Anasayfa/ Karar Bülteni/ Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2020/830 E. 2021/15270 K.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2020/830 E. 2021/15270 K.

Bu karar, vatandaşların kamu kurumlarına yaptıkları şikayet başvurularının iftira suçu kapsamında değerlendirilmesi için aranan şartları netleştirmesi bakımından hukuken büyük bir önem taşımaktadır. Yargıtay, bir kişiye yönelik şikayetin iftira suçu sayılabilmesi için, isnat edilen fiilin o kişi tarafından işlenmediğinin şikayetçi tarafından kesin olarak bilinmesi gerektiğinin altını çizmiştir. Somut olayda, BİMER üzerinden yapılan şikayette dile getirilen hususların başka soruşturmalarda diğer tanık ve müştekiler tarafından da doğrulanması, şikayetin asılsız bir iftira olmadığını, aksine anayasal bir hakkın yasal sınırları çerçevesinde kullanımı olduğunu açıkça göstermektedir.
search
6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Yargıtay 8. Ceza Dairesi
Esas No 2020/830
Karar No 2021/15270
Karar Tarihi 02.06.2021
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel İftira suçunda kastın kesin olarak ispatlanması gerekir.
  • gavel Anayasal şikayet hakkı kullanımı iftira suçunu oluşturmaz.
  • gavel Bimer başvuruları dilekçe hakkı kapsamında değerlendirilmelidir.

Bu karar, vatandaşların kamu kurumlarına yaptıkları şikayet başvurularının iftira suçu kapsamında değerlendirilmesi için aranan şartları netleştirmesi bakımından hukuken büyük bir önem taşımaktadır. Yargıtay, bir kişiye yönelik şikayetin iftira suçu sayılabilmesi için, isnat edilen fiilin o kişi tarafından işlenmediğinin şikayetçi tarafından kesin olarak bilinmesi gerektiğinin altını çizmiştir. Somut olayda, BİMER üzerinden yapılan şikayette dile getirilen hususların başka soruşturmalarda diğer tanık ve müştekiler tarafından da doğrulanması, şikayetin asılsız bir iftira olmadığını, aksine anayasal bir hakkın yasal sınırları çerçevesinde kullanımı olduğunu açıkça göstermektedir.

Benzer davalar açısından bu kararın emsal etkisi, dilekçe hakkı ve şikayet özgürlüğünün sınırlarını güvence altına almasında yatmaktadır. Uygulamada sıkça karşılaşılan, kamu görevlilerini şikayet eden vatandaşlara karşı misilleme olarak açılan iftira davalarında mahkemelerin nasıl bir inceleme yapması gerektiğine dair net bir standart sunmaktadır. Karar, iddiaların belli bir dayanağı olması ve şikayetçinin salt iftira kastıyla hareket etmemesi halinde, eylemin Türkiye Cumhuriyeti Anayasası kapsamında hak arama hürriyeti olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak demokratik hakların kullanımını koruma altına almaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Uyuşmazlık, bir okulda görev yapan öğretmenin, okul müdürüne yönelik Başbakanlık İletişim Merkezi (BİMER) üzerinden yaptığı şikayet başvurusu nedeniyle ortaya çıkmıştır. Öğretmen olan sanık, okul müdürünün makamını kullanarak öğretmenleri belirli bir sendikaya üye yapmaya zorladığını ve üye olmak istemeyenlere mobbing uyguladığını belirterek resmi şikayette bulunmuştur. Bu şikayet üzerine okul müdürü, iddiaların tamamen asılsız olduğunu ve kendisine kasten iftira atıldığını öne sürerek şikayetçi öğretmen hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunmuş ve cezalandırılmasını talep etmiştir. Yerel mahkemenin öğretmen hakkında iftira suçundan mahkumiyet kararı vermesi üzerine, şikayetçi öğretmenin eyleminin iftira suçu mu yoksa anayasal bir şikayet hakkının kullanımı mı olduğu hususu temyiz incelemesinin temel konusunu oluşturmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Yargıtay 8. Ceza Dairesi, uyuşmazlığı incelerken öncelikle iftira suçunun kanuni unsurlarını ve anayasal hak arama hürriyetinin sınırlarını temel almıştır. Kararda vurgulanan en önemli yasal dayanak, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu kapsamında düzenlenen iftira suçunun maddi ve manevi unsurlarıdır. Yerleşik içtihat prensiplerine göre iftira suçunun oluşabilmesi için, yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak, fiili işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak amacıyla bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat edilmesi zorunludur. Yani failin, mağdurun masum olduğunu kesin olarak bilmesine rağmen kasten ve kötü niyetle suç isnadında bulunması gerekmektedir.

Bunun yanı sıra mahkemenin dayandığı bir diğer temel hukuk kuralı, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.74 ile güvence altına alınan dilekçe, şikayet ve bilgi edinme hakkıdır. Doktrin tanımlarına ve Yargıtay uygulamalarına göre, vatandaşların kamu kurum ve kuruluşları ile kamu görevlileri hakkındaki şikayetlerini yetkili mercilere iletmeleri anayasal bir hak arama hürriyetidir. İleri sürülen iddiaların tamamen uydurma olmaması, belli bir emareye, şüpheye veya tanık anlatımlarına dayanması durumunda, şikayetçinin eylemi hukuka aykırı bir suç atma kastı taşımadığından iftira suçu kapsamında değerlendirilemez. Bu bağlamda, şikayet hakkının kullanımı ile iftira suçu arasındaki ince çizgi, isnat edilen fiilin tamamen kurgusal olup olmadığına ve şikayet edenin niyetine bakılarak tespit edilmelidir. Bir fiilin mutlak surette ispat edilememesi, onun otomatik olarak iftira suçunu oluşturacağı anlamına gelmemektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Somut olay incelendiğinde, sanık konumundaki öğretmenin 28.11.2012 tarihinde BİMER üzerinden okul müdürü olan katılan hakkında resmi bir başvuru yaptığı tespit edilmiştir. Bu başvuruda, okul müdürünün makamını kullanarak okulda görevli öğretmenleri belirli bir sendikaya üye olmaya zorladığı ve bunu reddeden öğretmenler üzerinde mobbing uyguladığı iddia edilmiştir. Yerel mahkeme, bu şikayet başvurusunu doğrudan iftira suçu olarak kabul edip sanık öğretmen hakkında mahkumiyet kararı vermişse de, Yargıtay incelemesi neticesinde durumun hukuki niteliğinin tamamen farklı olduğu saptanmıştır.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi, katılan okul müdürü hakkında Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen 2017/28176 soruşturma numaralı ve silahlı terör örgütüne üye olma suçundan düzenlenen başka bir iddianameyi mercek altına almıştır. Söz konusu dosya incelendiğinde, katılanla aynı okulda görev yapan diğer öğretmenlerin de müşteki ve tanık sıfatıyla verdikleri yeminli ifadelerinde, katılan okul müdürünün baskısıyla bahsi geçen sendikaya üye olduklarını veya başkalarının üye olmaya zorlandığına bizzat şahit olduklarını açıkça belirttikleri görülmüştür. Bu objektif tespitler, sanık öğretmenin BİMER'e yaptığı şikayetin asılsız, kurgusal veya uydurma olmadığını, aksine okulda yaşanan gerçek bazı somut olaylara dayandığını şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya koymuştur.

Dolayısıyla sanığın eyleminin, okul müdürünün söz konusu fiilleri işlemediğini kesin olarak bildiği halde sırf ona asılsız bir suç atmak maksadıyla yapılmış bir iftira eylemi olmadığı anlaşılmıştır. Sanık, okulda gözlemlediği ve diğer öğretmenlerin de beyanlarıyla teyit ettiği baskı ortamını yetkili makamlara bildirerek anayasal düzeyde güvence altına alınan şikayet ve dilekçe verme hakkını kullanmıştır. İftira suçunun kanuni unsurlarının somut olayda hiçbir şekilde oluşmadığı dikkate alınmadan, sanığın beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi yasalara ve hakkaniyete aykırı bulunmuştur.

Sonuç olarak Yargıtay 8. Ceza Dairesi, iftira suçunun unsurlarının oluşmadığı ve eylemin anayasal şikayet hakkı kapsamında kaldığı yönünde karar vererek yerel mahkemenin mahkumiyet kararını bozmuştur.

Müdürümü BİMER'e şikayet ettim, bana iftira davası açabilir mi? expand_more
Bir amirinizi BİMER gibi resmi kurumlara şikayet etmeniz, anayasamız ile güvence altına alınmış olan dilekçe, şikayet ve bilgi edinme hakkı kapsamındadır. İftira suçunun oluşabilmesi için, şikayet ettiğiniz kişinin o eylemi işlemediğini kesin olarak bildiğiniz halde, yalan yere kasten suç isnadında bulunmanız gerekir. İddialarınız tamamen uydurma değilse bu durum iftira suçunu oluşturmaz.
Şikayet ettiğim olayı tam ispatlayamazsam iftira atmış mı sayılırım? expand_more
Hayır, bir fiilin mutlak surette ispat edilememesi, onun otomatik olarak iftira suçunu oluşturacağı anlamına gelmemektedir. Yargıtay emsal kararına göre, ileri sürdüğünüz iddialar belli bir emareye, şüpheye veya tanık anlatımlarına dayanıyorsa eyleminiz hak arama hürriyeti olarak değerlendirilir.
İşyerindeki mobbingi ve sendika baskısını şikayet etmek suç mu? expand_more
Suç değildir; aksine yasal hakkınızdır. Yargıtay incelemesine konu olan benzer bir dosyada, okul müdürünün makamını kullanarak öğretmenleri sendikaya üye olmaya zorlaması ve mobbing uygulaması hakkındaki BİMER başvurusu haklı bir eylem olarak görülmüştür. İşyerinde gözlemlediğiniz ve başkalarının da teyit edebileceği baskı ortamını yetkili makamlara bildirmeniz anayasal düzeyde güvence altındadır.
Hakkımda açılan haksız iftira davasından nasıl beraat edebilirim? expand_more
Mahkemeler, iftira suçlamasıyla karşılaştığınızda isnat ettiğiniz fiilin kurgusal olup olmadığına ve şikayet sırasındaki niyetinize bakar. Şikayetinizde dile getirdiğiniz olayların başka soruşturmalarda veya diğer tanık ve müştekilerin ifadelerinde doğrulanması, eyleminizin iftira değil, anayasal bir hakkın yasal sınırları çerçevesinde kullanımı olduğunu kanıtlar ve beraatinize yol açar.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir