Anasayfa/ Karar Bülteni/ Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2018/10279 E. 2018/23003 K.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2018/10279 E. 2018/23003 K.

Bu karar, iş hukuku yargılamasında imzalı ücret bordrolarının hukuki niteliğini ve mahkemelerin Yargıtay bozma ilamına uymasının usuli sonuçlarını net bir biçimde ortaya koymaktadır. Yargıtay, fazla mesai tahakkuku içeren ve işçinin imzasını taşıyan bordroların birer ödeme def'i niteliğinde olduğunu, hakkı doğrudan ortadan kaldıran bu tür belgelerin yargılamanın her aşamasında, hatta temyiz aşamasında dahi sunulabileceğini bir kez daha teyit etmiştir. Yerel mahkemenin, bozma kararına uyduktan sonra tarafın açıkça imza itirazında bulunmamasına rağmen sanki ortada bir belge yokmuş gibi sadece tanık beyanlarına itibar etmesi, usul hukukunun temel kurallarına aykırı bulunmuştur.
search
6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No 2018/10279
Karar No 2018/23003
Karar Tarihi 12.12.2018
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel İmzalı bordrolar ödeme def'i niteliği taşır.
  • gavel Ödeme belgeleri yargılamanın her aşamasında sunulabilir.
  • gavel Bozma ilamına tam ve eylemli uyulması zorunludur.
  • gavel İmza inkarı yoksa belgedeki tahakkuk geçerli sayılır.

Bu karar, iş hukuku yargılamasında imzalı ücret bordrolarının hukuki niteliğini ve mahkemelerin Yargıtay bozma ilamına uymasının usuli sonuçlarını net bir biçimde ortaya koymaktadır. Yargıtay, fazla mesai tahakkuku içeren ve işçinin imzasını taşıyan bordroların birer ödeme def'i niteliğinde olduğunu, hakkı doğrudan ortadan kaldıran bu tür belgelerin yargılamanın her aşamasında, hatta temyiz aşamasında dahi sunulabileceğini bir kez daha teyit etmiştir. Yerel mahkemenin, bozma kararına uyduktan sonra tarafın açıkça imza itirazında bulunmamasına rağmen sanki ortada bir belge yokmuş gibi sadece tanık beyanlarına itibar etmesi, usul hukukunun temel kurallarına aykırı bulunmuştur.

Uygulamadaki emsal etkisi ve önemi açısından bu karar, mahkemelerin bilirkişi raporlarındaki seçenekli hesaplamaları değerlendirirken dosya kapsamındaki ikrarları ve delilleri mutlak surette dikkate almak zorunda olduğunu göstermektedir. Tarafların imzasına itiraz etmediği belgelerin gerekçesiz şekilde dışlanarak alternatif hesaplamalar üzerinden hüküm kurulması açık bir bozma nedenidir. Meslektaşlarımızın ve vatandaşların, özellikle fazla mesai ve benzeri işçilik alacakları taleplerinde, bordroların ihtirazi kayıt içermeden imzalanmış olmasının veya sonradan bu imzalara itiraz edilmemesinin davanın sonucunu doğrudan ve kesin olarak etkileyeceğini bilmeleri büyük önem taşımaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Davacı işçi, davalı işverene ait işyerinde 2008 ile 2013 yılları arasında dokuma bölüm sorumlusu olarak çalışırken ağır çalışma koşullarına ve sürekli uzun mesailere maruz kaldığını ileri sürerek işverene dava açmıştır. İşçinin iddiasına göre, yıllar süren çalışması boyunca fazla mesai ücretleri ödenmemiş, çalışma süreleri ve dinlenme haklarına riayet edilmemiş, üstelik kendisine karşı psikolojik bir yıldırma (mobbing) politikası uygulanmıştır. Ayrıca her yıl belirli dönemlerde iş yokluğu bahane edilerek zorunlu ücretsiz izne çıkarıldığını, bu sürelerde ücret alamadığı için mağdur edildiğini ve bu nedenlerle iş sözleşmesini haklı nedenle kendisinin feshettiğini iddia etmiştir. Davacı, bu gerekçelerle kıdem tazminatı ile fazla mesai, hafta tatili ve genel tatil ücreti alacaklarının ödenmesini talep etmiştir. Davalı işveren ise işçinin iddialarının tamamen gerçek dışı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

İş yargılamasında alacak taleplerinin ispatı, usul hukukunun temel prensiplerine ve 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerine tabidir. İş ilişkisi kapsamında işçinin fazla mesai yaptığını, hafta tatili veya genel tatil günlerinde çalıştığını ispat yükü kural olarak işçinin kendisine aittir. Ancak işverenin işçiye yaptığı ödemeleri gösteren, usulüne uygun düzenlenmiş ve işçinin imzasını taşıyan ücret bordroları, sahteliği ispat edilene kadar kesin delil niteliği taşır.

Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, bir hakkı tamamen ortadan kaldıran ödeme def'i niteliğindeki belgeler, itiraz niteliğinde oldukları için yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilir. Bu çerçevede, daha önce sunulmamış olsa dahi, fazla mesai tahakkuku içeren imzalı bordroların temyiz veya bozma aşamasından sonra dosyaya sunulması durumunda, mahkemenin öncelikle bu belgeleri davacı işçiye göstererek belge altındaki imzaya yönelik bir itirazı olup olmadığını sorması yasal bir zorunluluktur. Eğer işçi belge altındaki imzayı inkar etmezse veya açıkça kabul ederse, belgedeki tahakkukların ödendiği yasal olarak geçerli kabul edilir.

Ayrıca, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca, mahkemelerin Yargıtay bozma kararına uyması halinde, bozma ilamının gereğini esastan ve eksiksiz olarak yerine getirme yükümlülüğü doğar. Buna usuli kazanılmış hak kuralı denir. Bozma ilamında belirtilen yasal çerçevenin dışına çıkılarak veya toplanan kesin delillere aykırı gerekçelerle hüküm kurulması hukuka aykırıdır. Mahkemelerin gerekçeli kararlarında, bilirkişi raporlarındaki alternatifli (seçenekli) hesaplamalardan hangisini neden tercih ettiklerini, dosyadaki maddi deliller ve taraf beyanları ile somut biçimde örtüşecek şekilde açıklamaları gerekmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, dosya üzerinde yaptığı incelemede, yerel mahkemenin daha önce verilen bozma ilamına şeklen uymuş görünmesine rağmen, ilamın gereğini esasta yerine getirmediğini tespit etmiştir. Önceki bozma kararında, davalı tarafça temyiz aşamasında dosyaya sunulan ve fazla mesai tahakkuku içeren imzalı bordroların birer ödeme def'i olduğu belirtilmiş ve mahkemeden bu belgelerin davacıya sorularak beyanının alınması ve sonucuna göre karar verilmesi açıkça talep edilmiştir.

Yerel mahkeme, bozma kararı sonrasında davacı tarafın beyanını almış, davacı taraf imzaları inkar etmediği gibi, davacı vekili duruşmada "imzalara itirazımız yoktur" şeklinde açık beyanda bulunmuştur. Buna rağmen mahkeme, hükme esas aldığı bilirkişi raporunda yer alan "İmzanın davacıya ait olması halinde" isimli seçeneği uygulamak yerine, hiçbir gerekçe göstermeksizin "İmzanın davacıya ait olmaması halinde" şeklindeki diğer seçeneğe dayanarak hesaplama yapmış ve hüküm kurmuştur.

Bununla da yetinmeyen yerel mahkeme, karar gerekçesinde "ispat konusunda yazılı belge sunulmamış olduğundan tanık beyanları doğrultusunda inceleme yapılmıştır" şeklinde, dosya içindeki imzası inkar edilmeyen bordroları ve taraf beyanlarını tamamen yok sayan, somut dosya gerçeğiyle örtüşmeyen bir açıklama yapmıştır. Yargıtay, taraflarca kabul edilen yazılı deliller varken bunların göz ardı edilmesini ve bozma ilamının açık talimatlarına uyulmamasını çok ciddi bir usul hatası olarak değerlendirmiştir.

Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, toplanan delillere ve bilirkişi raporunun imzanın davacıya ait olması haline dair seçeneğine itibarla karar verilmesi gerektiği yönündeki tespitiyle, yerel mahkeme kararını bozmuştur.

İmzalı maaş bordrosu varken fazla mesai davası kazanılır mı? expand_more
İşçinin imzasını taşıyan ve usulüne uygun düzenlenmiş ücret bordroları, sahteliği ispat edilene kadar kesin delil niteliği taşır. Eğer bordroyu herhangi bir itiraz (ihtirazi kayıt) düşmeden imzaladıysanız ve imza size aitse, belgedeki fazla mesai tahakkuklarının ödendiği yasal olarak kabul edilir. Bu nedenle, imzanızı inkar etmediğiniz veya açıkça kabul ettiğiniz sürece bu tür belgeler davanın sonucunu doğrudan ve kesin olarak olumsuz yönde etkileyecektir.
İşveren mahkemeye sonradan maaş bordrosu sunabilir mi? expand_more
Evet, sunabilir. Yargıtay içtihatlarına göre, hakkı tamamen ortadan kaldıran ve ödeme def'i niteliği taşıyan imzalı bordrolar, itiraz niteliğinde oldukları için yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilir. Bu belgelerin daha önce sunulmamış olması bir engel teşkil etmez; temyiz veya bozma aşamasından sonra bile dosyaya sunulmaları mümkündür. Bu durumda mahkeme, belgeyi size gösterip altındaki imzanın size ait olup olmadığını sormakla yükümlüdür.
Hakim benim imzaladığım belgeyi ve beyanımı yok sayabilir mi? expand_more
Hayır, yerel mahkemelerin dosya kapsamındaki ikrarları ve kesin delilleri mutlak surette dikkate alması zorunludur. Yargıtay kararlarına göre, şayet belge altındaki imzanızı kabul ediyorsanız, mahkemenin ortada yazılı bir belge yokmuş gibi sadece tanık beyanlarına itibar ederek karar vermesi açık bir bozma nedenidir. Mahkemeler, taraflarca kabul edilen yazılı delilleri dışlayıp gerekçesiz bir şekilde alternatif hesaplamalar üzerinden hüküm kuramaz.
Mahkemenin Yargıtay kararına uyması zorunlu mudur? expand_more
Evet, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca mahkemelerin Yargıtay bozma ilamına esastan ve eksiksiz olarak uyması zorunludur. Mahkeme bozma kararına uyduktan sonra, kararın belirlediği yasal çerçevenin dışına çıkamaz ve toplanan delillere aykırı hüküm kuramaz. Şeklen uyulmuş gibi görünse de bozma ilamının açık talimatlarının yerine getirilmemesi, Yargıtay tarafından çok ciddi bir usul hatası olarak değerlendirilir ve karar tekrar bozulur.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir