Anasayfa Karar Bülteni AYM | Halil Korkulu | BN. 2020/22994

Karar Bülteni

AYM Halil Korkulu BN. 2020/22994

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2020/22994
Karar Tarihi 12.06.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Hak sınırlandırmaları kanuni bir dayanağa sahip olmalıdır.
  • İdari kararla temel hak ve özgürlükler kısıtlanamaz.
  • Aynı cezaevindeki eşlerin iletişim hakkı korunmalıdır.
  • Aile hayatına saygı hakkı öngörülebilir şekilde sınırlanabilir.

Bu karar, ceza infaz kurumlarında tutulan ve aralarında aile bağı bulunan mahpusların iletişim haklarının olağanüstü durumlarda dahi hukuki bir temele dayanmaksızın idari kararlarla kısıtlanamayacağını açıkça ortaya koyması bakımından hukuken büyük bir önem taşımaktadır. Özellikle COVID-19 salgını gibi olağanüstü koşullar öne sürülerek alınan idari tedbirlerin, temel hak ve özgürlüklere müdahale teşkil ettiği durumlarda mutlaka öngörülebilir bir kanuni dayanağa sahip olması gerektiği vurgulanmıştır. Anayasa Mahkemesi, yasama organı tarafından getirilmeyen bir sınırlandırmanın idari makamlarca doğrudan ihdas edilemeyeceğini belirterek, idarenin takdir yetkisinin anayasal hakları ortadan kaldıracak boyutta kullanılamayacağını hüküm altına almıştır.

Benzer davalarda ve uygulamadaki emsal etkisi açısından bu karar, cezaevi yönetimlerinin mahpusların haberleşme ve görüşme haklarına yönelik alacağı kısıtlayıcı tedbirlerin sınırlarını net bir şekilde çizmektedir. Salgın hastalık veya benzeri güvenlik ve sağlık gerekçeleriyle uygulanacak temel hak kısıtlamalarının salt idari genelgelere, talimatlara veya kurum içi idari kararlara dayandırılamayacağı ilkesi yerleşik hâle gelmiştir. Bu durum, idari makamların kısıtlayıcı işlem tesis ederken kanunilik ilkesine katı bir şekilde uymaları zorunluluğunu pekiştirmekte, mahpusların aile hayatına saygı hakkının ve haberleşme hürriyetinin korunması noktasında oldukça güçlü bir hukuki güvence oluşturmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Uyuşmazlık, Tokat T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan başvurucunun, kendisiyle aynı ceza infaz kurumunda tutuklu olarak bulunan eşiyle telefon aracılığıyla iletişim kurma talebinin reddedilmesinden kaynaklanmaktadır. Başvurucu, COVID-19 salgını döneminde yüz yüze görüşmelerin tamamen iptal edilmesi nedeniyle eşiyle hiç değilse telefon üzerinden görüşebilmek istemiş ve cezaevi yönetimine başvurmuştur. Ancak cezaevi idaresi, salgın hastalık tedbirleri kapsamında tüm kapalı ve açık görüşlerin ertelendiğini, aynı kurum içinde bulunan kişilerin telefonla görüşmesine dair yasal bir düzenleme olmadığını ve sadece iç posta yoluyla haberleşebileceklerini belirterek bu talebi reddetmiştir. Başvurucunun idarenin bu kararına karşı infaz hâkimliğine ve ağır ceza mahkemesine yaptığı itirazların da usul ve yasaya uygunluk gerekçesiyle reddedilmesi üzerine, aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasıyla bireysel başvuruda bulunulmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı çözerken temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması rejimini ve ceza infaz kurumlarındaki mahpusların haklarını düzenleyen temel hukuk kurallarını dikkate almıştır. Bu bağlamda, Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan aile hayatına saygı hakkı ve hakların sınırlandırılması rejimi değerlendirmenin merkezinde yer almaktadır.

Mahpusların görüşme ve iletişim hakkı, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun m.83 hükmüyle yasal güvence altına alınmıştır. Bu kanun uyarınca hükümlüler; eş, üçüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımları ile vasisi veya kayyımı ile haftada bir kez görüşme hakkına sahiptir. Ayrıca söz konusu kanuna dayanılarak çıkartılan Hükümlü ve Tutukluların Ziyaret Edilmeleri Hakkında Yönetmelik m.9 düzenlemesine göre, aynı ceza infaz kurumu yerleşkesinde barındırılan mahpusların, gerekli şartları taşımaları hâlinde birbirleriyle görüşebilecekleri belirtilmektedir.

Uyuşmazlığın çözümünde en temel anayasal prensip olarak kanunilik ilkesi vurgulanmıştır. Temel hak ve özgürlükleri kısıtlayıcı nitelikteki düzenlemelerin ancak yasama organı tarafından kanunla yapılabileceği, hak ve özgürlükleri sınırlandıran kurallara ilişkin yorum ve idari uygulamaların kuralın kapsamını genişletici nitelikte olmaması gerektiği yerleşik bir içtihat prensibidir. Yargı makamlarının ve idarenin, temel hakları sınırlandırırken kanunun çizdiği çerçevenin dışına çıkamayacağı, idari makamların kendi iç talimat ve kararlarıyla hak sınırlandırması ihdas edemeyeceği ilkesi esastır. Hukuk devletinde kısıtlayıcı tedbirlerin kapsam ve süresinin öngörülebilir bir kanuni dayanağa sahip olması bir zorunluluktur.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun aynı ceza infaz kurumunda bulunan eşiyle telefonla görüşme talebinin reddedilmesine ilişkin süreci incelemiş ve söz konusu idari işlemin hukuki temellerini değerlendirmiştir. Başvurucunun eşiyle iletişim kurma talebinin idarece reddedilmesinin, Anayasa'nın 20. maddesi kapsamında aile hayatına saygı hakkına yönelik açık bir müdahale olduğu tespit edilmiştir. Mahkeme, bu müdahalenin Anayasa'nın öngördüğü güvencelere uygun kabul edilebilmesi için ilk ve en temel şart olan kanunilik ilkesini sağlayıp sağlamadığını mercek altına almıştır.

Somut olayda, COVID-19 salgınının önlenmesi gerekçesiyle başvurucunun talebi reddedilmiş olsa da, aynı ceza infaz kurumunda bulunan eşlerin birbirleriyle telefonla görüşme hakkının kısıtlanmasına imkân veren, sınırları ve süresi öngörülebilir açık bir kanuni düzenlemenin bulunmadığı belirlenmiştir. Ziyaret ve iletişim hakkına yönelik söz konusu katı kısıtlamaların, doğrudan kanunlara değil, ceza infaz kurumlarına gönderilen idari talimat yazıları ve idari makam kararları doğrultusunda hayata geçirildiği tespit edilmiştir.

Demokratik bir toplum düzeninde temel hak ve hürriyetleri sınırlandıran bir tedbirin, amacı ne kadar meşru olursa olsun salt idari bir işleme ve genelgeye dayanması durumunda kanunilik şartını sağlamış sayılamayacağı vurgulanmıştır. İdarenin, yasal takdir alanı içinde olmayan ve doğrudan yasal bir düzenleme gerektiren bir konuda idari kararla temel hakları sınırlandırması hukuken kabul edilemez bulunmuştur. Bu bağlamda, başvurucunun eşiyle iletişiminin tamamen koparılmasına neden olan müdahalenin kanuni temelinin bulunmadığı anlaşıldığından, diğer anayasal güvence ölçütlerinin incelenmesine dahi gerek görülmemiştir. Aile hayatına saygı hakkına yapılan bu müdahale, kanunilik şartını taşımadığı için anayasal güvencelere aykırı bulunmuştur.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, başvurucunun aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: