Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Turgut Akyol Kararı 2020/39499 B.

Anayasa Mahkemesi Turgut Akyol Kararı 2020/39499 B.

Bu karar, beraatle sonuçlanan yargılamalar sonrasında haksız koruma tedbirleri nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davalarında hükmedilecek tazminat miktarlarının belirlenmesi açısından büyük bir hukuki önem taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, haksız gözaltı nedeniyle hükmedilen tazminatın sembolik düzeyde kalmasının, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlali anlamına geldiğini net bir şekilde ortaya koymuştur. Ödenen tutarın, bireyin uğradığı manevi zararı telafi etmekten uzak ve hakkın özünü zedeleyecek kadar düşük olmaması gerektiği vurgulanmıştır.
search

Anayasa Mahkemesi
Turgut Akyol Kararı 2020/39499 B.

7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 2. Bölüm
Başvuru No 2020/39499
Karar Tarihi 26.03.2025
Taraf Turgut Akyol
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
Öne Çıkan Hükümler
Haksız gözaltı tazminatı makul seviyede olmalıdır.
Ödenen tazminat hakkın özünü zayıflatacak kadar düşük olamaz.
İmza yükümlülüğü için tazminat hakkı kanunda öngörülmemiştir.
Deprem gibi mücbir sebepler başvuru mazereti sayılır.

Bu karar, beraatle sonuçlanan yargılamalar sonrasında haksız koruma tedbirleri nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davalarında hükmedilecek tazminat miktarlarının belirlenmesi açısından büyük bir hukuki önem taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, haksız gözaltı nedeniyle hükmedilen tazminatın sembolik düzeyde kalmasının, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlali anlamına geldiğini net bir şekilde ortaya koymuştur. Ödenen tutarın, bireyin uğradığı manevi zararı telafi etmekten uzak ve hakkın özünü zedeleyecek kadar düşük olmaması gerektiği vurgulanmıştır.

Ayrıca, haftada bir gün imza atma şeklindeki adli kontrol tedbirinin hürriyeti bağlayıcı nitelikte olmadığı ve mevcut yasal düzenlemelerde bu tedbir için açık bir tazminat hakkı öngörülmediği belirtilmiştir. Bu durum, adli kontrol tedbirlerinden kaynaklanan tazminat taleplerinin hukuki sınırlarını netleştirmektedir.

Uygulamadaki emsal etkisi bakımından bu karar, ağır ceza mahkemelerinin haksız tutuklama ve gözaltı tazminatlarını belirlerken Anayasa Mahkemesinin güncel standartlarını ve benzer davalardaki asgari tutarlarını dikkate almalarını zorunlu kılmaktadır. Mahkemelerin, kişinin sosyal ve ekonomik durumu ile tedbirin süresini göz önünde bulundurarak hakkaniyete uygun ve tatmin edici tazminatlara hükmetmesi gerektiği yerleşik bir içtihat olarak pekiştirilmiştir. Öte yandan karar, İzmir depremi gibi ağır yıkıma yol açan doğal afetlerin, yasal başvuru sürelerinin kaçırılmasında geçerli bir mücbir sebep ve mazeret olarak kabul edileceğini göstererek adalete erişim ve hak arama hürriyeti bakımından da önemli bir güvence sunmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu, terör örgütü üyeliği suçlamasıyla yürütülen bir soruşturma kapsamında iki gün boyunca gözaltında kalmış ve sonrasında haftada bir gün imza verme adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştır. Yapılan ceza yargılaması sonucunda başvurucunun atılı suçu işlemediği anlaşılarak beraatine karar verilmiş ve bu karar kesinleşmiştir. Beraat ettikten sonra başvurucu, haksız yere gözaltında tutulduğu ve adli kontrol altında kaldığı süreler için devletten maddi ve manevi tazminat talep ederek dava açmıştır. Ağır Ceza Mahkemesi, başvurucuya gözaltında kaldığı iki gün için yalnızca 66,70 TL maddi ve 200 TL manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir. İstinaf mahkemesi ise maddi tazminatı tamamen kaldırmış, 200 TL'lik manevi tazminatı ise onaylamıştır. Başvurucu, hem hükmedilen tazminatın çok düşük ve yetersiz olduğunu hem de adli kontrol süreci için tazminat verilmemesinin haksızlık olduğunu belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı incelerken temel olarak Anayasa'nın 19. maddesinde düzenlenen kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile 36. maddesinde yer alan adil yargılanma hakkı kurallarına dayanmıştır.

Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncu fıkrası, haksız bir şekilde yakalanan, gözaltına alınan veya tutuklanan kişilerin uğradıkları maddi ve manevi zararların devlet tarafından ödenmesini temel bir insan hakkı olarak güvence altına almaktadır. Bu anayasal güvence, iç hukukumuzda 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.141 hükmüyle somutlaştırılmış ve beraat eden kişilere tazminat talep etme hakkı yasal bir zemine kavuşturulmuştur. Anayasa Mahkemesi yerleşik içtihatlarına göre, 5271 sayılı Kanun m.141 kapsamında ödenecek manevi tazminatın miktarı, benzer durumlarda yüksek mahkemenin bizzat hükmettiği tazminat miktarlarına göre kayda değer ölçüde düşük olmamalıdır. Tazminatın belirlenmesinde hakkaniyet kuralları gereği kişinin sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, haksız koruma tedbirinin kişi üzerinde bıraktığı olumsuz etkiler ve tedbirin süresi mutlaka dikkate alınmalıdır. Sembolik ve hakkın özünü zayıflatacak kadar düşük belirlenen tazminatlar, Anayasa'nın 19. maddesini açıkça ihlal eder.

Öte yandan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.141 hükmünde, sadece imza atmak suretiyle adli kontrol altında kalma nedeniyle uğranılan zararların tazminine imkân veren açık veya zımni bir düzenleme bulunmamaktadır. Anayasa Mahkemesi, imza atma şeklindeki adli kontrol tedbirlerinin kişi hürriyetini doğrudan kısıtlamadığını ve kanun tarafından açıkça kabul edilmiş bir tazminat hakkı doğurmadığını vurgulamaktadır. Bu sebeple, imza yükümlülüğü gibi adli kontrol tedbirleri nedeniyle açılan tazminat davaları, adil yargılanma hakkı kapsamında savunulabilir medeni nitelikte bir hak olarak değerlendirilmemekte ve bu taleplere ilişkin iddialar konu bakımından yetkisizlik kapsamında kalmaktadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda öncelikle başvurunun süresinde yapılıp yapılmadığını değerlendirmiştir. Başvurucu vekilinin, İzmir depremi nedeniyle ofisinin yıkıldığına ve dava evraklarına ulaşamadığına yönelik mazereti geçerli bir mücbir sebep olarak kabul edilmiş ve başvuru süresinde yapılmış sayılmıştır.

Esas yönünden yapılan incelemede, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi tarafından başvurucunun gözaltında kaldığı dönemde maaşını tam olarak aldığı tespitiyle maddi tazminat talebinin reddedilmesi, olayın koşulları çerçevesinde orantısız bulunmamıştır. Ancak manevi tazminat yönünden yapılan incelemede, derece mahkemesi tarafından iki günlük haksız gözaltı süresi için nihai olarak hükmedilen 200 TL manevi tazminatın son derece yetersiz olduğu tespit edilmiştir. Anayasa Mahkemesinin benzer nitelikteki ihlal kararlarında, kararın verildiği 2020 yılı itibarıyla bir günlük haksız gözaltı için hükmettiği asgari tutarın 600 TL olduğu hatırlatılmıştır. Bu doğrultuda, hükmedilen 200 TL tutarındaki tazminatın, başvurucunun uğradığı manevi zararı karşılamaktan uzak olduğu ve tazminat hakkının özünü zayıflatacak kadar düşük seviyede kaldığı vurgulanmıştır.

Başvurucunun adli kontrol tedbiri nedeniyle tazminat ödenmemesine yönelik şikâyeti ise adil yargılanma hakkı kapsamında değerlendirilmiştir. Anayasa Mahkemesi, imza atma şeklindeki adli kontrol tedbirinin kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik ağır bir müdahale oluşturmadığını belirtmiştir. Bu tedbirden kaynaklanan zararların tazmini için yasalarda açık veya dolaylı bir dayanak bulunmadığı, dolayısıyla bu talebin medeni bir hak niteliği taşımadığı sonucuna varılmıştır. Bu nedenle adli kontrol tedbiri yönünden yapılan başvuru, konu bakımından yetkisizlik nedeniyle reddedilmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, haksız gözaltı için hükmedilen tazminatın yetersiz olması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Boş yere gözaltında kaldım, mahkeme çok az para verdi. Ne yapabilirim? expand_more
Haksız yere gözaltına alınmanız ve sonrasında beraat etmeniz durumunda, devletten maddi ve manevi tazminat talep etme hakkınız Anayasa'nın 19. maddesi ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesi ile güvence altına alınmıştır. Anayasa Mahkemesi, haksız gözaltı nedeniyle hükmedilen tazminatın sembolik düzeyde kalmasını ve hakkın özünü zedeleyecek kadar düşük olmasını kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının açık bir ihlali olarak kabul etmektedir. Mahkemelerin, haksız koruma tedbirinin sizin üzerinizde bıraktığı olumsuz etkileri, sosyal ve ekonomik durumunuzu göz önünde bulundurarak hakkaniyete uygun, tatmin edici bir tazminata hükmetmesi zorunludur. Eğer size ödenen tutar (örneğin iki gün için 200 TL gibi) manevi zararı telafi etmekten uzaksa, olağan kanun yollarını tükettikten sonra Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunarak hakkınızın ihlal edildiğini tespit ettirebilirsiniz.
Karakola imza vermeye gittim, beraat edince bunun için tazminat alabilir miyim? expand_more
Mevcut yasal düzenlemelerimize göre, sadece haftada bir gün karakola imza atma şeklindeki adli kontrol tedbiri, hürriyeti bağlayıcı nitelikte ağır bir müdahale olarak değerlendirilmemektedir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun tazminat hakkını düzenleyen 141. maddesinde, yalnızca imza atma yükümlülüğü nedeniyle uğranılan zararların devletten talep edilmesine imkân veren açık veya zımni bir düzenleme bulunmamaktadır. Anayasa Mahkemesi de bu durumu adil yargılanma hakkı kapsamında savunulabilir medeni nitelikte bir hak olarak görmemekte ve imza yükümlülüğünden kaynaklı tazminat taleplerini konu bakımından yetkisizlik nedeniyle reddetmektedir. Bu nedenle, yargılama sonunda beraat etseniz dahi sadece imza atma şeklindeki adli kontrol süreciniz için hukuken tazminat almanız mümkün değildir.
Deprem yüzünden dava açma süresini kaçırdım, hakkım yandı mı? expand_more
Hukuk sistemimizde, doğal afetler gibi ağır sonuçlar doğuran öngörülemez durumlar hak arama hürriyeti ve adalete erişim hakkı kapsamında titizlikle değerlendirilmektedir. Anayasa Mahkemesi, deprem gibi ağır yıkıma yol açan felaketler nedeniyle evraklara ulaşılamaması veya resmi işlemlerin yürütülememesi gibi durumları, yasal başvuru sürelerinin kaçırılmasında geçerli bir "mücbir sebep" ve haklı bir mazeret olarak kabul etmektedir. Dolayısıyla, elinizde olmayan bu tür zorlayıcı doğa olayları sebebiyle süreyi kaçırmış olmanız hakkınızın doğrudan yandığı anlamına gelmez. Yaşadığınız mücbir sebebi ilgili yargı merciine usulüne uygun şekilde bildirdiğiniz takdirde, mazeretiniz kabul edilecek ve başvurunuz süresinde yapılmış sayılarak incelenebilecektir.
star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir