile aynı nizamnamenin m.7 hükümleridir. İlgili hükümlerde "yabancı ırk ve ulus adları soyadı olarak kullanılamaz" ve "yeni takılan soyadları Türk dilinden alınır" şeklinde son derece kesin yasaklayıcı kısıtlamalar yer almaktadır. Ancak modern anayasa hukuku prensipleri ve uluslararası insan hakları standartları gereği, idari ve yargısal makamların bu tür katı şekli kuralları uygularken her somut olayda bireyin ismini değiştirebilmesindeki kişisel yararı ile kamunun üstün menfaati arasında mutlaka ölçülü ve adil bir denge kurması şarttır.

Kamunun üstün yararının söz konusu olduğu istisnai durumlarda isim değişikliğine ilişkin taleplerin kabul edilmemesi hukuken makul karşılanabilir. Ancak bu gibi ret hâllerinde dahi, kamu makamlarının kararlarını mutlak surette olayla ilgili ve ikna edici yeterli gerekçelerle sunması zorunludur. Nüfus kütüklerinin ve kayıtların kamu düzeninin temel dayanaklarından biri olduğu tartışmasız olsa da, otomatik olarak ve sadece genel geçer kurallara atıf yapılarak kişilerin özel hayatlarına müdahale edilmesi hukuka uygun görülmemektedir. Mahkemelerin, talep edilen ismin neden kamu düzenini bozacağını ve neden reddedilmesi gerektiğini açıkça ortaya koyması gerekmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun iddialarını ve derece mahkemelerinin ret kararlarını derinlemesine incelediğinde, somut olayda yargı mercilerinin anayasal düzeydeki pozitif yükümlülüklerini gerektiği gibi yerine getirmediğini ve eksik inceleme yaptığını tespit etmiştir. Başvurucunun, hem iş hem de özel hayatında "Mzhavanadze" kelimesini uzun yıllardır fiilen soyadı olarak kullandığı, Gürcistan ile olan bağları nedeniyle sosyal yaşamında ve ticari yazışmalarında bu isimle bilindiği, dosyaya sunulan tanık beyanlarıyla da çevresinde açıkça bu şekilde tanındığı dosya kapsamından kesin olarak anlaşılmıştır. Bu veriler ışığında, başvurucunun almak istediği soyadının kendi sosyal gerçekliğinde belirli bir ölçüde haklı bir bilinirliğe ulaştığını hukuken kabul etmek gerekmektedir.

Buna karşılık yerel mahkeme ve istinaf mercii, yalnızca mevcut "Çalışkan" soyadının muteber, saygın ve iş hayatı için güzel bir anlama sahip olduğunu vurgulamakla yetinmiş, Soyadı Nizamnamesi hükümlerini katı ve daraltıcı bir şekilde yorumlayarak talebi reddetme yoluna gitmiştir. Oysa yargı mercileri, "Mzhavanadze" kelimesinin neden soyadı olarak kullanılamayacağına, bu yabancı ismin verilmesinin nüfus kayıtlarında ya da kamu düzeninde somut olarak nasıl bir karışıklığa veya bozulmaya yol açacağına dair ikna edici hiçbir açıklamada bulunmamıştır. Başvurucunun Gürcistan devleti ile olan dil, kültür ve iş bağları isim değişikliği için haklı bir neden olarak görülmemiş, mevcut durumun neden yeterli olmadığı ve ret kararının kamusal menfaat çerçevesindeki zorunluluğu geçerli bir gerekçeyle ortaya konulamamıştır.

Bununla da kalınmayarak, başvurucu soyadı değişikliği talebinin reddedilmesi ihtimaline binaen mevcut "Çalışkan" kelimesinin ikinci isim olarak nüfus kayıtlarına işlenmesi yönünde bir talepte de bulunmuş olmasına rağmen, derece mahkemelerince bahse konu bu yan talebe ilişkin hiçbir olumlu veya olumsuz yargısal değerlendirme yapılmamıştır. Dolayısıyla somut olayda, isim değişikliğinden beklenen şahsi menfaat ile kamunun genel menfaati arasında adil bir dengeleme tesis edilmediği, mahkeme gerekçelerinin ilgili ve yeterli olmaktan tamamen uzak kaldığı net bir biçimde ortaya çıkmıştır.

Tüm bu tespitler ve gerekçesizlik hâlleri, devletin Anayasa ile güvence altına alınan özel hayata saygı hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülüklerinin ihlal edildiğini açıkça göstermektedir. Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, başvurucunun Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılması yönünde karar vermiş ve başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: