Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Cemal Korkmaz vd. Kararı 2020/23918 B.

Anayasa Mahkemesi Cemal Korkmaz vd. Kararı 2020/23918 B.

Bu karar, idarenin hukuka aykırı olarak gerçekleştirdiği yıkım işlemleri neticesinde vatandaşların uğradığı maddi zararların eksiksiz bir biçimde karşılanması gerektiği yönünde çok net bir mesaj vermektedir. Anayasa Mahkemesi, idari yargı kararıyla hukuka aykırılığı kesin olarak saptanmış olan bir yıkım işleminde, idarenin vatandaşa yapının gerçek bedeli yerine yalnızca cüzi bir enkaz bedeli ödemesini mülkiyet hakkına açık bir müdahale olarak nitelendirmiştir. İdarenin eski hâle getirme (restitutio in integrum) ilkesi gereğince, hukuka aykırı işlem hiç tesis edilmemiş olsaydı kişi hangi durumda olacaksa onu o konuma getirmekle yükümlü olduğu son derece belirgin bir şekilde vurgulanmıştır.
search
7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 2. Bölüm
Başvuru No 2020/23918
Karar Tarihi 01.10.2025
Taraf Cemal Korkmaz vd.
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Hukuka aykırı yıkımda tam tazminat ödenmelidir.
  • gavel Mülkiyet hakkına müdahale kanuna dayanmalıdır.
  • gavel İdarenin hatalı işlemi mülkiyet hakkını ihlal eder.
  • gavel Enkaz bedeli ödenmesi zararı tam karşılamaz.
  • gavel Ruhsatsız yapının da ekonomik menfaati korunur.

Bu karar, idarenin hukuka aykırı olarak gerçekleştirdiği yıkım işlemleri neticesinde vatandaşların uğradığı maddi zararların eksiksiz bir biçimde karşılanması gerektiği yönünde çok net bir mesaj vermektedir. Anayasa Mahkemesi, idari yargı kararıyla hukuka aykırılığı kesin olarak saptanmış olan bir yıkım işleminde, idarenin vatandaşa yapının gerçek bedeli yerine yalnızca cüzi bir enkaz bedeli ödemesini mülkiyet hakkına açık bir müdahale olarak nitelendirmiştir. İdarenin eski hâle getirme (restitutio in integrum) ilkesi gereğince, hukuka aykırı işlem hiç tesis edilmemiş olsaydı kişi hangi durumda olacaksa onu o konuma getirmekle yükümlü olduğu son derece belirgin bir şekilde vurgulanmıştır.

Benzer davalardaki emsal etkisi oldukça yüksektir. Özellikle imar affı başvurusu sonuçlandırılmadan veya hukuka aykırı olarak idarece yıkılan kaçak ve ruhsatsız yapıların tazminat davalarında idare mahkemelerinin sadece enkaz bedeline hükmetme pratiğinin önüne geçecek güçlü bir içtihat niteliği taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, yapı ruhsatsız bile olsa kişilerin yıkılan yapıların kullanımı yönünden Anayasa kapsamında korunması gereken meşru bir ekonomik menfaatleri olduğunu kesin olarak teyit etmiştir. İdarenin haksız eylemleri sonucu doğan mali kayıpları tam olarak telafi etme yükümlülüğünün, idari işlemlerin hukuka uygunluğunu sağlama noktasında caydırıcı bir etki yaratması ve uygulamanın seyrini değiştirmesi beklenmektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucuların murisi, 1975 yılında satın aldığı hisseli taşınmaz üzerine bir ev inşa etmiş ve 1983 ile 1987 yıllarında imar affından yararlanmak için belediyeye başvurmuştur. Ancak belediye yönetimi bu imar affı başvurularını yıllarca sonuçlandırmamıştır. İlerleyen yıllarda bölgede yapılan imar uygulaması ile bu ev park ve yol alanında kalmış, başvuruculara ise başka bir parselden hisse verilmiştir.

Belediye, 2014 yılında söz konusu evin kaçak olduğu gerekçesiyle yıkım kararı almış ve akabinde evi yıkmıştır. Başvurucular, bu yıkım kararına karşı idare mahkemesinde iptal davası açarak kazanmış ve yıkım işleminin hukuka aykırı olduğu yargı kararıyla tescillenmiştir. Bunun üzerine başvurucular, haksız yıkım nedeniyle evlerinin gerçek bedelinin ödenmesi için belediyeye karşı tazminat davası açmıştır. Ancak idare mahkemesi, evin kaçak olması sebebiyle zararın tamamının değil, sadece enkaz bedelinin ödenmesine karar vermiştir. Başvurucular, idarenin hukuka aykırı eylemi nedeniyle oluşan zararın tümüyle karşılanmaması üzerine mülkiyet haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkı kapsamında yapılacak incelemelerde öncelikle müdahalenin kanuni dayanağı olup olmadığını sıkı bir denetime tabi tutmaktadır. Anayasa'nın 35. maddesi mülkiyet hakkını koruma altına alırken, 13. maddesi temel hak ve özgürlüklerin ancak kanunla sınırlandırılabileceğini emretmektedir. Mülkiyet hakkına yapılan müdahalelerde dikkate alınacak öncelikli ölçüt, müdahalenin kesin bir kanuni dayanağa sahip olmasıdır.

Yerleşik içtihat prensiplerine göre, ruhsatsız yapıların yıkılması durumunda dahi kişilerin bu yapıların kullanımı yönünden korunması gereken ekonomik bir menfaatleri ve mülkiyet hakları bulunmaktadır. İdarenin tesis ettiği bir işlemin hukuka aykırı olduğunun idare mahkemelerince iptal kararıyla saptanması durumunda, bu işleme dayalı olarak gerçekleştirilen fiili eylemlerin (somut olayda yıkım eyleminin) kanuni dayanaktan tamamen yoksun olduğu kabul edilmektedir.

Hukuk devleti ilkesinin temel bir gereği olarak idare, hukuka aykırı şekilde tesis ettiği işlemlerin sebep olduğu ihlalleri bütünüyle gidermek ve doğan zararları tam olarak tazmin etmekle yükümlüdür. Bu noktada evrensel bir hukuk kuralı olan "eski hâle getirme (restitutio in integrum)" ilkesi devreye girmektedir. Bu ilke, kişiyi hukuka aykırı idari işlem hiç tesis edilmemiş olsaydı hangi konumda olacaksa ona mümkün olduğunca en yakın konuma getirmeyi zorunlu kılmaktadır.

Uyuşmazlığın temelinde yatan 3194 sayılı İmar Kanunu m.32 uyarınca tesis edilen yıkım işleminin bizzat idare mahkemesince hukuka aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında, zararın hesaplanmasında yapının yasal durumunun aleyhe yorumlanması mümkün değildir. İdarenin haksız eylemiyle oluşan tüm mali kayıpların telafi edilmesi, Anayasa'nın 5. maddesi bağlamında devlete yüklenen hak ihlallerinin önlenmesi ve caydırıcı tedbirler alınması ödevinin de ayrılmaz bir parçasıdır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda öncelikle idarenin yıkım kararının hukuki niteliğini ele almıştır. Başvurucuların murisi tarafından inşa edilen yapıya ilişkin imar affı başvurusunun idare tarafından yıllarca sonuçlandırılmadığı ve sonrasında 3194 sayılı İmar Kanunu m.32 uyarınca tesis edilen yıkım işleminin idari yargı yerlerince hukuka aykırı bulunarak net bir şekilde iptal edildiği tespit edilmiştir. Mahkemenin iptal kararıyla birlikte, belediyenin gerçekleştirdiği yıkım eyleminin kanuni dayanaktan tamamen yoksun olduğu kesinleşmiştir. Müdahalenin en temel şart olan kanunilik şartını taşımadığı anlaşıldıktan sonra, Anayasa Mahkemesi tarafından bu ağır ihlalin idarece ödenen tazminatla giderilip giderilmediği hususu derinlemesine irdelenmiştir.

Dosyaya sunulan sulh hukuk mahkemesi delil tespiti bilirkişi raporuyla, söz konusu yapının gerçek bedelinin 71.100 TL, enkaz bedelinin ise bunun yalnızca yüzde onuna denk gelen 7.113 TL olduğu teknik olarak belirlenmiştir. Derece mahkemeleri, hukuka aykırılığı kesinleşmiş bir mahkeme kararıyla sabit olan yıkım eylemine rağmen idareyi sadece cüzi miktardaki enkaz bedelini ödemekle sorumlu tutmuş ve tazminat davasının geri kalan önemli kısmını reddetmiştir. Anayasa Mahkemesi ise yargı mercilerinin bu yaklaşımının, hukuka aykırı idari işlem nedeniyle doğan zararın tam olarak karşılanması ilkesiyle hiçbir şekilde bağdaşmadığını vurgulamıştır.

Mahkemenin tespitine göre idarenin, hukuka aykırı şekilde yıktığı yapı sebebiyle meydana gelen gerçek zararın tamamını tazmin ederek hukuka aykırılığı bütünüyle ortadan kaldırması gerekmektedir. Yalnızca yapının gerçek bedelinin yaklaşık yüzde onluk bir kısmının ödenmesi, idarenin haksız yıkım eylemiyle mülkiyet hakkına yaptığı ağır müdahalenin ve buna bağlı hak ihlalinin aynen devam etmesine yol açmıştır. Ortaya çıkan zarar tam olarak giderilmediğinden, eski hâle getirme ilkesi derinden zedelenmiş ve bireylere tanınan anayasal mülkiyet hakkı güvenceleri tamamen etkisiz bırakılmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, başvurucuların mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiş ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla yeniden yargılama yapılmak üzere başvuruyu kabul etmiştir.

Kaçak evimi belediye haksız yere yıktı, sadece enkaz parası veriyor. Ne yapmalıyım? expand_more
Anayasa Mahkemesi'nin güncel içtihatlarına göre, idarenin gerçekleştirdiği yıkım işleminin hukuka aykırı olduğu yargı kararıyla kesin olarak saptanmışsa, idarenin yapının gerçek bedeli yerine yalnızca cüzi bir enkaz bedeli ödemesi mülkiyet hakkınıza açık bir müdahale teşkil eder. Hukuk devleti ilkesi ve "eski hâle getirme (restitutio in integrum)" evrensel kuralı gereğince, idare hukuka aykırı işleminin sebep olduğu tüm ihlalleri gidermek ve doğan zararları tam olarak tazmin etmekle yükümlüdür. Bu bağlamda idareye karşı, sadece enkaz bedelini değil gerçek zararın tümünü talep edeceğiniz bir tam yargı (tazminat) davası açarak hakkınızı aramalısınız.
Evimin ruhsatı yoktu ama belediye haksız yere yıktı. Evin tam değerini alabilir miyim? expand_more
Evet, Anayasa Mahkemesi emsal kararlarında bu hususu güvence altına almıştır. Yapınız ruhsatsız bile olsa, bu yapının kullanımı yönünden Anayasa kapsamında korunması gereken meşru bir ekonomik menfaatiniz ve mülkiyet hakkınız bulunmaktadır. İdare mahkemesince yıkım kararının iptal edilmiş olması, söz konusu yıkım eyleminin kanuni dayanaktan tamamen yoksun olduğu anlamına gelir. Mahkeme, hukuka aykırılığı sabit olan bir durumda zararın hesaplanırken yapının ruhsatsız (yasal) durumunun aleyhe yorumlanamayacağını kesin olarak ifade etmektedir. Dolayısıyla mülkiyetinizin tam gerçek bedelinin tarafınıza ödenmesi yasal bir haktır.
İmar affı beklerken evim yıkıldı. Zararımın tamamını belediyeden isteyebilir miyim? expand_more
İmar affı başvurunuz idare tarafından yıllarca sonuçlandırılmamış ve üzerine tesis edilen yıkım kararı idari yargı tarafından hukuka aykırı bulunarak iptal edilmişse, idarenin ortaya çıkan zararın tümünü karşılaması zorunludur. Sadece enkaz bedelinin ödenerek gerçek zararın karşılanmaması, eski hâle getirme ilkesini zedelediği gibi bireylere tanınan anayasal mülkiyet hakkı güvencelerini de etkisiz bırakmaktadır. Anayasa'nın 5. maddesi bağlamında, devletin haksız eylemiyle oluşan tüm mali kayıpları telafi etme yükümlülüğü bulunduğundan, idare mahkemelerinde zararınızın eksiksiz ödenmesini talep edebilirsiniz.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir