Anasayfa Karar Bülteni AİHM | 40899/22, 41621/22, 42956/22 BN.

Karar Bülteni

AİHM 40899/22, 41621/22, 42956/22 BN.

AİHM | LUDES VE DİĞERLERİ - FRANSA | 40899/22 BN.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm AİHM / Beşinci Bölüm
Başvuru No 40899/22, 41621/22, 42956/22
Karar Tarihi 03.07.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal Yok
Karar Linki HUDOC
  • İfade özgürlüğü şiddetsiz eylemleri kapsar.
  • İklim protestoları yüksek kamu yararı taşır.
  • Mülkiyet hakkı ile ifade özgürlüğü dengelenmelidir.
  • Sembolik protesto ile hırsızlık ayrımı gözetilir.
  • Hafif para cezaları caydırıcı etki yaratmaz.

Bu karar, sivil itaatsizlik bağlamında gerçekleştirilen çevre protestolarının ceza hukuku karşısındaki sınırlarını çizmesi açısından büyük bir teorik ve pratik önem taşımaktadır. Mahkeme, iklim değişikliği gibi hayati bir meseleye dikkat çekmek için gerçekleştirilen ve tamamen şiddet içermeyen eylemlerin, ifade özgürlüğünün çekirdek alanında yer aldığını güçlü bir biçimde teyit etmiştir. Ancak aktivistlerin eylemlerinin, kamu mallarına zarar vermesi, diğer bireylerin mülkiyet haklarını veya kamu düzenini açıkça ihlal etmesi durumunda, devletlerin bu eylemleri cezalandırma konusunda belirli bir takdir yetkisine sahip olduğunu ortaya koymuştur. Karar, protesto hakkının yasadışı fiilleri otomatik olarak hukuka uygun hale getiren bir dokunulmazlık zırhı sağlamadığını vurgulamaktadır.

Uygulamadaki emsal etkisi bakımından bu karar, ifade özgürlüğünün mutlak olmadığını ve aktivistlerin savunduğu amacın meşruluğunun, hırsızlık gibi genel ceza hukuku ihlallerini meşru kılmayacağını göstermektedir. AİHM, yerel mahkemelerin eylemin siyasi mesajı ile suç oluşturan maddi unsurları arasında yaptığı titiz hukuki ayrımı onaylamıştır. Verilen cezaların ertelenmiş olması ve miktarının sembolik denilebilecek kadar düşük tutulması, devletin müdahalesinin orantılı kabul edilmesinde temel etken olmuştur. Dolayısıyla karar, gelecekteki benzer eylemlerde ulusal mahkemelerin hem ifade özgürlüğünün önemini hem de kamu düzeninin korunması gerekliliğini eşzamanlı olarak, hassas bir teraziyle tartması gerektiği yönünde güçlü ve yol gösterici bir içtihat niteliğindedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

"ANV-COP21" (Şiddetsiz Eylem COP21) adlı çevre koruma hareketine mensup on Fransa ve bir Belçika vatandaşı aktivist, iklim değişikliğiyle mücadele konusunda Fransa devletinin son derece yetersiz kaldığını ve Paris İklim Anlaşması kapsamındaki taahhütlerini yerine getirmediğini savunarak ülke çapında bir sivil itaatsizlik eylemi başlatmıştır. Aktivistler, "#DécrochonsMacron" (Macron'u İndirelim) isimli ulusal kampanya çerçevesinde, farklı tarihlerde çeşitli belediye binalarına giderek Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un resmi portrelerini duvarlardan indirmiş ve bu portreleri alıp götürmüşlerdir. Eylemciler, duvarda kalan boşluğun devletin iklim politikasındaki boşluğu temsil ettiğini bildiren bildirimler bırakmış, eylemlerini videoya çekerek devlet iklim krizine karşı somut ve tatmin edici adımlar atana kadar portreleri iade etmeyeceklerini sosyal medya ile basın aracılığıyla duyurmuşlardır.

Bu eylemler neticesinde aktivistler hakkında yetkili savcılıklar tarafından "iştirak halinde hırsızlık" suçlamasıyla ceza davaları açılmıştır. İlk derece mahkemeleri ve istinaf mahkemeleri, aktivistlerin eyleminin siyasi bir amaç güttüğünü ve çevre duyarlılığı yarattığını kabul etmekle birlikte, portrelerin iade edilmemesinin ve yetkililerden saklanmasının hırsızlık suçunu oluşturduğuna kanaat getirmiştir. Mahkemeler, eylemcilere 200 ila 500 Euro arasında değişen ertelenmiş para cezaları vermiştir. Başvurucular, bu cezai yaptırımların çevre konusundaki siyasi eleştiri haklarını haksız yere kısıtladığını, eylemin tamamen sembolik olduğunu ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile güvence altına alınan ifade özgürlüklerini ağır biçimde ihlal ettiğini ileri sürerek AİHM'e başvurmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, uyuşmazlığı temel olarak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ifade özgürlüğünü güvence altına alan 10. maddesi çerçevesinde değerlendirmiştir. Yerleşik içtihatlara göre ifade özgürlüğü, yalnızca sözlü, yazılı veya işitsel beyanları değil, aynı zamanda belirli bir fikri veya eleştiriyi aktarmayı amaçlayan şiddet içermeyen fiziksel eylemleri, performansları ve sivil itaatsizlik davranışlarını da koruma altına almaktadır. İklim krizine dikkat çekmek ve çevre politikalarını eleştirmek gibi kamuoyunu yakından ilgilendiren konular, ifade özgürlüğünün en yüksek seviyede korunduğu ve devletin müdahale marjının en dar olduğu alanlar arasında yer almaktadır.

Bununla birlikte, ifade özgürlüğü mutlak bir hak statüsünde değildir. 10. maddenin 2. fıkrası uyarınca bu hak; kamu düzeninin korunması, suçun işlenmesinin önlenmesi, kamu güvenliğinin sağlanması ve başkalarının haklarının korunması amacıyla, yasal bir dayanağı bulunmak ve demokratik bir toplumda gerekli olmak şartıyla sınırlandırılabilir. Sivil itaatsizlik eylemleri, doğası gereği hukuka aykırı eylemleri barındırabilse de, bu durum eylemcilere ceza hukukundan tam bir muafiyet sağlamaz.

Somut olayda Fransa Ceza Kanunu'nun 311-4 maddesi uyarınca "iştirak halinde hırsızlık" suçuna ilişkin cezai hükümler uygulanmıştır. AİHM, bu tür durumlarda ulusal mahkemelerin, suç teşkil eden eylemin ifade özgürlüğü ile olan doğrudan bağlantısını derinlemesine incelemesini ve adil bir orantılılık testi yapmasını zorunlu koşmaktadır. Bu test kapsamında, çalınan veya alıkonulan eşyanın maddi ve sembolik değeri, kamu malı olup olmadığı, zararın geri döndürülebilirliği, eylemin barışçıl niteliği ve verilen cezanın ağırlığı dikkate alınır. Mahkeme, hapis cezası gibi ağır ceza yaptırımlarının aktivistler üzerinde ciddi bir caydırıcı etki (chilling effect) yaratabileceğini belirtmekte, ancak sabıka kaydında telafisi güç sonuçlar doğurmayan, hafif ve ertelenmiş cezaların demokratik bir toplumda meşru, gerekli ve orantılı sayılabileceğini kural olarak kabul etmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, aktivistlerin belediye binalarındaki cumhurbaşkanı portrelerini indirmesinin, devletin iklim politikalarındaki eylemsizliğini sert bir şekilde eleştirmeyi amaçlayan militan, performatif ve siyasi bir eylem olduğunu teyit etmiştir. Eylemin hiçbir şekilde şiddet içermediği, açıkça kamusal bir tartışma yaratma niyeti taşıdığı, gazetecilerin huzurunda şeffaf bir şekilde gerçekleştirildiği ve doğrudan yüksek kamu yararı içeren çevre sorunlarıyla ilgili olduğu tereddütsüz bir biçimde tespit edilmiştir. Ancak Mahkeme, bu olumlu unsurlara rağmen Fransa makamlarının ifade özgürlüğü ile suçun önlenmesi arasında kurduğu dengeyi titizlikle incelemiş ve haklı bulmuştur.

Ulusal mahkemelerin, portrelerin duvardan sadece indirilmesi eylemi ile bu portrelerin mülkiyetinin alıkonularak iade edilmemesi eylemi arasında yaptığı net hukuki ayrım AİHM tarafından meşru ve makul karşılanmıştır. Portrelerin indirilmesi kendi başına çok güçlü bir siyasi mesaj içerse ve tek başına cezalandırılması ifade özgürlüğü ihlali yaratabilecek olsa da, bunların yetkililerin taleplerine rağmen rehin tutulması ve iade edilmemesi, hırsızlık suçunun maddi unsurlarını tamamlamıştır. AİHM, cumhurbaşkanı portresinin sembolik değerinin devlet organları açısından yüksek bulunduğunu, eylemin organize bir şekilde iştirak halinde işlenmesinin ağırlaştırıcı sebep sayıldığını ve portrelerin geri verilmemesinin eylemin orantılılığını açıkça aştığını belirten yerel mahkeme kararlarını mantıksız veya keyfi bulmamıştır.

Buna ek olarak Mahkeme, yaptırımın niteliğini ve ağırlığını detaylı bir şekilde değerlendirmiştir. İklim eylemcilerine hapis cezası gibi ağır ve özgürlüğü kısıtlayıcı yaptırımlar kesinlikle uygulanmamış, bunun yerine eylemin tamamen siyasi ve diğerkâm saiklerle işlendiği göz önünde bulundurularak asgari düzeyde, 200 ila 500 Euro arasında değişen ertelenmiş para cezaları verilmiştir. AİHM, bu son derece hafif ve ertelenmiş cezaların başvuranların ifade özgürlüğü üzerinde orantısız bir yük oluşturmadığını ve gelecekteki sivil itaatsizlik eylemleri üzerinde haksız bir caydırıcı etki yaratmadığını tespit etmiştir. Devletin, kamu düzenini ve mülkiyet haklarını korumak adına sahip olduğu takdir marjını aşmadığı, verilen kararların Sözleşme standartlarına uygun olduğu anlaşılmıştır.

Sonuç olarak AİHM Beşinci Bölümü, başvuranların ifade özgürlüğüne yapılan müdahalenin demokratik bir toplumda gerekli ve orantılı olduğu gerekçesiyle ihlal olmadığı yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: