Anasayfa/ Karar Bülteni/ Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/602 E. 2025/2908 K.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/602 E. 2025/2908 K.

Bu karar, hukuki dinlenilme hakkının ve adil yargılanma ilkesinin iş davalarındaki hayati önemini bir kez daha gözler önüne sermektedir. Yargıtay, davanın tarafınca mahkemeye usulüne uygun şekilde bildirilen ve hatta duruşma salonu kapısında bizzat hazır edilen tanıkların dinlenmesinden sırf işverenle kendi davaları olduğu veya yargılamanın gereksiz yere uzamasına neden olacağı gibi varsayımsal gerekçelerle vazgeçilemeyeceğini kesin bir dille hüküm altına almıştır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu kapsamında tanıkların bir kısmının dinlenmesiyle yetinilebilmesi için, dinlenen az sayıdaki tanıkla ispat edilmek istenen hukuki husus hakkında mahkemede yeterli, tam ve şüpheden uzak bir kanaatin oluşması yasal bir şarttır. Mahkemenin bir yandan iddiayı ispatlanmamış sayarken, diğer yandan mevcut diğer tanıkları dinlemekten kaçınması açık bir çelişki olarak değerlendirilmiştir.
search
6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No 2025/602
Karar No 2025/2908
Karar Tarihi 19.03.2025
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Husumetli işçinin tanıklığı peşinen reddedilemez.
  • gavel Tanıkların dinlenmemesi hukuki dinlenilme hakkını ihlaldir.
  • gavel İddia ispatlanamamışsa kanunun sınırlama hükmü uygulanamaz.
  • gavel Duruşma kapısında hazır edilen tanık dinlenmelidir.
  • gavel Arabuluculuk geçerliyse ret kararı esastan verilmelidir.

Bu karar, hukuki dinlenilme hakkının ve adil yargılanma ilkesinin iş davalarındaki hayati önemini bir kez daha gözler önüne sermektedir. Yargıtay, davanın tarafınca mahkemeye usulüne uygun şekilde bildirilen ve hatta duruşma salonu kapısında bizzat hazır edilen tanıkların dinlenmesinden sırf işverenle kendi davaları olduğu veya yargılamanın gereksiz yere uzamasına neden olacağı gibi varsayımsal gerekçelerle vazgeçilemeyeceğini kesin bir dille hüküm altına almıştır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu kapsamında tanıkların bir kısmının dinlenmesiyle yetinilebilmesi için, dinlenen az sayıdaki tanıkla ispat edilmek istenen hukuki husus hakkında mahkemede yeterli, tam ve şüpheden uzak bir kanaatin oluşması yasal bir şarttır. Mahkemenin bir yandan iddiayı ispatlanmamış sayarken, diğer yandan mevcut diğer tanıkları dinlemekten kaçınması açık bir çelişki olarak değerlendirilmiştir.

Benzer EYT (Emeklilikte Yaşa Takılanlar) süreçlerinde, işe iade veya tazminat davalarında, işveren aleyhine dava açmış olan ve "husumetli" olarak nitelendirilen işçilerin tanıklığının mahkemelerce peşinen reddedilmesi şeklindeki hatalı uygulamaya Yargıtay tarafından net bir sınır çizilmiştir. Bu önemli karar, mahkemelerin delil serbestisi ve tanık beyanlarını vicdani kanaatle takdir yetkisini hatırlatmakta, ancak bu takdir yetkisinin tanığı baştan hiç dinlememek şeklinde keyfi olarak kullanılamayacağına işaret etmektedir. Ayrıca, ihtiyari arabuluculuk anlaşmasının hukuken geçerli kabul edilmesi durumunda açılan fark alacak davasının usulden değil, doğrudan davanın esası incelenerek esastan reddedilmesi gerektiği tespiti de usul hukuku uygulayıcıları bakımından son derece kıymetlidir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Uyuşmazlık, kamuoyunda EYT (Emeklilikte Yaşa Takılanlar) olarak bilinen düzenleme kapsamında emekli olan bir işçi ile eski işvereni arasındaki alacak ve tazminat taleplerinden kaynaklanmaktadır. İşveren, emekliliğe hak kazanan işçilerle çalışmaya devam etmek istemediğini çeşitli defalar dile getirmiş ve işçi bu yönlendirme doğrultusunda emeklilik dilekçesini vererek işten ayrılmak durumunda kalmıştır. Ayrılış sürecinde taraflar arasında ihtiyari arabuluculuk anlaşması imzalanmış ve işçiye kıdem ile ihbar tazminatları ödenmiştir. Ancak işçi, işverenin süreç boyunca kendisine sistemli bir şekilde baskı ve mobbing uyguladığını, iradesinin fesada uğratıldığını ve bazı işçilere fazladan ek menfaat ödenirken kendisine bu ödemenin yapılmadığını iddia ederek dava açmıştır. İşçi, bu haksız gerekçelerle imzalanan arabuluculuk anlaşmasının iptalini, eşit davranma ilkesi gereği ödenmeyen ek menfaati ve eksik hesaplandığını savunduğu kıdem ve ihbar tazminatı farklarının ödenmesini talep etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Mahkemenin ve Yargıtay'ın uyuşmazlığı çözerken dayandığı temel hukuk kurallarının en başında, Anayasa'nın 36. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesi ile güvence altına alınan adil yargılanma hakkı gelmektedir. Bu üst düzey hakkın medeni usul hukukumuzdaki en somut yansıması ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 27 kapsamında düzenlenen "hukuki dinlenilme hakkı"dır. Bu hak, davanın taraflarının kendi hakları ile bağlantılı olarak iddia ve savunmalarını ileri sürme, açıklama yapma ve bu iddialarını her türlü yasal delille ispat etme hakkını güvence altına almaktadır.

Adil yargılanma hakkının ayrılmaz bir parçası olan silahların eşitliği ilkesi gereğince, tarafların mahkeme önünde delillerini sunma ve tartışma imkânına eşit şekilde sahip olması yasal bir zorunluluktur. Tanık delilinin mahkemece sınırlandırılması hususu ise istisnai bir durum olarak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 241 hükmünde düzenlenmiştir. İlgili yasa maddesine göre mahkeme, gösterilen tanıklardan bir kısmının dinlenmesiyle ispat edilmek istenen husus hakkında yeterli derecede bilgi ve kanaat edindiği takdirde, geri kalan tanıkların dinlenilmemesine karar verebilir. Ancak kanun koyucunun bu yetkiyi vermesindeki asıl amaç, davayı gereksiz yere uzatma niyetiyle hareket eden kötü niyetli tarafın çabalarını önlemektir.

Ayrıca, yürürlükteki usul hukukumuzda işverenle husumeti bulunan, işten çıkarılmış veya işverene karşı kendi alacak davası olan bir işçinin başka bir dosyada tanık olarak dinlenemeyeceğine dair yasaklayıcı hiçbir usul kuralı bulunmamaktadır. Yargılamayı yürüten hâkim, maddi gerçeği ortaya çıkarmak amacıyla tanık ifadelerini serbestçe takdir eder ve gerektiğinde diğer delillerle birlikte değerlendirerek adil bir sonuca varır. İş sözleşmesinin feshi veya arabuluculuk süreçlerinde geçerlilik esası, irade fesadı halleri bulunmadığı sürece korunur.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Somut olayda İlk Derece Mahkemesi, davacının bildirdiği on tanıktan sadece ikisini dinlemiş ve geri kalan tanıkların işverenle kendi aralarında devam eden davalarının bulunması, işten ayrılış tarihlerinin birebir aynı olmaması ve bu kişilerin dinlenmesinin davayı uzatacağı gibi gerekçelerle dinlenmelerinden tamamen vazgeçmiştir. Ancak Yargıtay incelemesinde, davacı tarafın dinlenmeyen bazı tanıkları duruşma salonu kapısında bizzat hazır ettiği, dolayısıyla davayı uzatma veya mahkemeyi oyalama amacı taşımadığı açıkça tespit edilmiştir. Mahkemenin, dinlenen yalnızca iki tanığın beyanları ile davacının mobbing ve irade fesadı iddialarını ispatlayamadığına hükmetmesi, aslında dava konusu hakkında yeterli bilginin edinilemediğinin en net göstergesidir. Yeterli bilgi edinilemediği ve ispat sağlanamadığı durumlarda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 241 hükmünün hatalı şekilde uygulanarak diğer hazır tanıkların dinlenmesinden vazgeçilmesi usule ve yasaya açıkça aykırıdır.

Bununla birlikte, davacının dinlenmesinden vazgeçilen tanıklarının işverenle husumetli olmaları veya işverene karşı kendi iş davalarının bulunması, onların tanıklığının mahkemece peşinen reddedilmesini gerektirmez. Hâkimin tanık beyanlarını serbestçe takdir etme yetkisi bulunmakta olup, tanıkların işverenle husumetli olması onların beyanlarının doğrudan geçersiz sayılacağı anlamına gelmemektedir. Mahkemenin bu tanıkları hiç dinlemeden ve beyanlarını almadan yargılamayı sonlandırması, davacının hukuki dinlenilme ve ispat hakkının açık bir ihlali olarak nitelendirilmiştir. Öte yandan Yargıtay, geçerli bir arabuluculuk tutanağının varlığı halinde davanın esastan reddedilmesi gerekirken dava şartı yokluğundan reddedilmesini usulen hatalı bulmuştur.

Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, hukuki dinlenilme ve ispat hakkının kısıtlanması ile tanıkların dinlenmemesi gerekçeleriyle İlk Derece Mahkemesi kararını bozmuştur.

Patronla mahkemelik olan arkadaşım benim davamda şahitlik yapabilir mi? expand_more
Evet, yapabilir. Yürürlükteki usul hukukumuzda işverenle husumeti bulunan, işten çıkarılmış veya işverene karşı kendi alacak davası olan bir işçinin şahitlik yapmasını yasaklayan hiçbir kural bulunmamaktadır. Yargıtay'a göre, mahkemeler bu kişilerin tanıklığını sırf patronla davası olduğu gerekçesiyle peşinen reddedemez; tanıkları mutlaka dinleyip beyanlarını diğer delillerle birlikte vicdani kanaatle serbestçe değerlendirmelidir.
Hakimin duruşma kapısında bekleyen şahitlerimi dinlememesi yasal mıdır? expand_more
Hayır, yasal değildir. Kanuna göre hakim ancak dinlenen az sayıdaki şahitle, davanın konusu hakkında tam, yeterli ve şüpheden uzak bir kanaate varırsa diğer şahitleri dinlemekten vazgeçebilir. Eğer mahkeme iddialarınızı henüz ispatlayamadığınıza kanaat getirmişse, duruşma kapısında hazır ettiğiniz şahitleri davayı uzatacağı varsayımıyla dinlemekten kaçınması hukuki dinlenilme, ispat ve adil yargılanma hakkınızın açık bir ihlalidir.
Baskı ve mobbing ile imzalatılan arabuluculuk tutanağı iptal edilebilir mi? expand_more
Evet, iptal edilebilir. İşveren tarafından size sistemli bir şekilde baskı veya mobbing uygulandığını ve anlaşmayı imzalarken iradenizin sakatlandığını (fesada uğratıldığını) kanıtlarsanız ihtiyari arabuluculuk tutanağının iptali mümkündür. İddialarınızı her türlü yasal delille ve şahit ifadeleriyle ispatlama hakkınız bulunmakta olup, mahkemeler gösterdiğiniz tanıkları dinleyerek maddi gerçeği araştırmak zorundadır.
EYT'den emekli olurken ayrımcılığa uğradım, eksik ödemelerimi isteyebilir miyim? expand_more
Evet, isteyebilirsiniz. Eşit davranma ilkesi gereği işverenin aynı durumdaki çalışanları arasında haksız bir ayrım yapmaması gerekir. EYT kapsamında emekli olduğunuzda diğer işçilere fazladan ek menfaat ödenirken size ödenmediyse, sürece dair arabuluculuk anlaşmasını da baskı altında imzaladığınızı ispat ederek anlaşmanın iptalini ve eksik ödenen haklarınızı dava yoluyla talep edebilirsiniz. Ancak bu davanın görülebilmesi için iddialarınızı şahit ve benzeri delillerle ispatlamanız şarttır.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir