Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Hasan Hüseyin Erşen Kararı 2022/23816 B.

Anayasa Mahkemesi Hasan Hüseyin Erşen Kararı 2022/23816 B.

Bu karar, Olağanüstü Hâl (OHAL) döneminde çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile yönetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna (TMSF) devredilen şirketlerin hukuki statüsü ve taraf ehliyetleri bakımından büyük önem taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, yönetimine kayyum atanan ancak ticaret sicilindeki kaydı ve tüzel kişiliği devam eden şirketlerin KHK ile tamamen kapatılmış kurumlar gibi değerlendirilemeyeceğini net bir şekilde ortaya koymuştur. Dolayısıyla bu nevi şirketlere karşı açılan davaların husumet veya taraf ehliyeti yokluğu gibi usule ilişkin gerekçelerle esasa girilmeden reddedilmesi, mahkemeye erişim hakkının kanuni dayanaktan tamamen yoksun olarak sınırlandırılması anlamına gelmektedir.
search
6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 1. Bölüm
Başvuru No 2022/23816
Karar Tarihi 24.12.2025
Taraf Hasan Hüseyin Erşen
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Kayyum atanan şirketin tüzel kişiliği devam eder.
  • gavel Tüzel kişiliği süren şirkete karşı dava açılabilir.
  • gavel Kanuni dayanağı olmayan usulden ret ihlaldir.
  • gavel Mahkemeye erişim hakkına keyfî müdahale edilemez.

Bu karar, Olağanüstü Hâl (OHAL) döneminde çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile yönetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna (TMSF) devredilen şirketlerin hukuki statüsü ve taraf ehliyetleri bakımından büyük önem taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, yönetimine kayyum atanan ancak ticaret sicilindeki kaydı ve tüzel kişiliği devam eden şirketlerin KHK ile tamamen kapatılmış kurumlar gibi değerlendirilemeyeceğini net bir şekilde ortaya koymuştur. Dolayısıyla bu nevi şirketlere karşı açılan davaların husumet veya taraf ehliyeti yokluğu gibi usule ilişkin gerekçelerle esasa girilmeden reddedilmesi, mahkemeye erişim hakkının kanuni dayanaktan tamamen yoksun olarak sınırlandırılması anlamına gelmektedir.

Kararın uygulamadaki önemi ve emsal etkisi, TMSF'nin kayyum olarak atandığı ve faaliyetlerine devam eden aktif şirketlerle hukuki uyuşmazlık yaşayan vatandaşların hak arama hürriyetinin güvence altına alınmasında yatmaktadır. Yerel mahkemelerin, ilgili şirketlerin fiilen kapatılıp kapatılmadığını veya tüzel kişiliklerinin devam edip etmediğini detaylı bir şekilde araştırmadan, sadece KHK hükümlerini geniş ve hatalı yorumlayarak davaları usulden reddetme pratiğinin kesin olarak önüne geçilmiştir. Benzer davalarda, şirket tüzel kişiliğinin kendi hak ve borçlarından sorumlu olmaya devam edeceği ilkesi benimsenerek, mahkemelerin davanın esasına girmesi ve uyuşmazlığı çözümlemesi zorunlu hâle getirilmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu, 2014 yılında bir inşaat şirketinden satın aldığı dairenin kendisine ayıplı (kusurlu) teslim edildiğini belirterek ilgili şirkete karşı tüketici mahkemesinde alacak ve tazminat davası açmıştır. Yerel mahkeme, davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. Ancak Yargıtay, davalı şirketin Olağanüstü Hâl kapsamında çıkarılan KHK ile kapatılan kurumlardan olabileceğini belirterek kararı bozmuştur. Bozma kararına uyan yerel mahkeme, şirketin KHK kapsamında kapatıldığını varsayarak davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddetmiştir. Başvurucu ise davalı şirketin KHK ile kapatılmadığını, sadece yönetiminin kayyum olarak TMSF'ye devredildiğini, şirketin ticari faaliyetlerine ve tüzel kişiliğine devam ettiğini belirterek davanın esastan incelenmesi talebiyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı çözerken öncelikle Anayasa'nın güvence altına aldığı hak arama hürriyeti ve mahkemeye erişim hakkının çerçevesini çizmiştir. Bu bağlamda, herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma hakkına sahip olduğu vurgulanmıştır. Mahkemeye erişim hakkına yapılacak her türlü müdahalenin ve sınırlandırmanın mutlaka kanunla düzenlenmesi gerektiği ilkesi hatırlatılmıştır.

Somut uyuşmazlıkta öne çıkan temel kurallar, 675 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname m.16 ve 670 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler Hakkında Kanun Hükmünde Kararname m.5 hükümleridir. İlgili yasal düzenlemelerde, ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hâl kapsamında yürürlüğe konulan KHK'lar gereğince tamamen kapatılan kurum, kuruluş ve şirketler aleyhine açılan davalarda mahkemelerce dava şartı yokluğu nedeniyle ret kararı verileceği ifade edilmiştir.

Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre, hak ve özgürlüklere müdahale edilebilmesi, ancak yasama organınca kanun adı altında çıkarılan düzenleyici işlemlerde müdahaleye imkân tanıyan açık bir hükmün bulunması şartına bağlıdır. Davalı konumundaki bir şirketin açıkça kapatılmadığı, yalnızca ilgili mevzuat kapsamında yönetimine TMSF'nin kayyum olarak atandığı durumlarda şirket tüzel kişiliğinin varlığını koruduğu hukuki bir gerçektir. Tüzel kişiliği devam eden bir şirketin hak ve borç ehliyeti ile taraf ehliyeti sürmektedir. Bu nedenle, kapatılmayan şirketlere karşı açılan davalarda ilgili KHK hükümlerinin genişletici yorumla uygulanarak davanın usulden reddedilmesi, mahkemeye erişim hakkına yapılmış kanuni dayanaktan yoksun bir müdahale olarak kabul edilmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olaydaki yargılama sürecini incelediğinde, başvurucunun açtığı davanın, davalı şirketin Olağanüstü Hâl kararnameleriyle kapatıldığı varsayımı üzerinden usulden reddedildiğini tespit etmiştir. Ancak dosyaya giren bilgi ve belgeler ile TMSF Hukuk İşleri Başkanlığının resmî yazısı dikkate alındığında, inşaat şirketinin KHK ile kapatılmadığı ve faaliyetlerinin sonlandırılmadığı açıkça anlaşılmıştır. İlgili sulh ceza hâkimliği kararıyla şirkete yalnızca TMSF kayyum olarak atanmıştır.

Yüksek Mahkeme, TMSF'nin kayyum olarak atanmasının, TMSF'den bağımsız tüzel kişiliği ve taraf ehliyeti olan şirketin hak, alacak, borç ve davalarının devralındığı anlamına gelmediğini vurgulamıştır. Şirketin tüzel kişiliği devam ettiği için kendi borç ve yükümlülüklerinden bizzat sorumlu olmaya devam edeceği açıktır. Mahkemenin, şirketin fiilî ve hukuki durumuna ilişkin yeterli bir inceleme ve araştırma yapmadan, uyuşmazlığın çözümünde uygulanma kabiliyeti bulunmayan KHK hükümlerini gerekçe göstererek davanın esasına girmemesi ağır bir ihlal nedeni olarak görülmüştür.

Başvurucunun iddialarını destekleyen resmî kurumlardan alınmış belgelere rağmen, yargı mercilerince şirket aleyhine dava açılamayacağı yönünde şeklî bir yorum benimsenmesi, başvurucunun mahkeme yoluyla hakkını aramasını tamamen imkânsız hâle getirmiştir. Anayasa Mahkemesi, kanuni şartları oluşmadığı hâlde KHK hükümlerine dayanılarak verilen dava şartı yokluğu kararının, hak arama hürriyetine kanuni dayanaktan yoksun, orantısız ve keyfî bir müdahale oluşturduğuna kanaat getirmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin kanuni dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasına karar vererek başvuruyu kabul etmiştir.

Kayyum atanan şirkete dava açabilir miyim? expand_more
Evet, açabilirsiniz. Anayasa Mahkemesi kararlarına göre, yönetimine TMSF tarafından kayyum atanan bir şirketin tüzel kişiliği ve ticaret sicilindeki kaydı devam eder. Şirket, ilgili Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) ile tamamen kapatılmadığı sürece kendi hak ve borçlarından sorumlu olmaya devam ettiği için bu şirketlere karşı hak aramak amacıyla dava açmanız önünde hukuki bir engel bulunmamaktadır.
Mahkeme şirket KHK'lık diye davamı usulden reddetti, ne yapmalıyım? expand_more
Mahkemenin, ilgili şirketin fiilen kapatılıp kapatılmadığını detaylıca araştırmadan, sadece KHK hükümlerini geniş yorumlayarak davayı esasa girmeden reddetmesi hukuka aykırıdır. Anayasa Mahkemesi, bu şekilde verilen dava şartı yokluğu kararlarını, vatandaşın "mahkemeye erişim hakkına" yapılmış kanuni dayanaktan yoksun ve keyfî bir müdahale olarak kabul etmektedir. Bu tür bir karara karşı Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunarak yeniden yargılama yapılmasını talep edebilirsiniz.
Kayyum atanan şirketin borcunu TMSF mi devralır? expand_more
Hayır, devralmaz. TMSF'nin bir şirkete kayyum olarak atanması, o şirketin tüm hak, alacak, borç ve taraf olduğu davaların TMSF'ye devredildiği anlamına gelmez. Şirketin tüzel kişiliği varlığını koruduğu için, hukuki uyuşmazlıklarda muhatap doğrudan şirketin kendisi olmaya devam eder ve şirket kendi borçlarından bizzat sorumludur.
Kayyumlu şirketten aldığım ev kusurlu çıktı, hakkım yanar mı? expand_more
Hayır, hakkınız kesinlikle yanmaz. Anayasa Mahkemesinin emsal kararına konu olan olayda da belirtildiği üzere, ayıplı (kusurlu) teslim edilen gayrimenkuller için ilgili inşaat şirketine karşı tüketici mahkemesinde alacak ve tazminat davası açma hakkınız Anayasal güvence altındadır. Şirket faaliyetine devam ediyorsa, mahkemeler davanın esasına girerek uyuşmazlığı çözmekle yükümlüdür.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir