Karar Bülteni
AYM Hamide Al ve Diğerleri BN. 2020/35133
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi 1. Bölüm |
| Başvuru No | 2020/35133 |
| Karar Tarihi | 24.12.2025 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- İdarece ödenmeyen bedeller ölçüsüz külfet yaratır.
- Alacağın enflasyon karşısında erimesi ihlaldir.
- Vefat eden tarafın davası takipsizlikten düşer.
- Mülkiyet hakkı ihlali yeniden yargılamayı gerektirir.
Bu karar, idarenin tek taraflı tasarrufu ile gerçekleştirdiği imar uygulamaları sonucunda vatandaşın elinden alınan mülkiyetin bedelinin adil, güncel ve gecikmeksizin ödenmesi gerektiği yönündeki evrensel hukuk kuralının Anayasa Mahkemesi tarafından bir kez daha güçlü bir şekilde teyit edilmesi anlamına gelmektedir. İdarenin imar uygulaması neticesinde vatandaşın mülkiyetindeki payları bedele dönüştürmesi ve aradan geçen uzun yıllara rağmen bu bedelleri ödememesi, üstelik bu bedellerin enflasyon karşısında hızla erimesine göz yumması, hukuken kabul edilemez bir mülkiyet hakkı ihlalidir. Kamusal bir işlem olan imar şuyulandırması ile mülkiyet hakkına doğrudan müdahale edilirken, hak sahibine ödenmesi gereken bedelin makul süreleri aşacak şekilde geciktirilmesi ve aradan geçen zaman zarfında meydana gelen enflasyon oranında gerektiği gibi güncellenmemesi, vatandaşa olağanın ötesinde, şahsi ve ağır bir külfet yüklemektedir. Anayasa Mahkemesi bu kararında, alacağın değer kaybına uğratılmasının mülkiyet hakkına yönelik açık, keyfî ve ölçüsüz bir müdahale olduğunu sağlam bir hukuki zeminde vurgulamıştır.
Benzer davalarda emsal etkisi oldukça yüksek olan bu karar, özellikle uzun süren kamulaştırma ve imar uygulaması davalarında idarelerin oyalayıcı tutumlarının vatandaş nezdinde yarattığı ekonomik yıkımın önüne geçilmesinde kritik bir işlev görecektir. Mahkemelerin enflasyon farklarını veya paranın zaman içindeki değer kayıplarını dikkate almadan verdiği kararların, doğrudan Anayasa'da güvence altına alınan mülkiyet hakkını zedeleyeceği bir kez daha içtihat hâline getirilmiştir. Nitekim benzer davalarda, idarenin borçlarını ödemekte gecikmesi veya uyuşmazlık sürerken paranın alım gücünün düşmesi durumunda, aradaki reel enflasyon farkının hak sahibine mutlaka ödenmesi gerektiği yönündeki yerleşik içtihat perçinlenmiştir. Uygulamada bu tarz uyuşmazlıklarla karşılaşan vatandaşlar ve bu davaları yürüten hukuk profesyonelleri için, geciken kamu ödemelerinde değer kaybının tam ve eksiksiz tazmini taleplerinde bu Anayasa Mahkemesi kararı, idareye karşı ileri sürülebilecek en temel ve sarsılmaz dayanaklardan birini teşkil edecektir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Başvurucular, Kartal Belediye Başkanlığına karşı hukuk mücadelesi başlatmıştır. İdare tarafından İstanbul'un Kadıköy ilçesi Fikirtepe Mahallesi'nde yapılan imar uygulaması ve şuyulandırma işlemi sonucunda, başvurucuların maliki olduğu taşınmaz hisselerinden öncelikle düzenleme ortaklık payı (DOP) kesilmiş, geriye kalan kısımlar ise oldukça düşük bir meblağ üzerinden bedele dönüştürülmüştür. İdare tarafından belirlenen ve hisse başına yalnızca 15,45 TL gibi sembolik rakamlara tekabül eden bu bedelin, taşınmazın piyasa rayicinin çok altında olması ve uyuşmazlığın sürdüğü yıllar boyunca bu bedelin ödenmemesi uyuşmazlığın temelini oluşturmaktadır. Başvurucular, bedele çevrilen hisselerinin dava tarihi itibarıyla gerçek rayiç değerinin tespit edilmesini ve eksik hesaplanan bedel farkının yasal faiziyle birlikte idareden tahsil edilmesini talep ederek dava açmışlardır. Bireysel başvuru aşamasında ise, hak edilen meblağın ödenmemesi ve ülkedeki yüksek enflasyon karşısında söz konusu bedelin alım gücünü yitirerek erimesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği ileri sürülmüştür.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı karara bağlarken mülkiyet hakkının korunmasına yönelik anayasal ve yasal mevzuatı temel almıştır. Uyuşmazlığın çözümünde dayanılan en temel norm, herkesin mülkiyet ve miras haklarına sahip olduğunu ve bu hakların ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceğini öngören Anayasa'nın 35. maddesi hükmüdür.
Bunun yanı sıra uyuşmazlık, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümleri çerçevesinde değerlendirilmiştir. Yargılama süreci devam ederken yürürlüğe giren ve idari davalarda hesaplama yöntemini değiştiren 6745 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'na eklenen geçici 12. madde uyuşmazlığın asli hukuki dayanaklarından biridir. Bu yasal düzenlemeye göre, imar uygulamalarından doğan ve idarelerin taraf olduğu her türlü alacak ve bedel artırım davalarında, taşınmazın değerinin uygulamanın tapuda tescil edildiği tarihteki nitelikleri gözetilerek tespit edilmesi ve bu bedelin Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) tablosu esas alınmak suretiyle dava tarihi itibarıyla güncellenerek hak sahibine ödenmesi gerekmektedir.
Yüksek Mahkeme ayrıca, 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu kurallarını işleterek ölen başvurucunun mirasçılarının davayı takibi konusundaki hukuki çerçeveyi belirlemiştir. Yerleşik içtihat prensipleri doğrultusunda, kamu makamlarından olan çeşitli para alacaklarının enflasyon karşısında değer kaybına uğratılmasının veya güncellenmeden ödenmesinin mülkiyet hakkı ihlali oluşturduğu yönündeki temel kural kararın esasına yerleştirilmiştir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, başvuruculara ait taşınmazların Kartal Belediye Başkanlığı tarafından yapılan imar uygulaması neticesinde şuyulandırıldığını ve tahsisi gereken hisselerin çok cüzi miktarlar üzerinden bedele dönüştürüldüğünü tespit etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan keşif ve bilirkişi incelemelerinde, idarenin 15,45 TL olarak belirlediği hisse bedelinin aslında 306.900,00 TL gibi çok daha yüksek bir rayiç değere sahip olduğu saptanmış ve dava bu doğrultuda kabul edilmiştir. Ancak Yargıtay incelemesi sırasında yürürlüğe giren 6745 sayılı Kanun gerekçe gösterilerek karar bozulmuş, bedelin tapuya tescil tarihi itibarıyla bulunup TÜİK Yİ-ÜFE oranlarına göre güncellenmesi istenmiştir.
Bozma kararı sonrası alınan ek raporlarla bedel farkları hesaplanmış ve birleştirilen davalar sonucunda idarenin ödemesi gereken farklar hüküm altına alınmıştır. Buna rağmen, bireysel başvuru tarihine kadar bedele dönüştürülen pay karşılığının başvuruculara fiilen ödenmediği, uzun yıllar süren dava süreci ve sonrasında ülkedeki enflasyonist ortam nedeniyle hükmedilen alacağın reel değerini tamamen yitirdiği tespit edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, kamu makamlarından olan alacakların enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılmasının veya bu şekilde değerini yitirdikten sonra ödenmesinin, başvuruculara şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklediğini vurgulamıştır.
Bununla birlikte, somut başvuruda, başvurucu Hanife Akyol'un bireysel başvuru yapıldıktan sonra vefat ettiği saptanmıştır. Vefat eden başvurucunun mirasçılarının makul bir süre içinde bireysel başvuruyu takip etme iradelerini Anayasa Mahkemesine bildirmedikleri tespit edildiğinden, bu başvurucu yönünden başvurunun işlemden kaldırılmasına hükmedilmiştir. Diğer başvurucuların makul sürede yargılanma ve mahkemeye erişim hakkına ilişkin iddiaları ise başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez bulunmuştur.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, imar uygulaması sırasında bedele dönüştürülen pay karşılığının enflasyon karşısında değer kaybına uğratılması nedeniyle Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiş ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için kararı yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul Anadolu 15. Asliye Hukuk Mahkemesine göndermiştir.