Anasayfa/ Karar Bülteni/ Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/608 E. 2025/2914 K.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2025/608 E. 2025/2914 K.

Bu karar, iş hukuku yargılamalarında adil yargılanma hakkının ve özelinde hukuki dinlenilme ile ispat hakkının sınırlarını net bir şekilde çizmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Yargıtay, tarafların gösterdiği tanıkların bir kısmının dinlenmesiyle yetinilebilmesi için mahkemenin maddi vakıa hakkında tam ve yeterli bir kanaate ulaşmış olması gerektiğini açıkça vurgulamıştır. Mevcut uyuşmazlıkta, mahkemenin hem dinlenen az sayıda tanığın beyanını iddiaları ispat için yetersiz bulması hem de duruşma salonu kapısında bekleyen diğer tanıkları davayı uzatma gerekçesiyle dinlemekten imtina etmesi açık bir hukuka aykırılık olarak değerlendirilmiştir.
search
6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No 2025/608
Karar No 2025/2914
Karar Tarihi 19.03.2025
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Hukuki dinlenilme hakkı adil yargılanmanın temelidir.
  • gavel Tanık dinletme hakkı ispat hakkının ayrılmaz parçasıdır.
  • gavel Yeterli kanaat oluşmadan tanık dinlemekten vazgeçilemez.
  • gavel İşverenle davası olan işçi tanık olarak dinlenebilir.
  • gavel İrade fesadı iddialarında tüm tanıklar dinlenmelidir.

Bu karar, iş hukuku yargılamalarında adil yargılanma hakkının ve özelinde hukuki dinlenilme ile ispat hakkının sınırlarını net bir şekilde çizmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Yargıtay, tarafların gösterdiği tanıkların bir kısmının dinlenmesiyle yetinilebilmesi için mahkemenin maddi vakıa hakkında tam ve yeterli bir kanaate ulaşmış olması gerektiğini açıkça vurgulamıştır. Mevcut uyuşmazlıkta, mahkemenin hem dinlenen az sayıda tanığın beyanını iddiaları ispat için yetersiz bulması hem de duruşma salonu kapısında bekleyen diğer tanıkları davayı uzatma gerekçesiyle dinlemekten imtina etmesi açık bir hukuka aykırılık olarak değerlendirilmiştir.

Ayrıca bu karar, uygulamada sıklıkla karşılaşılan "işverenle husumetli olan işçinin tanıklığına itibar edilmez veya bu kişiler tanık olarak dinlenemez" şeklindeki hatalı algıyı ortadan kaldırmaktadır. Yargıtay, usul hukukumuzda davalı işverenle kendi davası olan bir kişinin tanık olarak dinlenmesini engelleyen hiçbir kural bulunmadığını, hakimin tanık beyanlarını diğer delillerle birlikte serbestçe takdir edeceğini belirterek, benzer uyuşmazlıklardaki emsal etkisini ortaya koymuştur. Özellikle EYT ve arabuluculuk süreçlerinde irade fesadı iddialarının yoğunlaştığı günümüzde, mahkemelerin delil toplama konusundaki kısıtlayıcı tutumlarına karşı adil yargılanma hakkı kapsamında önemli bir güvence oluşturmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Uyuşmazlık; emekliliğe hak kazanan bir işçinin, işverenin EYT kapsamındaki personelle çalışmak istememesi üzerine baskı ve mobbing yoluyla işten ayrılmaya ve ihtiyari arabuluculuk sözleşmesi imzalamaya zorlandığı iddialarına dayanmaktadır. İşçi, iş sözleşmesinin sonlandırılması sürecinde iradesinin fesada uğratıldığını ve işten ayrılan bazı işçilere aylar süren ek menfaatler (fazladan maaş) sağlanırken kendisine bu ödemelerin yapılmamasının işverenin eşit davranma borcuna aykırı olduğunu belirterek dava açmıştır. Bu kapsamda davacı işçi, irade sakatlığı nedeniyle ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağının iptalini, ödenmeyen ek menfaatlerin, kıdem ve ihbar tazminatı farklarının davalı işverenden tahsil edilmesini talep etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Adil yargılanma hakkı ve bu hakkın en önemli unsuru olan hukuki dinlenilme hakkı, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.36 ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesi ile güvence altına alınmıştır. Ulusal hukukumuzda bu durum, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.27 kapsamında düzenlenmiştir. Bu maddeye göre davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak iddia, savunma, açıklama yapma ve ispat hakkını da kapsayan hukuki dinlenilme hakkına sahiptir. Tarafların iddia ve savunmalarını eşit koşullarda ileri sürebilmesi, silahların eşitliği ilkesinin bir gereğidir.

Tanık dinleme usullerine ilişkin kısıtlamalar ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.241 çerçevesinde belirlenmiştir. İlgili kurala göre; mahkeme, gösterilen tanıklardan bir kısmının tanıklığı ile ispat edilmek istenen husus hakkında yeter derecede bilgi edindiği takdirde, geri kalanların dinlenilmemesine karar verebilir. Bu kuralın yegane amacı, davayı uzatma niyetiyle hareket eden tarafın çabalarını engellemektir. Yeterli kanaate varılamadığı durumlarda veya tanıkların halihazırda duruşmada hazır edildiği hallerde bu kurala dayanılarak tanık dinlemekten vazgeçilemez. Ek olarak, usul hukukumuzda işverenle husumeti veya davası olan bir işçinin başka bir dosyada tanık olarak dinlenemeyeceğine dair herhangi bir kısıtlayıcı hüküm bulunmamaktadır; hakim bu beyanları serbestçe takdir eder.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Somut olayda, davacı işçi iddialarını ispatlamak amacıyla on kişilik bir tanık listesi sunmuş, ancak İlk Derece Mahkemesi bu tanıklardan sadece ikisini dinleyerek yargılamayı sonuçlandırmıştır. Mahkeme, dinlenmeyen diğer tanıkların işverenle seri davaları bulunmasını ve bazı tanıkların farklı dönemlerde işten ayrılmış olmasını gerekçe göstererek 6100 sayılı Kanun m.241 hükmü uyarınca bu talebi reddetmiştir.

Yargıtay incelemesinde ise mahkemenin bu kısıtlayıcı tutumu hatalı bulunmuştur. Davacı vekilinin duruşma tutanağına da yansıyan beyanında, dinlenmeyen iki tanığın halihazırda duruşma salonunun kapısında hazır beklediği açıkça ifade edilmiştir. Kapıda bekleyen tanıkların dinlenmemesinin, kanunun "davayı uzatmayı önleme" amacıyla bağdaşmadığı vurgulanmıştır. Bununla birlikte, mahkemenin dinlediği iki tanığın davacı lehine beyanda bulunmasına rağmen iddiaların ispatlanmadığı sonucuna varması, mahkemenin olay hakkında henüz "yeterli bilgi" edinmediğinin en büyük göstergesidir. Yeterli bilgi edinilmeden diğer tanıkların dinlenmesinden vazgeçilmesi kanuna açıkça aykırıdır.

Ayrıca, dinlenmeyen tanıkların işverenle kendi davaları olmasının onların tanıklığına engel teşkil etmeyeceği, hakimin bu beyanları serbestçe değerlendirme yetkisine sahip olduğu, peşin bir yargıyla tanık dinlemekten kaçınılamayacağı tespiti yapılmıştır. Mahkemenin eksik incelemeyle ve hukuki dinlenilme hakkını kısıtlayarak karar vermesi bozma nedeni yapılmıştır.

Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, eksik tanık dinlenmesi suretiyle davacının ispat ve hukuki dinlenilme hakkının kısıtlandığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararını kaldıran Bölge Adliye Mahkemesi kararını ortadan kaldırmış ve kararı bozmuştur.

İşverenle davalık olan eski çalışanım mahkemede şahidim olabilir mi? expand_more
Evet, olabilir. Yargıtay uygulamalarına göre, işverenle husumeti veya kendi davası olan bir işçinin tanık olarak dinlenmesini engelleyen herhangi bir yasal kısıtlama bulunmamaktadır. Hakim, bu kişilerin beyanlarını diğer delillerle birlikte serbestçe takdir eder ve sırf işverenle davası var diye tanık dinlemekten peşin bir yargıyla kaçınamaz.
Hakimin kapıda bekleyen şahitlerimi dinlememesi hukuka uygun mu? expand_more
Hayır, hukuka uygun değildir. İlgili usul kanununa göre mahkeme, ancak ispat edilmek istenen konu hakkında tam bir kanaate ulaştıysa davayı uzatma çabalarını engellemek amacıyla kalan tanıkları dinlemekten vazgeçebilir. Şahitlerin halihazırda duruşma kapısında beklediği hallerde, davayı uzatma niyeti gerekçe gösterilerek tanıkların dinlenmemesi hukuki dinlenilme ve ispat hakkının açık bir ihlalidir.
Mahkeme şahitlerimi dinlemeden delil yetersiz diyebilir mi? expand_more
Hayır, diyemez. Yargıtay'ın emsal kararına göre, mahkemenin dinlediği az sayıdaki tanığın beyanını iddiaların ispatı için yetersiz bularak, aynı zamanda gösterdiğiniz diğer tanıkları dinlemekten kaçınması hukuka aykırıdır. Mahkeme henüz maddi uyuşmazlık hakkında yeterli bilgi edinmediyse, hukuki dinlenilme hakkınız gereği diğer tanıklarınızı da dinlemek zorundadır.
Baskıyla imzalatılan arabuluculuk tutanağı iptal edilebilir mi? expand_more
Evet, irade sakatlığı kanıtlandığında iptal edilebilir. Özellikle EYT kapsamındaki personele yönelik işverenin mobbing veya baskı uygulayarak ihtiyari arabuluculuk sözleşmesi imzalamaya zorlaması durumunda irade fesadı (irade sakatlığı) oluşur. Bu tür iddiaların ispatı aşamasında tüm tanıkların dinlenmesi gerektiği, hukuka aykırı şekilde iradesi sakatlanan işçinin arabuluculuk anlaşma tutanağının iptalini mahkemeden talep edebileceği Yargıtay tarafından güvence altına alınmıştır.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir