Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Mehmet Şakir Uygar Kararı 2020/22137 B.

Anayasa Mahkemesi Mehmet Şakir Uygar Kararı 2020/22137 B.

Bu karar, kanun yolu mercilerinin verdikleri kararlardan dönmeleri hâlinde bu durumu makul ve tatmin edici bir gerekçeyle açıklamak zorunda olduklarını hukuken kesin bir biçimde ortaya koymaktadır. Somut olayda Danıştay, idarenin hizmet kusuru bulunduğuna dair daha önce verdiği detaylı bozma kararını, karar düzeltme aşamasında hiçbir yeni veya makul gerekçe sunmadan kaldırmış ve davanın reddine dair ilk derece mahkemesi kararını onamıştır. Anayasa Mahkemesi, bu durumun adil yargılanma hakkının en temel yapı taşlarından olan gerekçeli karar hakkını ciddi şekilde zedelediğini açıkça belirtmiştir. Karar, aynı zamanda kamu görevlilerinden kaynaklanan kötü muamele iddialarında öncelikle ceza soruşturması yolunun mutlaka tüketilmesi gerektiğini, salt tam yargı davası açılmasının yeterli bir hukuki koruma sağlamadığını teyit etmektedir.
search
7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 1. Bölüm
Başvuru No 2020/22137
Karar Tarihi 14.10.2025
Taraf Mehmet Şakir Uygar
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Gerekçesiz dönülen bozma kararı adil yargılanmayı zedeler.
  • gavel Kanun yolu merciinin gerekçesi tatmin edici olmalıdır.
  • gavel Kötü muamele iddialarında ceza soruşturması yolu tüketilmelidir.
  • gavel Esaslı iddialar mahkemelerce mutlaka karşılanmalıdır.

Bu karar, kanun yolu mercilerinin verdikleri kararlardan dönmeleri hâlinde bu durumu makul ve tatmin edici bir gerekçeyle açıklamak zorunda olduklarını hukuken kesin bir biçimde ortaya koymaktadır. Somut olayda Danıştay, idarenin hizmet kusuru bulunduğuna dair daha önce verdiği detaylı bozma kararını, karar düzeltme aşamasında hiçbir yeni veya makul gerekçe sunmadan kaldırmış ve davanın reddine dair ilk derece mahkemesi kararını onamıştır. Anayasa Mahkemesi, bu durumun adil yargılanma hakkının en temel yapı taşlarından olan gerekçeli karar hakkını ciddi şekilde zedelediğini açıkça belirtmiştir. Karar, aynı zamanda kamu görevlilerinden kaynaklanan kötü muamele iddialarında öncelikle ceza soruşturması yolunun mutlaka tüketilmesi gerektiğini, salt tam yargı davası açılmasının yeterli bir hukuki koruma sağlamadığını teyit etmektedir.

Bu emsal içtihat, idari yargılama ve kanun yolu pratiği açısından büyük bir önem taşımaktadır. Zira yüksek mahkemelerin veya istinaf mercilerinin, kendi verdikleri kararlardan veya istikrar kazanmış içtihatlarından dönmeleri durumunda, tarafların hukuki güvenlik ve öngörülebilirlik haklarını korumak adına çok daha detaylı bir gerekçe sunma mecburiyetleri pekiştirilmiştir. Uygulamada, karar düzeltme veya temyiz aşamalarında şablon ve soyut ifadelerle önceki gerekçeli bozma kararlarının ortadan kaldırılması sıklıkla karşılaşılan yapısal bir sorundur. Anayasa Mahkemesinin bu ihlal kararı, yüksek mahkemelerin de kararlarını anayasal standartlarda gerekçelendirmeleri gerektiği kuralını meslektaşlarımıza ve tüm kamuoyuna güçlü bir şekilde hatırlatmakta, hukuki denetimi sağlamlaştırmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Uyuşmazlık, bir haber ajansında muhabir olarak çalışan başvurucunun, Diyarbakır ilinde 2006 yılında meydana gelen ve günlerce süren toplumsal olayları haber yapmak amacıyla takip ettiği sırada polis ekipleri tarafından atılan gaz fişeğinin bacağına isabet etmesi sonucu yaralanmasından kaynaklanmaktadır. Başvurucu, meydana gelen olaylarda genel güvenliğin günlerce sağlanamadığını, yüzlerce sivilin zarar gördüğünü ve idarenin ağır bir hizmet kusuru bulunduğunu iddia ederek maddi ve manevi zararlarının karşılanması talebiyle Emniyet Genel Müdürlüğü aleyhine tam yargı davası açmıştır. İdare Mahkemesi tarafından davanın reddedilmesi üzerine karar Danıştay tarafından önce bozulmuş, ancak idarenin karar düzeltme aşamasındaki itirazı üzerine Danıştay daha önceki detaylı bozma gerekçesinden neden döndüğünü hiçbir şekilde açıklamadan ret kararını onamıştır. Başvurucu, hukuki süreçte hem kötü muameleye maruz kaldığını hem de mahkemenin gerekçesiz karar vermesi ve davanın makul süreyi aşması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, eldeki uyuşmazlığı değerlendirirken öncelikle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 36 kapsamında güvence altına alınan adil yargılanma hakkı ve bu hakkın en önemli unsurlarından biri olan gerekçeli karar hakkına dayanmıştır. Yerleşik içtihat prensipleri gereğince, mahkemelerin kararlarında, davanın temel maddi ve hukuki sorunları ile taraflarca ileri sürülen ve uyuşmazlığın sonucunu doğrudan etkileyecek iddia ve itirazlar hakkında yeterli, tatmin edici ve mantıksal illiyet bağı kurulan bir gerekçe bulunması yasal bir zorunluluktur. Kanun yolu incelemesi yapan mercilerin, ilk derece mahkemesinin kararına katılarak aynı gerekçeyi kullanmaları hukuken yeterli kabul edilebilse de; somut olayda olduğu gibi önceden verilmiş son derece detaylı bir bozma kararından karar düzeltme aşamasında dönülmesi durumunda, bu dönüşün hukuki ve mantıksal temellerinin mutlaka açıklanması gerekmektedir. Aksi bir tutum, bireylerin mahkemelere olan güvenini sarsacaktır.

Ayrıca mahkeme, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 17 kapsamında güvence altına alınan işkence, eziyet ve kötü muamele yasağı iddialarına yönelik temel hukuki kuralları hatırlatmıştır. Kamu görevlilerinin güç kullanımı sonucunda gerçekleştiği ileri sürülen kötü muamele vakalarında devletin, sorumluların tespitini ve cezalandırılmasını sağlayacak etkili bir ceza soruşturması yürütme pozitif yükümlülüğü bulunmaktadır. Sadece idari yargıda tam yargı (tazminat) davası açılması, bu tür ağır ihlal iddialarında mağdur sıfatını ortadan kaldırmak için hiçbir zaman yeterli kabul edilmemekte; öncelikle etkili bir ceza soruşturması yolunun tüketilmesi şart koşulmaktadır. Son olarak, 6384 sayılı Kanun ve ilgili diğer mevzuat uyarınca, makul sürede yargılanma hakkına ilişkin şikâyetlerde Anayasa Mahkemesine başvurmadan önce Tazminat Komisyonuna başvuru yolunun kanuni bir zorunluluk olarak tüketilmesi gerektiği kuralı vurgulanmıştır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi somut olayı incelerken, başvurucunun iddialarını üç ayrı başlık altında hukuki denetime tabi tutmuştur. İlk olarak kötü muamele yasağının ihlal edildiğine yönelik iddia ele alınmış, kamu görevlilerinin orantısız güç kullanımı sonucu meydana gelen yaralanmalara ilişkin şikâyetlerde asıl tüketilmesi gereken hukuki yolun ceza soruşturması olduğu tespit edilmiştir. Başvurucunun olayla ilgili bir ceza soruşturması yürütüldüğüne dair bilgi sunmaması ve başvuruda sadece idari yargıdaki tazminat davasına dayanması nedeniyle, bu iddia yönünden başvuru yollarının tüketilmediği sonucuna varılmıştır. Benzer şekilde, idari yargıdaki tazminat yargılamasının on üç yıl sürmesine dayanan makul sürede yargılanma hakkı şikâyeti de yasal bir zorunluluk olan Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmediği gerekçesiyle kabul edilemez bulunmuştur.

Buna karşın, gerekçeli karar hakkının ihlaline yönelik yapılan esastan incelemede çok önemli hukuki eksiklikler tespit edilmiştir. Başvurucunun idare mahkemesinde açtığı tam yargı davasının reddedilmesinin ardından, Danıştay Onuncu Dairesi idarenin olaylar sırasında genel güvenliği ve asayişi sağlayamayarak ağır bir hizmet kusuru işlediğini detaylı bir şekilde açıklayarak kararı bozmuştur. Ancak davalı idarenin karar düzeltme talebi üzerine, aynı Daire, daha önceki bozma gerekçesinden neden döndüğünü ve davanın reddine dair kararı bu defa neden onadığını açıklayan ilgili ve yeterli hiçbir gerekçe sunmamıştır. Kanun yolu merciinin, kendi verdiği detaylı bozma kararını ortadan kaldırırken hiçbir makul açıklama getirmemesi, yargılamanın hakkaniyetini temelden zedelemiş ve davanın sonucuna doğrudan etki eden esaslı iddiaların bütünüyle cevapsız kalmasına yol açmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, başvurucunun adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Mahkeme kendi verdiği bozma kararından sebepsizce dönebilir mi? expand_more
Hayır, dönemez. Anayasa Mahkemesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, kanun yolu merciinin önceden verdiği detaylı bir bozma kararından karar düzeltme aşamasında dönmesi halinde, bu dönüşün hukuki ve mantıksal temellerini mutlaka açıklaması gerekir. İdare mahkemesi kararlarını denetleyen yüksek mahkemeler, kararlarından dönüyorlarsa tarafların hukuki güvenlik haklarını korumak adına tatmin edici bir gerekçe sunmak zorundadır. Herhangi bir makul açıklama getirilmeden, önceden verilen kararın değiştirilmesi adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkını açıkça ihlal eder.
Polis gaz fişeğiyle beni yaraladı, sadece tazminat davası açsam yeter mi? expand_more
Sadece idari yargıda tam yargı (tazminat) davası açmanız, hukuki olarak yeterli bir koruma sağlamayacaktır. Anayasa Mahkemesi, kamu görevlilerinin orantısız güç kullanımı sonucunda meydana gelen yaralanmalara ilişkin eziyet ve kötü muamele iddialarında, asıl tüketilmesi gereken hukuki yolun ceza soruşturması olduğunu açıkça belirtmektedir. Devletin sorumluları tespit edip cezalandırabilmesi için öncelikle etkili bir ceza soruşturması yolunun mutlaka tüketilmesi şarttır. Aksi takdirde, Anayasa Mahkemesi'ne yapacağınız başvuru doğrudan "başvuru yollarının tüketilmemesi" gerekçesiyle reddedilecektir.
Davam 13 yıl sürdü, doğrudan Anayasa Mahkemesi'ne başvurabilir miyim? expand_more
Hayır, doğrudan Anayasa Mahkemesi'ne başvuramazsınız. Yargılamanın makul süreyi aşmasına ilişkin şikâyetlerde, Anayasa Mahkemesi'ne gitmeden önce 6384 sayılı Kanun uyarınca kurulan Tazminat Komisyonu'na başvuru yolunun tüketilmesi yasal bir zorunluluktur. Hukuki süreçte öncelikle bu komisyona başvurmanız gerekir; aksi halde makul sürede yargılanma hakkınızın ihlali iddianız, kanuni başvuru yolları tüketilmediği için incelenmeksizin reddedilir.
Yüksek mahkemeler itirazımı sadece şablon cümlelerle reddedebilir mi? expand_more
Kanun yolu incelemesi yapan merciler, ilk derece mahkemesinin kararına katılıyorsa aynı gerekçeyi kullanmaları hukuken yeterli kabul edilebilir. Ancak, eğer mahkeme sizin dosyanızda daha önce detaylı bir bozma kararı verdiyse ve sonrasında bu kararından dönüyorsa, şablon ve soyut ifadelerle ret kararı veremez. Mahkemelerin, davanın sonucunu etkileyecek esaslı iddialar hakkında mantıksal illiyet bağı kurulan ve tatmin edici bir gerekçe sunması anayasal bir zorunluluktur.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir