Anasayfa Karar Bülteni AYM | Cemil Karakuş | BN. 2022/101853

Karar Bülteni

AYM Cemil Karakuş BN. 2022/101853

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi 1. Bölüm
Başvuru No 2022/101853
Karar Tarihi 14.10.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Gerekçeli karar hakkı adil yargılanmanın temelidir.
  • Sonuca etkili esaslı iddialar mutlaka karşılanmalıdır.
  • Emsal kararların tartışılmaması gerekçe hakkını ihlal eder.
  • Kanun yolu merciinin suskunluğu ihlal sebebidir.

Bu karar hukuken, mahkemelerin özellikle de istinaf ve temyiz mercilerinin, taraflarca ileri sürülen ve davanın sonucunu doğrudan etkileyebilecek nitelikteki emsal yargı kararlarını ve esaslı iddiaları görmezden gelemeyeceğini açıkça ortaya koymaktadır. Adil yargılanma hakkının temel bir güvencesi olan gerekçeli karar hakkı, mahkemelerin keyfîlikten uzak, şeffaf ve denetlenebilir bir yargılama yürütmesini zorunlu kılar. Bir tarafın kendi davasıyla birebir aynı özellikleri taşıyan ve bizzat aynı daire tarafından verilmiş bir kararı dosyaya sunmasına rağmen, mahkemenin bu hususta hiçbir açıklama yapmadan ve yasal bir tartışma yürütmeden zıt yönde hüküm kurması, hukuki güvenlik ve öngörülebilirlik ilkelerini derinden zedeler.

Benzer davalardaki emsal etkisi ve uygulamadaki önemi bakımından bu karar, idari yargı ile adli yargı fark etmeksizin tüm derece mahkemelerine ve kanun yolu mercilerine ciddi bir uyarı niteliğindedir. Mahkemeler, sunulan emsal kararlardan neden ayrıldıklarını, somut olayın o karardan hangi yönleriyle farklılaştığını makul, objektif ve denetlenebilir bir gerekçeyle açıklamak zorundadır. Aksi takdirde, kararların sadece şeklî bir gerekçe içermesi yeterli kabul edilmeyecektir. Bu içtihat, avukatların ve vatandaşların davalarda sundukları güçlü ve sonuca etkili argümanların mahkemelerce ciddiyetle ele alınmasını sağlayacak, yargıya olan kamu güvenini pekiştirecek ve çelişkili yargı kararlarının önüne geçilmesinde önemli bir rehber olacaktır. Karar, aynı uyuşmazlıklarda farklı kararların çıkmasını engelleyici bir fonksiyona sahiptir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu, 2001 yılında askerlik görevine başlamış ve askere giriş muayenesinde tamamen sağlam bulunmuştur. Askerliği sırasında rahatsızlanan başvurucuya Hepatit B teşhisi konulmuş ve askerliğe elverişli olmadığı gerekçesiyle terhis edilmiştir. Başvurucu, hastalığın askeriyede aynı enjektörle birden fazla kişiye aşı yapılması nedeniyle kendisine bulaştığını iddia ederek Sosyal Güvenlik Kurumundan vazife malullüğü aylığı bağlanmasını talep etmiştir. İdarenin talebi reddetmesi üzerine idare mahkemesinde dava açmıştır. Mahkeme, hastalığın askerlikten önce de var olabileceği gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Başvurucu, istinaf aşamasında, dosyayı inceleyen aynı istinaf dairesinin daha önce benzer bir olayda askere sağlam alınan kişinin toplu yaşam alanında bu hastalığı kapmasının kuvvetle muhtemel olduğuna dair emsal bir kararını dosyaya sunmuştur. Ancak istinaf dairesi, bu emsal kararı hiç tartışmadan başvurucunun talebini reddetmiştir. Uyuşmazlık, bu esaslı iddianın yargı mercii tarafından karşılanmamasından doğmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı temel olarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 36 kapsamında güvence altına alınan adil yargılanma hakkı ve bu hakkın en önemli unsurlarından biri olan gerekçeli karar hakkı çerçevesinde değerlendirmiştir.

Gerekçeli karar hakkı, kişilerin hakkaniyete uygun bir şekilde yargılanmalarını ve mahkeme kararlarının objektif bir denetime tabi tutulabilmesini sağlayan temel bir anayasal güvencedir. Mahkemeler, verdikleri kararlarda davanın temel maddi ve hukuki sorunlarını detaylıca incelemek, taraflarca ileri sürülen ve davanın sonucunu etkileme potansiyeli taşıyan iddia ve itirazları mutlaka delillerle bağ kurarak makul bir gerekçe ile yanıtlamak zorundadır. Sadece şeklî anlamda bir gerekçenin varlığı yeterli olmayıp, gerekçenin somut olayın özelliklerine uygun, tatmin edici ve makul olması aranmaktadır.

Yerleşik içtihat prensiplerine göre, kanun yolu incelemesi yapan istinaf veya temyiz mercilerinin, ilk derece mahkemesi ile aynı sonuca ulaşması durumunda aynı gerekçeyi kullanması kural olarak yeterli görülebilir. Ancak, ilk derece mahkemesinde hiç tartışılmamış veya doğası gereği ancak kanun yolu aşamasında ileri sürülebilen nitelikteki esaslı iddia ve itirazların, kanun yolu merciince hiçbir şekilde değerlendirilmemesi ve kararda tartışılmaması gerekçeli karar hakkının açık bir ihlaline yol açmaktadır.

Bir davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte olan, özellikle de yargılamayı yürüten aynı dairenin daha önce benzer bir konuda verdiği aksi yöndeki emsal mahkeme kararlarının dosyaya sunulmasına rağmen, mahkemenin bu argümanı görmezden gelerek ve neden farklı bir sonuca ulaştığını açıklamadan karar vermesi, hukuki güvenlik, öngörülebilirlik ve adil yargılanma ilkeleriyle bağdaşmaz. Yargı mercileri, uyuşmazlığın esası yönünden önem taşıyan meselelere ilişkin olarak tatmin edici bir gerekçe ortaya koymak zorundadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun iddiaları ve derece mahkemelerinin yargılama süreci üzerinde yaptığı incelemede, gerekçeli karar hakkının temel unsurlarının somut olayda hiçbir şekilde yerine getirilmediğini detaylı bir biçimde tespit etmiştir.

Başvurucu, askerliğe başlarken sağlam olduğuna dair resmi sağlık kurulu raporu bulunduğunu, rahatsızlığının askerlik hizmeti sırasında oluştuğunu ve bu nedenle vazife malullüğü aylığı bağlanması gerektiğini belirterek dava açmıştır. İdare Mahkemesi, başvurucunun haklı iddialarını incelemek üzere hastaneye sevk kararı almış ve alınan raporda, askere girişte rutin Hepatit B testi yapılmadığı için hastalığın önceden var olup olmadığının kesin olarak bilinemeyeceği belirtilmiştir. Mahkeme de bu rapora dayanarak, hastalığın askerliğin sebep ve tesiriyle meydana geldiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davayı reddetme yoluna gitmiştir.

Başvurucu, bu karara karşı istinaf yoluna başvurmuş ve ek bir dilekçeyle, davaya bakan Ankara Bölge İdare Mahkemesi 11. İdari Dava Dairesinin daha önce vermiş olduğu oldukça kritik bir emsal kararı dosyaya sunmuştur. Bu emsal kararda, askere sağlam alınan ve sonrasında Hepatit C teşhisi konulan bir kişi hakkında, enfeksiyonun toplu yaşam alanlarında bulaşma riskinin yüksek olduğu gözetilerek hastalığın askerlik görevinin neden ve etkisiyle meydana geldiği açıkça kabul edilmiştir.

Anayasa Mahkemesinin tespitlerine göre, sunulan bu emsal karar, başvurucunun davasının sonucunu doğrudan etkileyebilecek, benzer mahiyette ve aynı istinaf dairesi tarafından verilmiş son derece önemli bir iddiadır. Ancak Ankara Bölge İdare Mahkemesi 11. İdari Dava Dairesi, kendi verdiği bu emsal kararı ve başvurucunun bu yöndeki esaslı itirazını kararında hiçbir şekilde tartışmamış, bu karardan neden ayrıldığını veya somut olayın hangi açılardan farklılaştığını açıklayan bir gerekçe ortaya koymamıştır. İstinaf merciinin, uyuşmazlığın çözümünde hayati öneme sahip bu iddiayı sessiz kalarak geçiştirmesi ve istinaf başvurusunu kesin olarak reddetmesi, yargılamanın hakkaniyetini temelden zedelemiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiş ve yeniden yargılama yapılması amacıyla başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: