Karar Bülteni
YARGITAY 3. CD 2022/26180 E. 2023/94 K.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Daire | Yargıtay 3. Ceza Dairesi |
| Esas No | 2022/26180 |
| Karar No | 2023/94 |
| Karar Tarihi | 17.01.2023 |
| Dava Türü | Ceza Davası |
| Karar Sonucu | Bozma |
| Karar Linki | Yargıtay Karar Arama |
- HTS kayıtları detaylı bilirkişi incelemesine tabi tutulmalıdır.
- Etkin pişmanlık indirimi sanığın samimiyetine göre belirlenir.
- Varsayıma dayalı hukuki değerlendirme ile ceza artırılamaz.
- Tanık beyanları bizzat mahkeme huzurunda tartışılmalıdır.
Yargıtay 3. Ceza Dairesinin bu kararı, silahlı terör örgütü üyeliği suçlamasıyla yargılanan sanıklar açısından ankesörlü aramaların ve HTS kayıtlarının hukuki delil değerini netleştirmektedir. Yargıtay, salt sabit hat ve ankesörlü aramaların varlığını yeterli bir mahkumiyet sebebi olarak görmemiş; bu aramaların "0" saniyeli çağrılar dâhil olmak üzere uzman bilirkişilerce teknik ve detaylı bir analize tabi tutulması gerektiğini şart koşmuştur. Aramaların ardışık veya periyodik olup olmadığı, arama saatleri ve aranan diğer kişilerin hiyerarşik veya rütbe açısından denklikleri gibi spesifik unsurların araştırılması zorunlu kılınmıştır. Aynı zamanda, etkin pişmanlık kapsamında sanığın verdiği bilgilerin önem derecesine uygun oranda, hakkaniyetli bir indirim yapılması gerektiği kesin bir dille içtihat edilmiştir.
Benzer davalarda emsal niteliği taşıyan bu karar, alt derece mahkemelerinin eksik soruşturma ile karar veremeyeceklerini ve toplanan delilleri eksiksiz bir biçimde mahkeme huzurunda tartışmaya açmaları gerektiğini göstermektedir. Özellikle, UYAP bilgi havuzunda sanık aleyhine olabilecek itirafçı veya tanık beyanlarının etraflıca araştırılması ve bu kişilerin usulünce mahkeme önünde dinlenmesi zorunluluğu, adil yargılanma hakkının temel bir teminatı olarak karşımıza çıkmaktadır. Uygulamada bu karar, etkin pişmanlık indirimlerinin belirlenmesinde varsayıma dayalı aleyhe yorum yapılmasının önüne geçerek sanıkların samimi ikrarlarının korunmasını ve adil bir cezalandırma dengesi kurulmasını hedeflemektedir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, Hava Kuvvetleri Komutanlığında üsteğmen olarak görev yaparken ihraç edilen sanık hakkında, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan dava açılmıştır. Sanığın, ankesörlü ve sabit hatlar üzerinden mahrem imamlarla ardışık olarak iletişim kurduğu, katalog evlilik yaptığı ve örgüt hiyerarşisine dahil olduğu iddia edilmiştir. Sanık müdafii ise iddiaları reddederek, HTS kayıtlarının tek başına kesin delil sayılamayacağını, dinlenmeyen tanıkların bulunduğunu, müvekkilinin katalog evlilik yapmadığını ve sanık hakkında uygulanacak etkin pişmanlık indiriminin en üst sınırdan yapılması gerektiğini savunmuştur. İlk derece mahkemesi sanığı suçlu bularak hapis cezası vermiş, istinaf mahkemesi de kararı ufak ibare düzeltmeleriyle onamıştır. Bunun üzerine sanık tarafı kararı temyiz etmiş ve uyuşmazlık Yargıtay önüne taşınmıştır.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Uyuşmazlığın çözümünde dayanılan temel yasal düzenlemeler ve Yargıtay içtihatları şu şekildedir:
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.314/2 kapsamında silahlı terör örgütüne üye olma suçu düzenlenmiştir. Bir kimsenin bu suçtan cezalandırılabilmesi için örgüt hiyerarşisine organik bağ ile dahil olması ve eylemlerinin süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk arz etmesi şarttır. Silahlı terör örgütü üyeliği suçlamalarında, özellikle mahrem yapılanma içerisindeki faaliyetlerin somut ve her türlü şüpheden uzak delillerle kanıtlanması gerekmektedir.
Bununla birlikte, dosyada büyük önem taşıyan ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.221/4 çerçevesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümleri, örgüt mensuplarının işledikleri suçtan pişmanlık duyarak örgütün yapısı, faaliyetleri ve diğer mensupları hakkında yeterli ve samimi bilgi vermeleri hâlinde sanığın cezasında belirli oranlarda indirim yapılmasını öngörmektedir. Bu kapsamda yapılacak olan üçte birden dörtte üçe kadar indirim oranı; failin yakalandıktan sonra verdiği bilgilerin faydalılık derecesine, örgütün çökertilmesindeki katkısına, samimiyetine ve bilgilerin verildiği aşamaya göre mahkemece adalet ve hakkaniyet kuralları çerçevesinde takdir edilir.
Yargıtay içtihatlarına göre, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.217 uyarınca hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda taraflarca tartışılmış delillere dayandırabilir. Hukuka uygun delil standartları gereği, ankesörlü veya sabit hatlardan yapılan aramalar kendi başına nihai kanıt olarak kabul edilemez. HTS kayıtlarının teknik analizden geçirilmesi, aranma sayısının, periyodik veya ardışık aranma durumlarının, çağrıların saatlerinin ve diğer aranan asker şahıslarla rütbe ve kuvvet denkliklerinin uzman bilirkişilerce incelenmesi zorunludur. Ayrıca tanık veya itirafçı beyanlarının usulüne uygun şekilde mahkemede dinlenilmesi, savunma hakkının etkin kullanılabilmesi için adil yargılanma ilkesinin emredici bir kuralıdır.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Yargıtay 3. Ceza Dairesi, dosya kapsamındaki tüm delilleri, yerel mahkeme kararını ve istinaf incelemesini titizlikle değerlendirdiğinde, sanığın eylemlerinin silahlı terör örgütü üyeliği boyutuna ulaştığını kabul etmekle birlikte, yargılama sürecindeki usul ve esas eksikliklerine dikkat çekmiştir.
İlk olarak Yargıtay, sanığın ankesörlü hatlardan aranması meselesinde soruşturmanın eksik yürütüldüğünü belirtmiştir. BTK'dan alınan HTS baz istasyonu kayıtlarının "0" saniyeli çağrılar da dahil edilecek şekilde uzman bir bilirkişi tarafından detaylı bir analize tabi tutulması gerektiği vurgulanmıştır. Bu analizde; aramaların periyodik veya ardışık olup olmadığı, konuşma süreleri, sanığın farklı telefonlardan aranıp aranmadığı, ardışık aramaya dahil olan şahısların aynı kuvvet komutanlığına mensup olup olmadıkları veya rütbe denklikleri gibi kritik hususların bilimsel bir raporla somut olarak ortaya konulması gerektiği ifade edilmiştir.
İkinci olarak, sanıkla ardışık olarak arandığı tespit edilen diğer şahısların ve sanığa daha önce mobbing uyguladıklarını belirttiği kişilerin açık kimliklerinin tespit edilerek, haklarında yürütülen herhangi bir soruşturma olup olmadığının araştırılması zorunlu kılınmıştır. Ayrıca UYAP sisteminde bulunan örgütlü suçlar bilgi havuzu taranarak sanık hakkında başkaca tanık veya itirafçı beyanı bulunup bulunmadığı teyit edilmelidir. Bu şahısların mahkeme huzurunda usulünce dinlenmeden ve tartışılmadan hüküm kurulması, net bir şekilde eksik inceleme olarak değerlendirilmiştir.
Son olarak Daire, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması safhasını ele almıştır. Sanığın yakalandıktan sonra soruşturma ve kovuşturma aşamalarında örgüt içindeki konumu, örgütün yapısı ve mensupları hakkında verdiği bilgilerin faydalılık derecesi dikkate alınmalıdır. Etkin pişmanlık için öngörülen yasal şartları taşıyan sanık hakkında, hakkaniyete uygun ve adil bir oranda üst sınırdan indirim yapılması gerekirken, yerel mahkemenin yetersiz gerekçelerle eksik indirim uygulayarak fazla ceza tayiniyle hüküm kurması hukuka aykırı bulunmuştur. Ayrıca temel cezadan artırım yapılırken ilgili yasa maddesinin eksik gösterilmesi de usul yönünden bir hata olarak saptanmıştır.
Sonuç olarak Yargıtay 3. Ceza Dairesi, sanık hakkında eksik araştırma yapılması ve etkin pişmanlık indiriminin hatalı değerlendirilmesi gerekçeleriyle Bölge Adliye Mahkemesi kararını bozmuştur.